SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Tarih

Konu: Üstün Irk Var Mıdır?

Sayfa: [ 1 ] 2 3

24.02.2006 11:01:06
Ankara Dil ve Tarih Coğrafya fakültesi psikoloji doçenti kıymetli talebem doktor Muzaffer Şerif 1936’da Amerikada İngilizce olarak neşrettiği “Sosyal normların psikolojisi” adlı eserinden sonra bu sene “Irk Psikolojisi” adile çok merakla okunacağını zannettiğim güzel bir inceleme neşretmiş bulunuyor. Eserin daha ilk hamlede alaka ve takdirle karşılanması mevzunun  sadece aktüaliteye temas etmesinden ileri gelmiyor, ırk psikolojisi hakkında okuyucularımızı aydınlatacak ilk eser olmak ve bir ruhiyatçının kaleminden çıkmak itibarile ehemmiyet ve emniyetle karşılanacak bir mahiyet arzediyor.

Müellif, evvela ırk nazariyelerini gözden geçirdikten sonra muhtelif ırklar efradı arasında muhtelif ruhiyatçılar tarafından yapılmış olan basit psikolojik fonksiyonlarla zekâ ölçüleri ve diğer psikolojik hususların mukayeselerini, bunlardaki cürüm ve marazilik temayüllerini, iptidaî zihniyet meselesini ve nihayet biyoloji ve antropoloji bilginlerinin bu husustaki mütalealarını 125 sahife içinde zengin bir bibliyografya ile birlikte vermek suretile derli toplu bir deneme vücude getirmiş bulunuyor.

Eser muhtelif siyasî ve içtimaî temayüllerin şiddetle çarpıştığı bir zamanda yazılmış olduğu ve müellifin de ilmi ilim için değil de aksiyon ve hayat için telâkki ettiği kitabın altı sahifelik hararetli ve heyecanlı “giriş”inden başlıyarak az çok sonuna kadar devam etmesile anlaşılıyor. Irk psikolojisinin henüz gelişme devresinde bulunduğu bu girişte söylendiğine göre bu hususta verilebilecek hükümlerin ne müspet, ne de menfî olmaması beklenirken müellifin bunu tehlikeli görerek yalnız ırk üstünlüğünün değil, her türlü üstünlüğün, ideal bir ümid ve müsavatçı bir tasavvura dayanarak, mevhum bir şey olduğunu iddia ediyor ve bugün insanların henüz filen olmasa da kuvve halinde ayni seviyede bir medeniyet yaratmak imkânlarına sahib olduklarını müdafaa etmek ihtiyacını duyuyor. Genc bir âlimin bu idealist insanseverliği bugün için ham bir hayal olsa bile günün birinde güzel bir hakikat de olabileceği için ümid ve muhabbetle karşılanabilir.

