|
||
| STK VE DEMOKRATİK YURTTAŞLIK Tarih Vakfı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın sağladığı destekle 1995 yılında Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Bilgi Merkezi'ni kurdu. STK Bilgi Merkezi, Türkiye'deki önde gelen 2.000'e yakın STK'yı kapsayan bir rehberi İngilizce ve Türkçe olarak yayımladı. Bu alanda Türkiye'de yapılan en geniş kapsamlı çalışmayı yürüten Merkez, ne yazık ki, proje bitiminde yeni kaynak bulunamaması nedeniyle varlığını sürdüremedi. Ancak Merkez'in topladığı bilgilere Tarih Vakfı'nın web sitesinden ulaşılabiliyor. Tarih Vakfı'nın da içlerinde bulunduğu bir grup STK, Türkiye'de STK'lar arasındaki iletişim ve işbirliğini artırmak, karşılaşılan sorunları tartışmak ve çözüm yollarını araştırmak amacıyla, Sivil Toplum Kuruluşları Sempozyumları düzenliyor. İlki “Türkiye'de Sivil Toplum Kuruluşları” ana başlığı altında 1994 sonunda gerçekleştirilen sempozyumların beşincisi "STK'lar ve Etik", altıncısı Kasım 1999'da "17 Ağustos Depreminden Sivil Toplum Kuruluşları Olarak Neler Öğrendik?", yedincisi Mayıs 2000'de "STK'lar ve Devlet" sekizincisi "AB-Türkiye Bütünleşmesi'nde STK'ların Rolü", dokuzuncusu “Sivil Toplum Kuruluşlarında Örgüt içi Demokrasi ve Gönüllülük”, onuncusu “Gençlik, Katılım ve Sivil Toplum”, on birincisi “STK’lar, Yerellik ve Yerelleşme” ve on ikincisi “Projeler, Projecilik ve STK’lar” başlıkları altında yapıldı. Tarih Vakfı, beşinci, altıncı, sekizinci, on birinci ve on ikinci sempozyumun sekreteryasını üstlenip sempozyum bildirilerini kitaplaştırırken, son dört sempozyumun da düzenleme kurulunda yer aldı. Tarih Vakfı, bu alanda ayrıca Sivil Toplum, Demokrasi ve İslam; Tanzimat'tan Günümüze İstanbul'da STK'lar ve Önde Gelen STK'lar (Araştırma Raporu) adlı kitapları da yayımladı. Vakıf, geçtiğimiz yıllar boyunca STK'larla işbirliğine önem vererek, Türkiye için önemli iki konuda oluşturulan çalışma gruplarında aktif görev üstlendi. Bu kapsamda Tarih Vakfı, "Barajlar ve Kültürel Miras STK İzleme Kurulu"nun oluşumunda öncü rol aldı Zeugma Yalnız Değil! adlı kitabı yayımladı. Tarihi mirasın korunması çerçevesinde 2000 yılı Mayıs ayında Hasankeyf ve Midyat için kampanya başlatan Vakıf, daha sonra GAP İdaresi'nin de desteği ile "Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kültür Varlıklarının Korunması ve Değerlendirilmesi" konulu bir rapor hazırladı. Vakıf ayrıca, sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'nin AB'ye girişinde daha etkin rol almaları amacıyla bir grup STK tarafından oluşturulan "AB-Türkiye İlişkileri STK İzleme Komitesi"nin kuruluşuna da öncülük etti. |
||
|
||
![]() Sivil itaatsizlik [torq] ilk soru neden sivil itaatsizlik gibi bir kavramın geliştiği şeklinde olmalıdır. Bu kavram demorkartik yöntemlerle bazı düşüncelerin hayata geçirilememesi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Yani yasaların toplumun bazı kesimlerince beğenilmemesi ya da yöneticilerin bu kesimlerin düşüncelerini dikkate almaması nedeniyle ortaya çıkan bir yöntemdir. Bu nedenle kuralları koyanların yanlışlarını demokratik yöntemlerle eleştirmek, yasaların uygulamaları ile devletlerarası tröstlerin uygulamalarına karşı çıkabilmek gereği ile sivil toplum kuruluşları bir araya gelme gereksinimi duymuşlardır. Sivil toplum örgütleri, yasaların bu anlamda delinmesi, toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli