SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Para

Konu: Ekonomik Büyüme Ve Türkiye

Sayfa: [ 1 ]

27.02.2006 18:25:43
Büyüme, Türkiye'de izlenen politikalar ve 15 yıl

Neden Aysa ülkeleri ciddi bir değişimden geçerken bizim ülke belli bir kısır döngü içinde kalır? Büyümesine büyür, ama temel yapısı değişmez. Neden Asya ülkeleri bir bir gelişmiş ülke kategorisine yükselirken, sınıf atlarken, biz sürekli "gelişmekte olan" ülke diye anılırız... Sorunların niteliği değişmez?

***

Avustralya, Kuzey Amerika ve Avrupa eskiden gelişmiş dünya diye bilinirdi. Bunlara sonradan Japonya, Singapur, Hong Kong gibi ülkeler de katildi. (Dün direk uçakla New York'tan Hong Kong'a döndüm. Hong Kong birçok bakıma New York'tan daha ileri.)

Ayrıca, Güney Kore, Tayvan gibi yerler de artık gelişmiş dünyadan fazla farklı değil.

Daha da ilginci Çin.

Çin'in her yöresi için aynı şeyi söylemek imkansız ama, Şangay artık her bakımdan İstanbul'u geçme aşamasında. Üç dört yıl daha başına bir iş gelmezse Şangay İstanbul'dan çok daha ileri bir kent olacak. Birçok bakımdan şimdiden öyle. (Oysa daha 2 yıl önce birçok bakımdan İstanbul'un gerisindeydi.)

Bu ülkeleri gidip bir görün, uyguladıkları politikaları inceleyin... Ve bu arada akademik modellere bir göz atın. Birkaç matematiksel denklemin arkasındaki yorumların üzerinde biraz kafa yorun mesele ortaya çıkıyor.

***

Kur politikası Asya ülkelerinde bir numaralı stratejik değişken olarak görülür. (Yıllardır Amerikalılar, Avrupalılar, Çin'e zaten en çok bu konuda baskı yapar.)

Evet, son 30 yıla bakın Asya ülkeleri paralarının değerini sürekli olarak "normalin" altında tutmuş. Merkez Bankaları en çok bu konuya dikkat etmiş. Ve paranın değerini düşük tutmak için elden gelen yapılmış.

Sürekli.

Öyle ki kur politikası Milli Güvenlikten bile daha önce gelir olmuş. (Ekonomisi sürekli dış borç ile yaşayan bir ülkenin "güvenliği" ne kadar sağlam olabilir?) Evet. Asya ülkeleri şaşmamış, bıkmamış, ithalata değil, ihracata yönelmiş.

***

Fakir dediğiniz ülke ilk başta fazla bir şey üretemiyor. Üretmesini bilmediği gibi, ürettiklerini yurtdışında satmayı da pek beceremiyor.

"Prodüktiviteyi yükseltsin" diyebilirsiniz. Bu öyle kolay şey değil, insanların eğitimlerini, alışkanlıklarını, ülkedeki teknolojiyi bir-iki yılda durup dururken nasıl değiştirebilirsiniz?

İşte bu nedenle ülke ilk başta paranın normal değerinin altında seyretmesini sağlıyor.

Ve faizler de düşük kalıyor.

Düşük değerli para, ithal edilen mallan pahalı, ihraç edilen mallan ise ucuz tutuyor. Ülkede her ne üretiliyorsa dışarı satılıyor. İlk başta da bunlar elbette uyduruk şeyler oluyor. Plastik oyuncaklar, basit tekstil ürünleri vs...

Ama ithalat da pahalı olduğundan ülkenin dış ticareti fazla vermeye başlıyor.

Eğer bu arada devletin bütçesi de sıkı tutuluyorsa... o zaman dış fazlanın kaçınılmaz bir sonucu var.

Tasarruflar yatırıma ve dış ticarete yöneliyor. Zamanla, tüketim yerine insanlar üretime ve ihracat kayıyor. Ülke hızlı büyüyor.

Ve Asya ülkeleri bu arada eğitime çok büyük ağırlık verdiklerinden, mal satmayı bir kere öğrenince başlıyorlar yüksek teknoloji gerektiren malları üretmeye... Verimlilik de hızla yükseliyor.

Ülke sınıf atlıyor.

Daha önce yazdığım gibi, aslında Türkiye, Yunanistan gibi AB içinde Avrupa orta sınıfının bir çeşit tatil ülkesi olma şansına sahip. Ama ciddi bir büyüme ve değişim ancak ve ancak sıcak para politikasından vazgeçilmesi ile gerçekleşir.

Elbette bir de eğitime yapılan yatırımı birkaç misli artırma gereği var.

15 yıldır tekrarlanan şeyler anlayacağınız..

27.02.2006 21:29:33
Özgür olmayan beyin ilerleyemez. Isin en acili tarafi, yasli bir cumhuriyette sahip olmamiza ragmen eski sovyet ülkelerin yakin bi zamanda bize yetismeleri.

ay_danscisi 28.02.2006 13:55:48
Özgür olmayan beyin ilerleyemez. Isin en acili tarafi, yasli bir cumhuriyette sahip olmamiza ragmen eski sovyet ülkelerin yakin bi zamanda bize yetismeleri.

Onlar yukarı mezopotomyada yaşamıyorlar.
Yani "ceterus paribus" yok !
Alıntı
Bu ülkeleri gidip bir görün, uyguladıkları politikaları inceleyin... Ve bu arada akademik modellere bir göz atın. Birkaç matematiksel denklemin arkasındaki yorumların üzerinde biraz kafa yorun mesele ortaya çıkıyor.
Günlük 1,8 dolara tabuta benzer yatakların bulunduğu fabrika odalarında hayatlarını idame etmek zorunda kalan işçi sınıfı ! bu ülkelerde bulunmaktadır.
Bu ülkelerin İş ve iş veren yasalarını inceleyen orta zekalı her kişi neyin ne olduğunu anlar. afro

Alıntı
Öyle ki kur politikası Milli Güvenlikten bile daha önce gelir olmuş. (Ekonomisi sürekli dış borç ile yaşayan bir ülkenin "güvenliği" ne kadar sağlam olabilir?) Evet. Asya ülkeleri şaşmamış, bıkmamış, ithalata değil, ihracata yönelmiş.
Asya borsalarını en az 10 kere bu yüzden batırdırlar.Emperyalistler bu işten kar sağlarken Asyalı kardeşlerimiz ( Japonya ve Güney Koreyi ayrı tutuyorum ) karın tokluğuna ihracat yapıyor.Yani amelelik ! Şöyle düşünün , sizin tarlanız var ve ürettiğiniz malı olması gerekenden çok ucuza alan godomanlar karnınızı doyuruyor.Siz bu sayede "şamamış bıkmamış" oluyorsunuz !




Alıntı
Düşük değerli para, ithal edilen mallan pahalı, ihraç edilen mallan ise ucuz tutuyor. Ülkede her ne üretiliyorsa dışarı satılıyor. İlk başta da bunlar elbette uyduruk şeyler oluyor. Plastik oyuncaklar, basit tekstil ürünleri vs...

Ama ithalat da pahalı olduğundan ülkenin dış ticareti fazla vermeye başlıyor.
Yakın zamanda Batının büyük darbesi geliyor ! Bu temenni ettiğim bir şey değil ama ; Kalitesiz ürünler artık satmayacak.Yani eskisi gibi satmayacak.her geçen gün Çin ekonomisi bu yüzden darbe yerken yukarıdaki yazının mantığını anlamak güç !


Sayfa: [ 1 ]