SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: Hukuk Ve Mizah

Sayfa: [ 1 ]

21.02.2006 19:41:27
Elimde takip dosyası; içinde örnek 1(eski 48) ve vekaletname örneği , icra müdürlüğünden içeri süzülüyorum.Daha kapıdan içeri girer girmez İcra müdürü : "Günaydın" diyerek karşılıyor beni.Bir
den toparlayamıyorum.Arkama doğru çaktırmadan bakıyorum.Ben
den başka kimse yok.Benimle konuştuğuna emin olunca gülümsüyorum .
--Bir takip vardı da açılacak, diyorum.
--Evet elbette, Hoşgeldiniz, diyor icra müdürü.
Hemen memurlardan birini çağırıyor.Memur dosyayı alıyor; örnek 17 yi hazırlamaya koyuluyor.Tebliğ zarfını yazıyor;ödemem gereken yargı giderlerini hesaplayıp bana bildiriyor.Bununla yetinmiyor; Esas Defterine kaydını da bizzat kendisi yapıyor.Şaşkınlıktan neredeyse küçük dilimi yutacağım.Gelmişken bakmam gereken eski bir dosyam olduğunu hatırlayıp cebimden buruşuk bir kağıt parçası çıkarıyor, dosyayı aramak için içeri doğru bir hamle yapıyorum.Ne göreyim ; görevli memur gayet nazik bir uslupla ama Çanakkale geçilemez kararlılığıyla beni durduruyor.
--Lütfen bankonun bu tarafına geçmeyin Avukat Bey.Siz bana dosya numarasını söyleyin ben size derhal takdim edeyim.
--Ne yani dosyayı siz mi bulup bana vereceksiniz.
--Evet efendim, işimiz bu; siz bana dosya numarasını söyleyin lütfen.
Şaşkınlıkla ama inanmadan dosya numarasını söylüyorum.Eliyle koymuş gibi gidip dosyayı buluyor ve getiriyor.Hay Allah, halbuki daha üç gün önce bu dosyada işlem yapmıştım; ne çabuk yerine girmiş.
--Şey, bu dosyadan Trafik Tescil Şube müdürlüğüne bir müzekkere
.........Sözümü tamamlamaya fırsat kalmıyor.
İcra memuru kibar bir şekilde:
--Efendim isterseniz siz talebinizi söyleyin biz yazalım ama eğer isterseniz avukatlar için ayırdığımız şu masaya oturup hem dosyayı inceleyebilir hem de talebinizi yazabilirsiniz, diyor.
Şaşkınlığım iyice artıyor.Rüya mı görüyorum, nedir.Masaya ilişiyorum.Ne olur olmaz iyice yayılmıyorum.Tedirginim.Masada benden önce gelip dosyasını inceleyen Av.Metin İ....'yi görüyorum.
--Hocam , bu masa iyi de koltuklar biraz rahatsız diyor.Kaş göz işaretiyle onu susturmaya çalışıyorum.Ne olur olmaz, duyulur muyulur.
--Buldun da bunuyorsun , diyorum içimden.
--Biz eskiden bırak masayı sandalyeyi, dosya incelemek için ayakta yer bulamazdık, diyorum.
Geçti o günler der gibi elini sallıyor ve gömülüyor dosyasının içine.
Tam işimi bitirip çıkacakken aklıma geliyor.
--Sayın müdürüm, bir de satış talebimiz olacaktı, diyorum.
--Tamam siz talebinizi yapın, biz hazırlarız.Satış gününü yarın telefonla öğrenebilirsiniz, diyor.
Derken uyanıyorum.Sıcak bir temmuz sabahı.İzmir alevler içinde. (Av. MEHMET SEYREK)

(Gerçek Olay) Köyümüzden Süleyman fendi hasım sahibidir.Kasabaya giderken dahi ruhsatsız silahını yanında götürür.Bir gün kasabaya gireken,kasabanın girişinde Polisler köyün minibüsünün arama yapmak için durdurmuşlar.Arka kapıyı kapatıp önden aramaya başlamışlar.Bizim Süleyman ağa en arka koltukta oturmaktadır.Tabancasının hazinesinde de daima mermi vardır.Baktı ki silah gidecek ve yakalanacak.Yavaşça silahı önündeki koltuğun altına bırakmış ve ayağı ile ön tarafa doğru itelemiş.Silah paldır kültür doğruca önde arama yapan polisin önüne gitmiş.Polis silahı almış ve sormuş silah kimin diye sahiplenen olmamış.Polis uyanıkmış bakmış ki ağzında mermi var.Silahın kapzasını iyice kavrayıp parmağını da tetiğe bastırı gibi yapmak suretiyle tek tek yolculara doğru doğrultup "senin mi,senin mi.." diye sormaya başlamış.En son bizim Süleytman ağaya gelince sıra "Süleyman ağa" öte tut ağzında mermi vardır" demiş!Demiş ama kendini de ele vermiş,doğru cezaevine.. (Abdullah BULADI)

