|
||
| Çoğumuz olumlu düşünce ve onun meyvesi olan olumlu yaşamanın farkını tatmadan devam ediyoruz hayatımıza. Einstein diyor ki "Umutsuz oldukları zaman insanların üretici olmadıklarını gördüm" Olumlu düşünce en çok üretmeye, olumsuz düşünce üretmeyi sektelemeye yarıyor galiba. Hayata olumlu yaklaşan kişiler, olumsuz bir durumla karşılaşsalar bile onda olumlu bir öğe arıyorlar. Kendilerine ve başkalarına daha çok güven duyarlar. Yenilikçidirler Motivasyonları yüksek oldukları için başkalarını daha çok etkilerler. Önlerine çıkan sorunları fırsat olarak gördükleri için olumlu sonuçlara varırlar. Beyin güçlerini en iyi şekilde kullanırlar. Falan,filan... Bütün bu yazdıkların sebebi müsebbibi sabah okuduğum bir fıkradır. İtiraf edeyim. Çocuk erkek kardeşini kaleye koyar ve "baba, beni izle, şimdi dünyanın en iyi futbolcusunu göreceksin" der ve şutu atar, ama kaledeki erkek kardeşi topu tutar. Sonra "baba, dur bi daha atıcam,şimdi dünyanın en iyi futbolcusunu izleyeceksin, bekle" der, topu atar ve yine kaledeki kardeş topu tutar. Çocuk üçüncü denemesini yapar ve sonuç yine aynıdır. Ve çocuk babasına der ki "Baba dünyanın en iyi kalecisini izledin". |
||
|
||
| Söylenenler kesinlikle doğru, umut yaşamın kaynağıdır ve umut bittiğinde yaşam da biter. En kötü koşulda bile kurtulmayı düşünmek, yaşamın bitmeyeceğine inanmak gerekir. Ancak burada olumlu düşünce ile karıştırılan kavramlardan da söz etmek gerekir. Bunların başında iyimserlik geliyor. İyimser olanlar bir tür polyanna oyunuyla başlarına ne gelirse gelsin iyi yanıyla değerlendirir ve yapılan hatalardan ders çıkartamazlar. Bu durumda yeniden aynı hatayı yaparlar ve yine sıkıntı yaşarlar. Sonuçta sorulduğunda ben yaptığım hiç bir şeyden pişman olmadım derler. Pişman olamaz çünkü o durumun olumsuz yanını görmekten kaçınmaktadır. İkinci karıştırılan kavram ise, hayalcilik. Bu tipler de başlarına bir şey gelmeden, gerçekleşme olasılığı bulunmayan kavram ve olayları canlandırıp yaşadıklarını varsayarlar. Bazen bu hayallerini gerçek zannedip kendilerini de inandırmayı başarırlar. Senin fıkrandaki çocuğun başarısızlığı zekice örttüğü ve bir şekilde dikkati başka yöne çekerek kendisini sıkıntıdan kurtardığı görülüyor. Bu pragmatik yaklaşımı zaman zaman hepimiz yapmaya çalışsak da bu kadar kıvrak bir zekaya sahip olamadığımız için genellikle çuvallama kavramını gündeme getirmiş oluruz. |
||
|
||
| Hayatı umuda bağlamak hayatı reddetmektir. | ||
|
||
| evet kesinlikle nihilast.. bana diyecek bişey kalmadı aslında.. |
||
|
||
Hayatı umuda bağlamak hayatı reddetmektir. bence hayatınında (bir) ümiti olmayan adam daima intihara elverişlidir deki o kullarım ki haddini aşmışlardır bizide Allah afferder mi hayatımız düzellirmi diye düşünenlere söyle Allahın rahmetinden ümit kesmeyin ben onu ezelde sevdim Zümer 53 De ki. Ey kendi nefisleri aleyhinde haddi aşan kullarım Allahın Rahmetinden ümit kesmeyin (ben sizi ezelde sevdim) Şüphe yok ki Allah bütün günahları toptan yargılar. Çünkü O çok yargılayanın Çok esirgeyenin ta kendisidir Ey nuru irfana talip olan ! Şu ayeti kerimenin Azamet ve rahmeti karşısında makamı insanlığa ayak basanların Ruhlarının penceresi olan gözlerinin açıklı dolmamasına imkan yoktur!!.. Birde Ayeti celileyeyi (senin üzerinde) zaman Tefsir ederse İnsanın gönlünde el dokunmaktan münezzeh olan hallerin o meydana gelen derin huşunun Lisan ile tarifine de imkan yoktur ! Öyle bir tatlı safadır ki kale gelmeyen bir haldir Ayeti celileden hulasa bir meal çıkaralım ‘‘Habibim Resuli Muhammedim Şu umumi Affımı ilan et Yeis kalksın Ümitsizliği nihayet verilsin O kullarım ki yaradılışında ki gayeyi duymamışlardı Hilkatteki esrarı anlamamışlardı Yaratmış olduğum sanatta Bu itinalı nakışta imzai İlahiyemi yalnız Onlara vaz ettiğimin farkına