|
||
| "the end is near" olayı değil bu dediğim. Ben geçen akşam dönen dervişleri izlemiştim. yüzlerinde ve vücut dilerinde çağrışım yaratan bişey vardı. bir kebapçıda tanıdığım bir garson aklıma geldi. sanki 1930ların Hatay bölgesinden, böyle arap insana canla başla hizmet eden, yaptığı işi kutsal sayan bir garson vardı. bana hizmet etmesinden gurur duymuştum. gittiğim lokanta da kaliteli bir yerdi ama çok pahallı da değildi. öyle iskender, normal iskender odur, yapan ne kadar az yer kaldı. bi dünya para ödeyip çok daha berbat ve vasat lambur lambur yapıldığı, en ufak özen gösterilmeden yapılmış dünya kadar iskender yedim. geçmişte olağan olan ve artık yitirilen bazı temel insani vasıflar var. bizi biz yapan şeyler. ananemin anlatığı kadar var yani. bu erbakanlar falan hepsi kıyamet alameti derdi. köklerimizle ilgili bişeyler var. eskilerin bilip de bizim unutmaya başladığımız. eğer gerçekten unutursak iyi olmayacak şeyler. gerçek şudur: Osmanlı TCden geriydi. pek çok yönden kabul edilmeyecek şeyler vardı. kephazelik diz boyuydu. ama o döneme ait bazı önemli şeyler de vardı. avcı toplayıcılara kadar geri giden, çok temel bazı şeylerimiz var. yaşlılar bu yüzden kütüphanedir. biz bilginin her türlüsünü internetten hızla bulabiliriz. yaşlılar internetten bulamayacaklarımızı bilirler. en bilge olanlar da hava, toprak, bitkiler, ağaçlar ve hayvanlardır. bizler de ağaç gibiyiz. köklerimizden suyu ve besinleri çekemezssek ölürüz. |
||