|
||
| Aziz Nesin'in 1992 yılında Türk Halkı Aptaldır demiş ve bu söyleşi bayağı yankı bulmuştu. Bu konu üzerine Hürriyet Gazetesinde yaptığı bir söyleşiyi size sunuyorum. Bence bunu yeniden tartışalım. Sizce de Türk halkı aptalmıdır? .... Nuriye Akman: Geçenlerde "enayi" dediğiniz Türk halkına artık güveninizin kalmadığını söylediniz, neden? Aziz Nesin: Zaten yoktuki güvenim. Türk halkı yorumları hep yanlış yapılmıştır. En büyüğünü bilerek Mustafa Kemal yapmış, "Türk halkı zekidir, çalışkandır" demiştir. Çünkü o zaman halkı ezikti, moral vermek istemişti. Yoksa kendiside biliyordutembel oluklarını ve zeki olmadıklarını. Nuriye Akman: Populist bir yazarsınız. Sözleriniz bir bozgun yaşadığınızı düşündürüyor. Aziz Nesin: Bu demek değilki Türk halkını sevmiyorum ve bütün Türkiye aptaldır. Zeki olmanın koşulları vardır. Örneğin bu halk sağlıklı besleniyor mu? Protein alıyor mu? Domuz eti yiyor mu? Nuriye Akman: Zeki olmak için domuz eti yemek şart mı? Aziz Nesin: Et yemek şart. Ama domuz yerse akıllılık eder. Çocukluğumda dinsel şeylerden etkilenmişim, ben de yiyemiyorum. Nuriye Akman: Size "Bu halk enayidir" dedirten gerçek şey ne? Aziz Nesin: Şirketlerde %51 hisseyi elinde tutan egemendir. Bunu kabul eden bir millet %60 ı enayi olan bir millet için aynı kanıyı kabul etmeli. Nuriye Akman: Kendinizi bu halk içinde nasıl bir konumda görüyorsunuz? Aziz Nesin: Şirket örneğini verdim ya, hepsini genellemiyorum. Bu halka karşı görevlerimi yapmak, kendince iyi sandığım nitelikleri paylaşmak istiyorum. Nuriye Akman: 77 yaşındasınız. Bu duyguları taşımanızda nasıl bir mizah unsuru buluyorsunuz? Aziz Nesin: Bir annenin çocuğu gerizekalı olsa ne yapar, hayatını ona adar. Ben de aynısını yapıyorum işte. |
||
|
||
ne demek? bu soruyu sormaya nasıl cesaret ediyosun sen bakayim?. türk milleti genetik olarak zeki, çevik, çalışkan, savaşcı, hızlı koşan, hızlı düşünen, en iyi amuda kalkan ...v.b.gibi butun ozellikleri bir bunyede toplayan bir millettir. ![]() Eskiden bunu demeyi ne kadar isterdim bi bilsen. Ah benim idefikslerim. Onları kaybettikçe delirmeye biraz daha yaklaşıyorum. Ne güzeldi onlarla(sabit fikirler) yaşamak.Müslüman olmayanlara gavur demek. 23 nisanlarda stada gitmek...Ne güzeldi ya, bir takımımız vardı; Türkiyeydi adı. herkes zeki, ahlaklı ve dürüsttü, ve herkes aynı aileden-türk ırkından türemişti. Nasılda sevinmiştim galatasarayın uefa kupasını kaldırışına...Ah benim idefikslerim kim çaldı onları benden. Türk milleti dediğin yalan. Öyle bi şey yokki zekiliğini tartışalım? Ancak Türkiyede yaşayan herkesi türk varsayarsak ki yüce anayasamız öyle buyuruyor! ve bir takım kıstasları ele alarak türk-zekasını değerlendirebiliriz.. Herhangi bir konuyu referans-noktası olarak almazsak; bu kadar aptal, bu kadar zeki demek kıfayetsiz bir genellemeden öteye gitmez.Gerçi konuyu genellemeler haricinde değerlendirmek olanaksız zeka çok boyutlu bir kavram sonuçta.Mesela kim beş yüz bin ister adlı yarışmadaki yarışmacıların başarı ortlamasını filan alsak ne derece doğru olurki? |
||
|
||
| bu sırf türkler için geçerli degilki, insanlıgın çogu zaten akıllı degil ve bu gayet dogal.. | ||
|
||