Fakat yaşanan gerçekler âleminde madalyanın bir de tersine bakmak zarureti vardır. Burada henüz kuvvetli olsun, zayıf olsun insanların üstün olmağa, üstünlüğüne inanmağa ve üstünlüğünü tanıtmağa karşı mukavemet edilemez bir temayül olduğunu daha çocuklukta görüyoruz. Bu temayül nereden gelirse gelsin kendini adeta bir insiyak, bir yaşamak iradesi, bir hayat atılganlığı halinde gerek ferdlerde ve gerek bunların teşkil ettiği küçük ve büyük topluluklarda ötedenberi gösteriyor: Tevrat, hemen baştanbaşa İsrail çocuklarının üstünlüğü davalarile doludur. Eski Yunanlılar ve Romalılardaki üstünlük iddiaları da bütün edebiyatlarını doldurur. Ortazaman dahi boyluboyunca müslüman ve hıristiyan ümmetlerinin mutlak üstünlük inançları ve bu inançlardan doğan taassublarla çalkalanır. Rönesans uyanıklığını duyanlar çok geçmeden “dünyanın efendisi” olmak imkânlarının kendilerine açılmış olduğunu müjdelerler. Reform, katoliklik ve protestanlık üstünlüğü uğrunda senelerce kan dökmekten kendini alamaz bir halde devam eder. Yeni Avrupa milletlerinin teşekkül etmelerile birlikte ise bu dava yedi başlı bir ejder haline girmiş bulunur. Buna karşı istisna teşkil eden hiç bir devir ve medeniyet göstermek kabil değildir. Ancak tektük bazı mezhebler ve onların mahdud saliklerinde insaflı düşünceler bulunabilir. Fakat bunların tarihte bir rol oynadıkları henüz görülmemiştir. O halde esas mesele üstün ırk davası olmaktan ziyade ne namla olursa olsun insanların gerek ferden ve gerek toplum halinde ötedenberi devam ettiregeldikleri bir üstünlük davasıdır ki eğer bu hal insanlık namına bir yara ise asıl onun tedavisi çarelerine bakmak icab eder. İşte aziz meslektaşım doktor Muzaffer Şerif Başoğlu esas itibarile her türlü üstünlük davalarını bertaraf etmek gayesile bugünün siyaset ideolojilerinden birinde görülen “ırk üstünlüğü” davasına dahi her şeyden önce hakkını vermeği, daha doğrusu hakkından gelmeği bir vazife biliyor. Ayni zamanda bu vazifenin salâhiyetini, hayatını vakfedeceğini zannettiğim psikoloji ilminden alıyor ve bunun için de hayli emek sarfederek ayrıca dikkate lâyık oluyor. Ben de eseri bu dikkatle okudum. Kitabın metninde mevzuunu mümkün mertebe psikolojik bir tahlilden geçirmeğe dikkat eden müellif, baştaki altı sahifelik girişte bütün üstünlük davalarını münhasıran “emperyalizmin büyük gelişme devresinde müstevlilerin kendilerini fıtri olarak üstün görmeleri” iddiası üzerine temellendirmek istiyor. Filhakika müstevlilerin bu görüşü vakidir ve bundan böyle vaki olmıyacağına dair de katıî hiçbir delil yoktur. Çünkü üstünlük davası sadece müstevlilerin siyasî bir aleti olarak kalmıyor, müstevli olmıyan veya olamıyanlarda dahi üstünlük duyguları mevcud bulunuyor. O halde bunların da bir istilâ fırsatı bekledikleri iddia olunabilir ve buna göre üstünlük hırsının umumi olduğu neticesine varılır ki asıl psikolojik mesele de burada olsa gerektir. Fazla olarak bugünkü bütün terbiye ve tahsil müesseseleri bu üstünlük hırsını körükleyecek surette çalışmayı bir anane haline getirmişlerdir. Daha doğrusu küçük büyük her insan toplumu tanrıyı kendine maletmekle ve başka toplumlar, tanrının üveyi bir çocuğu gibi saymakta devam etmektedir. En çok kendini beğenmiş ve yalnız kendini düşünen kapalı benliklerimizi aşacak yeni bir ruh doğmadıkça üstünlük hırsını aşmak ümidi beyhude olacaktır.

Evet, insanlar ümidle yaşarlar, fakat yaşadıkları hali de görmek zaruretindedirler. Aksi takdirde muhit ve zamanlarının kurbanı olmak tehlikesine maruzdurlar.

Müsavat ideallerimizle yaşadığımız gerçeklikler arasında barıştırılamayacak kadar büyük bir tezadın asırlarca devam etmesi ve buna rağmen de müsavat idealinin yılmaması her ikisinde de birer hakikat hissesinin olduğunu gösteriyor. Zaman ve tecrübeler günün birinde her ikisindeki hakikat hisselerini ayırd ettirecektir. Bundan asla nevmid olmıyarak diyebiliriz ki bugünkü ideal ve gerçek telâkkilerimizde herhalde bir takım fazlalık ve eksiklikler olacaktır. Çünkü ideallerimize vahimeler karıştırmamız ne kadar varid ise gerçek zannettiğimiz bir çok şeylerin bizim vahimelerimizle yaşamış olmaları da o kadar muhtemeldir. Onun için bu hususta daima mütecessisi ve tenkidci bir şüphecilik takib etmek en hayırlı yol olsa gerektir.

Prof. M. Şekip Tunç

RenaultFerrari 18.03.2006 15:35:24
demogilere kapılan ve demogojili söylenen üstün ırk yoktur diyen kardeşlere
üstün ırk ne yazık ki vardır
Türkler bütün milletlere karşı kanlarında bir hususiyetlik taşırlar
gafil olma genetik ilmi çıktı

dünyada civarında  kimsesizlere karşı en lutufkar adam deden olduğundan dolayı kanında hususiyetlik taşır ve Allah onun adını bizzat Türk koymuştur

olanı görün
olana bak
Türk Terk ten
kötülüğü terk eden adama türkderler

vicdanın aşkın örfün aklın kalbin Allahın sevmediği neler varsa terk etmiş Türk denmiştir
Olanı gör
terk arapça bir kelime Türk has bir kelime
asırlardır türk dendiği vakit Allahın dini islam manası tahsil edilmiştir
Türker Fıtri dini islam kabul edince birden bire yükselmişlerdir.

