SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Piskoloji ve Din

Sayfa: [ 1 ]

27.02.2006 15:30:41
Değişen Psikoloji

Çok bilindiği düşünülse bile psikolojinin tanımları arasında geniş ve farklı bakış açılarının bulunduğu gerçeği bu çalışmada yeniden hatırlanması gereken ilk dikkat çekici noktadır. Watson ile birlikte, deneyleme yapılabilen tecrübî ilimler sıralamasında, fizik, kimya, astronomi, biyoloji ve sosyoloji ile birlikte yer alan psikoloji, bu tasnif içerisinde kalmak üzere, davranışın bilimi olarak tarif edilmiştir (Morgan 1993, 6). İnsanın eylemlerini topladığında onu çözümleyebileceğini varsayan bu tanım içerisinde eylemler, eşsiz bilimsel veriler idi. İçebakış (introspection) denilen özel teknik bu anlayışta bütünüyle reddediliyordu. Bu durumda, bilim dalına ‘psişenin bilimi’, ‘ruh bilim’ demek artık yanlış olacak ve ‘davranış bilim’ denilecekti. Bunun sonucu olarak, din eğitimi, daha başlangıç aşamasında bu tanımlamaya uyum sağlayan yöntemler geliştirmekte direnecekti.

Hemen hemen bütün evrensel dinler, insanı ruh (psişe), kendilik (nefs-self) ve bedenden oluşan, bütün bunlar toplandığında yine de bütünü tanımlanabilmesi mümkün olmayan bir varlık olarak tanımlamaya eğilimlidirler. Bu eğilim insanın, yaratan-evren-insan ilişkisindeki bütünlük oluşmadan, insanı tanımlamada bir bütünlük oluşturulabileceğine soğuk bakmaktadır. Dinin ve din eğitiminin insana olan bu bütüncül yaklaşımı, davranışçı psikolojinin tek taraflı eylem boyutunu insan için yetersiz bulmuştur. Bunun bir çok sebebi bulunabilir. Bunlardan sadece biri, dinin, davranıştan koparamayacağı bir kavram olan niyettir.
Din, bilinçli olarak hayat kontrolümüzü ele geçirmemizi başlatan iradi tavıra niyet adını verir. Bu da davranıştan önce, davranışla birlikte ve hatta davranıştan sonra eyleme sıkı sıkı yapışmak zorundadır. Niyet, bireyin sayısız donmuş alternatifler arasından, bazen birine hayat vermesidir. İşte birey tam bu noktada niyetini olduğu kadar kendiliğini de hayata katmış, alternatifler arasından hangisinin eylem olacağına karar vermiştir. Bundan sonraki aşama, olacak olanları, yine dinin sunduğu bakış açısıyla yaşantılamaktır. Bu bakış açısıyla, evrendeki hayat sahibi olan herşeye olduğu kadar, yaratıcı karşısında da niyet ve davranışlarının sorumluluğunu istek ve irade ile yüklenebilen bireye ulaşmak, din eğitiminin en önemli amaçlarındandır. Niyet, davranışa eklenmesi gereken en önemli psikolojik olgulardan biridir. Çünkü niyet, daimi bir farkındalık anlamına gelir. Bireysel farkındalık olmadan da aşkın bir farkındalıktan söz etmek pek mümkün gözükmemektedir. Bu sebeple, din eğitimcisinin, davranışa değer ölçütü arayacaksa, kendisinin iradeli ön tutumlarını yani niyetlerini de bu ölçüt içerisine almak zorunluluğu vardır.

Ayrıca, duygusal davranışın görünümleri sadece aşikar olan eylemleri değil, birleşik halde içsel olarak barındırılan duygu-durumlarını ve özel çevresel faktörlerden etkilenen iletişimleri de içine alır ( Super-Harkness 1991, 57). Bu sebeple davranışçılık birçok eleştiriye maruz kalmış, eylem ve zihinsel süreçleri birlikte ele almanın psikoloji için kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır.

