SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Spor

Konu: Bir insan: 3 kez olimpiyat boks şampiyonu Teofilo Stevenson

Sayfa: [ 1 ]

25.02.2006 07:27:23
"THE CUBAN ALI "
His house might have no hot water, but Teofilo Stevenson, the triple
Olympic champ who chose Castro over Don King, has all the rum and
adoration he wants "

Observer'ın 3 Şubat 2002 tarihinde yaptığı röportajın başlığı
yukarıdaki cümle.
Observer spor yazarı Eugene Robinson'ı kendi evinde ağırlayan, duş
almak için bahçeden doldurduğu kovadaki suyu bir ocakta ısıtan, 3
kez Dünya Şampiyonu Teofilo Stevenson'un öyküsüdür bu.

1972 yılında 20 yaşında olimpiyat şampiyonu olan bu muhteşem yetenek
için ellerini ovuşturan Amerikalı boks menajerleri, henüz 20
yaşındaki bu delikanlıya ilk tekliflerini yaparlar. 1 milyon USD. Bu
para o günler için müthiş bir paradır. Stevenson kabul etmez. İkinci
teklif daha da caziptir. Ancak Stevenson yine kabul etmez. Onun
profesyonellikte de yıldızlı hayatta da gözü yoktur.

Menajerlerin bu kadar ilgisini çekme nedeni, sadece inanılmaz boks
yeteneği midir? Elbette değil. Teofilo yakışıklıdır. İngilizce
bilir. Menajerlerin tabiriyle "bankable charisma'sı" vardır. Tıpkı
Muhammed Ali gibi. Bunlardan daha önemlisi, Ali'ye kardeşi kadar
benzemektedir. Menajerler için slogan bellidir. "That was the money
fight: Stevenson vs. Ali."

Teoflio tüm teklifleri geri çevirir, yurt dışı gezilerinde,
olimpiyatlarda, şampiyonalarda kendisine yapılan iltica tekliflerini
elinin tersiyle iter. O boksun amatör vatanı Küba'da kalır. Don King
ve onun gibilerin olmadığı, para karşılığı basına çıkmanın olmadığı,
Vegas bling-bling'in olmadığı Küba'da. Robinson röportajına şöyle
yazar.
"He stayed to write a grander legend, and to revel in the love of
his compatriots and the praise of his government."

Olimpiyatlarda ünlü şampiyon, Foreman ile birlikte yorum yapan, ABC
televizyonu spikeri, Stevenson'un profesyonel olması durumunda da
şampiyon olacağını iddia etmektedir. Hayatında sadece 2 maçı 3 raunt
sürmüştür Stevenson'un. Geri kalan tüm maçları en geç 2. rauntta
bitirmiştir. Olimpiyatta 3 boksorü safdışı bıraktığı toplam süre,
yedibuçuk dakikadır. Foreman maçı yorumlarken "Bu adam fazla sakin
ve sabırlı, böyle biri profesyonel boksta başarılı olamaz." Der.
Ancak maçın 2. raundunda fikri değişir. Bu sakin ve centilmen adam
karşısındakini darmadağın eder. Öyle ki stili hakkında fikir sahibi
olabilmek için ağır çekim görüntülerini izlemek gerekir.

Robinson'un "Why didn't you go for it? Why didn't you leave? "
sorusuna cevabı basittir Stevenson'un.

"'What is a million dollars, compared to the love of my people?"

Stevenson profesyonel boksun yaldızlı bir yaşam ile başlayan, işe
yaramayınca ise bir paçavra gibi kenara fırlatıldığın bir şey
olduğunu düşünmektedir.
Şimdi Küba boks federasyonu 2. başkanlığını yürüten Stevenson,un
gittiği her yerde çevresini saran, kendisinin de isim isim tanıdığı
çocuklara, gençlere fazla bir öğüt verme niyeti yoktur. O her şeyin
sabırla, keyfini çıkararak ve amatörce yapılması gerektiğini
düşünür. Yemek pişirir, keyifle yer. Evde herkes hazırlandıktan
sonra en az 15 dakika Stevenson'u bekler. Tıraş olması, giyinmesi,
bunlar aceleye getirilecek işler değildir. Rom içmeyi sever.
Dostlarına kokteyller hazırlamayı da. Hayatın çok parası olmadan da,
yakalanabilecek güzelliklerini bulmakta ve bu güzellikleri mümkün
olduğu kadar uzatmakta ustadır Stevenson. Evinde sıcak su olmasa da.

Sevgiler,
Haldun `93

(Savaş Karşıtları mail grubundan)


Sayfa: [ 1 ]