|
||
| Arkadaşlar okuduğum mesajlarda kadınla ilgili hoş olmayan bir çok değerlendirmeler vardı, ben çok rencide oldum.(Bu kadar aşağılanmayı bi bu forumda gördüm, bir de trafikte, yani sizin cinsin çok olduğu yerlerde. (Topluluk psikolojisi midir, nedir anlayamadım?) Hep mi kötü tecrübe yaşadınız yoksa sizin bakışınız mı yamuk acaba merak ediyorum. Üstelik ben siz erkeklerin şu meşhur "bir derecelik" üstünlüğünüzü kabul ederek başlayacağım söze. "kadını ne bozar" konusunda da yazmıştım yine yazacağım. Kadın erkeğinin bir derecelik üstünlüğünü reddederse erkeğine zulmetmiş olur bence, erkek te bu bir derecelik üstünlüğü "iki dereceye" çıkarırsa kadınına zulmeder. Baştan anlaşalım. Ben farklarımızın farkında olursak çatışma yaşamayacağımızı düşünüyorum. Farklıyız işte birbirimizden,daha iyi ya da kötü, kabiliyetli yada kabiliyetsiz, daha zeki ya da daha az zeki değiliz. Biz belli konularda daha kabiliyetliyiz, siz belki başka konularda, biz belli konularda daha zekiyiz, siz başka. Mesela;sizin sayısal, uzaysal zekanız vardır, bizim duygusal sizin sözel becerileriniz vardır, bizim sosyal becerilerimiz sizin yaratıcılık kabiliyetiniz vardır, bizim organizasyon siz başarınız için yarışmayı seversiniz, biz işbirliğini (Gerçi her nedense her konunun en başarılısı hep erkeklerden çıkar ama. Siz yazmadan önce ben yazayım) Ben "Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten" adlı kitabı okuduğumda ayrı gezenlerin insnları olduğumuzu kabul ettim ve Marslılarla yaşadığım birçok problemi aştım. Şimdi hiç üşenmeden, okumayanlar için alıntılar yapacağım, belki bizi anlamanıza biraz yardımcı olur okuduklarınız. Bir kadının benlik bilinci, duygularının ve ilişkilerinin niteliğiyle tanımlanır Bir erkeğin benlik bilinci sonuç alma becerisiyle Erkek için bir sorundan söz etmek, fikir danışmak anlamına gelir ama kadın için çözüm aramak. Erkek kendisi istemeden öneride bulunulduğu zaman, onun ne yapacağını bilmediği yada bunu kendi başına yapamayacağının ima edildiğini düşünür, fakat kadın erkeğe istemeden "yardımcı" olmaya çalışırken, bunun o erkek için ne kadar tenkit edici bir davranış olduğunun ve o erkeğin sevgisinden mahrum kalma riskini bilmemektedir. Erkekler kendilerini iyi hissetmek için sorunlarını kendi başlarına çözmek amacı ile mağaralarına kaçarlar, ama kadınlar sorunları oldukları zaman biraraya gelirler ve sorunlarını hepbirlikte konuşurlar. Erkekler kendilerine ihtiyaç duyulduğunda güçlenip harekete geçerler, kadınlar sevildiklerini hissettiklerinde harekete geçip güçlenirler. Erkek potansiyelini kullanma fırsatını ele geçirirse, en iyi taraflarını gösterir,kadın buna ortam hazırlamazsa erkeğin bencil tavırlarına maruz kalır. Erkek sustuğunda kadının aklına en kötü şeyler gelir ve bu durumda kadının yapacağı en kötü şey bu tavrı yorumlamaktır. Kadın erkeği aşırı ilgiden boğar, erkek yakınlık ve özerklik arasında durmadan gidip gelir Erkekler ilişkilerinde fazla yakınlaştıklarında kendilerini geri çekerler, kadınlar kendilerini ve başkalarını sevme güçlerinde iniş-çıkış yaşarlar. Erkekler özgür olma, kadınlar üzülme hakları için kavga ederler. Kadınlar anlayış isterken, erkekler nefes almak isterler. Erkek kadının tüm sevgi gereksinmelerini bir kez karşıladıktan sonra, artık sevildiğini bilmesi gerekmediğini düşünür, kadın ise buna sürekli ihtiyaç duyar. Erkek iyi bir dinleyici değildir, kolayca dikkati dağılır, kadın özel biri olarak onurlandırmadığı için sevilmediğini düşünür. Bir erkeğe güç kazandırmanın sırrı, onu asla değiştirmeye yada düzeltmeye çalışmamaktır, kadın bunu tecrübe ederek anlar. Erkekler pek ender olarak "üzgünüm" der, çünkü bunun yanlış birşey yaptıkları ve özür dilediği anlamına geldiğini üşünür. Kadın duygularını ve pişmanlıklarını ifade etmekten rahatsızlık duymaz. Erkek kadın istemedikçe yeterince verdiğini düşünür oysa kadın için aşk hiçbir zaman istememektir. .... Her neyse farklı gezegenlerin insanlrıyız işte, duygularımız, düşünce şekillerimiz, hormonlarımız bile farklı. Tekrar ediyorum, farklılıklarımızı kabul edip, bizim Venüs'lü olduğumuzu unutmaz ve bize ona göre muamele edersiniz bu forumda belki bizde barınabiliriz, ne derseniz? |
