|
||
| Anarşizmde Örgütlenme nasıldır? (Bence) örgütlenme en az iki kisinin bilinçli veya bilinçsiz bir sekilde bir araya gelmesi, ortak ideallere sahip olmasi, eylem birlikteligi içinde olmasi ve tüm bunlarin olmasi için de aralarinda hukuksal iliskinin gerek sart olmadigi topluluklardir. bu tanima göre: 1. en az iki en fazla tüm insanlik-1 kisiden örgüt olusur. 2. olusan topluluk bilinçli veya bilinçsiz birliktelik yasayabilir. 3. birlikteligin ortami: fizik dünya, net, düsünce olabilir. 4. Örgüt tanimi geregi örgüt içinde örgüt de olasidir. 5. asgari eylem ve görüs birlikteligi örgütün olmasi gereken unsurlaridir. bunlar örgütün anayasasidir. detaylar konusunda bireyler özgürdür. 6. örgüt herkese açik olmalidir. sahibi olamaz. liderlik dogaldir. gönüllülük esastir. 7. örgüt amaç (hatta araç ta) degil, dogal bir süreçtir. 8. örgütü korumaya çalismak amaç olmamalidir. esas amaç "örgüt amaçlarinin ve eylemlerinin güncellenmesi olmalidir". bu yüzden kutsal olan örgüt degil birlikte olmanin nedenidir. |
||
|
||
| örgütlenme kelimesiyle örgütü de tamamen ayirmak isterim. yani örgüt ve örgütlenme ayri seylerdir. örgüt benim yukarda bahsettigim sekilde olur. ama örgütlenme amaca yönelik kisa süreli koordinasyonlar, sorumluluk ve yetki dagilimlaridir. örgütün geçici amaçlari bittiginde de bu örgütlenmeler dagilir. ancak örgüt genel yasalari ayakta durdugu sürece dogal olarak ayakta kalir. özetliyorum: örgüt dogaldir. bir hiyerarsi gerektirmez. ancak örgütlenme kisa vadeli amaçlar için örgüt içinde olusan bilinçli olusumlardir. örgüt harekete geçtigi noktada örgütlenmeli ve amaca yönelik bir alt kurum olusturmalidir. amacini gerçeklestirdiginde ise bu kurum da ortadan kalkmalidir. mesela sosyalistleri bir örgüt olarak düsünürsek, örgüt: sosyalizmi amaç edinmis asgari ortak bilinçteki insanlar. örgütlenme:kapitalizmi yikmak için kurumsallasmis birim(ler). yakin amaç: burjuvayi ortadan kaldirmak ve proleterya iktidari uzak amaç: komunizmi getirmek için proleterya iktidarinin tasfiyesi. |
||
|
||
| Genel ilkeler 1. Anarsist orgutun rolu, anarsizmin ilkelerine, yani bireyselozgurluge, toplumun isciler tarafindan kolektif yonetimine vekatilimci demokrasiye dayanan bir toplumun kurulmasi fikriniyayginlastirmak ve bunun icin mucadele etmektir. 2. Biz, boyle bir toplumun, ancak, kendi endustriyel gucunukullanan isci sinifinin bilincli hareketi tarafindan insaedilebilecegini dusunuyoruz. 3. Basarili bir devrimci donusum, isci sinifi icinde var olmasigereken iki temel kritere baglidir: a) Yaygin devrimci bilinc. Bu, asagidaki ogeleriicermelidir: i) Kapitalizmin somurusunun ve otoriterciligininreddi; ii) isci sinifinin icinde, toplumu, sinifin kendi dogrudangereksinimleri ve cikarlari etrafinda yeni ve daha iyi bir yoldanyeniden orgutlenmesine yonelik bir arzunun varligi; iii) toplumun devrimci donusumunu ancak isci sinfinin kendisiningerceklestirebilecegi ve guvence altina alabilecegi, yeni toplumda bukonularda herhangi bir yetkinin ancak isyerlerinde ve topluluklaricinde sinifin kendisi tarafindan yaratilmis konseyler tarafindantemsil edilebilecegi, bunun disinda toplumda hicbir merkezilesmeninkabul edilemez oldugu ilkesinin sinif tarafindan kabulu. B- Sinif icinde endustriyel orgutlenme ve dayanismanin, uretimaraclarinin fiziksel kontrolu ve bolusumunun gerceklestirilmesini,devletin tum kalintilarinin ortadan kaldirilmasini saglayacak duzeydegelismis olmasi. 4. Bu konuda anarsist orgutun rolu ve anarsist dusunce aciktir.Anarsist fikirler, Kapitalist toplumun elestirisini, insan toplumununyeni bir yoldan orgutlenisine yonelik bir bakis acisiylailiskilendirir. Bu iliski, amaclara ulasilmasi ve ayrica sinifinkendi yeteneklerine ve kendi karar alma yetenegine guveninin insasiacisindan zorunlu ve kabul edilebilir aracin ne olduguna iliskinpratik bir kavrayisi icerir. Acikcasi, bizim rolumuz, fikirlerimizingucunu toplumda olabildigince genis bir alana yaymaktir. Sinifin orgutlenisi 5. Anarsist orgut, kendisini isci sinifinin bir parcasi olarakgorur; onun anarsist fikirleri ve somurulen bir sinif olarakiscilerin deneyimlerinden cikan tarihsel gelisimi, tiranligin vesomurunun her tur biciminden bagisik yeni bir toplumun yaratilmasiarayisindadir. 6. Biz, sinifin ve toplumun icinde, kendi anarsist fikir veyontemlerimizin en genis bicimde yayilmasini ve guc kazanmasiniarzuluyoruz; cunku, bunun toplumun devrimci donusumunun basariylagerceklestirilmesini kolaylastircagina ve hizlandircagina inaniyoruz.Bu anlamda, sinif icindeki rolumuzun, dusunceler duzeyinde birliderlik oldugunu dusunuyoruz. 7. Orgutun, fikirler duzeyindeki liderligi dolayisiyla oncu biryapi oldugu anlayisini reddediyoruz. Bu tur bir terminoloji,ozellikle kendi tarihsel cisimlesmeleri icinde icerdigi anarsizmkarsiti yananlamlar dolayisiyla, devrimci bir orgut tarafindan kabuledilemez. Biz, bir oncunun sinif icinde var oldugunu, fakat,politikalarinin Kapitalizmle isyeri temelindeki somut mucadeledenturemesinin bu oncunun temel karakteristigini olusturdugunudusunuyoruz. 