|
||
| EN BÜYÜK HAZİNE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜDÜR Bilgi toplumunun en önemli öğesi, sermayeden daha da önemli unsur olarak yetişmiş insan potansiyelidir. Yetişmiş insan potansiyeli de, yalnız öğretilmiş, elinde diplomaları olan dil bilen değil, aynı zamanda çok boyutlu ve bütünsel bakabilmen ve düşünebilin, özgüvenli bağımsız düşünebilen, yaratıcı, evrensel değer yargılarına sahip ve düşündüğünü doğru ifade edebilen kişilerin yetiştirilmesidir. Bugün gelişmiş batı toplumlarının biricik hedefi ve rekabet alanı yetişmiş insan gücünü elinde bulundurmadır. Beyin göçü ve gücü bu çerçevede değerlendirilmektedir. Bizim de ülke olarak 21. yüzyıl eğitim hedefimiz bu doğrultuda olmalı ve bu konuda taviz vermeden kararlı bir politika izlememiz gerekir. |
||
|
||
| Bu eğitim sistemi içinde etiketlenicez diye bu saydığın vasıfları geliştirmeye bir türlü fırsat bulamıyorlar gençler, tam bir keşmekeş içindiler. Bu okul/dersane koşturmacanın sonunda çok az bir kısım genç istediği/istemediği bir bölüme yerleşiyor, geride kalan çok daha büyük bir kalabalık ise toplumun gözünde bir hiç ve başarısız hissediyorlar kendilerini. Bir kere bu psikoloji içinde özgüvenleri zedelendikleri için üretme kapasiteleri de daralıyor. Aslında keşke herkes kabiliyeti doğrultusunda değerlendirilse, kıymet görse, özgüvenle beraber insan kendini herhalukarda geliştirir. Yani önce şu gençlerin psikolojilerini düzeltmek lazım. Okullarda otoriteden bağımsız düşünebilme, iletişim sanatını kavramış, yaratıcılık vasfını geliştirmeye yönelik yeni müfredatlar var. Yani ileriye doğru bir hamle var, ama şunu da unutmamak lazım, eğitimde hep bir arpa boyu yol alınıyor, olsun bu da bir ilerleme. Belki bizden sonra yetişen nesil daha nitelikli olur. Yetişmiş nesile kalite katmak için ne yapılabilir. Yine sivil insiyatif diyeceğim ben. Çok güzel alternatif programlar oluyor bazen, onlar takib edilebilir, nitelikli insana hasret kalan duyarlı kişiler biraraya gelip birşeyler yapabilir. Biz neler yapabiliriz, bunu konuşalım mı? |
||
|
||
| Sanayi toplumları hızlandıkça insanlar arasındaki rekabet duygusu daha da keskinleşmeye ve acımasız hale gelmeye başladı. Bunun doğal sonucu olarak da tüm insanlarda bir gerginlik hali ve stresin yaygınlaşması söz konusu oldu. Yetişmiş insanın başka yetişmiş insanlarla rekabeti aynı zamanda toplumda bilgiyi de çok sıradan bir kavram haline getirdi. Yani herkesin ulaşabildiği bilgi değerini yitirince, bilgi sahibi olup kendisini toplumda önemli bir yere koyan insanlar da önemini yitirmeye başladı. İkinci dünya savaşından sonra aydınlar arasında büyük bir karamsarlık daha sonra 60 lı yıllarda ortaya çıkan iyimserlik, yine soğuk savaşın getirdiği korku dönemi ve 90 lı yıllardaki kutuplaşmanın sonu ile gelen iyimserlik ve yeniden tek kutupluluktan kaynaklanan uluslararası ilişkilerin yarattığı küresel anarşi, insanlığın sinüs eğrisi şeklindeki gidişatını açıklamaya yeter mi bilmem ama her dönemde insan davranışı koşullara göre yeniden şekil alıyor dersek yanlış olmaz sanırım. Ancak her durumda bilgiden çok bilge insanın önemi ve değeri üzerinde durmak gerekiyor sanırım. Bu durum kişinin toplumun neresinde ve erdemleri hayatına ne kadar yansıttığı ile ilgili olduğu kadar, toplumu yönlendirme çabasının kendi yaşamını feda etmeye kadar götürüp götürmeyeceği ikilemiyle de ilişkilendirilebilir diye düşünüyorum. |
||
|
||
| kapsama alanı genişletilmek istenip ,genel anlamda bakıldığında; insanın/insanların/insanlığın ardında bıraktıklarıdır... hazine olarak nitelendirildiğinden, geçmişte bırakılan pozitif nesneler olarak dile getirilmelidir. Yapısı itibariyle, hazinenin kavranışı materyalizm ile olur. Ama bazen hazine, somutlaştırılamayan tecrübelerdir.Yol gösterici, yoldan çıkarıcı, yoldan döndürücü vs vs. Bu her yaşayanın, yaşadığı zaman oranında, yaşadığı olaylardan edindiği farkındalıklardır. Maddi anlamda ki hazineler ise, yaşamı konforlaştırandır. |
||
|
||