| Aziz Nesin: Şirketlerde %51 hisseyi elinde tutan egemendir. Bunu kabul eden bir millet %60 ı enayi olan bir millet için aynı kanıyı kabul etmeli. müslümanlığın ne olduğunu bilemeden öbür aleme gitti peygamberimiz Hudeybiye Antlaşmasını çok zor şartlarına karşılık bir maddesi için kabuletmiştir müslümanlar diğer insanlarla serbestçe görüşebilmesi için kabul etmiştir yani aziz amcanın anladığı gibi müslümanlık altına paraya pula sahip olamak için can atmaz İnsana sahip olmak için can atar buna aptallık diyor altına sahip olmaya değil altına sahip olanlara sahip olmayı emreder nesi aptallık şimdi Türk çocuğunun geçmişinden gelen ırsiyatından dolayı şirket meselellerinde parada pulda egemenlik hakkında kayıtsız kalması bu ırsiyatından dolayı olsa gerektir Türk değil meydanı gazada savaşı Ahlaki kalkınma olmadan iktisadi kalkınma bile insanlığı imha etmek olduğunu bildiği için ırsiyatından dolayı çocuğu ahlaki kalkınma olmadan iktisadiyata önem vermiyor. ![]() Türk çocuğuna aptal diye çok aptal kalmıştır |
||
|
||
| türkler aptal mı? belki de öyle... neye göre aptallar_? bence herkes aptal, bende dahil.... insan zekası - ne zaman ki kendini öbür tarafta, zülumdan kurtarır, o zaman olgunluğa ermiş demektir bence... madem o kadar zekisin, neden ölümün önüne geçemiyorsun, madem o kadar zekisin, neden tanrının seni yönetmesine izin veriyorsun_? hani nerde senin zekan kardeşim ya, kendini kurtaramayacak olduktan sonra, zekan ne işe yaradı... |
||
|
||
| Dünyanin en akilli insani benim, cünkü bi bok bilmedigimi biliyorum, siz ise halen birseyleri bildiginizi bilmeye calisiyorsunuz. | ||
|
||
| hep derim; aptallık seçimdir. türklerin aptal olmalarına sebep olacak pek çok yanlış tercihleri olabilir. ama şurası da bir gerçek ki elin gavurlarının sicili de pek temiz sayılmaz
|
||
|
||
| Aptal olmayan aptal kelimesine kizmaz. | ||
|
||
Alıntı önümzüde günlük azığımız varsa şükrederiz yoksa alahü teala'ya el açar ona secde ederiz . doğru olan budur. oda kitaplarında nasıl rızık bulacaımızı yazmıştır. şimdi soruyorum aptallık bunun neresinde.. azığın varsa şükredersin yoksa akıl bulman için çabalamanı söyler. eğer bunun yerine gidip secde edersen buna aptallık denir ![]() |
||
|
||
Alıntı önümzüde günlük azığımız varsa şükrederiz yoksa alahü teala'ya el açar ona secde ederiz . doğru olan budur. oda kitaplarında nasıl rızık bulacaımızı yazmıştır. şimdi soruyorum aptallık bunun neresinde.. azığın varsa şükredersin yoksa akıl bulman için çabalamanı söyler. eğer bunun yerine gidip secde edersen buna aptallık denir ![]() oda kitaplarında nasıl rızık bulacaımızı yazmıştır...... |
||
|
||
| nasıl rızık bulacağımızı onlara bakarak bulmuyoruz farkındaysan. mesela işsizsen gidip bir gazte filan alırsın. herhalde kuranı açıp okumazsın ![]() bu arada hoşgeldin
|
||
|
||
| Türk Dil Kurumu/ aptal-Sıfat Arapça 1 . Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak 2 . Ünlem, Teklifsiz Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü Şimdi bu tanıma göre aptallığın kişinin seçimi olduğunu kabul etme olanağı bulunmuyor. Eğer kişinin kendi seçme hakkı bulunmayan bir konuda suçlanmasını kabul edersek sorumluluğu olmayan kişiye ceza verilmesini onaylamış oluruz. Ancak Aziz Nesin'in aptal olduğunu söylemesini sözcüğün ikinci anlamını kullandığı şeklinde yorumlamak gerektiğini düşünüyorum. İnsanın kendisini daha kötü bir duruma sokmasını istemesi söz konusu olamayacağına göre bilerek ve isteyerek akıl dışı bir eyleme karışmasını normal kabul etmek yanlış olur. Bu durumda aptal olma halini, kişinin toplumsal koşullar nedeniyle eksik kalan bilgisi ve kendisini yetiştirmesindeki sıkıntı olarak algılamak gerekir. Doğal olarak bu sonuç da bizi Aziz Nesin'in gereksiz bir aşağılama ile toplumu küçümsemesine götürüyor. Eğer bu insanlara (örneğin