protesto yöntemleri geliştirmiş, bu itirazları şiddete başvurmadan düzen içinde ileri sürmeyi başarmışlardır [denge] Önce sivil itaatsizlikten bahsedeceğim ben. Ben de biraz giriş yapayım. Sivil itaatsizlik aslında bireylerin yasayla-vicdanları arasındaki ikilemlerden dolayı ortaya çıkmiş bir kavram. :50 Bireyin vicdanını yasa koyucularının eline bırakmaması aslında bu bağlamda sivil itaatsizlik sorun değil, aksine sivil itaat problem gibi gözülmekte. Vicdanlar her zaman yasanın sağlaması durumunda olmalı diye düşünüyorum Yine tanımlara dönecek olursak şiddet unsuru taşımayan muhalefet yada hukuk sistemi içinde aksayan kurakla karşı çıkış. Amaç iktidarı alaşağı etmek değil, iktidara yaptırmak oluyor. Ama pratikte sivil itaatsizlik böle ortaya çıkmamış. Bunu sonra tartışalım bence.Yani şimdiki tanımlar sanki biraz yumuşatılmış gibi. Tarihte ilk örnek sokrat olarak veriliyor. Sokrat aslında ölüm cezasına karşı kendini kurtaracak formuller bilirken ve bu konuda uyarılırken kendisi düşünce özgürlüğünü vurgulamak için ölmeyi tercih ediyor. Tabiki ilk tanım olarak senin de yazdığın gibi taner abi. Thoreau örneği var. Tarihine biraz gireyim mi şimdi. Sokratın ölümüyle dikkat çekmesi gibi amerikada köle devletlere karşı tepki vererek hapishaneye giren bir kişi. Amacı hapse girmek sadece. Ama bir gün kalabiliyor çünkü hapse girme nedeni olan kelle vergisi ödememe cezasını bir akrabası ödüyor ve serbest bırakılıyor. Ama çıkınca manifesto hazırlıyor ve ilk defa sivil itaatsizlik makaleleri gündama geliyor. aha sonra Oxfortta hukuk öğrenimi yapan Gandhi bu makalelerden etkileniyor. ve avukatlık yaptığı g. afrikada ilk pasif direniş örneklerini uyguluyor ve başarılı eylemleri sonucunda ülkesi onu ısrarla çağırıyor. Gerisini biliyorsunuz. Hapse girmek için bahaneler ve orada harekete ivme kazandırma ve ingilizleri hindistandan kovuyorlar. [Ruler] hapse girme istemi niyedir acaba? [denge] Tuz üretimi yasaklanıyor ingiliz çıkarları için. Onlarda deniz tuzundan tuz üretiyorlar arkadaşlarıyla. 04 Bir de ing kumaşları tüketmemek. Hint dokumasını hızlandırmak. Halkı bunu için seferber etmek falan. Sebepler basit amaç çok derin tabi. Gandhi çok destek topluyor. Aslında afrika da ne yapmış; sınırı geçmelerini yasakmış hintlilerin. toplu toplu geçişler seferber etmiş. hapis cezası var bunun. öyle bir noktaya gelmişki olay hapishaneler üstüste insan yığını haline gelmiş. yasayı kaldırmak zorunda kalmışlar. [Muygun] Sivil itaatsizlik ile demokrasi arasındaki ilişkide kafam takıldı. Sivil itaatsizlik yönetimi beğenmeyen kitleler tarafından uygulanıyorsa ortada demokrasi eksiği var demektir.Demokrasi işleseydi itaatsizliğe gerek kalmıyacaktı. Ancak torq demokratik yöntemlerle eleştirmek gibi bir olgudan bahsetti ki bu biraz karışık. Herhangi bir konuda Sivil itaatsizlik gösteren gurup toplumun genel görüşünü mü temsil ediyor? -Cevap kısmen hayır! Bu grup toplum çıkarlarına yada kamusal fayda adına yönetime etkimek istiyor. Demek ki içlerinde bir yönetme hissiyatı taşıyolar. İstediğimiz kadar demokrasi savının arkasından koşalım. Yönetenlerle yönetilenler birbirlerine muhtaç şekilde var-olmaya devam edecekler. Birbirlerinden memnun olmadıkları zamanda çeşitli protesto ve tepkileri ortaya koyacaklar. Sivil itaatsizlik toplumun tümünü kapsıyan ve topluma fayda getirecek bir konuda