(Gerçek Olay) Amcam ile mahkeme arasındaki gerçek diyalog'tan: Muhtar olan amcam,bir gurup köylüler tarafından "rüşvet alıyor!"diye şikayet edilir.Dava açılır ve amcama duruşma için celp gelir.Duruşma günü bütün şikayetçiler ve amcam kasabaya giderler.Duruşma başlar ve Hakim amcama iddianameyi okuduktan sonra-şikayetçileri eliyle göstererek-"Bak,Muhtar rüşvet aldı diyorlar ne diyeceksin..!"der.Söz alan amcam "Hakim bey bana da hep zaman zaman Hakimler rüşvet alıyor derler amma ben inanmam..!" der. Bunu duyan Hakim öfkeyle ve hiddetle müştekilere döner ve "çıkın dışarı BERAAT" der. (Abdullah BULADI)


Bir hukuk talebesinin en sıkkın anı ve sitayişi: *ÖFF BE NE ZOR ŞEY ŞU DERSLER.HAYATIM MUTLAK BUTLAN OLDU BEE!İŞBU SAİKTEN HARBİ KAFAYI KIRMAYA EKSİK TEŞEBBÜS KALMAK ÜZEREYİM..NE YAPMALIYIM ACABA?NERDEN GİRDİM ŞU OKULA?TAAMÜDEN HOCALARIN KAMPÜSTE GEÇECEĞİ YERLERE DERİN ÇUKURLAR MI KAZSAK YOKSA BİLİNÇLİ TAKSİR YOLUYLA OKULU BASIP VİZE KAĞITLARINI MI DEĞİŞTİRSEK!YOK YOK BU DA YETERSİZ.EE NE YAPAYIM YAA??İNEKLEMEKLE GEÇİYOR ÖMRÜM YAA!GENÇLİĞİMİ YEDİ BU OKUL RE'SEN YANİ.HAH BULDUM 5-6 YILLIK ARKADAŞLARDAN "YALVARMA KOMİTESİ" VE AF'TAN YARARLANMIŞ BİKAÇ ARKADAŞTAN DA "İNTİHARA TEŞEBBÜS KOMİTESİ" KURSAK TA OLUR.İNTİHAR KOMİTESİNDEKİ ARKADAŞLARA BİRER "GAZ BİDONU" VERİRİZ.BELKİ HOCALAR "MERHAMET KARİNESİ" NE GİRİP BİZE YETERLİ NOTLARI VERİRLER DE KURTULURUZ ŞU "HUKUK FAKÜLTESİ NEZARETHANESİ"NDEN NE DERSİNİZ.not:ben 8 yıllık bir hukuk fakültesi talebesi olarak geçen sene yalvar yakar malülen okuldan mezun olmanın haala sarhoşluğunu yaşayan stajı bitmek üzere olan gariban bir awukatın tekiyim.Bu siteyi ve yayınlananları tam teşebbüs halinde zevkle ve kasten okumaktayım.Umarım bu metnim de olduğu gibi yayımlanır. (M.Erkam Tatoğlu)

 Karadenizli olan mübaşir, bir gün hakim beyin evine giderek hanımına "Hakim pey evdemidırlar ?" diye sorar. Hakimin hanımı sinirli bir şekilde "Ne münasebet, o sadece mahkemede dırlar" diye cevap verir. (Av.Zühtü Kazancı)


 (Gerçek Olay) Bu olay kelimesi kelimesine aynen yaşanmıştır. İçinde geçen müstehcen ifadeleri ..... şeklinde sansürlemeye çalıştım ama bu halinden dahi rahatsız olacak meslektaşlarımdan özür dilerim ama olayın oluşu aynen böyledir.