denge 18.03.2006 16:24:07
Zerdüşt bak Niçe'nin dediğini söylüyorum. Üstün ırk yoktur,ama  üstün insan vardır. Kabul ediyorum artık. İnsanlar madenler gibi, hepsi değerli aslında, ama kimi az değerli, kimi daha değerli. Her toplumda bu değerli taşlar kendilerini belli ederler ve senin değerin ne ise muadilini tanırsın her ortamda, eğer cilalayıp süslememiş ise kendini. Ben de ikiye ayırıyorum maalesef artık, insanlar ve insancıklar olarak.

RenaultFerrari 18.03.2006 16:36:23
denge yine ben e ne yapayım
denge o zaman sen genetik ilmini kabul etmiyorsun
kalıtımsal kalıtsal soydan geçme soydan kalma soya çekme soya çekim ıırs rsilik ırsiyet
miras sen bunların hiç birini kabul etmiyorsun konuştuklarınız ilmi değil
belki kıymetli bir iki cümle varsada
o da sizn  muradınız zannıma göre boş kuru ve vücudsuz bir hayalden ibaret olduğu için o cümleler kıymetini zayi etmesede anlamı benim için farklı
sizin gibi değil
vay bee amma edebiyat yaptım ama

edebiyat: söz ilmi kelimelerin üzerinde durmak ilmi

deniz 18.03.2006 16:39:16
yukardaki makale ne diyor yaa

biri özetleyebilr mi  Huh

denge 18.03.2006 16:40:26
Walla Zerdüşt duymasın onu hiç okumadım ki.

adnan 18.03.2006 16:53:10
iki çeşit insan vardır
1-insan-ı  kamil
2-hayvan-ı  natık
birincisi kendini insan olarak yetiştirmiş öz insan
ikincisi hayvan ile insan arası sureti insan sıreti hayvan olan..
bunların dışında ırk soy neseb  gibi kavramlar dünyevidir üstünlügü belirlemez..

deniz 18.03.2006 16:55:22
vicdanın da ne demek istediğini anlamadım.. (bu sıra nedense insanları anlamıyorum Huh )

vicdan bir yandan genetik biliminden bahsediyorsun. bir yandan türk ırkının üstünlüğünden, bu ırkın islamiyetle ilişkisinden, kimsesizlere karşı lütufkarlıkla ırkın ilişkisinden filan bahsediyorsun.

söylediklerinde o kadar hata var ki hangi birinden bahsetsek acaba.

bir kere eğer genetikle ilgiliysen has ırkların genetik olarak yüzlerce yıl önce bittiğini ve artık tüm ırkların karışarak saf bir ırktan bahsedilemeyceğini bilirsin.

üstelik türkiye gibi bir geçiş coğrafyasında türk adında kendi şahsına münhasır bir ırkın mevcudiyetini sürüdürmesi beklenemez. zaten kültürek olarak böyle bir ırk ayrımcılığı tarihimizde olmamıştır ki atalarımız ırklarını korumak için gayret etsinler.

sonra kimsesizlere karşı yardımcı olmak genetik bir şey değil kültüreldir.

din de hakeza ırktan tamamen bağımsız. din ve ırkı bir pota da değerlendirmek ne kadar komik.

RenaultFerrari 18.03.2006 17:21:05

dengeye bak muhattap bile olmyor neyse
deniz uzun boylu bu meselede konuşurduk fakat artık pcnin başında ayrılacağım
ohhhhh be diye sesleri duyar gibiyim
neyse
yani sen diyorsun ki ben şimdi içki içsem benim çocuğuma etkilemez
içki içen birinin taa 10. batnındaki çocuğuna zararının olduğunu bu gün pek ala biliyoruz ve söylerler içkinin zararlarında bahsedilerken
bunun maddesi maddesine nasıl tesiri varsa
manasıda manasına tesiri vardır
kimsesizlere karşu lutufkar kelimelerini herhalde şimdi daha iyi anladın

ve daha söyleyeceğim ve bağlayacağım çok şey aklıma geliyor ama zamanım yok bunları toparlamaya

bir daha bakayım ne demişsin bir okuyayım
bekle... Tongue

kısa kısa
ırk üstünlüğü gözle görülmez eserlerinden anlaşılır

sonra kimsesizlere karşı yardımcı olmak genetik bir şey değil kültüreldir.