yönetenlere bir direnç gösteriyorsa. İçinde bulunan eksik ve hatalı düzenin işleyişinde bir düzeltme aracı olarak kullanılabilir ve faydalı olabilir. Bu itaatsizlik bahsettiğim kıstaslarda başarıya ulaşmışsa. Toplum kitlesel olarak bir haz duyacak ve hoşnut bulunacaktır. Bu da hükmetmenin hazzından başka bişey değildir. Demekki insan hem yöneten hem de yönetilen bir varlık. İçimizde bu hazlar var. Yönetenler ile yönetilenlerin bir kısmı arasındaki soğuk savaşa benziyor sivil itaatsizlik. [Ruler] Sivil itaatsizlik hali demokrasinin işlememesi durumunda olmazmı şimdi, adı üstünde itaatsizlik ve illegal bir eylem oldugunu söylediniz yani legal yöntemlerle seslerini duyuramıyor insanlar dimi ? legal degilse demokrasiye olan saygıları işlevsiz degil mi ? [denge] Bugün legal yöntemlerle duyuruyorlar. STK larla. [torq] burada bir saptama yapmak isterim izninizle. şimdi konuyu iki bölümde inceleme zorunluluğ var. Demokrasinin henüz oluşmadığı sömürgecilik dönemindeki sivil itaatsizlik aynı zamanda bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi olarak tanımlanmalıdır. Demokrasinin oluştuğu dönemlerde artık mücadele amacı ve şekli değişmiş. İktidarın yanlışlarını başka kanallarla topluma anlatmaya, insanları bilgilendirmeye dönüşmüştür.Bu nedenle dengenin verdiği Toro ve Gandi örnekleri ilk döneme ilişkindir. Ancak bugün küresel ısınma ya da çevre kirliliği için yeşillerin eylemleri günümüze uygun sivil itaatsizlik örnekleridir. [Muygun] Bana pek mantıklı gelmedi anladığım kadarıyla düzen içinde bir muhalefet yöntemi bu sivil itaatsizlik dolaysıyla bağımsızlık sürecleri başlı başşına bir olay ve itaatsizlik kavramı da bu olayın içinde sadece bir parçadır. [denge] o zaman tanımlar yanlış. taner abinin dediği gibi dünü bugünü farklı. öyle değerlendirmek lazım işte. ] bugünkü hareketlerde sistemi yıkmak yok. aksine sisteme şikayet var. ama geçmiş öyle değil. direk iktidar mücadelesi vardı o zaman. bizim irdelememiz gereken bence biz bu yöntemi benimseyebilirmiyiz ve ne yapılabilir ? köleliğe başkaldırıydı geçmişte ve sömürgeciliğe. [Muygun] az önce bahsettiğim gibi İçinde bulunan eksik ve hatalı düzenin işleyişinde bir düzeltme aracı olarak kullanılabilir ve faydalı olabilir [torq] İşgal altında bir ülkede yaşıyorsun ve hiç bir başkaldırı hakkın yok, silahın yok. Seni ezip yok ediyorlar. İşgal edenler de yasaları olduğunu iddia ediyorlar ve herkesi yasalara uymaya çağırıyorlar.İşin sırrı burada [Muygun] Elbette ki mücadele ediceğim ancak inandığım değerler için olacaktır bu savaş. Sistem için değil [torq] Yasalar bir iki kişinin çiğnemesine karşı yapılmıştır ve sayı çoğaldığından hiç bir işe yaramaz. Eğer yasayı çiğneyenlerin sayısını arttırırsan, yasalar işe yaramaz hale gelir. Gandi bunu başarmış, binlerce, milyonlarca insana yasaya karşı gelme cesaretini vermiştir. Bu durumda yöneticiler azınlıkta kaldığı için, demokrasinin gereği olan çoğunluğun istediğini yapmak zorunda kalmışlardır. Eğer gandinin peşinden 100 kişi gitseydi başarılı olma şansı olamazdı [Muygun] Farkındayım gandhi nin yaptığı itaatsizlik ile bugün kü sivil itaatsizlik kavramı arasında çok önemli ayraçlar ama ben bundan bahsetmeye çalışıyorum. [deniz] Sivil itaatesilizik üzerine yapılan tanımlarda eksiklik var. Bir kere bu kavramı tanımlarken toplumsal bir eylem olma sıfatını unutmamak lazım. torq un dediği gibi 100 