SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Tuzlu Kahve (İnsan Piskolojisi)

Sayfa: [ 1 ]

14.03.2006 14:23:02
TUZLU KAHVE

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...

“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken
deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak.
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

Gözleri nemlendi kadının...
Çok tatlı!.. dedi...

son tango 14.03.2006 20:44:13
kıssadan hisse; akıllı yalanlar güzeldir Smiley

RenaultFerrari 15.03.2006 09:21:45
bu hikayade akıllı bir yalansa

yalan ne şekilde olursa olsun iyi bir şey olmaz
işte iyi bir şey için söylenebilir
hayır demagoji yapmayalım
yukarıdaki bir ömür hayat zihinde bile yer tutmaz kendimizi kandırmayalım
yani yalan söylemek için bahenemiz olmasın

insan istikbalde neyin iyi neyin kötü olacağını bilemez
belki o yalanı söylemeseydi çok daha farklı bir hayatı olacak o hayatın zevkini tadacaktı
o zevki tattığı zamanda bu yaşadığı zevk azab gibi gelecekti
nerden biliyoruz
hadi be hiç öyle olmaz
ee tabi olmayacak
Allah senin her yaptığın şeye göre nefsine helva çıkarsaydı babamda yapardı

yalanı savunmayalım

15.03.2006 11:10:26
hikayede,
insanların elemana bakış tarzı,
elemanın üstünde piskolojik bir baskı yaratıyor,
ve ister istemez, ağzından çıkan bir lafa arka çıkmak gereği duyuyor,
bu tamamen piskolojik - ve sosyal bir baskı durumu...
şahsen böylesi bir durumda, yalan söylenebilir...
ölmek üzere olan bir hastaya yalan söylemek gibi...

RenaultFerrari 15.03.2006 11:59:16
ölmek üzere olan bir hastaya yalan söylemek gibi...

zerdüşt bu cümlenin üzerine bildiklerimi seninle paylaşayım
telkinle hastalar tedavi ediliyor değil mi
telkinde birinci şart doktorun bile verdiği ilaçın içinde ekmek değil
hastalığa kendi zannınca etken madde olarak bilmesi gerekir
inanmış olamsaı geekir
ve hastasına verirken
bu ilaç sizi tedavi eder diye inanmış olark bilmesi gerekir

discovery kanalında
bir doktor kendisinden daha tecrübeli ve bilgili doktordan
cild hastalığı olan bir hastasını hipnoz alıp telkiniyle onu tedavi etmek için
izin istiyor
tecrübeli doktor  hastalığın  tedavisi olmadığını bildiği halde
bilmeyen benzer bir hastalık zanneden doktora izin veriyor

doktor onu hipnoza alıp telkinle
işte şimdi elindeki izler kalkacak bembeyaz olacak gibi kelimeler ile telkinini yapıyor
ve gün geçtikce hasta iyleşmeye başlıyor ve tedavi oluyor

bizim tecrubeli doktor bu vaziyeti tesadüfen görünce
hemen doktaruna gidiyor sen bunu nasıl tedavi ettin diyor
doktor hipnoza alıp telkinle yaptım diyor
tecrübeli doktor bu hastalağın tedavisi yoktur
hipnozda içe yararmamışt
hastalığı tedavi eden doktor
hasta tedavi olmuştur diğer böyle cild hastası olan hastalarıda hipnoza alıp aynı yöntemi kullanıyor
ve hiç birinde başarılı olamıyor
kendisi bu durumu şöyle açıklıyor

ben ilk hastama bu yöntemi yaparken bu cilt hastalığı hipnozla tedavi ediliyor zannımla inanmışlığımla ona konuştum telkin yaptım
bundn dolayı başarılı oldum diyor

işte yalanla değil
inanmış bir şekilde doğru samimi bir şekilde yapılan telkinde sonuc bu
dedemiz buna söz tohumdur vücut bulur dikkat et diyor

o yüzden ölmak üzere olan hastaya inanarak söylersen içinden gelerek söylersen iyleşiçeksin diye o vakit netice alınır
yoksa alınmaz boşuna yalan söyleme yalancı duruma düşme
ya sus yada doğru inandığın bir şeyi söyle
ben çıkıyorum bir yere gideceğim cabuk yazdım klavyede harf ıskalamış olabilirim






   

15.03.2006 12:40:03
hey adamım yine ben geldim...beni sana tanrı gönderdi...bir sınavdan geçiyorsun... Wink

Alıntı
zerdüşt bu cümlenin üzerine bildiklerimi seninle paylaşayım

bilgilerin paylaşılamayacak derecede bir hiç!
hiçlik paylaşılabilir mi hiç!