8. Sinif icinde kendi esitsiz gelisimini acik bicimde yansitanoncunun varligini kabul ederken, bir orgut olarak amacimiz, herzaman, siyasal bir uzlasma icine girmeksizin bu esitsizligi en altduzeye indirgemek olacaktir. Sinifimiz icinde surekli ve secilmemisbir liderlige gereksinim oldugu fikrini ileri suren egilime karsi, buhangi icerige, aciklamaya ve gerekceye sahip olursa olsun, her zamansavasacagiz. 9. Dusuncelerimize sinifin tum orgutleri icnde guc kazandirmakistiyoruz. Bunun somut anlami, WSM'nin sendikalarda ve temsilcilik vetemsilcilerin geri cagrilmasi mekanizmasinin oldugu tum digerorganlarda, tum temsili gorevler icin aday olacagidir. Kontrolun oorganin uyelerine ait olmadigi bir konumu asla kabul etmeyecegiz. Butur idari konumlar kendi iclerinde bir amac degillerdir. Bunlarikazanma mucadelesi, daha fazla demokrasi, daha fazla temsil ve dahafazla kontrol mucadelesine bagli olmalidir. Biz, her orgutsel yapidatum uyelerin ozaktivitesini arzuluyoruz. 10. Biz, bugun toplumda yasananlari aciklama ve net bir sekildeortaya koyma yeteneginde olmaliyiz. Sosyal demokrasi ve Leninizm gibiyanlis fikirlerle mucadele etme kapasitesine sahip olmaliyiz. Biz,"sinifin kolektif bellegi" olmayi, isci hareketinin ve anarsizmingeleneklerini gelistirmeyi ve bunlari canli tutmayi amacliyoruz 11. Anarsist hareket icindeki belli bir egilimden farkli olarak,devletle, sanki devlet toplumun siniflara bolunmus olmasi olgusuylailintisiz bir soyutlamaymis gibi mucadele etmiyoruz. Devlet, kendiicinde, gercek dusman degildir: devletler, toplumun somuren vesomurulen siniflara bolunmus olmasinin birer urunudur. Devleti sankitoplumdan bagimsiz bir kurummus gibi gormek, budalaca bir liberalpolitika batakligina saplanmaya yol acar. Biz devletin ortadankaldirilmasini savunuyoruz, cunku, otoritercilige ve bir devlete-yani azinligin yonettigi bir topluma- gereksinim duyan her turtoplum bicimine tumden karsi cikiyoruz. 12. Bizim rolumuz, egtici ve kiskirtici bir rol. Bizimliderligimiz, dusuncelerin liderligi duzeyinde bir liderlik.Kisilerin ya da bir partinin yuksek duzey komite uyelerininliderligine ayiracak zamanimiz yok. Leninistlerin 'Devrimci Liderlik'olarak isimlendirdikleri, kendi partilerinin sinif adina kararlar(sinif bundan hoslansin ya da hoslanmasin) alma hakkina sahip olacakgelisme duzeyine erismis oldugunu ima eden liderlige yonelik bir arzuicinde degiliz. Bu tur bir liderligi, isci demokrasisini yikanotoriter bir liderlik anlayisi olarak reddediyoruz. 13. Tarih, bizim orgutumuze benzer orgutlerin devrimci bir durumsirasinda uyeliklerinde hizli bir artisi gerceklestirebildiklerini,dusuncelerine buyuk bir destek kazanabildiklerini gosteriyor; ne varki, tarih, bunun olabilmesi icin belli bir gelismislik duzeyineerisilmesinin zorunlu olduguna da isaret ediyor. Dolayisiyla, uyekazanmamiz onem tasiyor, ancak, insanlar bize anarsizmi anladiklari,onun amaclariyla hemfikir olduklari, bizim liberter degerlerimizipaylastiklari icin katilmadiklari surece, uyeligimizdeki artisin birdegeri olmayacaktir. Pek cok sempatizandan olusan kucuk bir orgutkurmak yeterli degildir. Uyelerle taraftarlar arasinda net bir ayrimcizgisinin olmadigi yerde, yari-siyasallasmis bir kitleyi bir dizisiyasal aktivitede bir arada tutmak icin kitlesel bir merkezi aygitagereksinim duyulur. Siyasal tartisma duzey yitirir ve ciddiyetsizlikyavas yavas orgutte yer edinmeye baslar. Bu, karsilik olarak,uyelerin bagimsiz siyasal degerlendirmelerde bulunma yeteneginigeriletir ve merkezi bir burokrasiye bagimliliga zemin hazirlar.Boyle bir durum, sahip oldugumuz anarsist degerlerle tam birkarsitlik icindedir. 14. Devrimci olan yalnizca gercektir. Bunu ilk olarak her kimsoylemisse, dogru soylemis. Biz, gucler dengesi yuzunden erisilmesi oan icin olanaksiz olan talepler ileri surmuyoruz. Siyasetcilikoynamiyoruz. Iscileri anarsizme yonlendirmek icin aldatmacaya,gozdagi vermeye ya da onlari istismar etmeye basvurmuyoruz. Amacimiz,toplumsal degisim ve anarsizm fikrinin kabul gormesini saglamak.Isciler adina iktidari almaya calismak programimizin bir parcasidegil. Ya anarsizm ozgur ve siyasal acidan bilincli bir isci sinfininkendi yaratisi olacaktir. . . ya da yaratilan sey anarsizmolmayacaktir. 15. Isyerlerinin mucadelenin ve orgutun merkezi oldugunudusunuyoruz, cunku, isyeri gercek gucumuzu aldigimiz yeriolusturuyor. Fakat, bu, yasamin diger alanlarindaki mucadelelerikucumsedigimiz ya da yok saydigimiz anlamina gelmiyor. Icindeyasadigimiz kosullarin duzeyini artiran her mucadeleyi destekliyoruz.Her firsatta, bu tur mucadeleleri sendikalara ve isyerlerinetasimaya, bunlarin orgutlu iscilerin potansiyel gucunun desteginikazanmasina, farkli mucadelelerin kapitalizmdeki ortak kokenlerininkavranmasina dayali bir anlayis icinde birbirleriyleiliskilendirilmesine, isyerlerinde siyasal konularin tartisilmasininmesruiyetini saglamaya calisiyoruz. 