kişi ile sivil itaatsizlik olmaz. bir diğer yönü de yöntemler. yöntemlerin hukuk içi ve dışı olması da itaatsilzik tanımını vermez. hukuk içi veya dışı olabilir. bir diğer husus otoriteyi sarsmak veya uygualamalrını revize etmek. bu da tanım için gösterge değil. çünkü pkk nın yaptırdığı kepenk kapama gibi eylemlerde sivbil itaatsizliktir ve otoriteyi yıpratmaya yöneliktir. şu halde bunları topladığımızda doğruya yakın bir tanıma yaklaşıyor oluruz. bu konuda daha fazla durmadan sivil itaatsizliğe neden olan etkenleri irdelemek istiyorum. bir kere sivil halk kitlelerinin bir eylemi olduğu için kite psikolojisini konuşmanın başında doğru şekilde üretmek ve yönlenditmek gerekiyor. 1 dakika eylemlerini neden bu kadar başarılı olduğu ile ilgili muygunun provokatif unsurlar saptaması vardı. bence böyle değil. kitle bu eylemler için medya ile hazırlandı ve desteklendi. bugün maalesef türkiyede sivil eylemlilik ancak medya desteği ile gerçekletirilebiliyor. halkımız bu anlamda oldukça bilinçsiz. bir diğer husus sürü psikolojisi. yine sivil itaatsilizk için büyük bir çoğunluğun olurunun alınması ihtiyacı var hatta olurdan öte eylem ürtemesi gerekiyor. yine başörtüsü örneğini vereceğim. bu konu türk halkıının çok büyük kısmını rahatsoz ettiği halde neden bir sivil itaatsizlik pratiği gösterememiştir. bu koınu bence incelemeye değer. [denge] sadece yapabileceğimiz sivil insiyatif oluşturmak. bugün küreselleşen dünyada bireysel olarak sesimizi duyurmak mümkün değil tabi. örgütlü hareket etmekten başka çare yok gibi gözüküyor. aslında bugün sivil itaatsizlik sivil toplum kuruluşları ile organize ediliyor. stk lar şiddete başvurmayan muhalif hareketler sergiliyor. bundan fazlasını zaten yapamıyoruz. hem amaç yıkmak değil, yapmaksa iyi bir yöntem bu örgütler insanlar gelişiyor sivil toplum bilinci yükseliyor. ihtiyaçlar artıyor. küresel felaketler artıyor ve devlet kafi gelemiyor. ayakta kalabilmek için örgütlü topluma olan ihtiyaç kaçınılmaz. [Ruler] stk ların yaptıgı sivil itaatsizlik bile degil ki, geçen burda diskin eylemi vardı insanların hepsi küfretti yolu tıkadılar diye halbuki karşı çıktıkları şey herkezin yararınaydı. Ama gelişmiş bir ülke olan fransada 1 milyon kişi eylem yaptı istedigini elde etti. [Muygun] 11:18 pm: mesela biz nasıl bir sivil itaatsizlik yöntemi belirleyebiliriz bu konuda? [deniz] Sivil itaatsizlik üzerine türk halkı biraz sornlu. bizde itaatsizlik değil itat geleneği var. bunda devlet geleneğinin yanı sıra islamın da bir etksi var maalesef. sünni islam anlayışı üzerine çok sık duruyorum. çünkü bu tam da devlet ve otoritenin her türlü menfaati için halkı sömürmesinin bir aracı olmuş. diyeceğim şu ki; türk halkı için sivil itaatsizlik örenkeler yaratmak hele de müslüman kesim üzerine çok zor olur. bu yüzden herşeyde olduğu gibi bilincimizi yaratan bu itaat motiflerinden arınmadan bu işler olmaz. yine her konda olduğu gibi bir bilinç dönüşümü olmadan sivil itaatsizlik bu toplumda gerçek örnekleri ile sergilenemez. bu yüzden bir STK ya girmek değil halkı bilinçlenemsine yardımcı olacak etkinliklerde bulunmak daha mantıklı. bu çalışma alanlarından biri de SIFIR tabiki ![]() [Muygun] katılıyorum altıma imzamı atıyorum. ıfırın da bu emel için yetersiz kaldığınıda ekleyerek tabi. [torq] Yerleşik düzenin kurallarına karşı çıkmanın ilk koşulu aynı sistemin izin verdiği