||
|
||
| denge "Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten" adlı kitaptaki ilgi çekici yaklaşımları bize özetlediğin için sağol. Kitabın yazarının cinsiyeti merakımı celb etti. herhalde erkektir. Çünkü "Erkekler özgür olma, kadınlar üzülme hakları için kavga ederler. Kadınlar anlayış isterken, erkekler nefes almak isterler." evet bunu bir kadının anlaması mümkün değil bence. |
||
|
||
| Yazar John Gray, kitabı karısına ithaf etmiş. Kadınları çok iyi çözmüş, en azından onları anlamak için emek harcamış, bu kadarı bile yeter. Onun karısı kişi yoktan yere üzüldüğü zaman "üzülme hakkını kullanıyor" diye geçiştirebiliyordur, ne büyük olgunluk. Benim bu forumda rahatsız olduğum kadınların, değersiz algılanmaları ve "tek bir işe" yarıyormuş gibi bir imaj çizilmesi. |
||
|
||
| Türkiyedeki insan topluluğun çoğunda bu böyle; sadece erkekler kadınlar için negatif düşünmemekle kalmayıp kadınlarda hemcinsleri hakkında negatif yargı içindeler. Toplumumuz erkek çocuk doğmasıyla gururlanır. Altı üstü erkek çocuğun bir uzvunun sünnet diye adlandırılan bir olayla kesilmesini davullarla zurnalarla kutlar. Ergenliğe girişini büyük bir neşe içinde bütün hısımlarına duyurur. ve bunu yapan sadece çocuğun babası değil anneside buna iştirak eder. Arapların cahiliye devrindeki gibi kız çocuklarını gömemeselerde, yerin dibine sokmatan beter eden insanlarımız var. Kendini kız olduğu için suçlu hisseden zavallı yavrucaklar var ülkemizde. Kızların ergenliğe girişi toplumun genelinde ayıp bişey gibi saklanır. bide göğüslerin belli oluyo kambur yürü diyen analar yok mu... Kız evlendiriline kadar isimlendirilemiyen bir baskı halinde Sürekli yadırganma korkusuyla yaşar. Kimlikleri bastırılan kadınlardan da ileride başarılı bir iş yaşamı ve kariyer beklemek yerine koca dayağı yemeyi görevi kabul eden (kocamdır hem sever, hem döver) kadın vatandaşlar beklememiz yerinde olur. Forumun değil toplumun sorunu bu denge... "kadını ne bozar" adlı konu başlığı altındaki yazıları topluluk psikoljisi olarak adlandırmakla büyük incelik etmişsin. çünkü topluluk değil resmen "sürü" psikolojisiydi. |
||
|
||
| genellemeler yapmak dogru degildir, her insanı o insan yapan birçok parametre vardır, kadın veya erkek olması bunlardan sadece biridir.. | ||
|
||
| Ben de ruler gibi düşünüyorum ve genellemeler yapmanın çok kesin kanıtlara dayanmadığı sürece yanılgıya neden olacağı kanısındayım. Bir toplumda kadın/erkek olarak alınan örneklerin farklı davranış biçimi sergilemesi olası olduğu gerçeğini yadsıyamayız. Zaten sosyal bilimlerin zorluğu da bu noktada ortaya çıkıyor, insana bağlı olarak değerlendirmede iki kere iki bazen üç bazen beş edebiliyor. | ||
|
||
| İstisnalar herzaman olur, ama kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen karakteristik özellikleri farklı. Benim burada anlatmaya çalıştığım bu farklılıklarımızı gözeterek birbirimize muamele etmemiz gerektiği. Dünyanın her yerinde bu böyle, en gelişmiş toplumlarda bile okuma-yazma oranı kadınlarda daha düşük, kadınlar dayak yiyor falan filan işte. |
||
|
||
| ben kadını anlamaya çalıştım ve anladım.aramızdaki farkları öğrendim,keşke öğrenmeseydim :)eskiden çok daha masum gelirlerdi...bazen bilmemek daha iyiymiş haaa,bi şey daha,kahretsin onları hala seviyorum |
||
|
||
| denge doğru söylüyor. kadına yönelik aşağılama girişimleri tamamen cinsiyet ayrımcılığın nitelikli faşizmdir. burda iki tarafta hata yapıyor. erkek kendine göre kadında zayıf bulduğu noktalara yüklenerek oradan nasiplenirken kadın da ya erkeği benzer şekilde zayıf yerlerinden vuruyor yada zayıf olmadığını ispata çalışıyor. halbuki dengenin dediği gibi iki ayrı varlığız. herkes imkan ve yetenkelerini fakrında olmalı ve bunu çıkar sağlamak, aşağılamak vs. için kullanmamalıdır. köpeğin dişleri varsa kedinin de tırnakları var. ![]() |