15.03.2006 13:39:09
discovery deydi dimi o belgesel bende izledim
tecrübeli doktor diger doktora gerçegi sölemiyordu tedavi etmeye çalışsın diye
2. doktorun inanmasıda bir yalan üzerine sayılabilir yani
inandırmak için yalana ihtiyaç duyulabilinir ki gerçegi saklamakta yalandan ne kadar farklı bu durumda..

hem mutlak iyi mutlak kötü yoktur ki
sen ömründe hiç yalan söylemedinmi sanki
yalanın kötülügüne bu kadar içten inanıyorsan
hiç söylememiş olman lazımdı..
yalan hep kötüdür diyemeyiz
özellikle ve istenilerek yalan söylenmiyorsa yani durum icabıysa..

RenaultFerrari 15.03.2006 16:54:13
daha yeni geldim şöyle bir cevaplara baktım

discovery deydi dimi o belgesel bende izledim
tecrübeli doktor diger doktora gerçegi sölemiyordu tedavi etmeye çalışsın diye

hayır öyle değildi ben size anlatırken öyle bir izlenim verdim zannederim  tecrübeli doktor diğer doktorla pek ilgilenmiyordu
hatta hastanın iyleştiğini görünce duruma şaşırıyordu
eğer planlanmış bir şey olsaydı durum takip altına alınırdı
ve bu hadise yanılmıyorsam 1950 yıllarında olmuştu galiba

yani demek istediğim
ölüm hastalığında olan bir kişi Allaha havale edilmiştir
ne olacağını kimse bilemez
hasta iyleşir veya ölür bunu kimse bilmediği için temennide bulunabilirsin yahut merak etmeyin iyleşiceksiniz hiç bir şeyiniz yok diyebilirsiniz
yalan olmaz çünkü ne olacağını kimse bilmiyor
nerden bilecen insanlar telkinle tedavi edilebiliyor

yani şu demek
Allah bir ilaçın etken maddelerine tesir etme hakkı vermiştir
onlar tesir et emrini alır öyle tesir eder

işte görüyorsunuz İnsan bedia-i hilkat mazhar-ı evsaf-ı efali meclay-ı zat
olduğundan telkinle tedavi olabiliyor veya tam tersi  hasta olabiliyor
önemli olan bedia-i hilkat mazhar-ı evsaf-ı efali meclay-ı zat
olduğunu tatmak
İnan !
İman et inandın mı herşyin üstesinden gelirsin
İnan!


arakadaşlar ben yine çıkacağım daha yemek bile yemedim
yemek bitene kadar pcnin başındayım


 

 









15.03.2006 17:05:05
vicdan bu ne yav "İnsan bedia-i hilkat mazhar-ı evsaf-ı efali meclay-ı zat"

son tango 15.03.2006 18:30:10
her ortalama insanın günde kaç yalan söylediği tespit edilmiş zaten...neyi tartışıyoruz? Smiley tartışılması gereken  faydalı yalan mı faydasız yalan mı? olmalı

RenaultFerrari 16.03.2006 12:00:57
vicdan bu ne yav "İnsan bedia-i hilkat mazhar-ı evsaf-ı efali meclay-ı zat"

gayet güzel bir elmas mücevher
teneke bir kutuda durmaz kuyumcu dikkanında
gayet hasna müstesna bir mahfazanın içersinde durur

kudret seni sana tarif ederken cok tatlı kelimelerin içine koymuştur (mahfaza içinde)
bende sana kaba kelimelerle söyleyemedin bunu derler

deden kelimler üzerinde çok dururdu

baksana hiç bir millete kavma nasip olamayacak nazaketli konuşmaları vardır
lambayı yak dememiş lambayı uyandır demiş yakmak kelimesi meşmum bir kelime
lambayı söndür dememiş söndür yok olmak bitmek manasına geldiğinden meşmum görüyor
lambayı dinlendir demiş
koşma düşeceksiz dememiş
koşma düşmeyesin demiş
(arada çok fark var telkinin gücünü biliyorsnuz ( söz tohumdur vücud bulur diyor olur k düşery ahut çirkin cümle fezada yer tutmasın diyor)
veli efendi öldü filan yere gömüldü dememiş kedi mi bu
veli efendi hak geçti filan yere gizledik

taklidi konuşmazdı kelimelerin üzerinde çok dururdu


Leonardo 24.03.2006 20:59:17
adam abaza işte. kız arkadaş istiyo.


Sayfa: [ 1 ]