SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: Ateş Ve Su

Sayfa: [ 1 ]

13.03.2006 18:58:20
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.

Ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan,
su ateşden kaçar olmuş..

Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini
Sadece ateş alır olmuş...

14.03.2006 21:44:27
Toprak Ve Hava

yaratılışın başında
yazılırken yazgılar birer birer
sıra gelmiş bu iki kadim elemente

onu onsuz düşünme
onsuz yaşama
ve onunla türet

canlıyı topraksız düşünme
topraksız yaşama
ve topraktan canlı türet

ardından hava nın kaderi ve döngüsü belirlenmiş
onunla ve onunla daima
onsuz yaşayamazsın asla

canlı olan onunla yaşar
onsuz ölür

hemen toprak farketmiş yazgıdaki eksikliği
ve hararetiyle dile getirmiş;
bende olupta onda olmayan
ama olması gereken bir kader halkası eksik
tamamlanmadan yaşayış olmaz

tüm sukuneti bozan latif bir ses duyulmuş zamanda
sana sonundan habersizliği bahşedip mutlu kılıyorum, umudu yükleyerek.

toprak yoku yok eden yücelik!
nerde kaldı senin erdemliğin!
der,
ve lanetler onun kaderini...


Sayfa: [ 1 ]