varamamışlardı Yeryüzünden onları kendime halife kıldığımın zevkıni duyamamışlardı Konuşturdum… Konuşturanın bir gün onlarla karşılıklı konuşacağımın emrini anlayamamışlardı da En ufak bir rahmetimin bir nebzesi olan sayılı nefeslerini bensiz geçirerek Hak ve Hakikatten uzak yaşayıp hayatın nazımı olan Dini diyanete Yaklaşmamakla ömürlerini israf etmişler Sonra birden bire israflarının farkına olarak Taatın sıcaklığını Günahın soğukluğunu hissedip Bana dönmek istemişler Fakat irtikap ettikleri suçlar işledikleri günahlar manen vücut bulup Önlerine dikildiği vakit gözleri kararıp ‘‘Bizde affolunur muyuz’’ Diye boyunlarını bükmüşler manevi acıyı duymuşlar Ve neticede benden ümitlerini keserek çaresiz kalanlara ilan et.. Gayet açık bir surette beyan et!. Sakın benim rahmetimden ümitlerini kesmesinler (Ben Allahım rahmetim gadabımın önüne geçmiştir bana karşı boynunu büktüğünü göreyim vicdanıyla kendi recm ettiğini göreyim ben ona affolunmak yolunu gösterir rahmetimle tecelli eder afv ü mağrifet ederim yani işledikleri suçları örtbas eden bir Halıkım)’’ Ey aziz Vatandaş ! Bu açık fermanı İlahi Dine Nisbeti olmayıp Hayatında bir çok Çıkıklığı bulunduğu halde ezeli saadeti imdadına yetişerek asude bir anında Vicdanıyla baş başa kalıp Ben kimim nerden geldim ne olacağım nereye götürüleceğim Suallerini Sessiz sözsüz bizsiz sizsiz konuşan manasına tevcih ettiği vakit Sus dediği vakit susmayan Dur dediği vakit durmayan El ile tutulmayan Kafa gözü ile görülmeyen Fotoğrafı çekilmeyen Bütün varlığını çevreleyen manasından cevap beklerken Hislerinin yapmış olduğu kabahat karşısında (bende afv olunur muyum) diye Üzüntüye düşenler o acıyı duyanlar hakkında nazil olmuştur Ey İnsan şunu bil ki Hayatta en büyük israf Dinsiz yaşamaktır onun fevkinde bir suç yoktur Onun için Allahın en büyük affı en büyük mağfireti dinsizlikte ısrar etmeyip Hakka dönenler affetmesidir ve ilave Hayatı umuda bağlamak hayatı reddetmektir. bu çirkin görüş sizce nasıl meydana çıkmıştır eğer islamın komşusu açken tok yatan bizden değildi emri ile amel edilseydi insanlığı inem inem inleten çirkin nazariyeler kasiyeler çıkarmıydı |
||
|
||
| walla bence denge, ister olumlu olsun, ister olumsuz olsun, insan bir düşünceye sahip olmalı... benim gibi boş - düşüncesi olmayan olmaktan iyidir
|
||
|
||
Hayatı umuda bağlamak hayatı reddetmektir. bence hayatınında (bir) ümiti olmayan adam daima intihara elverişlidir deki o kullarım ki haddini aşmışlardır bizide Allah afferder mi hayatımız düzellirmi diye düşünenlere söyle Allahın rahmetinden ümit kesmeyin ben onu ezelde sevdim Deki! Şunu öğrettiğimde bozdum ben uykuyu! İyi ile kötünün ne olduğunu hiç kimse bilmiyor henüz: -meğer ki yaratıcı ola! Yaratıcı olan lakin insanın hedefini yaratan, yeryüzüne anlamını ve geleceğini verendir: iyi ile kötünün yaratıcısı odur ancak! (N) Deki! Umut bağdır! Dinin de çekici mutluluk levhasıdır! Hayatın işkence direğidir. Böyle istedim'i böyle isteyeceğim'e çalpalayıp, hayatın o ebedi olmayan temeli üstüne erdem vaizliği yapandır! Umut ikiiyüzlüdür, salya ve böğürtü ile konuşmayı sever, inandırmak için kendini gerçeğin karnından konuşur! (N) De ki! Uykuya dalıp kendinizden geçmişssiniz, bir TanRı'nın maskesini takmışssınız! Mutlu adaların, yolların ozanların yolunu gözlüyorsunuz! Şekiller ve hayaletler sizinki! Her kimseniz benden daha tanrısız olmanız gerek ki zevk alayım öğretilrinizden! (N) Sizz bana yaşamı öldürmemi salık veriyorsunuz; ben size bir dördüncü kişiden ,hayata evet, demeyi ve duygularınızda saflığı salık veriyorum! |
||
|
||
| İnsanın hayatında toplam 4 mum vardır...birisi barışş mumu..ikincisi ise...inanaç mumu..üçüncü ise sevgi mumudur...ama bence en önemlisi UMUT mumudur..umudu biten birisi asla diğer mumları yakamaz...ve hayatı için gereklii doğrularıı, olumlu düşünceleri ve uygulamaları asla yapamaz.... | ||
