|
||
| Kelime anlamı olarak misyon görev misyoner ise bu görev için görevli olan kişi anlamına gelmekte olup çok geniş bir kavramdır. Sosyal yaşam açısından bakıldığında Her felsefi düşüncenin ya da eylemin bir misyonu ve de bu amaca hizmet eden misyonerleri mevcuttur. Biz bu başlık altında Mesih İnancı açısından misyonerliği ele alacağız. Doğal olarak Mesih inancının misyonu ve misyonerliği inancımız gereği Kutsal Kitap'a ve dolayısıyla İsa Mesih'ten aldığımız öğretilere dayanmaktadır. İman ettiğimiz kitap olan Kitap'ı Mukaddese (Tevrat, Zebur, İncil) göre Mesih İsa'da Sağlanan kurtuluş müjdesini uluslara duyurmak kaçınılmaz bir iman işareti olarak karşımıza çıkmaktadır. İnancımızın temelini oluşturan insanın günahlılığı ve bu günaha karşı Allah'ın hazırladığı kurtarış planı açısından bakıldığında Allah'ın kelamı olan İsa Mesih aynı bizler gibi beden almış aramıza gelmiş ve Allah'ın kurtarış müjdesini bizlerin kurtuluşu için bedelsiz bir şekilde önümüze sermiştir. İsa Mesih'in gelişinden asırlar önce Kutsal Kitap bu müjdeyi bize şu şekilde bildirmektedir. Bundan ötürü Rab'bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel (Tanrı Bizimledir) koyacak. Kitabı Mukaddes/ Eski Ahit/ Yeşea. 7: 14 Yine kurtarıcının gelişinden çok kısa bir süre önce Tanrı bizlere şu müjdeyi, sevindirici haberi vermektedir. Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa (Rab Kurtarır) koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından kurtaracak olan O'dur." Kitap'ı Mukaddes/ Yeni Ahit/ Matta 1:21 Görüldüğü gibi Kutsal Kitap daha İsa Mesih'in gelişinden önce misyonu yani görevi hakkında ön bildirilerde bulunmaktadır. Ayetlerden de anlaşılacağı gibi ilk misyon ve misyoner hareketi de İsa Mesih'in gelişiyle başlamıştır. İsa Mesih'in kurtarış müjdesini tüm insanlığa duyurma görevini Kutsal Kitap bizlere şu şekilde bildirmektedir; Bundan kısa bir süre sonra İsa, on iki öğrencisiyle birlikte köy kent dolaşmaya başladı. Tanrı'nın Egemenliğini duyurup müjdeliyordu. Kitap'ı Mukaddes/ Yeni Ahit/ Luka 8:1 İsa köy kent dolaşıp ders vererek Kudüs'e doğru yol alıyordu. Kitap'ı Mukaddes/ Yeni Ahit/ Luka 13:22 Bu olaylardan sonra Rab yetmiş kişi daha görevlendirdi. Bunları ikişer ikişer, kendisinin gideceği her kente, her yere kendi önünden gönderdi. Kitap'ı Mukaddes/ Yeni Ahit/ Luka 10:1 İsa Mesih sadece kendisi bu müjdeyi bizlere duyurmakla kalmamış ölümü ve dirilişi sonrasında da biz iman edenlerine aynı müjdeyi duyurma görevini vermiştir. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin. Kitap'ı Mukaddes/ Yeni Ahit/ Matta 28:19 İşte biz İsa Mesih'e iman edenlerin görevi de bu ayetten hareketle başlamıştır. Bize verilen görev yani misyon gereği her iman eden Hristiyan yukarıda belirtilen ayetlerden sorumludur. Dolayısıyla da bir misyonerdir. Eğer amacımız yada misyonumuz doğru şekilde anlaşılırsa görülecektir ki amacımız asla herhangi bir ülkenin siyasi yada politik işlerine karışmak, bozgunculuk yaratmak, yönetim yada iktidarlara ve kanunlara karşı gelmek olamaz. Kaldı ki iman ettiğimiz kitap bizlerden bu konulara karışmamızı değil kanunlara bağlı olmamızı ve saygı göstermemizi emrediyor. İmanlılara, yöneticilerle yönetimlere bağlı olmaları, söz dinlemeleri ve iyi olan her şeyi yapmaya hazır olmaları gerektiğini hatırlat. Kitap'ı Mukaddes/ Yeni Ahit/ Titus 3:1 Yukarıdaki ayetler göz önünde bulundurulduğunda hiçbir iman eden Hristiyanın günümüzde medyada çıkan suçlamalara hedef olması mümkün değildir. Hangi milleten olursa olsun Mesih İnanlıları bu ayetler doğrultusunda İsa Mesih'in kurtarış müjdesini diğer milletlere duyurmaktan başka bir amaç taşımamaktadır. Eğer bunun dışında bir amaç kanıtlanabilirse de bu kişiler Mesih inanlısı olamazlar. Mesih'in bizlere buyurduğu kurtarış müjdesinin duyurulması sadece ülkemize yada belli bir inanca yönelik bir faaliyet olamayıp binlerce yıldır tüm dünyada her tür zorluğa rağmen sürdürülmektedir. İsa Mesih'in müjdesi hiçbir emperyalist veya ekonomik dünya görüşüne hizmet etmemektedir edemezde. Ama kabul edersiniz ki bu türden dünya görüşleri her inancı veya felsefeyi kişisel amaçları için kullanabilir veya kendisini böyleymiş gibi göstererek kendi kişisel