örgütlenme biçimini kullanmaktır. Bunlar dernek, vakıf, parti gibi kuruluşlardır ve biz de bu kuruluşlara üye olarak birleşik bir güç haline gelme yolunu seçmek zorundayız. Ancak bir araya gelecek kişilerin de birbirine yakın düşüncelerle hareket etmesi ya da bir konuya odaklanmış farklı düşüncelerden oluşan kişilerden oluşması gerekir. Amaç bir düşüncenin değiştirilmesinden başlayarak, yasanın değişmesine kadar değişebilir. Sadece düşünceyi değiştirmek için kurulmuş bir dernekte çalışmak da bir mitingde slogan atmak, pankart taşımak kadar önemlidir. bu nedenle eylemi sadece sokakta yürümek ya da bağırmak olarak da değerlendirmek yanlış olur. örneğin bir düşünen insanlar derneği kursak ve bu dernekte burada tartıştığımız konuları gündeme getirsek bu bir eylem olmaz mı ? eğer biz bir kıvılcım ile bir ateş yaratabilirsek başka derneklerle birleşip bir yürüyüş de yapabiliriz. bu durum demokrasinin kuralları içinde uzun vadede toplumun uyandırılması bilgilendirilmesi olarak değerlendirilmeli ve devrimsel bir yöntem olarak görülmemelidir. yani toplumun dogmalarını bir günde yok edemeyeceğiniz gerçeğini kabul ederek ve sabırla hareket etmek zorundasınız. [Ruler] insanlara ulaşmak zor iş örgütlerde arkadaşlarım var ama bu konudan dolayı yaptıklarından soguyorlar zamanla [torq] Einstein'ın bir sözüydü sanırım, önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur demiş. bir örnek vermek gerekirse; kadın hareketi başladığında feminizmi aşağılayarak yok ettiklerini sananlar kadınların medeni kanundaki değişikliklerdeki direncini görünce eşekten düşmüşe döndüler. bir çok maddenin kadınların lehine değişmesine KADER ve öteki kadın örgütleri birleşerek katkıda bulundular. MHP liler engellemeseydi, tüm evliliklerde malların ortak bölüşümünü kabul ettireceklerdi. diyeceğim şudur: bu iş sabır ve emek ister, umutsuzluğa kapılmadan mücedele etmek gerekir. -bitti- |
||
|
||
| Çok güzel olmuş yapanın eline sağlık | ||
|
||
| Sivil itaatsizliği alkışlamak Studio Oyuncuları, 'Euridike'nin Çığlığı'nı sahneliyor. Şahika Tekand'ın yazıp yönettiği, Studio Oyuncuları'nın sahnelediği Euridike'nin Çığlığı, etkin vatandaşlığın, kenara çekilip susup oturmamanın, aklın almayacağı yasalara başkaldırmanın haklılığının altını çiziyor. .......... İnsanlık tarihinde, daha insanca yaşamaya yönelik düzenlemeleri, akıl ve cesaretin birlikteliği ortaya çıkarmıştır. Antigone, aklının almadığı, aklına uyduramadığı bir yasaya isyan etme cesaretini gösterirken, "sivil itaatsizlik" adı verilen başkaldırma hakkının da en eski savunularından birini yapar. ........... Günümüzde de bunun örnekleri var. Örneğin, oğlunu Irak'ta savaşta kaybeden Amerikalı bir anne, "Bir oğlum daha olsa onu da veririm" demek yerine, savaşın meşruiyetini sorgulamaya başlamış ve bir noktada Başkan Bush'un çiftliğinin önüne kamp kurarak, ABD'deki savaş karşıtı hareketin sembolü, Antigone'si olmuştur. Türkiye'de askerlik yapmayı vicdani gerekçeler ile yıllardır reddetmekte olan Mehmet Tarhan da sivil itaatsizlik hakkını kullanmaya çalışıyor. Ancak ne onun ne de ona bu konuda destek verenlerin başı beladan kurtulamıyor. Son olarak yazar Perihan Mağden'in, Mehmet Tarhan'ın vicdani red kararını desteklediği yazısı yüzünden hapis cezası istemiyle yargılanması gündeme geldi. AYŞE KADIOĞLU http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=5934 |
||