16. Tum ilerici mucadeleleri, gerek kendi amaclari acisindan vegerekse mucadelenin insanlara kazandirabilecegi ozguveni artirmalariacisindan destekliyoruz. 17. Isciler, butun modern devrimci durumlarda, isci konseyleribicimi altinda kendi organlarini yaratmislardir. Bunlar, devrimcikomite, sovyet, vb. gibi farkli isimler almis olabilirler, fakat,ister 1917 Rusyasi, ister 1936 Ispanyasi ya da 1956 Macaristaniolsun, bunlarin temel bicimi ayni kalmistir. 18. Konseyler, yalnizca sinifi patronlara karsi hareketegecirmenin en iyi araci olmakla kalmazlar, fakat ayrica yeni toplumunyonetiminin temelini hazirlarlar. Devrimciler, konseyler icindeotoriter egilimlerin fikirleriyle savasmak ve surekli olarak yeniisci demokrasisinin kendi iktidarini herhangi bir seckinler grubunaemanet etmemesi ya da herhangi bir azinligin o iktidari elegecirmesine izin vermemesi gerektigi fikrini savunmakdurumundadirlar. Devrimci orgutun uyeleri bu organlar icinde iticiguc islevi gormelidirler. Bu, fikirler savasinin kazanilmasi anlaminagelir. Bu, oncu konumlarin ele gecirilmesi, bunlara hak etmedikleribir otorite bahsedilmesi ve ardindan bunlarin samimiyete aykiri birbicimde emirler vermeye yetkili konumlar olarak yorumlanmasi anlaminagelmez. 19. Devrim-onesi donemde, isci sinifinin partisi tarafindankullanilacak iktidar fikirlerinin hepsine karsiyiz. Yonetenlerleyonetilenler arasindaki ayrim cok uzun zamandan beri varliginisurduruyor. Bu duruma ancak isci sinifinin ozkurtulusu ile sonverilebilir. Tum iktidar, yalnizca ve yalnizca isci konseylerininelinde olmalidir. Boyle bir iktidar, bireysel ozgurlugun digerlerininozgurlugunu kisitlamadigi surece sinir tanimayacagi seklindekiliberter sloganla uyum icinde olacaktir. 20. Bu, yasamin tum alanlari arasinda etkin bir koordinasyona vekarar alma mekanizmasina olan gereksinimin yadsinmasi anlaminagelmez. Burada kast edilen sey, nihai otoritnin sinfin demokratik,yiginsal organlarinin elinde olacagidir. Isci konseylerinin yanisiravar olacak bir devlet bahsi artik son bulmalidir! Devletin yerineisci konseylerinin federasyonu olacaktir. 21. Leninizmle olan temel farkliligimiz da bu konudadir.Otoritenin ancak otorite ile yenilgiye ugratilabilecegi konusundaLenin'le hemfikiriz, ve biz, patronlarin otoritesinin iscilerinotoritesi tarafindan yikilacagini ileri suruyoruz. Sinif icinde birliderlige gereksinim oldugu fikrini paylasiyoruz; fakat, bizliderligimizin ikna ve egitim ile sinirli olacagini soylerken,Leninist parti bunun otesine giderek devlet kontrolu araciligiylaiktidara dort elle sarilmaya calisir. Partinin otoritesini iscileruzerine dayatmaya girisir. Boylece, yeni ve baskici bir egemensinifin gelismesine zemin hazirlar. 22. Devrimin, egemen sinifin zenginliginden ve iktidarindanyoksunlastirildigi baslangic asamasinda, devrimci orgut gelisiminisurdurecektir. Orgutun politikasi iscilere cok daha somut ve gercekcigorunecegi icin, iscilerden orgutun saflarina yiginsal katilimlarolacaktir. Gecis doneminde (yani eski duzenin yikilmasi ile yenisininkendisini pekistirmesi arasinda kalan zaman icinde), temel gorev,anarsist fikirlerin ve degerlerin daha da ileri tasinmasi ve tumiktidarin isci konseylerine gecmesi icin savasim verilmesidir. Devrimkendi kazanimlarini saglamlastirip pekistirdigi ve toplumun yenideninsasi basladigi zaman, gorev, anarsist ideale giden yolda sinifayardimci olmaktir. Bu ideal giderek yerlesiklik kazandiginda ve onungerceklestirilmesi onundeki engeller birer birer ortadan kalktiginda,devrimci orgutun gerekliligi bu surece parallel olarak azalacak venihayet orgut butunuyle ortadan kaybolacaktir. Ocak 1991 |
||
|
||
| teş.marco bizlere birşeyler kattığın için | ||
|
||
| Bu anlatılanlar sendikalizmi anımsattı bana. Kapsamlı bir anarşist örgütlenme önerisi yok. <_< |
||
|
||
| Oda var anarsist amadeus yakinda | ||
|
||
| Değerli Yoldaş Malatesta, Yurt dışındaki bir grup Rus anarşisti tarafından "Anarşistlerin Genel Birliği İçin Örgütsel Platform" projesi olarak yayınlanmış belgeye ilişkin yazını okudum. Edindiğim izlenim şu ki, ya "Platform" projesinde yazılanları yanlış anladın, ya da, devrimci eylemde kolektif sorumluluk ve anarşist güçlerin benimsemesi gereken yönetimsel işlev yaklaşımlarını reddediyor olman, senin sorumluluk ilkesini gözardı etmene yol açan kendi anarşizm anlayışına duydugun derin inançtan kaynaklanıyor. Oysa, bu [kolektif sorumluluk ilkesi -ç.n.], anarşist fikirlerin özveri ruhuyla dolu bir yoldan yığınların içinde kök salması gerektiğine ilişkin kararlılığımızda ve kendi anarşizm anlayışımızda her birimize rehberlik eden temel bir ilkeyi ifade ediyor. İnsan, bu ilke sayesinde diğerlerini reddederek devrimci yolu seçiyor. Bu olmaksızın, hiçbir devrimci, toplumsal sefaletin boyutlarına, buna karşı verilen savaşın yetersizliğine