||
|
||
Alıntı köpeğin dişleri varsa kedinin de tırnakları var. Şu son cümle rahatsız etti beni, diğerleri ![]() Bu tür duygularla beslenirsek olay güç çatışmasına döner, iki tarafta mutsuz olur.Belki sen bunu kastetmedin ama bana çağrıştırdığı bu oldu. Bence erdemli insan olmak ve gün içinde bol bol "S" vitamini kullanmak (sevgi) tüm problemleri çözer. |
||
|
||
| Gerçek erkek 2 şey ister, tehlike ile kumar, bu yüzden de en tehlikeli kumar olan, kadını ister..!!! |
||
|
||
Farkı yaratan farktır... Farklı olduğunu düşündüğün için, farklı olursun...Her şey düşüncede, düşüncenin şartlanışında... Fark görmek istediğin için fark görürsün. Ardından yarattığın farklılığı kabul etmeye çalışırsın, kendini böyle bir döngüye soktuğundan haberin dahi olmadan... Mücadele edersin, kendi yarattığını anlamak için. Dangalağın biri çıkar, kitap yazar, insanlar inanır ondan feyz alır...Farkı yarattıktan sonra uyum aramak ne derece mantıklı olduğunu izah edemezsin. ne demiş can baba, 'her şey sende gizli' |
||
|
||
| Birileri böyle düşün dediği için farklarımızı görmeye çalışmıyorum. Doğdukları andan itibaren bebekler insanın gözünün önüne ayan-beyan serer bu farklılıkları, hayretle izlersin. Azıcık büyüdülermi bir sürü obje içinde erkek çocuk topu, kız çocuk bebeği farkeder. Bunları gözlemlemek zevk verir bana ya da yetişkin bir erkeğin gücü, kadının nazenin yapısı heyecanlandırır beni. Dedim ya duygularımızı direkt etkileyen hormonlarımız bile farklı. Proloktin mesela, sadece bebeğini beslemek için sütün oluşumunu sağlamaz kadına. Sevgi ve acıma duygusu verir anneye. Anne olan kadınlar farklıdır. Yoksa bu yükün altından kalkması zordur annenin. (Bu arada aklıma bir şey geldi; Çocuğunun ergenlik problemleriyle boğuşan bir anneden "bebekken onu o kadar çok severdimki yemek isterdim adeta. Keşke o zaman yeseymişim." diye bir şey duymuştum. Yani Allah'tan bu hormon var, yoksa neslimiz tükenebilirdi. ) . Fareler üzerinde bir deney yapıldığını okumuştum. Baba fareye proloktin zerkediliyor ve baba fare annenin karakteristik özelliklerini göstermeye başlıyor. Benim anlatmaya çalıştığım bu farklılıklar, şartlanmışlıklar değil.Sonuçta bırakın erkeği- kadını, insanın tüm farklılıklarının çok yüzeysel olduğunu düşünüyorum ben, hangi coğrafyada yaşadığı, zengin ya da fakir olması, eğitimli yada eğitimsiz olması farketmez, özümüz aynı, isteklerimiz, korkularımız,... Hepimizde; kabul görme, ait olma, anlaşılma gibi temel beklentiler var mesela, ya da terkedilme, yanlız kalma kalma gibi korkular. Bunlar hepimizde ortak ve "insan" olmak bu işte. Bunlar başka konular altında konuşulur belki, belkide burada konuşulmuştur, bilmiyorum. Ama benim bildiğim, insan üzerine daha çooook filozof düşünecek, çok sözler söylenecek, çok bilimsel araştırmalar yapılacak. İnsan hala evrim tamamlamadı çünkü... |
||
|
||
Sonuçta bırakın erkeği- kadını, insanın tüm farklılıklarının çok yüzeysel olduğunu düşünüyorum ben, hangi coğrafyada yaşadığı, zengin ya da fakir olması, eğitimli yada eğitimsiz olması farketmez, özümüz aynı, isteklerimiz, korkularımız,... Hepimizde; kabul görme, ait olma, anlaşılma gibi temel beklentiler var mesela, ya da terkedilme, yanlız kalma kalma gibi korkular. Bunlar hepimizde ortak ve "insan" olmak bu işte. Bunlar başka konular altında konuşulur belki, belkide burada konuşulmuştur, bilmiyorum. Ama benim bildiğim, insan üzerine daha çooook filozof düşünecek, çok sözler söylenecek, çok bilimsel araştırmalar yapılacak. İnsan hala evrim tamamlamadı çünkü... bende onu diyorum işte...bak asıl istem ortak noktada buluşmak olduğundan, buluştuk.aynı şekilde istemler farklı, düşünce frekansları bir olsada uyuşma olmaz. bu arada insan evrimini, duygularından arındığında tamamlayacak. |
||
|
||
| insan evrimini tamamlayamıyacak.. http://sifirforum.com/forum/index.php?topic=6579.0 |
||