Modern psikoloji akımları ve diğer bazı sosyal bilimler içinde insanın konumu bu gözle yeniden incelenmiştir. Heidegger’e göre bunlar, insanı en geniş anlamıyla bir nesne, el altında bir varlık (being-at-hand) yani bütünüyle ampirik olarak betimlenebilir bir eğilimler toplamı olarak ele almaktadırlar. Bu yaklaşımlar insanın insaniliğini, başka varlıklarla bağlantı kurabilen, varlığa açık ve ontolojik niteliğini ihmal ediyor gözükmektedir. Burada insanilik kavramı ile anlatılmak istenen ve din eğitimcisinin asıl ilgilendiği boyut, insanın etkileştiği her şeyle kendi iradesiyle özgürce bağlantı kurmak, bu etkileşime istek duymaktır (Göka 1996, 78). İrade ve özgürlüğün insanın eylemlerine konu olması, bizatihi dinin öngördüğü insan tipinin din eğitimine konu oluşturmasına çok benzeyen çağrışımları beraberinde taşır.

1900’ lü yılların başında ortaya çıkan Gestalt Okulu ise, psikolojinin bahsettiğimiz ‘parçacı (atomisme)’ yaklaşımına karşı durmakla, sadece davranışla değil, ruhi olaylarla da ilgilenecek bir ekolün yolunu açmış oluyordu. Böylece insanın yalnızca şartlı reflekslerle veya duyumlarıyla eyleme geçen bir varlık değil, Heidegger’in yukarıda belirttiği biçimle etkileşen ve etkileşimi talep eden varlık olarak ele alınması mümkün olabilecekti. Çünkü Gestalt Okulu da yaşantılarımızın, tıpkı bir magnetik alan gibi, ilişki sistemleri oluşturabileceğini ilke edinmişti (Morgan 1993, 4).

Daha sonraki ekol olarak Hümanist psikoloji hedefini iyinin, güzelin ve gerçeğin algılanması olarak belirtiyor ve ona göre yöntemler geliştiriyordu. Fakat bu arada önyargısız olarak, üstün gerçek, iyi ve güzeli belirleyebilmek yeni bir mesele olarak ortaya çıkıyordu (Maslow 1996, 30).
İnsan tabiatını bilimsel alan içerisinde anlatma, psikolojinin diğer ekolleri içerisinde de ele alınabilir. Fakat bu çalışmanın amacı böyle bir kronolojiyi ortaya koymak değildir. Bu sebeple bundan sonraki kısımda psikolojinin değişen ve dönüşen yöntemleri, din eğitimine zemin oluşturmaları açısından ele alınacaktır.

Leonardo 28.02.2006 20:48:34
pratikte din insanı şifalandırır, ve bedavadır.

psikolog ise (bu maslow da olabilir) her hafta sizden 100 milyon alıp 1 saat suratınıza bakar.

psikiatr ise 100 milyon alıp sizi ilaç bağımlısı yapar.


01.03.2006 15:36:49
dinciler 100 milyonla yetinmez bildiğim kadarıyla,
altında ki eve - arabaya - karıya kadar alırlar...!!

Leonardo 02.03.2006 21:05:35
sözünü etiğim aczi mendi tarikatı değil zerdüşt.

camide kimseden para alınmıyor. ve cami burdaki herkese, satanistlere, seri katillere, tecavüzcülere, ve en önemlisi fakirlere açık. ve istediğin kadar kalabilirsin. istediğin kadar tanrıyla konuşabilirsin. onu istediğin kadar sevebilirsin. ve ondan yanıt da alabilirsin. tek kuruş da ödemezsin. Olay budur.

ben açık söyliyim dinci olayı yüzünden geçenlerde dedemi camiye götürüp kendim girmedim ama tanrı daima yanımdadır. yardım istencek biri varsa odur. kimsenin bilmesine bile gerek yok. burda tanrıya küfr edip içinden "tanrım bir mucize olsun, bana yardım et" diyebilirsin. böyle bişey yani.

yanlız şu da var. felsefenin bir kolu olarak psikoloji, din ile birleşerek spiritüalizm denen şeyi yarattı. matematiksel formülünü henüz veremediğimiz için kitapçıların new age bölmünde saçmalıkla gerçek içiçe. ama reiki, avuryeda, müzik terapi,  meditasyon, yoga konularında herkese yardımcı olabilecek çok faydalı bilgiler mevcut.



Sayfa: [ 1 ]