SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İnsan

Konu: David Hume'a Göre İnsan

Sayfa: [ 1 ]

27.02.2006 12:48:11
David Hume'a Göre İnsan

1776’da Adam Smith’in Ulusların Gönenci üzerine çalışması yayımlandığında, onu yürekten kutlayanların başında David Hume geliyordu: ‘‘Euge! belle! dear Mr. Smith, I am much pleased with your performance.’’

David kendi İnceleme’sinde modern anamalcı toplumun ‘altyapı’ ilkesi üzerine Adam Smith ile aynı duygulara anlatım verir (İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, (3.2.5):

‘‘Bugün senin mısırın olgundur; yarın benimki olgunlaşacaktır. Bugün seninki için benim emek harcamam, ve yarın senin bana yardım etmen ikimiz için de kârlıdır. Senin için bir sevecenlik duygum yoktur, ve senin de benim için olmadığını bilirim; bu yüzden senin hesabına herhangi bir sıkıntıya girmem; ve eğer bir karşılık beklentisi içinde kendi hesabıma senin için emek harcarsam düşkırıklığına uğrayacağımı ve iyilikbilirliğine boşuna bağımlı olacağımı bilirim. Burada o zaman seni emeğinle başbaşa bırakıyorum: Sen de bana aynı yolda davranıyorsun. Mevsimler değişir; ve her ikimiz de karşılıklı güven ve güvenlik yokluğundan hasatlarımızı yitiririz. Tüm bunlar insan doğasının doğal ve özünlü ilkelerinin ve tutkularının sonucudur. Tüm bunlar insan doğasının doğal ve özünlü ilkelerinin ve tutkularının sonucudur; ve bu tutkular ve ilkeler değiştirilemez olduğu için, onlara bağımlı olan davranışımızın da öyle olması gerektiği ve ahlakçıların ya da politikacıların kamu çıkarını göz önüne alarak işimize karışmalarının ya da eylemlerimizin olağan geçeğini değiştirmeye çalışmalarının boşuna olacağı düşünülebilir. Ve gerçekten de, tasarlarının başarısı insanların bencillik ve iyilikbilmezliklerini düzeltmedeki başarıları üzerine bağımlı olsaydı, insan anlığını yeniden-yoğurma ve karakterini böyle temel noktalarda değiştirme yeteneğinde herşeye-gücü-yeter biricik varlığın yardımı olmadıkça, hiçbir zaman bir ilerleme yapamazlardı¦. Tüm ileri sürebilecekleri o doğal tutkulara yeni bir yön vermek, ve bize itkilerimizi dolaylı ve yapay bir yolda onların dosdoğru ve dürtüsel bir devimleri yoluyla olmaktan daha iyi doyurabileceğimizi öğretmektir. Bir başkasına herhangi bir gerçek sevecenlik duymaksızın bir hizmette bulunmayı bu yüzden öğrenirim; çünkü aynı türden bir başkasının daha beklentisi içinde, ve benimle ya da başkaları ile iyi işlerin aynı karşlıklı işleyişini sürdürebilmek için, hizmetime karşılığını vereceğini önceden görürüm. Ve buna göre, ben ona hizmet ettikten, ve o benim eylemimden doğan kazançların iyeliğinde olduktan sonra, reddetmesinin sonuçlarını önceden gördüğü için kendi payını yerine getirmeye güdülür.’’ :: ‘‘Your corn is ripe today; mine will be so tomorrow. ’Tis profitable for us both, that I shou’d labour with you to-day, and that you shou’d aid me to-morrow. I have no kindness for you, and know you have as little for me, I will not, therefore, take any pains upon your account; and should I labour with you upon my own account, in expectation of a return, I know I shou’d be disappointed, and that I shou'd in vain depend upon your gratitude. Here then I leave you to labour alone: You treat me in the same manner. The seasons change; and both of us lose our harvests for want of mutual confidence and security. All this is the effect of the natural and inherent principles and passions of human nature; and as these passions and principles are inalterable, it may be thought, that our conduct, which depends on them, must be so too, and that ’twou'd be in vain, either for moralists or politicians, to tamper with us, or attempt to change the usual course of our actions, with a view to public interest. And indeed, did the success of their designs depend upon their success in correcting the selfishness and ingratitude of men, they wou’d never make any progress, unless aided by omnipotence, which is alone able to new-mould the human mind, and change its character in such fundamental articles. All they can pretend to, is, to give a new direction to those natural passions, and teach us that we can better satisfy our appetites in an oblique and artificial manner, than by their headlong and impetuous motion. Hence I learn to do a service to another, without bearing him any real kindness; because I forsee, that he will return my service, in expectation of another of the same kind, and in order to maintain the same correspondence of good offices with me or with others. And accordingly, after I have serv’d him, and he is in possession of the advantage arising from my action, he is induc’d to perform his part, as foreseeing the consequences of his refusal.’’

27.02.2006 13:21:26
david hume agnostisizm kavramının yaratıcılarındandır.
agnostisizm : bilinemezcilik
bilinemezcilik : bilgiyi ve şüpheyi aynı kapta eşit miktarda bulundurmaktır.

yani bilinemezcilik; doğruya en yakın görüşlerdendir.

Alıntı
reddetmesinin sonuçlarını önceden gördüğü için kendi payını yerine getirmeye güdülür

tekrarlılığın içindeki noktanın farkındalığını arttırarak, gerçekleşmesi kuvvetli öngörüleride bulunulup, uygulamaya geçmek.


Sayfa: [ 1 ]