katlanmak için gerekli güce, irade ya da bilince erişemezdi. Farklı dönemlerde yaşayan ve farklı eğilimlerden gelen devrimciler, kolektif sorumluluk ilkesinden aldıkları ilhamla kendi güçlerini birleştirmişlerdir; gerçekleştirmiş oldukları -ve baskı altında yaşayanlara yol gösteren- kısmi ayaklanmaların boşuna olmadığına, sömürülenlerin kendi özlemlerini anlayacaklarına, bu deneyimlerinden yola çıkarak zamana uygun yöntemler geliştirebileceklerine ve bunları kurtuluşa giden yeni yollarda kullanacaklarına ilişkin bir umuda sahiplerse, bu yine bu ilke sayesindedir. Anarşist devrimcinin bireysel sorumluluğunu sen de kabul ediyorsun, sevgili Malatesta. Dahası, bir militan olarak bütün yaşamın boyunca bu fikre destek verdin. En azından benim senin yazılanlarından çıkardığım şey bu. Fakat, sorun bir bütün olarak anarşist hareketin eğilim ve eylemlerine gelince, kolektif sorumluluğun gereğini ve yararlılığını yadsıyorsun. Kolektif sorumluluk, tehlikenin varlığına işaret ettiği için seni korkutuyor, ve sen bu yüzden onu reddetmeyi seçiyorsun. Ben, hareketimizin içinde bulunduğu gerçeklerle yüzleşme alışkanlığına sahip biri olarak, senin kolektif sorumluluğu yadsıyor olmanı yalnızca temelsiz oluşu dolayısıyla değil, fakat ayrıca, içinde tüm düşmanlarımıza karşı son ve belirleyici savaşa girişeceğimiz -ve senin de deneyimden çıkan dersleri dikkate alacağını düşündüğüm- toplumsal devrim açısından içerdiği tehlike dolayısıyla dikkate değer buluyorum. Benim yakın geçmişteki devrimci savaşımlar deneyimim, bana, devrimci gelişmelerin niteliği her ne olursa olsun, ciddi bir ideolojik ve taktiksel yönelime sahip olmanın önemini gösteriyor. Bu, anarşizmin içeriğine uygun kolektif bir ruh ve bağlılığın, ancak kolektif sorumluluğa dayalı bir irade aracılığıyla içinde bulunulan anın gereklerine ifade kazandırabileceği anlamına geliyor. Hiçbirimiz, sorumluluk öğesinden yan çizme hakkına sahip değiliz. Aksine, eğer sorumluluk bugüne değin anarşistler arasında dikkate alınmamış bir öğe olarak kalmışsa, komünist anarşistlerin onu teorik ve siyasal programımızın bir parçası haline getirmesinin zamanıdır. Anarşizmin devrimci bir dönemde işçi yığınlarına -ne ideolojik ne de pratik olarak- rehberlik edemeyeceği ve dolayısıyla topyekün bir sorumluluk üstlenemeyeceği şeklindeki tarihsel olarak yanlışlanmış fikrin modern anarşizmin saflarından atılmasını olanaklı kılacak yegane şey, anarşist militanların kolektif ruhu ve kolektif sorumluluğudur. Bu mektubumda, senin "Platform" projesine karşı kaleme aldığın makalenin diğer böluülerine (örneğin bunu 'bir kilise ve polisi olmayan bir otorite' şeklinde tanımladığın paragrafa) değinmeyeceğim. Sadece, eleştirin sırasında böyle ifadeler kullanmış olman karşısında yaşadığım şaşkınlığı ifade etmekle yetineceğim. Yazdıkların üzerine çok düşündüm; senin düşünceni paylaşmak bana kabul edilemez görünüyor. Hayır, haklı değilsin. Ve, senin aşırı basit argümanlar kullanarak "Platform"un tezlerini yanlışlamaya yönelik girişiminle hemfikir olmadığım için, sanırım sana şunları sorma hakkına sahibim: 1. İşçilerin kendilerini ezenlere, kapitalizme ve onun uşağı olan Devlete karşı verdikleri mücadelede anarşizm herhangi bir sorumluluğa sahip olmalı mıdır? Eğer yanıtın hayır ise, bunun nedenini açıklayabilir misin? Eğer yanıtın evet ise, anarşistlerin, kendi çalışmalarını, anarşist hareketin mevcut toplumsal düzenle aynı temelde bir nüfuza sahip olmasına olanak tanıyacak şekilde yürütmeleri zorunlu değil midir? 2. Bugün bir örgütsüzlük içinde bulunan anarşizm, bu haliyle, işçi sınıfı mücadelesinin toplumsal görünümleri üzerinde ideolojik ve pratik bir etkiye sahip olabilir mi? 3. Anarşizmin devrim günleri dışında benimsemesi gereken araçlar nelerdir ve, anarşizmin, kendisine yapıcı kavramlarını doğrulaması ve kanıtlaması olanağı verecek hangi araçları kullanabilir? 4. Anarşizmin, kendi amaçlarını gerçekleştirmek için, amaç ve eylem birliği temelinde birbirine sıkı biçimde bağlanmış kendi kalıcı örgütlerine gereksinimi var mıdır? 5. Anarşistler, toplumun özgür gelişiminin garantisi olacağı düşüncesiyle 'kurulacak kurumlar' derken neyi kast ediyorlar? 6. Anarşizm, kendi anladığı komünist toplumda, toplumsal kurumlar olmaksızın kendi tezlerini gerçekleştirebilir mi? Eğer yanıtın evet ise, hangi araçlarla? Eğer hayır diyorsan, hangi kurumları kabul etmeli ve kullanmalı, bunlara hangi isimlerle varlık kazandırmalı? Anarşistler, öncü bir işlev ve dolayısıyla böyle bir sorumluluk yüklenmeli midirler, yoksa kendilerini sorumluluktan bağışık yardımcılık işleviyle mi sınırlamalıdırlar? Bu mektubuma vereceğin yanıt, iki nedenden ötürü benim için büyük öneme sahip, sevgili Malatesta. Yanıtın, bana, anarşist güçlerin ve genel olarak anarşist hareketin örgütlenmesi konusuna ilişkin düşüncelerini daha iyi anlama olanağı kazandıracak. Ve, açıkca ve dürüstçe kabul edelim ki, senin ileri sürdüğün fikirler, tüm yaşamı boyunca kendi liberter idealine sıkı biçimde sadık kalmış deneyimli bir anarşistin düşünceleri olduğu için, pek çok anarşist ve sempatizan tarafından tartışılmadan hemen kabul görüyor. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz çağın hareketimizin önüne koyduğu acil sorunların eksiksizce irdelenmesi işine girişilip girişilmemesi, dolayısıyla, anarşist hareketin gelişiminin yavaşlaması ya da yeni bir ivme kazanması belli bir düzeye kadar senin tavrına bağlı bulunuyor. Hareketimiz, geçmişteki ve bugünkü durgunluk içinde kalmakla hiçbir şey kazanmayacaktır. Aksine, uzun vadede önümüzde uzanan olası gelişmeleri dikkate alan bir yaklaşımla kendi işlevlerini yaşama geçirmesi için her olanağa sahip olması, yaşamsal bir öneme sahip. |
||
|
||
| Kollektf sorumluluk ilkeisini sanirim komunizmden almis ! | ||
|
||
| Malatesta'nın Nestor Makhno'nun mektubuna yanıtı[/size] Sevgili Yoldaş, Hareketimiz içinde "Platform" adıyla anılan yurt dışındaki bir grup Rus anarşisti tarafından yayınlanmış olan ve anarşistlerin Genel Birliğinin örgütlenmesine yönelik öneriler içeren Projeye ilişkin eleştirilerimle ilgili olarak bana bir yıldan daha uzun bir zaman önce göndermiş olduğum mektubu nihayet okuma firsatı buldum. İçinde bulunduğum koşulları bildiğin için, mektubunu daha önce yanıtlamamış olmamı anlayışla karşılayacağından kuşkum yok. Sansür, yıkıcı olarak kabul edilen yayınları, siyasal ve toplumsal konulara değinen mektupları almama engel olduğu için, pek çoğumuzu ilgilendiren sorunların tartışmasına dilediğimce katılamıyorum ve yoldaşların söylediklerinden ve yaptıklarından ancak kesik kesik ve şans eseri haberdar olabiliyorum. "Platform"un ve benim ona yönelik eleştirilerimin yaygın biçimde tartışıldığını biliyorum, ama, neler söylendiği konusuna ilişkin bilgilerim yok denecek kadar az; senin mektubun, bu konuda okuyabildiğim tek yazılı belge. Eğer serbestçe yazışabilseydik, bir tartışmaya girişmezden önce, senden, muhtemelen Rusçadan Fransızcaya yapılan çevirinin yetersizlikleri yüzünden kısmen bulanık görünen görüşlerinize açıklık getirmeni isterdim. Fakat, çevirinin ışığında, sana ileri sürdüğünüz düşüncelerden neler anladığımı söyleyeceğim, umarım ardından senin yazacaklarını okuma olanağım olur. Kolektif sorumluluk ilkesinin temel bir ilke olduğuna, onun geçmişin, bugünün ve yarının devrimcilerine rehberlik ettiğine ve etmesi gerektiğine inanıyorsun ve kolektif sorumluluk ilkesini kabul etmediğim için saşırdığını söylüyorsun. Kendi adıma, bir anarşistin ağzından çıkan kolektif sorumluluk anlayışının ne olduğunu merak ediyorum. Orduların, isyancı askerleri ya da düşman karşısında kendilerinden beklendiği gibi davranmayan askerleri ayrım gözetmeksizin kurşuna dizdiklerini biliyorum. Ordu komutanlarının, kimi direniş girişimleri yüzünden, köyleri ya da şehirleri yıkmada, çocuklar da dahil olmak üzere tüm nüfusu yok etmede bir an bile tereddüt etmediklerini biliyorum. Çağlar boyunca, hükümetlerin çeşitli yollardan ayaklanmaları bastırmak, yeni vergiler koymak, vb. için kolektif sorumluluk sistemlerine başvurmuş olduklarını biliyorum. Ve, bunun gözdağı verme ve baskı kurmada etkin bir araç olduğunu biliyorum. Fakat, özgürlük ve adalet için mücadele eden ve olsa olsa -maddi yaptırımlar içersin ya da içermesin- ancak ahlaki sorumluluktan söz edebilecek insanların nasıl olup da kolektif sorumluluktan söz edebildiklerini anlamıyorum. Örneğin, eğer silahlı bir düşman ordusuyla savaş sırasında yanımdaki insan bir ödlek gibi davranırsa, bundan ben ve herkes zarar görebilir; fakat, üstlenmiş olduğu rolün gereğini yerine getirme cesaretinden yoksun olmanın utancı sadece o insanın kendisine aittir. Eğer bir komploda komploculara yardım eden kişi arkadaşlarına ihanet eder ve onların hapse gitmesine yol açarsa, bu ihanetten sorumlu olanlar ihanete uğrayanlar mıdır? "Platform" şunu söylüyor: "Birlik her üyenin devrimci ve siyasal faaliyetinden sorumlu olacaktır; yine her üye Birliğin devrimci ve siyasal faaliyetinden sorumlu olacaktır." Bu, anarşistlerin savunup öne sürdükleri özerklik ve özgür inisiyatif ilkeleriyle bağdaşabilir mi? Ben de buna karşılık şunları yazmıştım: "Eğer Birlik her üyenin yaptıklarından sorumlu olacaksa, ortak programın en iyi ne şekilde uygulanacağına karar vermek konusunda tek tek üyelere ve gruplara nasıl özgürlük tanıyabilir? Bir insan, engellemek için gerekli araçlara sahip olmadığı bir eylemden nasıl sorumlu olabilir? Dolayısıyla, Birlik ve Yürütme Komitesi, tek tek üyelerin eylemlerine gözcülük etme, onlara neyi yapıp neyi yapmayacaklarını emretme gereksinimi duyacaktır; ve, olayın ardından gelen eleştirel tutum daha önceden kabul edilmiş sorumluluktan bağışık kalmayı sağlayamayacağına göre, hiçkimse komitenin Başla! komutu ve izni olmadan herhangi bir şey yapmaya girişemeyecektir. Diğer yandan, bir birey, bir kolektifin ne yapacağını daha önceden bilmeden ve uygun