maddesi maddesine nasıl tesiri varsa manasıda manasına vardır


adnan 18.03.2006 17:42:11
babam alkolik denecek kadar içki içer bir kaç sene öncesine kadar belki her gün
çok peşinde koştum çok kavga ettim o gidip millete çatar kavgasını ben yapardım..
on sene kadar olmuştur sanırım artık karışmıyorum...babama içki konusu dışında çok saygılıyız..
içince hitabımız degişiyor...onu çok severiz ki bizim babamız...
üç erkek kardeşiz  üçümüzde içmeyiz...
babamın içmesinin bana en büyük faydası anladıkki içince cocuklara çok sıkıntı oluyor...
ben çocuklarıma bu sıkıntıyı çektirmem..
kimine illet kimine nimet....
hayatım boyunca özel günlerde ölçülü ve tadını çıkararak içtigim oldu..şimdi hiç taraftar değilim...

ya bu arada konu nereye geldi....

RenaultFerrari 18.03.2006 18:08:35

bare şunlarıda yazayım
göğsümüz kabarsın

ırk üsütünlüğü soy üstünlüğü gözle görülmez eserlerinden anlaşılır
bu kanda hususiyetlik var
hala o kanı görmek isteyenler yakın bir zamanda çanakkalede vs. gördüler
bizde nakış sağlam ufak bir süpürge ile söyle süpürdükmü yine o satvet çıkar meydana
bakın karacahmet kabristanına mezar taslarını okuyun ne kadar çok kimyacı eczacı hukukcu anneler var bu anneler aptal değil işte bu anneler çocuğunu cepheye gönderirken bak şu memeye bunun sütü seni boğmasın şehit haberini bekliyorum diye alnından öperek yolluyordu
ne alıyordu ki O kimyacı hukuca eczacı kadın böyle diyordu
işte bundan dolayı bizde nakış sağlam
ne varsa türk çocuğunda var
cenin anne karnında iken biraz harekete geçtimi Allah ona el verir göz veriri vs
bu kanda hususiyetlik var biraz harekete geçtin mi çıkar meydana
 
mesela en büyük adam gelir öğretir
ve 7 dakkikada o öğrettiği işi yapar
türk çocuğu yeri geldimi 7 saniyede yapar oda bilmez nasıl yaptığını
bu kanda hususiyetlik var
ne komik değil mi Tongue
ama gerçek bu Tongue
bu gün neşeliyim biraz yaff


adnan 18.03.2006 18:13:51
ALLAH neşeni bozmasın vicdan seni hep böyle görelim olurmu?

bu anlattıkların kana katılan şekerli şerbet(maneviyat)ile oluyor
yoksa hüner kanda değil...
islam dan önceki başarıları soruyorsan
islama yakın inanç üzere oldugumuzdan oldu derim...

RenaultFerrari 18.03.2006 18:15:08
yahu maddede kalmayın
hem islamdan evvel din yok muydu


adnan 18.03.2006 18:25:37
tamam işte demek istedigimde bu.
islam hep vardı...sadece adı degişikti...
mesela çanakkale savaşında hiçmi bizim yanımızda türk olmayan savaşmadı?
bu ülkenin insanı olmuş nicesi bu vatan için öldü..
kanında türk kanı yok ama o inançı bulmuş bu vatan için ölmüş bilmediğimiz nicesi var..maneviyat....

RenaultFerrari 18.03.2006 18:41:54
yani adnan kardeşim çanakkale savaşına katılanları işte bu türk bu değil diye parmakla gösterebileceksinde
bunları söylüyorsun yahu maddileştirme diyorum

sen o adama dersin bu ermeni
iyide onun taa 5 babında ki kişi Cenabı hakka kendisini pek sevdirmiş kimsedir
ona türk ismini vermiştir yahut ona Türk oğlu demiştir bu 5 babındaki oğlunada o türk oğluda sen ermeni desende
O türktür

yani mesela bizim dedimiz Allah arası iyiydi
bakarda bir suçlu  adama
bu adamın 10 batnında salih bir insan yetişecek derdi ona tenezzül edip dokunmazdı

nasıl olur falan demeyin
alın size Müştak baba divanı
google da araştırn
bakın apaşikar Ankaranın 80 sene evvel başkent olacağını söylüyor
Allah ile arası iyi Ayanı sabiteye vukufu var giriyor o aleme bakıyor bu aleme ne sevkıyat olacak diye
öyle insalardı Allahla arası iyiydi
tabi bu cümlelerden maddenin kesafetinde kalan  suretperestler ne anlayacak bu işten
 


Sayfa: [ 1 ] 2 3