|
||
| Siyasal iktidar, dinsel açıdan her zaman sorgulanması gereken bir şeydir? - diyor, bazı kesimler, sizce doğru mu diyorlar.... Kur’ân ve Sünnet bilgisi son derece sınırlı biri olarak, sorularınıza ancak genel çerçeveler içinde cevap verebileceğim. Ancak, Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde yönetim şekli tarifinin yapılmasının beklenmesini dahi anlamlı bulmuyorum. Semavî dinler insan hayatı üzerine temel ilkeler vaz’ederler. Bunları insan hayatı üzerine el kitabı haline indirgemek ciddi sorunlar doğurur ve doğurmaktadır. Burada hemen bir itirazla karşılaşacağımızı biliyorum; İslâm Hıristiyanlığın aksine toplumsal bir dindir itirazı, sürekli karşılaştığımız bir itirazdır. Ben bu itirazı hatalı bulduğumu hem kitabımda, hem de diğer vesilelerle sürekli belirtiyorum. İncil’de toplumsal hayata ilişkin doğrudan hükümlerin bulunmaması Hıristiyanlığın toplumsal hayatla ilgili olmadığı anlamına gelemez. Zira, semavî bir din insan hayatı üzerine genel ilkelerden bahseder ve bu genel ilkelerin toplumsal hayatı etkilememesi sözkonusu olamaz. Bu noktada dikkat etmemiz gereken nokta dinin temel ilkelerinin toplumsal hayattan bağımsız algılanamaması, ancak bunlardan toplumsal hayata ilişkin kurallar çıkarmakta kolaycı davranılmaması gereğidir. İslâm’ın toplumsal yönüyle ilgili düşünürken, bu önemli hususun gözönünde bulundurulması gerekir. Kaldı ki, siyasal yönetim biçimi daha da karmaşık bir konudur. İslâm’ın önerdiği siyasal sistem bellidir demek için, bu karmaşıklıktan bîhaber olmak, dahası, insanlığın tarihsel-siyasî serüveni konusunda son derece cahil olmak gerekir. Asr-ı Saadette modern anlamda bir devletin sözkonusu olmadığı; hatta buna dayanarak ‘iktidar-eksenli’ bir program öngören Mevdudî gibi bir düşünürün bile kitabını ‘İslâm’da Devlet’ değil, ‘İslâm’da Hükûmet’ olarak yazdığı da gözönüne alınarak, dindar kesimin devleti âdeta kutsayıcı tavrı nasıl yorumlanabilir? Dindar kesimin büyük çoğunluğu ile laik kesimin önemli bir kısmının, farklı referanslara sahip iseler de, bu konuda aynı otoriter/devletçi zihniyetin izlerini taşıdıkları söylenebilir mi? Dindar kesimin devleti kutsayıcı tavrını anlamak hiç zor değil. Yukarıda işaret et-meye çalıştığım konu, doğrudan bu sorunuzla ilintilendirilebilir. Geleneksel devleti din ile özdeşleştirmenin doğal sonucu, devleti kutsamaktır. Bizde dinsel çevrelerde hakim bakış budur. Modernleşme sorunu, devletin din kaygısı gütmeyenlerin eline geçmesi olarak sorun haline getirilmiştir. İslâmcılığın devleti hiçbir şekilde sorun haline getirmesi sözkonusu olmamıştır. İslâmcılık, merkez sağ siyasetin takipçisi olarak eleştirel düşünce geliştirmekten uzak kalmıştır. Tartışma konusu edilmesi gereken budur. |
||
|
||
| bu soruya çok cevap var.. ben şimdi bu cevabı kime vereyim soruyu kitabında soranamı? yoksa kopyeleyip buraya alanamı? birinci şıkta.. kiminle muhatabım bilmek isterim.. ikinci şıkta.. kimden aldıgını yazmayan birine cevap verilmez... |
||