SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist PRATİKLER

Konu: Anarşizm ve Talebe Hareketleri

Sayfa: [ 1 ]

Narcotic 26.08.2004 20:18:10
Anarşist faaliyetlerin çeşitli avrupa ülkelerinde nasıl geliştiğini anlatacak değiliz; aydınlatmak istediğimiz, 1960'larda başlayan öğrenci harketleriyle anarşizm arasındaki münasebetler, başka bir tabirle benzeyiş ve ayrılıklarıdır. Britannica Ansiklopedisi şöyle diyor : Anarşist davranışın ( anarşist doktrinin değil ) bazı yankılarını, 1960'ların öğrenci radikal
zmind ve gençlik direnişlerinde, mesala 1964-65 America'nın California Ünüversitesi'nde, 1968'de Kolombiya Ünüversitesi'nde ve daha birçok American ünüversitesinde görülen hareketlerle,ünüversite dışı gençlerin bazı direnişlerinde bulmak kabildir. Benzer hareketler başka ülkelerde de görülmüştür: Paris, Madrid Ünüversitesi'nde, Roma Ünüverstesi'nde, Prag öğrenci mitinglerinde... Bunların hepsi de 1968'de olmuştur ve dev şirketlere, orduya, bürokrasiye karşı besledikleri güvensizlik ve kin yönünden anarşizme benzer. Hepsi de ferdin kendi kendini serbestçe ifade etmesinden yanadırlar ( tam bir hürriyet; uyuşturucu maddeler kullanmak hürriyeti de dahil ); iradi olarak kurulacak örgütlere inanırlar; ferdi eylemi ve kişi müdahelesini tercih ederler. Benzerlikler bu kadar, öğrenci hareketleriyle anarşizmin ayrıldıkları taraflara gelince... Öğrenci hareketleri kanunlar, siyasi, hükümeti, içtimai refah, medeni hürriyetler gibi amaçlarına varmak için vasıta olark kabul ederler. Demek ki, bu yeni haretler hürriyetçidir, anarşist değil. Anarşistin ayırıcı vasfı devleti reddetmek; öğrenciler ise devlete güvenmez ve şüpheli bulurlarsa da siyasi sistem içinde çalışmaktan çekinmezler. Kısaca, bu öğrencilere karşı yöneltilen anarşizm ithamı yersizdir. 1965'te, California'da sorguya çekilen altıyüzden fazla nümayişçiden hiçbiri anarşist olduğunu kabul etmemiştir''.
   Tarafsuz müşahitlerin kanaatı bu. Çağdaş Marksistlere gelince... Sosyalizmle anarşizmin iki düşman kardeş olduğunu arzetmiştik. 1872'lerden sonra bu iki düşman kardeş arasındaki uçurum genişler; giderek kardeşlik yerini, çetin bu amansız bir kavgaya bırakır. Zaman zaman elele veren bu iki meshep, İspanya İç Savaşı'ndan sonra büsbütün uzaklaşır birbirinden. Asrımızda, ''İlim sosyalizm''in Yeni Sol ismi altında gayrimeşru çocukları belirir. Fakat bu itizaller Markisistler tarafından -bazan açık, bazan kapalı fakat hemen daima-sert bir tepkiyle karşılanır. Kilise hiçbir ''sapıtış''ı affetmez. Hele 60'dan sonraki talebe hareketlerine karşı son derece hırçın ve insafsızdır. Onları toptan mahkum eder. Anarşizmin her kıpırdanışı -sırf enteklektuel planda da olsa - Marksistleri telaşa düşürür. Onlara göre gençlik hareketleri, sosyalizmin zaferini baltalayan birer küçük burjuva direnişidir.; başka bir deyişle, düpdüz anarşizmdir. Jacques Duclos, hortlamak istidadı gösteren bu eski düşmanı tepelemek için kaleme sarılır: Dünün ve Bugünün Anarşistleri (1968), anarşiyi yerden yere vuran bir kitapçık. Yzara göre anarşistler her çağda ve her ülkede ''gerici kampta, karşı devrimciler safında'' yer almışlardır. Sahneye çıkışları, işçi sınıfının büyük başarılar kazandığı dönemlere rastlar. Nitekim 60'ların Almanya'sında da öyle olmuştur. ''Tantanalı bir üln kazanmış olan Baeder,Mainhorff çetesi de maceracı eylemlerine, tam işçi hareketlerindeki bu şahlanış döneminde ''başlar. Biraz farklı biçimleriyle de olsa aybı şeyler, Japonya, Fransa, A.B.D. gibi sanayileşmiş ülkelerde de'' tekrarlanır. Bunların işçi hareketleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Anarşizm, her zaman işçi hareketine asalak olmuştur'. Anarşizmi besleyen sosyal taban: Küçük burjuvalı tabanı. İntelijiansiya insafsızca sömürüldüğü için aşırı uçlara kaymaktadır. ''İntelijansiya içinde en açık isyanın temsilcisi: Talebeler''. Bu şaşkın delikanlılar ''silahlı savaş kavramına, Marksizm,Leninizm'le hiç ilgisi olmayan bir öz koymaktadırlar''. Hepsi de şuursuzluklarının cezasını çekmiş; birçoğu ''demir parmaklıkların ardına tıkılmıştır''. Bütün bu faaliyetler, sonunda, ''gerici güçler''in işine yaramıştır. Hülasa ''anarşizmin rüzgarları-gerek dün, gerekse bugün-gericiliğin yelkenini şişirmektedir.''

deniz 26.08.2004 20:31:32
anarşizmin en büyük talihsizliği, kabul edilen (tanınan) teorisyenlerinin marksistlerin çıkış yaptığı, kapitalizmin en zalim dönemlerinin yaşandığı dönemde; dolayısıyla da teorilerinde bu dönem ve yakın siyasi etkilerin etkilerinin altında oluşmasıdır.

ayrıca bizler bu dönemi, dönemin konjonktüründen bağımsız düşünememe yetersiziliğine de sahibiz.

anarşizm tarihini 1800 lerden değil insanlığın iktardarlar üretmeye başladıkları ilk zamanlardaki anaşist fikirlerin sisteme karşı gelişirtiği eylemlere kadar götürebilirsek ve 1800-1920 lerdeki pratikleri yalnızca vahşi kapitalizme karşı mücadele ekseninde değerlendirirsek anarşizme daha gerçekçi ve doğru yaklaşmış oluruz.

bu vatandaşın da anarşistleri işçi hareketleri ve marksizme muhalif değerlendirmesi de oldukça doğrudur.

çünkü anarşistlerin tek düşmanı kapitalizmin iktidarı değil, onu yıkıp yerine marksist sosyalizmi getirecek olan marksist dogmacılardır.

buna tarih rus devriminden sonra şahit oldu. her zaman da şahit olacak.


Sayfa: [ 1 ]