görmediği bir şeyi engelleme araçlarına sahip olmadan, o kolektifin eylemlerinin sorumluluğunu kabul edebilir mi?" Ortak bir amaç için diğerleriyle bir araya gelen ve işbirliği yapan herkesin kendi eylemlerini yoldaşlarının eylemleriyle koordineli kılma gereksinimi duyması, onların faaliyetlerine, dolayısıyla ortak davaya zarar verecek şeyler yapmaması ve -giderek derinleşen görüş ayrılıkları ya da değişen koşullar veya yöntemler konusunda işbirliğini olanaksız ya da uygunsuz hale getiren tercihler dolayısıyla içtenlikle birlikten ayrılma isteğinin ifade edilmesi istisna olmak üzere- daha önce yapılmış anlaşmalara saygı duyması gerektiği görüşünü kesinlikle kabul ediyorum. Bu görevi hissetmeyen ya da yaşama geçirmeyenlerin birlikten uzaklaştırılması gerektiğini söylüyorum. Belki, kolektif sorumluluktan söz ederken, siz de bir birliğin üyeleri arasından var olması gereken tam da böyle bir uyumu ve dayanışmayı kast ediyorsunuz. Eğer böyleyse, bana göre, ifadeniz sadece dilin yerinde olmayan bir kullanımı dolayısıyla tereddüt yaratıyor; bu durumda, sözcüklerin yanlış anlaşılmasından kaynaklanan sorun aşılır ve çok geçmeden bir fikir birliğine ulaşılır. Gerçekten önemli olan sorun, mektubunda, anarşistlerin toplumsal hareket içindeki işlevine (rolüne) ilişkin değinilerin ve bunların hangi anlamları içerdikleri. Bu, anarşizmin varlık nedeniyle doğrudan ilintili temel bir sorun ve insan bu konuya değinirken ne demek istediğini açıkça ortaya koymalı. Mektubunda, anarşistlerin (devrimci hareket içinde ve toplumun komünist örgütlenişinde) yönetimsel ve dolayısıyla sorumluluk gerektiren bir rol mü üstlenmeleri, yoksa, kendilerini sorumluluktan bağışık yardımcılık işleviyle mi sınırlandırmaları gerektiğini soruyorsun. Sorduğun bu soru, ne denmek istendiği konusunda yeterli kesinlikten ve netlikten yoksun olduğu için, beni ne söyleyeceğini bilemez hale getiriyor. Kendi gereksinmelerini karşılamak konusunda gerekli olanak ve araçlara sahip yığınları, bizim kendi yöntemlerimizi ve çözümlerimizi benimseyip benimsememek konusunda onları özgür bırakarak, öneri ve örneklerle yönlendirmemiz mümkün olabilir -eğer bunlar gerçekten yerinde öneri ve örnekler ise ve diğerlerinin önerlilerinden ve uygulamalarından daha iyi görünüyorlarsa. Fakat, yığınları idareyi ele alarak, yani, kendi fikirlerini ve çıkarlarını polisiye yöntemlerle onlara dayatan bir hükümet haline gelerek yönlendirmek de mümkün. Onları hangi yoldan yönlendirmek istiyorsun? Biz, hükümetin (her türden hükümetin) kötü olduğuna, özgürlük olmadan gerçek özgürlüğe, dayanışmaya ve adalate ulaşılamayacağına inandığımız için anarşistiz. Bu yüzden, bir hükümet özlemi içinde olamayız ve diğerlerini (sınıfları, partileri ya da bireyleri) iktidarı ele geçirip hükümet haline gelmekten alıkoymak için mümkün olan her şeyi yapmalıyız. Liderlerin sorumluluğu, kendisi aracılığıyla halkın suistimalden ve yanlışlardan korunmasını güvence altına almak istediğin fikrini veren bu anlayış, benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. İktidardakiler, bir devrimle yüz yüze kaldıkları durumlar dışında, hiçbir zaman gerçekten sorumlu bir şekilde davranmazlar ve biz hergün devrim yapamayız -ve devrim genellikle hükümetin elinden gelen her kötülüğü yapmasından sonra gerçekleşir. Anarşistlerin, anarşist olmayan ve doğal olarak hükümet olmak isteyen devrimcilerin basit birer yardımcısı olmakla yetinmeleri gerektiği düşüncesinden çok uzak olduğumu anlayacaksın sanıyorum. Aksine; kendi programımızın geçerliğine inanan biz anarşistlerin, hareketi kendi ideallerimizin gerçekleştirimine doğru çekebilmemizi sağlayacak belirleyici bir etki gücüne ulaşmak için çabalamaları gerektiğine inanıyorum. Fakat, bu tür bir etki gücü, diğerlerinin yaptığından daha fazlasını ve daha iyisini yaparak kazanılmalı; söz konusu etki, ancak bu yoldan kazanıldığı zaman bir yarara sahip olur. Bugün, düşüncelerimizi derinleştirmeli, geliştirmeli, onların propagandasını yapmalı ve güçlerimizi ortak bir eylem içinde koordine etmeliyiz. Işçi hareketi içinde çalışmalıyız ve onun yalnızca kapitalist sistemle bağdaşır küçük kazanımlar hedefiyle sınırlı kalmaması ve söz konusu hedef tarafından yozlaştırılmaması için çaba göstermeliyiz; bütüncül toplumsal dönüşümün hazırlığına katkıda bulunacak böyle bir yoldan hareket etmeliyiz. İsyan ruhunu ve daha özgür, daha mutlu bir yaşam arzusunu uyandırmak için örgütsüz -ve belki de örgütlenemez- yığınlarla birlikte çalışmalıyız. Devletin ve kapitalizmin gücünü zayıflatma, işçilerin zihinsel düzeyini ve maddi koşullarını geliştirme eğilimi gösteren tüm hareketleri başlatmalı ve desteklemeliyiz. Kısacası, kendimizi geleceğe kapı açan devrimci eylem için ahlaki ve maddi olarak yeniden ve yeniden hazırlamalıyız. Ve sonra, devrim sırasında, temel maddi mücadeleye aktif olarak katılmalıyız (mümkünse daha önce ve diğerlerinden daha etkin bir şekilde) ve devrimi