|
||
| Yaşadığımız dönemde insanlar gerçeğin ve ilüzyonun ortak bir karışımında birleşmişlerdir.Buradaki gerçek her insanın hem şeytani bir tarafı olduğu hem de Tanrısal bir yüzü olduğuyla ilgilidir.Yani hem bağışlamaz,kıskanç,küçük,öfke dolu,hem de yüce,sevgi dolu ve şefkatli yanlara sahibiz.Bunların her ikisi de bizdedir ve her an hazırdır.Hangi yönümüzü açığa çıkaracağız?Bu tamamen bizim özgür irademize kalmıştır. Dünya artık yüksek bir titreşim alanına geçmekte ve boyut değiştirmektedir.Dolayısıyla kaos ortamı çok şiddetli bir biçimde kendini göstermektedir.Bu da bizdeki şeytanlık ve Tanrısallık dahil olmak üzere herşeyi uyarmakta ve harekete geçirmektedir.Dünyanın bu yükselişine karşılık olarak birçok insanın en kötü ve en iyi yanları ortaya çıkmaktadır.Ve farkında olsak da olmasak da bu durum bize bir seçim yapma fırsatı sağlamaktadır.Karşımıza çıkan durumlara öfke,kıskançlık,bağışlamazlıkla mı karşılık vereceğiz?Yoksa o durumda sevgi,şefkat,anlayış ve doğrulukla mı karşılık vereceğiz?Duygusal tepkilerimiz kaderimizi vehayatımızda gelişecek kalıpları yaratmaktadır. |
||
|
||
| nargile demiş ki: dünya her nereye giderse gitsin bizde varolan güzellikler yok olmaz biz onları koruyup beslediğimiz müddettçe Mrs Brown demiş ki: Alıntı sahibi: ZeRDuShT üzerinde 13.03.06/17:33 "Karşımıza çıkan durumlara öfke,kıskançlık,bağışlamazlıkla mı karşılık vereceğiz?Yoksa o durumda sevgi,şefkat,anlayış ve doğrulukla mı karşılık vereceğiz?" Korku en has duygudur ama ben öfkeyi severim. |
||
|
||
| aurora demiş ki: Görünen o ki sadece insan değil tümüyle evren zıtlıklar zinciri üzerine kurulmuş ve bunu kullanarak hala kurallarına uygun bir sistemde varlığını devam ettiriyor.Varlığın prensibi bu.Kötü ve iyi kardeştirler,tıpkı habil ve kabil gibi..İyi bir davranışın altında kötü bir sonuç veya berisinde kötü bir neden yatabilir, ya da tam tersi olabilir..Bunlar birbirlerine zincirlenmiş durumda. Yani bunlardan herhangi birini tercih etmek, çok 'şimdi'lik bir iş olur.Tercihin geçmişi ve geleceği sürekli iyi-kötü olarak biçim değiştirir.Sonra resme uzaktan baktığınızda iyi ve kötüyü beraber görürsünüz, ama oluşturulan kompozisyon bambaşkadır. Ben bunları yazarken ve siz bunları okurken hepimizin aklında konunun bir şekilde ‘iyi’ ye bağlanması yatıyor. Belki de asıl sorun insanın neden ‘iyi’ yi istediğidir. ‘iyi’ ve ‘kötü’ yü seçmek isteyişimiz sonradan ahlaki öğretilerle edindiğimiz bir davranış mı sezgisel mi dürtüsel mi? Bu soruları cevaplayarak tartışmaya bir yön verebiliriz sanırım. Bir de yüksek titreşim alanı mevzuunu bu konu üzerinde açarsan sevinirim.Aslında ben de ucundan kıyısından biliyorum ki kanıtlanabilirlik ihtimali çok düşük olan karmaşık bir konu.Yine de biraz açıklarsan iyi olur. |
||
|
||
| Ruler of the Ruins demiş ki: Belki de asıl sorun iyi ve kötünün oranı değilde, iyi ve kötüyü nasıl ayırt ettiğimiz onları neye göre sınıflandırdığımızdır? Dualite belki de iyi ve kötünün birbirini tamamlamasından çok birbirini tamamlayan iki farklı şeyi iyi veya kötü olarak vs tanımlamamızla alakalıdır. Dualite bana şöyle gelir, kendiyle barışmak için dış dünyayla savaşan adam - savaşı ve barışı birleştirmiştir. Çünkü bu dualitenin belkide en somut halidir, peki ya durumlar değilde, tanımlar? Zıt tanımlar birbirini tamamlamak zorunda mıdır? Neresinden baksak bir anahtar, kilit muhabbeti - tanımlar birbirlerine geçebilmeleri, işlevsel olabilmeleri için tasarlanmışlardır. |
||