SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sosyoloji

Konu: Medyanın Üzerimizdeki Etkisi

Sayfa: [ 1 ]

denge 21.03.2006 10:17:11
Bilginin bizim algısal çerçevemizi değiştirir muhakkak. Bu sebeple bilgi kaynağımızı tercih etmek zorundayız. Bugün güncelin paylaşılması ve yorumlanması ile ilgili yazılı/görsel basın biz farketmesek de bizi şekillendiriyor. "Tarafsızlık"  diye bir ilkenin olması zaten mümkün değil, safsatadan ibaret. Bugün "güç" ve "iktidar" tarafından kameralar adeta üzerimize silahlar gibi geliyorlar. Politika ve siyaset dolu maalesef. Şu bilgi çağında söz söyleme hakkı "bilenin"dir artık, bilgiden mahrum kalayamalıyız tabi, ama birazda uyanık olmak lazım diye düşünüyorum.

Bunları bana düşündüren şey dün bir tv kanalında izlediğim Guantanomo'da ki meşhur Delta Kampı görüntüleri idi. Şu ana kadar bu kampda sadece yedi tane basın mensubu içeri girebilmiş, bunlardan üçü Türk, biri Amerikalı, iki kişi İsviçre'den  radyocu, diğeri de Koreli. Çok ilginç bu radyo ve tv kanalları aslında tanınmayan ve takip edilmeyen yayın organları. Bir çeşit aba altından sopa gösterme meselesi yani. Zaten hapishanenin imajını düzeltmeye yönelik değildi görüntüler. Mesaj çok farklıydı, kampta üç bölüm var idi. Birincisi Amerika ile işbirliği yapan mahkumların yattığı bölümdü. Bunlar beyaz kıyafetler giyiyorlar, her türlü konfora sahipler aslında. Birlikte yatıyorlar, birlikte yemek yiyorlar, spor yapabiliyorlar, mektup yazabiliyorlar, avukatları ile görüşebiliyorlar falan filan. Ayrıca bu kişilerin kendilerine özel kitapları, kokuları, seccadeleri,... de var, hatta bu bölümde her yerde sık sık (açık alanlar dahil) kıble yönü gösterilmekte ve yer yer dışarda da Kuranlar asılmakta.

Ve ikinci bölüm, Amerika ile kısmi işbirliği yapanlar, bunlar ten rengi üniformalar giyiyorlar. Tabi ki şartlar daha farklı, tek tek hücrelerde kalıyorlar.

En kötüsü tabi ki, işbirlikçi olmayanların durumu. Turuncu kıyafetliler onlar ve tabi ki tek tek kalıyorlar. Kendilerine özel hiçbirşeyleri yok. Kapılar merkezi sistemle açılıyor ve iç içe geçmiş yedi ayrı kapı var. Bu bölümleri çekerken mahkumun biri ufacık camının arkasından "söylediklerine inanmayın, bize işkence yapıyorlar" diye belki de son haykırışını yapıyor idi. 

İlginç olan şu ki, zaten bunların yayınlanmasında bir mahsur görmüyor yetkililer, mesajlar çok açık zaten.

 Ve Delta Kampının şu anda sadece 1/5'i kullanılmakta iken yapım çalışmaları hala hızla devam etmekte.


Hepsi politika bunların. Bunları yazarken şimdi şu da aklıma geldi; Yaser Arafat'ı ve Şeyh Yasin'in hastane görüntülerini izledik değil mi televizyon da, peki aranızda Şaron'un hastane görüntülerini gören var mı?


21.03.2006 11:39:58
Çok çok önemli bir konu bu denge, iyiki açtın..

Medya düşünceleri belli yönlere sevk etmek te kullanılıyor ne yazıkki.
Mesela seçim zamanını düşünelim, akp 3 aylık bir parti olmasına ragmen hiç beklenilmeyecek bir popülaritesi oluştu aniden, diger küçük ama geçmişi olan partilere ise, tüzükleri nekadar doyurucu olsada, çok az zaman ayrıldı.
Sonra afrikadaki kabile savaşlarında ölen milyonlarca kişiden okadar az bahsedildiki, zaten bütün dünya seyirci kaldı,
Medya ajansların öngörüsüne göre hareket ediyor, bu ajanslar da yerli olsada genellikle yabancı kaynaklı ajansların haberlerine göre hareket ediyor, yani bilinçli yada bilinçsiz bir yönlendirme var.

İnsanlar tembelliklerinden midir nedir, alıştıkları şeyleri normal olarak görüyorlar yada uyuşturulan beyinleri istedikleri yada istenilen yöne veriyor ilgisini, hergün haberlerde "kavunun yüzde 90 içeriginin su olması nedeniyle çok yararlı oldugunu" , "kurban bayramında kaçan boganın saçtıgı dehşeti", "dama çıkıp çocugumu keserim diyen adamın cinnet görüntülerini", "... isimli mankenin aşk skandalının perde arkalarını" izliyorlar ve yaratılan tembellikle kanal bile değiştiremiyecek, banane bundan diyemiyecek hale getiriliyorlar.
Medya haberleri sıralarken bir bilinç oluşturmayı esas almalı oysa, mesela küba televizyonunda reklam diye birşey yok, bunun yerine bilgilendirici programlar ve belgeseller var. Kübanın sosyalist sayılabilecek yönetim şekli hoşunuza gitmeyebilir ama iyi niyetleri ve felsefeleri her alanda kendini gösteriyor. Konuyla alakasız mesela ama saglık konusunda ve tıp alanında çok gelişmişler ama ilaç pazarlama konusuna bütçe ayırmıyorlar bunun yerine yeni teknolojiler ve ilaçlar geliştirmeye çalışıyorlar.
Aslında medyadaki olay liberal bir sistemle yönetilen ülkelerde her alanda var, çünkü rekabet ve menfaatlar çok önde. Pazarlama stratejilerinde oldugu gibi medyada talep yaratmak için kullanılıyor, Talebin " mankenlerin hayatları" olması saglandımı arz da bu yönde gelişiyor. Yada reklamlarda cinsellik öne çıkartılarak ve insanların bastırılmış istekleri istismar edilerek talep yaratılıyor.
Düşünceler ve istekler sisteme ve geçerli olan kurallara göre evriliyor normal olarak, medyanın yönelimleride bu yönde ister istemez.

Bunun çözümü ise bana kalırsa iyi bir egitim sisteminin kurulmasından sonra devletin bazı işlere el atması yada yönlendirmesi ve liberal ekonominin başka bir alternatifle degiştirilmesi yada modifiye edilmesi..

görüşlerinizi bekliyorum önemli bir konu çünkü..

deniz 21.03.2006 11:47:42
halkın medya eliyle yönlendirilmesi modern dünyanın en büyük silahı.

sistemin iktidaları niyetlerini halk adına bu yolla istedikleri gibi yapıyorlar.

iki ara gazı ile seçimleri istdikleri gibi sonuçlandırıp sözde halkın iradesini yaratıyorlar.

bunun gibi güncel gelişmelerde istedikleri kesimlere taraftar yaratıp yine parsayı onlarla brlikte topluyorlar.

ayrıca iyi-kötü gibi felsefi derinliği olan konular medya ile ayaküstü iki dakkada halledilip bilnçlerimize sunuluyor.

..

şaronun hastane görüntüsünün olmaması hakkaten ilginç br konu. hadi diyelim israilliler yapmadı, tüm dünya medyasıda mı atlar böle bir haberi.

anlaşılan medya tamamen global emeller için global bir kartel yaratmış..


Sayfa: [ 1 ]