|
||
| iyi düşünen iyi görür iyi gören hayattan zevk alır.. said-i nursi.. |
||
|
||
| kuru fasülyenin faydaları gibi bişey. Louise Hay'a burada tekrar deyineceğim. "pozitif gücün büyüsü". laf olsun diye bile okunabilecek bir kitap. |
||
|
||
| Leonardo ben de sana laf olsun diye yapılabilecek bir şey söyliyeyim. Bunu bana söyleyen kişiyi gırgıra alarak, tavsiyesini denemek için kaybedecek vaktimin olmadığını söylemiştim. Sonra merak duygusu işte, ben de denedim. İki kavanoz alıyorsun ve içine biraz nohut koyuyorsun. Kavanozların üzerlerine birine "aptal kavanoz", birisine "akıllı kavanoz" yazıyorsun. Aptal kavanozuna nohutların içine bir de başka insanların kötü duygularının yazılı olduğu kağıt parçaları atıyorsun. Diğer kavanoza da tam tersi duyguları yazdırıp attırıyorsun. Ve sen de her gün aptal kavanozuna gidip kötü şeyler söylüyor, diğerini ise seviyorsun. Gerçekten çok aptalca gözüküyor di mi? Sonuç ne oluyor biliyor musun. Aptal kavanozu diğerine göre çok daha hızlı bozuluyor, ve bozulurken dönüştükleri renkler de birbirlerinden çok farklı oluyor. Merak eden yapsın, pişman olmayacaksınız? KENDİNİZİ OLUMLU DÜŞÜNMEYE HİZALAYIN ARKADAŞLAR! |
||
|
||
| doğru yalnız bir de şu var bir kaç bilim adamı seradaki çiçekleri bir kaç taksim yapmışlar bir tarafa çok güzel sözler söylemişler diğer tarafa kötü sözler söylemişler bir taraf klasik şarkı dinlettirmiş bir tarafada metal müzik dinletmişler en kötü şonuc kötü söz söylenen taraftaki bitkiler ondan iyisi güzel sözler söylenen taraf ondan iyisi klaik muzik ondan da iyisi metal müzik tarafındaki bitikilermiş İşte müzikte bir kuvvet vardır nedir bu aleme ezelde elestü bezminde ki hitanın eşyada gizlenmiş şekline Musiki derler koyun ne kadar nazlı hayvan çok sususar bir musiki yaparsın geri çeker en ihtiyaçlı olduğu andan geri çeker işte muzkteki kuvvet ne düşünmez ki bir tahta yahut demir çelikten çekilmiş bir tel etten kandan kemikten bir el bu ses bu seda bunun neresine gizlenmiştir demirde midir el demidir atın kılındamıdır eskiden atkılında yaparlardı işte aleme ezelde elestü bezminde ki hitanın eşyada gizlenmiş şekline Musiki derler metal müzik tarafındakiler daha iyi gelişmiş neden ben yorum şu eğer haber böyleyse yani böyle şey duydum aslı doğruysa bunun bir tek nedeni vardır bütün varlığın bir tek sahibi vardır metal müzik yapanlar çok samimi sözler sarfettiklerinden yani içlerinden geleni bütün huzursuzluklarını dünyanın suratını vururcasına gayet samimi ve içinden kan ağlayarak söylediklerinden bu konuda haklı olduklarındandır |
||
|
||
| Hüsnül savt, ruhul gıdadır demişler eskiler değil mi? Yani müzik ruhun gıdasıdır, ama iyi müzik diye uyarmışlar(hüsnül-savt). Ama müziğin dini, dili, milleti olmuyor vicdan. Yabancı müziklerde bazı şifa oluyor insana. |
||
|
||
| müziğin dili millleti vardır demedim hulasa muzik bütün müzikler islamın namusudur manasını anlattım büyükler öyle demiştir kaba sofu ...yele verdin namusu islamın ....ilahi... olsun endamın diye bir şey vardı getiremedim |
||
|
||
| bilinçaltı söylenene inanır. araştırmacılar bilinçaltının çok kuvvetli olmasının yanı sıra kolaylıkla şaşırtabildiğini keşfetmişler. eğer insan " çok eksiğim var, çok unutkanım, çok hata yapıyorum, şu konuyu anlaayamıyorum, bu işi beceremem, falanca dersin hocasını hiç sevmedim, başarma şansım düşük.. " gibi olumsuz sözleri gün boyu kendisine söylerse bilinçaltı bunları doğru kabul eder. Joseph Murphy " Zenginliğin Bilinçaltı" isimli kitabında "bilinçaltı aptaldır. ne söylersenz, ne düşünürseniz onu doğru kabul eder. şakadan hiç anlamaz. analiz bilincin görevidir. bu yüzden onu, olmasını istediğimiz doğrulara kolaylıkla ikna edebilirsiniz." diyor.. |
||