EN BÜYÜK HAZİNE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜDÜR Bilgi toplumunun en önemli öğesi, sermayeden daha da önemli unsur olarak yetişmiş insan potansiyelidir. Yetişmiş insan potansiyeli de, yalnız öğretilmiş, elinde diplomaları olan dil bilen değil, aynı zamanda çok boyutlu ve bütünsel bakabilmen ve düşünebilin, özgüvenli bağımsız düşünebilen, yaratıcı, evrensel değer yargılarına sahip ve düşündüğünü doğru ifade edebilen kişilerin yetiştirilmesidir. Bugün gelişmiş batı toplumlarının biricik hedefi ve rekabet alanı yetişmiş insan gücünü elinde bulundurmadır. Beyin göçü ve gücü bu çerçevede değerlendirilmektedir. Bizim de ülke olarak 21. yüzyıl eğitim hedefimiz bu doğrultuda olmalı ve bu konuda taviz vermeden kararlı bir politika izlememiz gerekir. ah kardeşim İnsanlar bu cezaya tutulmuşlardır kendi elleriyle bu cezayı çekeceklerdir Allah derki ey bana muhattap olan İnsanlık ben size gündüzü geçinmeniz geceyi de dinlenmeniz için yaptın (geceli gündüzlü teneke için çalışma cabalama zihnnde olan varlık) benim söylediklerim vaz-i Kanundur sen bu kanunu cepe almakla kendine bir şey verebildin mi Onu etrafına anlat kalbimde şu huzuru temin ettim de... ve göster onlara baksınlar.. kaşı gözü belli olmayan canı sıkkın düşünceli insanların dışarıya yansıttıklarını sende görmesinler göster onlara kendi ne verdiğini) ama yazıkki dünyanın ömrü bir dakikaka senin ömrün bir nefes O nefesi verirken sesi hu diye çıkar Hu bir zamirdir benim ismimdir hayat senin hayatından ibaret değil Kainattaki hu sesidir hayatı yıpratma yakarım hayat yıprandı geçti sen kendi bir şey verebildim mi geceli gündüzlü çalışıyorsun niye mesut olamıyorsun benimle harp mı edeceksin neden hayatını yıpratıyorsun mesut olmalık çalışmakla elde edilmez birbirinzi sevme yollarını öğrenin amel edin o vakit bütün kalblere bakarım eğer hepsi huşu ile atıyorsa o vakit o civarda ki insanlara huzuru kendi elimele veririm hayatı yıpratmayın kendi hayatınızı tedavi edeceğim diye başkasının hayatını yıpratmayın hayat kainattaki hu sesidir Hu karşıdaki varlık olan İnsandır yani O dur Ona iyi bak çalışanlarınıza çok kıymet verin hakkını verin işiniz olmadı diye onlara ters ters çalımlı çalımlı tavırlar takınmayın imanınızı zabd ederim (yani ilerde daha iyi olacak diyerek gönlünüzde taşıdığınız o neşeyi kaldırırım) bütün amelleriniz boşa gider yaptığınız hiç bir şeyden zevk alamazsınız ders kaçırırım gününüzün bir dakkası neşeli geçer gerisinde pencere önünde elini çenesine koymuş etrafa bakan multi milyarderler bir adam gibi hayatınızın zevkini alırım bu dünyadan zevk almadan gelir geçer göçer gidersiniz ey bana muhatap olan İnsanlık neden sadece dünya hayatını istersiniz kim dünya hayatını yahut ahiret hayatını isterse hepsi benim katımdadır ikisinide istesene ibadetleri senin onun içinden zevk alsın diye emretmişimdir. zevk alamıyorsun içinden istemeyerek yapıyorsun yapma istemem dinde zorlama olmaz ben ibadetleri hakkıyla (yani benle) yerine getirene senin hilkatin için böyle güzel bir şey hazırlanmıştır ne dersin bu güzelliği meftun olmazmısın diye Aşıklarıma emretmişimdir diğerlerine de bu güzelliği açmışım onlarada akıl denilen bir nur vermişimdir akılı ben niye verdim zannediyorsun İnsaf etsin diye verdim bu güzellikleri herkesin görebilceği bir şekilde koydum dinde zorlama yoktur zorlamayın kendileri görsünler duya duya tada tada gelsinler isteyende hilkatinin bir kısmında zulmanet vardır o zulmanette boğulsun kalsın.... der |
||
|
||
| İnsanın diğer canlılardan farklı olan beyinsel özellikleri en büyük değeridir (“hazine” kelimesi çıkarımsı bir çağrışım yaptığı için “değer”kelimesini kullanmayı tercih ettim). Bu saf özelliklerin bozulan veya kaybolan duyargaçları, var olan değerlerin kaybolmasıdır. İnsan beyinsel üstünlüğünü, yine insanlığın veya doğanın özünü zarar vermediği sürece, değerlerini arttırır. Bu değer artırımı sınırsızdır. Bunun kişisel veya başka çıkarlardan korumak, esas olan insani değerin ölçüsüdür. İnsanlık tarihinin gelmiş olduğu genel düzeyden bakacak olursak, yukarıdaki tarif fazla idealist veya mükemmeliyetçi yorumlar. Buna sebep, insandaki onbinlerce yıllık kirlenme. Üretim fazlası ürünün ortaya çıkması ve onun paylaşılmasıyla başlayan sınıflararası mücadele, insanın kirlenmesindeki en önemli etken oldu. Bugün geldiğimiz noktada, insanın bir çok doğal davranışı, ya garipsenerek karşılanmakta ya da yanlış yorumlanmakta. Saflığı bozulmamış bir çok insan bu davranışlarından dolayı yalnızlığa itilmekte veya manevi baskı altıma alınarak saflığının bozulmasına neden olunmaktadır. Günümüz insanlığını en büyük değeri özünü koruyabilmesi ve gelen baskılara karşı dik durabilmesidir. Tabii içinden "Ben Donkişot'muyum, bu sistemde mümkün mü?" diyenler olacaktır. "Hazine" derken banka hesapları ve mal mülk hesabı yapanlar olacaktır. "Hazine" derken, kirlenmiş sistem basamaklarının bilmem kaçıncı basamağını anlayanlar olacaktır. Diyenlere rağmen, insan, öz, saflık diyenler de olacaktır. Güzellikte burada işte... |
||
|
||
| hazinemiz özgür irade.. kullanabildiğin mantık çerçevesinde bilinç.. |
||