Türklere) daha iyi yaşama koşulları sunulsa, bilglenme hakkı verilse, bireysel gelişimleri için yönlendirilse acaba aptalca davranırlar mıydı ? Bence hayır Öte yandan başka uluslardaki insanların da Türklerden farkı olmadığını biliyoruz, çünkü her toplumda yaşayan insanların büyük bölümü de düşünmekten hoşlanmayan ya da bu eylem için kendisini yormayan büyük bir kitle vardır. Bunlara karşılık küçük bir azınlık sorunları kendisi için bir sıkıntı yapıp üzerinde düşünmek için zaman harcar. Acaba biz de o küçük azınlık içinde miyiz ? |
||
|
||
| türk milleti aptal mı şimde aptallık ne kime göre aptal neye göre aptal önce kendi kendini bilmezlein söylediği aptallığa bakalım bir masadan bardak kendi kalkar mı hayır bunu kesınlıkle herkes kabul edıyor yanı bir güç olmadan hiç bişey olmaz türk milletinin aptalığını domuz eti yememek sayan allahsız o kadar akıllıysa yoktan bişey var etsın yada masadan bardagı ğüç kullanmadan kaldırsın Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir... Dünya yüzünde ondan daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir milletyoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir... 1. Türk Milleti, halk idaresi olan Cumhuriyetle idare edilen bir devlettir. 2. Türk devleti laiktir. Her yetişkin dinini seçmekte serbesttir. ( 1929 ) Ben 1919 senesi Mayıs'ı içinde Samsun'a çıktığım gün elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım. ( 1937 ) Türk'ün saygınlığı, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir milletesir yaşamaktansa mahvolsun daha iyidir. ( 1927 ) Türk milleti, güzel herşeyi, her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, her şeyin üstünde tapındığı bir şey vardır, o da kahramanlıktır. ( 1931 ) Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkı medenidir. Tarihte medenidir, hakikatte medenidir. ( 1925 ) Bizim milletimiz vatanı için, hürriyeti ve egemenliği içinfedakâr bir halktır; bunu ispat etti. Milletimiz yaptığı inkılâpların kıskanç savunucusudur da. Benliğinde bu faziletler yerleşmiş bir milleti yürümekte olduğu doğru yoldan hiçbir kimse, hiçbir kuvvet alıkoyamaz. ( 1924 ) Ölmek isteyen bir milleti hiçbir kuvvet kurtaramaz. Türk milleti ölmek istemez, o daima yaşayacaktır. Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir. Türk milleti esir olmamıştır. ( 1925 ) Türkiye halkı yüzyıllardan beri hür ve bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı, yaşamın bir gereği olarak düşünmüş bir kavmin kahraman evlatlarıdır. Bu millet bağımlı yaşamamıştır. Yaşayamaz ve yaşamayacaktır. ( 1922 ) Türkiye devletinin bağımsızlığı kutsaldır. Osonsuza kadar emniyette olmalı ve korunmalıdır. (<1923 ) Büyük şeyleri yalnız büyük mileltler yapar. ( 1923 ) Hiçbir millet, milletimizden çok yabancı unsurların inanış ve ibadetlerine saygı göstermemeiştir. Hatta denilebilir ki diğer din sahiplerinin dinine ve milletine saygılı olan tek millet bizim milletimizdir. Fatih İstanbul'da bulduğu dini ve milli teşkilatı olduğu gibi bıraktı. Rum Patriki, Bulgar Eksarhı ve Ermeni Kategigosu gibi Hıristiyan din reisleri imtiyaza sahip oldu. Kendilerine her türlü serbestlik verildi. İstanbul'un fethinden beri, Müslüman olmayanların sahip kılındıkları bu geniş imtiyazlar milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en hoşgörülü ve iyiliksever bir milleti olduğunu kanıtlayan en açık delildir. ( 1927 ) Türk Milleti kahramanlıkta olduğu kadar kabiliyet ve hünerde de bütün milletlerden üstündür. Türkiye Cumhuriyeti ve onun