emellerine alet edebilir. Elbette ki bu tür yanılsamalardan biz Mesih inanlıları sorumlu tutulamayız. Özellikle son günlerde basın yayın ve medyada yaratılmaya çalışılan suni gündem gereği medyada boy gösterme ve taraftar toplama amacını taşıyan ve kendilerini konunun uzmanı olarak niteleyen bazı şahıslarca halkımız yanıltılmakta ve yanlışa sürüklenmektedir. Bu türden programlar aracılığı ile ülkemiz mozaiğin de yer alan farklı inançlara sahip her bir vatandaşımız birbirine düşman edilmekte ve gereksiz yere hedef gösterilmektedir. Asla kanıtlanamayacak örneklerle halkımızın gözünün içine baka baka Türk milletinin maddi çıkarları gereği din değiştirebileceği tezi ortaya atılıp halkımız aşağılanmaktadır. Ülkemiz kanunları gereği her vatandaşımız inancını seçme ve ona göre yaşama hakkına sahiptir. Maddi kazanç amacıyla edinilen inançlar hiçbir inanca fayda getirmez. Her insan doğumla kazandığı inancı inceleme sorgulama ve değiştirme hakkına sahiptir. Ruhsal konular insanların kişisel kararlarıdır ve buna bir başkasının müdahale etmesi imkansızdır. Esen kalınız. |
||
|
||
| Geri kalmış ülkeleri saymazsak; dünyanın hiçbir ülkesinde 'din tanıtımı' yapmak misyonerlik adı altında suç sayılmaz.Fakat ne yazık ki; ülkemizde kuran dışında herhangi bir kutsal kitap dağıtmak;islam dışında başka bir din tanıtımı yapmak suç kapsamına girmektedir. | ||
|
||
| Herkesin inancını söylemeye hakkı vardır! Dikte etmeye hakkı yoktur, kabul edersiniz yada etmezsiniz! Bir insanı ırkından, kültüründen ve inancından dolayı bırakın eylemi düşün olarak bile yarğılamakdan daha salakça bir şey düşünemiyorum? |
||
|
||
| Misyonerleri bir bütün olarak görmeyin. Mezhepsel farklılıklar misyonerlerin etkilerini değiştirir. Misyonerlik sadece bir dinini başkasına anlatma şeklinde de algılanmamalıdır. Öncelikle misyonerliğin mezhepsel farklılıklarını düşünürsek: Ortodoks misyonerler, yok diyebiliriz. Neredeyse hiç yoktur. Katolik misyonerler, özellikle 1800'lü yıllara kadar tek ve en etkin misyoner türüdür. Genelde bir bölgede misyoner yerleşimleri açılır, orada bir atlama taşı oluşturulur ve arkadan avrupalı haçlı birlikleri o bölgede siyasi ve askeri bir egemenlik oluşturmaktadır. Amerika ve Afrika'nın bir kısmında örneklerini görebiliriz. Mesela Orta ve Güney Amerika'da yerleşim yerlerine bakarsanız genelde dağlık alanlar, ulaşılması güç bölgelerdir. Nedeni batılılardan kaçmaya çalışmalarıdır. (geçmişte tabi, şimdi misyonerlerin ileri karakolluk yapmasını gerektiren bir durum yok) Protestan Misyonerler, Almanya ve ABD tarafından desteklenen, işin aslında ise uluslararası şirketlerce yönlendirilen siyasi bir güçtür. Protestan misyonerlerin en belirgin özelliği girdikleri bölgelerde "etnik" sorunlar çıkar. Buna en iyi iki örnek Osmanlı son dönemlerinde ermeni sorunu ve Ruanda soykırımıdır. Türkiye'de etkin olan protestan misyonerliktir. (zaten etnik farklılıkların oluşturulmaya çalışılması da bunun bir belirtisidir) Misyonerlerin genel çalışmaları zor zamanlarda (deprem, sel vs. Özellikle gölcük ve endonezya depremlerinde görürüz) yardım kuruluşu adı altında çalışmalar yapmalarıdır. Türkiye'de ev kiliselerinin ve misyonerlik faaliyetlerinin bu kadar çoğalması ülke güvenliği ve etnik sorunların artması açısından bir tehdittir. Ama misyonerlerle mücadelenin tek yolu devletin bu alana el atması ve kendi inancını yaşayan insanlarla, batılı emperyalist devletlerin ileri karakol ve altyapı hazırlama görevini yerine getirenleri birbirinden ayırmasıdır. Devletin hukuki yollarla bu sorunu çözmesinden başka hiçbir çözüm yoktur. Özellikle kişilerin saf duygularından faydalanan ve aslında aynı kaynaktan beslenen güçlere kullanılmamak lazımdır. Her şekilde faydalananlar bu seferde mazlum ayağına yatıp, devletin misyonerlerin üzerine gitmesini "faşizm" olarak nitelemek istemektedirler. Misyonerlik Türkiyenin en büyük sorunlarından biridir ve sivil iktidar gereken önlemleri almak zorundadır. |
||
|
||
| Bölücülüğün kibarcasıdır, sonu hep kandır, vahşettir, ikiyüzlülüktür, ranttır hatta alçaklıktır.. | ||
|
||
| bölünme paranoyası beyni işgal edince bütün herşeye bölücümü-değilmi (helal_haram gibi) mantığı ile yaklaşılır.. bence ikiside değil.. |
||