Devletin tüm baskı güçlerini yıkacak biçimde en son sınırına kadar çekmeye çalışmalıyız. İşçileri üretim araçlarına (toprak, madenler, fabrikalar, atelyeler, ulaşım araçları, vd.) ve üretilmiş mal depolarına el koymaya, tüketim maddelerinin eşitlikçi bir biçimde bölüşümünü bizzat ve derhal örgütlemeye, aynı zamanda komünler ve bölgeler arasında ürünlerin mübadelesini sağlamaya, kamu açısından yararlı ürün ve hizmetlerin üretiminin sürdürülmesini ve yoğunlaştırılmasını örgütlemeye teşvik etmeliyiz. Gerektiğinde şiddete başvurarak ve ama her şeyden önce onları gereksiz kılarak, yeni otoriter güçlerin ve hükümetlerin doğmasını engellemek için, yerel koşullara ve olanaklara bağlı olarak, işçi birliklerinin, kooperatiflerin, gönüllü grupların eylemini geliştirmek için mümkün olan her şeyi yapmalıyız. Ve, insanlar arasında yeterli uzlaşmayı bulamadığımız ve Devletin otoriter kurumlarıyla ve baskıcı organlarıyla yeniden örgütlenmesini engelleyemediğimiz koşullarda, onun yeniden inşasına katılmayı ya da onun meşruiyetini tanımayı reddetmeli, onun dayatmalarına karşı başkaldırmalı, kendimiz ve bütün muhalif azınlıklar için tam özerklik talep etmeliyiz. Diğer bir deyişle, fiili ya da potansiyel bir ayaklanma hali içinde kalmalı, bugünü kazanacak durumda olmadığımız durumda en azından geleceği kazanma hazırlığı içine girmeliyiz. Anarşistlerin devrime hazırlığa ve devrimin yaşama geçirilişine katılmaları gerektiğini söylerken siz de bunları mı kast ediyorsunuz? Size ve çalışmalarınıza ilişkin bildiklerimden yola çıkarak, sizin de bunu ifade ettiğinize inanma eğilimindeyim. Fakat, desteklediğiniz Birlik projesinde o birliğe ideolojik ve örgütsel bir yönelim kazandıracak bir Yürütme Komitesi'nin varlığını gördüğüm zaman, sizin ayrıca, genel anarşist hareket içinde, otoriter bir yoldan devrimin teorik ve pratik programını dikte edecek merkezi bir organın varlığını arzuladığınız kuşkusuna kapılıyorum. Eğer bu kuşkumda haklıysam, sizlerle ayrı kutuplardayız. Sizin örgütünüz ya da idari organlarınız belki anarşistlerden kurulu olacaktır, fakat, bu bir hükümetten başka bir şeye varmayacaktır. Bu organlar, tamamen iyi niyetle bunların devrimin zaferi için gerekli olduğuna inanarak, bir öncelik olarak, kendi iradelerini yeterince güçlü biçimde empoze etmelerini sağlayacak kadar iyi şekilde yerleşiklik kazanmayı kaygı edineceklerdir. Bu yüzden, maddi savunma için silahli birlikler ve emirlerini yerine getirecek bir bürokrasi yaratacak, ve süreç içinde halk hareketini felç duruma düşürerek devrimi boğazlayacaklardır. Bolşeviklerin başına gelenin bu olduğuna inanıyorum. Ben, önemli olan şeyin bizim planlarımızın, projelerimizin, ütopyalarımızın zaferi olmadığını düşünüyorum -zaten bunlar yaşam tarafından doğrulanmaya gereksinim duyuyorlar ve yaşam tarafından değişikliğe uğratılabilirler, geliştirilip zamanın ve mekanın gerçek ahlaki ve maddi koşullarına göre uyarlanabilirler. Asıl sorun, insanların, kadınların ve erkeklerin, binlerce yılın kendilerine aşılamış olduğu sürü güdülerinden ve alışkanlıklarından kurtulmaları, özgürce düşünmeyi ve hareket etmeyi öğrenmeleri. Ve, anarşistlerin kendilerini özellikle adamaları gereken en büyük uğraş da bu ahlaki özgürleşme olmalı. Mektubuma gösterdiğin ilgiden dolayı sana teşekkür ediyor, senden yeniden haber almayı ümit ediyorum. İçten selamlar. Risveglio (Cenova), Aralık 1929 |
||
|
||
| değerli dostum amadeus, "8. örgütü korumaya çalismak amaç olmamalidir. esas amaç "örgüt amaçlarinin ve eylemlerinin güncellenmesi olmalidir". bu yüzden kutsal olan örgüt degil birlikte olmanin nedenidir." demişsin buna tamamiyle katılıyorum. Ayrıca örgütün ve örgütlenmenin farklı şeyler olduğunu da tartışmayı gereksiz buluyorum. Benim burada eklemek istediğim şey şu...örgüt kendi fetişizmini içinde taşıyan ve üyelerini "kollektif özne", "kollektif kimlik", "kollektif ruh hali" vb. güdülerle bireylikten uzaklaşmaya sürü olmaya yönlendiren bir potansiyeli daima içinde taşır. Bu yüzden örgütlenme ile örgütü ayırıyoruz. Örgüt devlet gibi kurulduktan sonra kendi hukukunu, ideolojisini, hiyararşisini ve bürokrasisini yaratmakta gecikmeyen soyut yaşamda bire bir karşılığı olmayan bir organizasyondur. Örgütlenme ise o örgütlenmeyi aktif olarak yaratan bireylerin ihtiyaçlaraına karşılık veren hayata ve insanlara doğrudan bağlı canlı bir organizmadır. En iyisinden kurulacak bir anarşist örgüt bile, kendini tanımladığı adıyla, bunu simgeleyen amblem ve bayrakları ile bile en azından "kitle ruhunu" topluluklarda yeniden üretme durumunda olacak kaçınılmaz bir örgüt fetişizmine yol açacaktır. Onun için anarşistler kendi bayraklarını yakabilen politik olmayı hayatın içinde bir yerlere yerleştiği oranda anlamlı bulan öznelerdir. Örgüt ben söylemi yerine biz söylemini geçirdiği anda örgüt üyesi olmayan bireyleri ötekileştirmeye, sahici ve doğrudan bir düşünce alış verişine, tartışmaya ve dayanışmaya engel teşkil ederek bireylerin bu kollektif kimlik dolayımıyla birbirlerine yabancılaşmalarına neden olur. Örgüte ait bir yanlışı eleştirdiğiniz zaman örgüt üyleri, eleştirinin nereden geldiğine, neler söylediğine bakmadan örgütü ve icraatını savunma tutumunu refleks olarak takınırlar ki bu durumda sözcükler ve düşünceler beyinlere, duygular kalplere varamadan havada örgütün kollektif kimliğinin uçaksavarları tarafından imha edilirler... kısacası... BAYRAKLARI YAKALIM, KİMLİKLERİ ATALIM, DEVLETLERİ YIKALIM![/size][/b][/font] |