bugünkü sahipleri olan Türkler bütün dünya medeniyet ve insanlığı için, benzemeye çalışılacak bir örnektir. Yalnız bu kadar da değil. Türk'ler tarihin çok eski devirlerinde insanlığa karşı yaptıkları kültürel vazifeleri yeniden ve fakat bu sefer daha üstün şekilde yapmaya hazırlanan yüksek bir varlıktır. ( 1937 ) Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların, yaptığı siyasi ve sosyal inkılâpların gerçek sahibi kendisidir... Milletimizde bu kabiliyet ve gelişme var olmasaydı, onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yeterli olamazdı. ( 1925 ) Bizim başka milletlerden hiçbir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz. Bütün medeniyet dünyası bilmelidir ki; Türkiye halkı her medeni ve kabiliyetli millet gibi, kayıtsız şartsız hür ve bağımsız yaşamaya kesin olarak karar vermiştir. Bu tamamen doğru kararı bozmaya yönelik her kuvvet, Türkiye'nin ebedi düşmanı kalır. Bu hususta medeniyet ve insanlık dünyasının saf ve temiz vicdanı muhakkak Türkiye ile beraberdir. ( 1922 ) Milletimiz hiçbir vakitte düşmanlarımızın kabul ettiği gibi hukukuna ve istiklâline yabancı değildir. Aksine milletimiz büyük bir aşk ile ve aşk bağı ile, vicdan bağı ile istiklâl ve haysiyetine bağlıdır ve yine milletimiz içerdeki cahil ve gafillerin ve hainlerin kabul ve ifade etmek istedikleri şekilde değildir. ( 1921 ) Türkiye Devleti ve Türkiye'de yaşayan halk kayıtsız şartsız bağımsızdır ve kayıtsız şartsız bağımsızlığını korumak için mücadele eder. ( 1921 ) Türkiye halkı ırksal veya dinsel ve kültürel yönden birleşmiş, bir diğerine karşı karşılıklı hürmet ve fedakârlık hisleriyle dolu ve kaderi, geleceği ve menfaatları ortak olan bir toplumdur. ( 1922 ) Türk Yurdu Türk milleti Asya'nın batısında ve Avrupa'nın doğusunda olmak üzere kara ve deniz sınırları ile ayırt edilmiş, dünyaca tanınmış büyük bir yurtta yaşar. Onun adına ( Türk Eli ) derler. Türk yurdu daha çok büyüktü, yakın ve uzak zamanlar düşünülürse Türk'e yurtluk etmemiş bir kıta yoktur. Bütün dünyada; Asya, Avrupa, Afrika ve hatta Amerika Türk atalarına yurt olmuştur. Bu gerçekler eski ve özellikle yeni tarih belgelerinde yer almaktadır. Bugünkü Türk milleti, varlığı için bugünkü yurdundan memnundur. Çünkü Türk; derin ve şanlı geçmişin; büyük, kudretli atalarının kutsal miraslarını bu yurtta da muhafaza edebileceğindeno mirasları, şimdiye kadar olduğundan çok fazla zenginleştirebileceğinden emindir. ( 1929 ) Yurt toprağı! Sana herşey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk milletini sonsuza kadar yaşatmak için verimli kalacaksın. Türk toprağı! Sen, seni seven Türk milletinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster. ( 1930 ) Türkiye halkı mütevazi milli sınırları içinde bütün uygar insanlar gibi tam anlam ve kapsamıyla hür ve bağımsız yaşayacaktır. ( 1922 ) Milli Ahlakçılık Bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir sosyal toplum halinde yaşatan veya bir milleti esaret ve sefalete terkeden şey terbiyedir. Terbiye kelimesi yalnız olarak kullanıldığı zaman herkes kendine göre bir anlam çıkarır. Ayrıntıya girişilirse terbiyenin hedefleri, amaçları çeşitlenir. Meselâ dini terbiye, milli terbiye, milletlerarası terbiye... Bütün bu terbiyelerin hedef ve gayeleri başka başkadır... Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni nesle vereceği terbiye milli terbiyedir... ( 1924 ) Not: Bazı kaynaklarda Eğitim alnında kullanıldığı için; eğitim bahsine de konulmuştur. Milli ahlakımız, medeni esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve kuvvetlendirilmelidir... Tehdit esasına dayalı ahlak, bir fazilet olmaktan başka itimada da layık değildir. Türk Milletinin Milli Hissi Türk milleti, milli hissi, dini hisle değil, fakat insani hisle yan yana düşünmekten zevk alır. Vicdanında, milli hissin yanında insani hissin şerefl yerini daima muhafaza etmekle iftihar eder. Çünkü, Türk milleti bilir ki, bugün medeniyet tolunda bağımsız ve fakat, kendilerine paralel yürüdüğü tüm medeni milletlerle, karşılıklı olarak insani ve medeni ilişki, elbette gelişmemizin devamı için de lazımdır. Ve yine bilinmektedir ki, Türk milleti, her medeni millet gibi, geçmişin bütün devirlerinde keşifleriyle, icatlarıyla, medeniyet dünyasına hizmet etmiş insanların, milletlerin kıymetini takdir ve hatıralarını saygı ile korur. Türk milleti, insanlık dünyasının samimi bir ailesidir. ( 1929 ) Türk Milletinin Oluşmasında Etken Olan Unsurlar Türk milletinin oluşmasında etkili olduğu görülen doğal ve tarihi olaylar şunlardır: 1. Siyasi varlıkta birlik 2. Dil birliği 3. Yurt birliği 4. Irk ve kök birliği 5. Tarihi yakınlık 6. Ahlakî yakınlık Türk milletinin oluşmasında var olan bu şartlar diğer milletlerde tam olarak yok gibidir. Daha genel bir tanım yapabilmek için, diyelim ki, bir topluma millet diyebilmek için bu şartlar aynı zamanda tamamen veya kısmen bir arada bulunması lazımdır. Bütün milletler tamamen aynı şartlar altında oluşmadıklarına göre, Türk milletinde yaptığımız gibi, diğer her millet ayrı olarak incelenmedikçe milliyet fikrini genel ve bilimsel olarak tanımlamak güçtür. Çünkü, tespit ettiğimiz şartlar insanların millet haline gelmesine genellikle yardım etmişlerdir. Fakat, bu meydana geliiş şeklinden başka, adeta bu şartların etkisini dikkate almadan meydana gelen milletler de vardır... Türklerin, her şeye rağmen, bütün devirlerde milli dayanışmayı ve bağlılığını korumuş olması hemen hemen devamlı savaş halinde bulunmasındandır. Son inkılap senelerindeki birlik kuvvetinde, savaş halinde bulunmanın etkisi önemlidir. Bu bilgilere göre savaş, kavimlerin birleşmesinde en kuvvetli bir etkendir... Siyasi varlığımız dışında, başka ülkelerde, başka siyasi gruplarla isteyrek veya istemeyerek kader birliği etmiş, bizimle dil, ırk, kök birliğine sahip ve hatta yakın, uzak tarih ve ahlak yakınlığı görülen Türk toplumları vardır. Tarihin bin bir olayının sonucu olan bu durum, Türk milleti için üzücü bir hatıradır. Fakat Türk milletinin tarihen ve ilmen oluşmasındaki asaleti, dayanışmayı asla bozamaz. ( 1929 ) Milli Birlik ve Beraberlik Düşman süngüsü altında milli birlik olmazç ( 1919 ) Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kesin olarak söyleyeyim ki, bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için herşeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, başarılı olmaması mümkün değildir. Elbette başarılı olur. Başarılı olmaz ise o millet ölmüş demektir. Şu halde millet yaşadıkça ve her türlü fedakârlıkta bulundukça başarılı hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz. ( 1919 ) Toplu bir milleti istila etmek darmadağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. ( 1919 ) Birlik ve emelde kararlı olan ve ısrar eden millet, kendini beğenmiş ve saldırgan her düşmanı, eninde sonunda gurur ve saldırganlığına pişman edebilir. ( 1927 ) Milli mücadeleyi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlatlarıdır. Millet analarıyla, babalarıyla, hemşerileriyle mücadeleyi