|
||
| "THE CUBAN ALI " His house might have no hot water, but Teofilo Stevenson, the triple Olympic champ who chose Castro over Don King, has all the rum and adoration he wants " Observer'ın 3 Şubat 2002 tarihinde yaptığı röportajın başlığı yukarıdaki cümle. Observer spor yazarı Eugene Robinson'ı kendi evinde ağırlayan, duş almak için bahçeden doldurduğu kovadaki suyu bir ocakta ısıtan, 3 kez Dünya Şampiyonu Teofilo Stevenson'un öyküsüdür bu. 1972 yılında 20 yaşında olimpiyat şampiyonu olan bu muhteşem yetenek için ellerini ovuşturan Amerikalı boks menajerleri, henüz 20 yaşındaki bu delikanlıya ilk tekliflerini yaparlar. 1 milyon USD. Bu para o günler için müthiş bir paradır. Stevenson kabul etmez. İkinci teklif daha da caziptir. Ancak Stevenson yine kabul etmez. Onun profesyonellikte de yıldızlı hayatta da gözü yoktur. Menajerlerin bu kadar ilgisini çekme nedeni, sadece inanılmaz boks yeteneği midir? Elbette değil. Teofilo yakışıklıdır. İngilizce bilir. Menajerlerin tabiriyle "bankable charisma'sı" vardır. Tıpkı Muhammed Ali gibi. Bunlardan daha önemlisi, Ali'ye kardeşi kadar benzemektedir. Menajerler için slogan bellidir. "That was the money fight: Stevenson vs. Ali." Teoflio tüm teklifleri geri çevirir, yurt dışı gezilerinde, olimpiyatlarda, şampiyonalarda kendisine yapılan iltica tekliflerini elinin tersiyle iter. O boksun amatör vatanı Küba'da kalır. Don King ve onun gibilerin olmadığı, para karşılığı basına çıkmanın olmadığı, Vegas bling-bling'in olmadığı Küba'da. Robinson röportajına şöyle yazar. "He stayed to write a grander legend, and to revel in the love of his compatriots and the praise of his government." Olimpiyatlarda ünlü şampiyon, Foreman ile birlikte yorum yapan, ABC televizyonu spikeri, Stevenson'un profesyonel olması durumunda da şampiyon olacağını iddia etmektedir. Hayatında sadece 2 maçı 3 raunt sürmüştür Stevenson'un. Geri kalan tüm maçları en geç 2. rauntta bitirmiştir. Olimpiyatta 3 boksorü safdışı bıraktığı toplam süre, yedibuçuk dakikadır. Foreman maçı yorumlarken "Bu adam fazla sakin ve sabırlı, böyle biri profesyonel boksta başarılı olamaz." Der. Ancak maçın 2. raundunda fikri değişir. Bu sakin ve centilmen adam karşısındakini darmadağın eder. Öyle ki stili hakkında fikir sahibi olabilmek için ağır çekim görüntülerini izlemek gerekir. Robinson'un "Why didn't you go for it? Why didn't you leave? " sorusuna cevabı basittir Stevenson'un. "'What is a million dollars, compared to the love of my people?" Stevenson profesyonel boksun yaldızlı bir yaşam ile başlayan, işe yaramayınca ise bir paçavra gibi kenara fırlatıldığın bir şey olduğunu düşünmektedir. Şimdi Küba boks federasyonu 2. başkanlığını yürüten Stevenson,un gittiği her yerde çevresini saran, kendisinin de isim isim tanıdığı çocuklara, gençlere fazla bir öğüt verme niyeti yoktur. O her şeyin sabırla, keyfini çıkararak ve amatörce yapılması gerektiğini düşünür. Yemek pişirir, keyifle yer. Evde herkes hazırlandıktan sonra en az 15 dakika Stevenson'u bekler. Tıraş olması, giyinmesi, bunlar aceleye getirilecek işler değildir. Rom içmeyi sever. Dostlarına kokteyller hazırlamayı da. Hayatın çok parası olmadan da, yakalanabilecek güzelliklerini bulmakta ve bu güzellikleri mümkün olduğu kadar uzatmakta ustadır Stevenson. Evinde sıcak su olmasa da. Sevgiler, Haldun `93 (Savaş Karşıtları mail grubundan) |
||