||
|
||
Alıntı Onun için anarşistler kendi bayraklarını yakabilen politik olmayı hayatın içinde bir yerlere yerleştiği oranda anlamlı bulan öznelerdir. evet güzel bir tespit.gerçekten yalnız anarşisler kendi bayraklarını yakma kabiliyetine sahip olabilirler. anarşistler başkalarının ve kendi ürettikleri iktidarları yok etmeyi amaçlarlar. bunun için de kendilerini iktidar edebilecek potansiyele sahip örgütlenmelerde yer almamalıdırlar. birinci vazifemiz örnek olmaktır. |
||
|
||
| NASIL BİR ÖRGÜTLENME Bu yazı, geçen sene Anadolu ve Trakya'daki anarşistlerin düzenlediği ilk örgütlenme toplantında okunması için yazılmıştı ama iletmekte sorun çıktığı için okunamadı. Noktasına olmasada virgülüne dokunmadan epeyce gecikmeli olarak görücüye çıkıyor, buyrun Aşamalar Mevzuu Otonom, federasyon, ağ vb.. örgütlenme biçimlerini iki aşamalı olarak değerlendiriyorum. Bu aşamalar beyaz-siyah değil, beyazdan siyaha geçişken süreklilikteler. İlk aşamada şu anki sistem içinde, sisteme karşı mücadele yöntemimizi, enformasyonu, yaşam alanları açmamızı tatbik etmeliyiz. İkinci aşama, sadece yaşamı içermeli. Yani özgür komünler, otonomlar, federasyonların yaşamı organize ettiği, şu andaki sistemi yıktığımız zamana dair olmalı. Bu önceden dediğim gibi bir kırılma noktası değil, sürekli bir devrim, evrilme yöntemiyle olmalı. İlk aşamada belirttiğim yaşam alanları, tek bir iktidar kurumu kalmayana kadar genişleyen bir süreklilikle çoğalarak iki aşama arasındaki geçişkenliği oluşturmalılar. Otonom, federasyon, ağ? Federasyonlar veya ağlar, otonomların ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulmalıdır. Otonomlar yada gruplar arasında iletişim, dayanışma vb.. amacıyla bir koordinasyon ihtiyacı hissedildiğinde yada bir-iki otonomun tek başına halledemeyeceği sorunlarda (mesela ilk aşama için çeşitli eylemler, radyo yayını, ikinci aşama için hastaneler, ulaşımın koordinasyonu vb..) amacına uygun sistem (federasyon, ağ yada benzerleri) gelişecektir. Bence burada dikkat etmemiz gereken, sağlam adımlar atmamız gerektiği. Sisteme karşı güçlü olmak güzel ama, güçlü olmak mantığıyla, önce federasyon oluşturup, altında otonomlar açılması inandığımız aşağıdan örgütlenme mantığına ters düşebilir. Bence yerel yada ilişkisel (ilişkileri kuvvetli olan kişiler arası) otonomlar kurarak, bu kurulan otonomlardan çıkacak ihtiyaçlarla federasyonlar oluşturarak hayatı sıkıca dokursak, dayanak noktaları olmayan bir federasyona göre sisteme karşı daha güçlü bir direniş gerçekleştirebiliriz Otonom örgütlenme İlk aşama otonom örgütlenmelerde bana göre olması gereken birkaç nokta var. Bu noktaların bir kısmı hemen faaliyete geçirilmeli, bir kısmı ise zaman ile hayat bulmalı. İletişim : Her örgütlenmede olduğu gibi, hatta otonom örgütlenmelerde diğerlerinden daha fazla oranda öneme sahip. Otonomların bireyler arasında oluşmuş bir ağ olduğunu düşünürsek, hayallediğimiz dünyayı inşa etmek için bireyler arasında sıkı ve önlenemeyecek bir iletişim sistemi gerekli. Yakınlık : En iyi iletişim yüzyüze olduğundan, otonomdaki bireyler birbirine yakın yerlerde yaşamalılardır. Yerel otonomlarda zaten bu sorun çok fazla olmayacaktır ama ilişkisel diye adlandırdığım otonomlarda bu konu önemli olacaktır. Yakınlık-uzaklık sorunu çözüldüğünde ikinci aşama otonomlara evrilmede önemli ilerleme sağlanabilir. Mesela, otonomdakilerin isteğine bağlı olarak ortak yemekhane, atölyeler vs.. gibi konular kolaylaşacaktır. Kendi kendine yeterlilik : Bir otonomun ilk hedefi mümkün olduğunca dışa bağımlılığı azaltıp, sistemle bağlarını koparmak olmalıdır bence. İlk aşama otonomda, hem otonomun hem bireylerin maddi sorunları birçok düşünceyi hayata geçirmeye engel olabilir. Bu sorun kurulacak ekonomlarla aşılmaya çalışılmalı. Ekonomlar, sistem içersinde, çarkların dışına çıkmak olmasada, bireylere başka şeylerle vakit geçirmek için imkan tanıyacaktır. Aynı zamanda otonomun maddi ihtiyaçlarınıda (afiş, dergi, mekan vb..) karşılama konusunda ekonomlar gerekli olacaktır. alıntı |
||
|
||
| Örgütlenmenin sistematizasyonu çok net biçimde belirtilmiş yazıda. Fakat belirtilen basamaklarda pratik uygulanım için yeterince açıklık sağlanmamış bence. Örneğin otonom ihtiyaç doğrultusunda oluşturulacak federasyonlar derken; bunlar hangi alanları kapsamalı? Ya da birinci basamak olarak açıklanan sisteme karşı duruşun modeli ve uygulamaları nelerdir? |
||