kendisine ideal kabul etti. Biliyorsunuz ki, asırlarca meydana gelen mücadeleler ve bunların neticeleri olarak da büyük tarihi zaferler vardır. Fakat o zaferleri kazananlar kendi ideallerinin değil, şunun bunun hırsı peşinde kul köle olarak bulunmuşlardır. Halbuki milli mücadelede kişisel hırsla değil, milli ideal, milli onur, gerçek etken olmuştur. ( 1925 ) Milli hedefler, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, bütün milletin arzularının, emellerinin birleşmesinden ibarettir. ( 1923 ) Diyarbakır'lı, Van'lı, Erzurum'lu, Trabzon'lu, İstanbul'lu, Trakya'lı ve Makedonya'lı, hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. ( 1932 ) Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, saygınlığını, şerefini, tanıtmaya kudreti vardır. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. Saygınlığının bir zerresine, vatanın bir avuç toprağına yapılacak saldırının bütün varlığına vurulmuş darbe olacağını... Türk milletinin farketmediğini sanmak hatadır. Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi tek vücut olmuş azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbette büyük geleceğe layık ve aday olan millettir. ( 1927 ) Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelen didinmeler boğulmaya mahkumdur. Türk milleti kendini ve memleketin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir topluluk değildir. O şimdiye kadar olduğu gibi doğru yolu görür. Onu yolundan saptırmak isteyenler, ezilmeye, kahredilmeye mahkûmdur. Bu hususta, köylü, işçi ve özellikle kahraman ordumuz candan beraberdir. Bunda kimsenin şüphesi olmasın. ( 1929 ) Beni seven arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğunuz millet için el birliği ile çalışalım; Çalışmaların en yükseği budur. Millet tümüyle manevi bir şahıs halinde tek bir kitle olarak ortaya çıktı ve bu yüce birliği koruyarak ona düşman olanları ortadan kaldırdı. ( 1923 ) Bir amaca doğru yürürken, kişisel düşünce ve çıkarları, bir tarafa bırakarak, el ele vermek icap eder; başarının sırrı budur. Unutulmamalıdır ki, bizlerin gerçek görevi toplumumuzun gelecekteki yüksek menfaatlerini sağlamaya çalışmaktır. Memleketin huzuru, milletin kurtuluş amacı noktasında, birlik ve dayanışması sağlanmadıkça, ne dış düşman istilalarının köklerini kurutmaya çalışmak mümkündür ve ne de bundan esaslı bir fayda ve sonuç beklenmelidir... ( 1927 ) Gerçek şudur ki her kişisel şeref, saygınlık ve kahramanlık hiçbir kişinin değildir, bütün bu kişilerden oluşan ulusundur. ( 1937 ) Milliyetler Prensibi Milliyet meselesi, kişisel ve ortak hürriyet meselesidir. O halde meseleyi prensip halinde ifade edelim: Bir milletin, diğer milletlere oranla, doğal veya sonradan kazanılmış, özel karakter sahibi olması, diğer milletlerden farklı bir özellik göstermesi genellikle onlardan ayrı olarak onlara paralel gelişmeye çalışması niteliğine milliyetler prensibi denilir. Bu prensibe göre her fert ve her millet kendi hakkında iyi niyet, topraklarına bizzat kayıtsız sahip çıkmayı istemek hakkına ve bu hakkın kullanılmasını önleyen veya sınırlayan engelleri ortadan kaldırmak hak ve hürriyetine sahiptir. Bu prensip, bize hangi milletlerin hür, hangilerinin hürriyetinden şu veya bu şekilde yoksun olduklarını, yani millet adını taşımaya layık olmadıklarını kolaylıkla gösterir. ( 1929 ) Her milletin kendine özgü geleneği, kendine özgü adetleri, kendine göre milli özellikleri vardır. Hiç bir millet aynen diğer bir milletin taklitcisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynısı olabilir, ne kendi milliyeti içinde kalabilir. Bunun sonu hiç şüphe yokki hüsrandır. ( 1923 ) Türk Milliyetçiliği Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletlerarası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kimliiğini korumaktır. ( 1930 ) Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere hürmet eder ve saygı duyarız. Onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz her halde bencil ve gururlu bir milliyetperverlik değildir. ( 1920 ) Memleketin ve inkılâbın içerden ve dışardan gelebilecek tehlikelere karşı güvenliği için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması lazımdır. ( 1931 ) Benim için en büyük korunma noktası ve şefaat kaynağı milletimin sinesidir. ( 1919 ) Benim hayatta yegane onur kaynağım, servetim, Türklük'ten başka birşey değildir. Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün Türk'tür ve sonsuza kadar Türk olarak yaşayacaktır. ( 1923 ) Türk! Öğün. Çalış. Güven. ( 1935 ) Türklük esastır. Bu varlığı, tarih içinde araştırmak birbirine bağlı bir tarih içinde tespit edilecek Türk medeniyeti ile öğünmek, yerinde olur. Fakat, bu öğünmeye layık olmak için, bugün çalışmak lazımdır. Her alanda, özellikle medeniyet dünyasına eser vermek için çalışkan olmayı hedef tutmak lazımdır. Anasının ve babasının soyluluğu ile övünen Teodoz, İtalya yarımadasına inmek isteyen Türk Atilla'ya barış görüşmesinden önce sormuş: "Siz hangi soylu ailedensiniz?" Atilla da ona cevap vermiş "Ben soylu bir milletin evladıyım" işte benim cevabım da size budur. Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve milletimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır. ( 1923 ) Bu millet gerçek eğilimine karşıt düşünceye sapanlara ilgi göstermektedir. Özellikle bununla bugün çok kıvançlıyım. ( 1925 ) Giriştiğimiz büyük faaliyetlerde, milletimizin yüksek kabiliyetli ve yüksek bilinci başlıca yol göstericimiz ve başarımızın kaynağı olmuştur. 1926 ) Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma, canını vermeye hazır olmasaydı ben hiçbir şey yapamazdım. Biz milliyet fikirlerini uygulamada çok gecikmiş ve çok ihmal etmiş bir milletiz. Bunun zararlarını fazla çalışmak suretiyle gidermeye çalışmalıyız. Bilirsiniz ki, milliyet teorisinin, milliyet idealinin yok olmasına çalışan teorinin dünya üzerinde uygulanma imkanı bulunamamıştır. Çünkü, tarih, olaylar ve gözlemler insanlar ve milletler arasında, hep milliyetin egemen olduğunu göstermiştir. Ve milliyet prensibi aleyhindeki büyük çapta gerçek tecrübelere rağmen yine milliyet hissinin öldürülemediği, kuvvetle yaşadığı görülmektedir. ( 1923 ) mustafa kemal atatürk |
||
|
||
| Aklın anlamak, zekanın kavramak olduğunu varsayalım. Aklımız var, dedik ki, eğitim şart, okumak şart, çalışmak şart, başarılı olmak için eylem şart dedik. Ve bunları da doğru olarak kabul ettik. ANLADIK. Şimdi Kütüphaneleri doldurmadık, kahvehaneleri, kafeleri doldurduk, Kafamızın içini bilgi ile doldurmadık, tüm boş vakitlerimizi üretmek için değil tüketmek için kullandık. Bu şekilde hiç bir faydalı şey üretemedik, Diğer milletler üretti biz "Yav gavura bak helal olsun ne yapmış " onları takdir ettik. KAVRAYAMADIK, Neyi kavrayamadık ? İlim tahsil etmezsen, ter nerenden çıkmadan işine sahip çıkmazsan, borçla yaşarsan, Türkler Ap... da (dilim varmıyor söylemeye) bar... da, derler biz en az başkaları kadar akıllıyız.Ancak, O kadar. | ||
|
||
aptallık bir seçimdir... (demeden duramıyorum )
|
||