Yer : Afyon / Emidağ Ceza mahkemesiŞimdilerde emekli olan ve mizahi kişiliğiyle tanınan o zamanın hakimi büyükbaş hayvan hırsızlığının sıkça yaşandığı bu ilceye tayin olunca hırsızlığın kökünü kazıyacağım diye dost toplantılarında konuşurdu. Yine bir gün bir at çalınmış ve hayvan hırsızlığıyla ünlü Deli Hasan lakaplı sabıkalı da ( o zamanlar adet olduğu üzere nerde bir hayvan çalınsa bu adam tutulur getirilirdi savcının karşısına ) sanık olarak son celsede yerini alır. Hırsızlığa karşı hassas hakimimiz hırsızlık gece vakti yapıldığı için şu kadar , meskun mahalde yapıldığı için şu kadar , ahırın kapısı kırıldığı için şu kadar diye cezayı katlaya katlaya 8 yıla mahkum etti. Bu cezayı duyan sanık ayağa kalkarak " HAKİM HAKİM SENİN ANANI AVRADINI ...... EDEYİM. ULAN İNSAFSIZ , ÇALDIĞIMIZ BİR KÖR AT ADAM MI ÖLDÜRDÜK BRE ALLAHSIZ PEZ...." diyerek tepkisine demokratik biçimde dile getirince sıra bekleyen biz avukatlar eyvah dedik. Bu arada zabıt katibide tutanak tutmaya başlayınca Hakimimiz " Bırak aalasen katip . Şimdi bu böyle benim anamı şeyedeyim deyince anam şeymi oldu. Yok bırak ben onunu anasını avradını ve de bacısını ......edeyim dedi. Ve bizlerin gülmekten yere yıkılmamıza sebep oldu. Daha sonra hakimden duyuyoruz. 8 Yıl hüküm giyen sanık o zamanların ünlü hapishanesi Sinop Kalesinden Hakimimize mektup yazmış . Özet olarak "iyi hakimsin hoş hakimsin de bana da çok ceza verdin " diye hakim de hiç üşenmeden oturmuş cevap yazmış " sana çok ceza verdiğimin farkındayım. Onu da çalıp ta yakalanmadıklarına say ". Bütün meslektaşlarıma başarılar ve esenlikler diliyorum (Cemal Okan YÜKSEL)

17.09.2007 18:06:33
çok geç okudum.Sayın av. Mehmet seyrek,Siz hukukçular adalete, saygıya bir an önce sahip çıkın ki, böyle rüyalar görmeyiniz.

asya 17.09.2007 18:24:08
Hakim:-Muvekkiliniz neden bosanmak istiyor avukat hanim?
 - Karsi taraf ile aralarinda dusunce farkliliklarindan
kaynaklanan siddetli gecimsizlik
bulunuyor sayin hakim
Hakim: - Tabi biri aristo digeri descartes cunku.

**Yil 2005.istanbul 4. agir ceza mahkemesinde sahte raki imal
etmek sucundan acilan davada saniklarin sorgusu yapiliyor.
Sanik- ...lokantalardan filan topladigimiz siselere yaptigimiz
rakilari doldurduk.
Mahkeme baskani- alinan parmak izi orneklerinde hem sizin hem de
sabikali baska kisilerin parmak izi var.
Sanik- dogrudur.
Mahkeme baskani- Bu ne pislik, bari siseleri yikayip
doldursaydiniz .

**Dava: Uyusturucu kacakciligi sanik: takriben 65 yasinda bir
amca
yer : Agir ceza mahkemesi
olay : Amcanin ahiri agzina kadar marihuana dolu olarak
bulunmustur.
hakim - Amca anlat bakalim ne oldu ?.
sanik - İciciyim ben reisim.
hakim - Nasil yani ?. bir ahir dolusu esrari mi icecektin ?.
sanik - Yazlari yetistirir ve biriktiririm, kislari da icerim
hakim bey.
hakim - (kahkahalar) Kapatirim seni ahira, kapina da iki jandarma
koyarim, yaza kadar o otu
bitiremezsen sonra gorusuruz.

** dava : Tarihi eser kacakciligi
yer : Agir ceza mahkemesi
olay : Arabanin bagajinda roma donemi bustler yakalanmistir.
- Anlat bakalim osman ?.
- Tarlami surerken bu kafalari buldum hakim bey, tam muzeye
teslim etmek uzere yola cikmistim ki tutuklandim. masumum hakim bey,
tahliyemi isterim.
- Osmannn, Osmannn!.. Hatay'da buldugun kafalari neden
İstanbul'daki muzeye teslim etmeye calisiyorsun?

** yer : Beykoz adliyesi yeni TCK'nin 233/2. maddesi uyarinca
hamile sevgiliyi terk edene hapis cezasi verilebilecek olmasi nedeni ile
sikayette bulunmak icin savciya giden avukat meslekdasimiza;
- Nedir bu avukat hanim?.
- Sevgilisinin hamile oldugunu bildigi halde terkeden supheli
hakkinda suc duyurusunda bulunacaktim.
- Allah Allah. (katibe seslenir)yeni tck'yi getirin. evet burada
varmis madde. ilk defa karsima
cikiyor. - ya yeni bir madde. - bu cocuk evlilik disi mi simdi?.

**1940'lardan aktarilan bir ani: Yaslica bir Rum kadincagiz sanik
kursusunde durmaktadir. durusma uzadikca uzar. kadincagiz sismanligin ve
yasi nedeniyle, mahalle karisi misali, tanik kursusune yaslanip belini
birarak agirligini bir tarafa vererek durur.
Hakim: "Hanim duzgun dur!" (sertligiyle bilinen bir hakimdir) bes
dakika sonra kadincagiz
dikilmekten yine yorulur, bu sefer agirligi obur tarafa vererek
bukuk durur.
Hakim: "Hanim duzgun dur!" Kadincagiz tekrar toparlanir. Bu olay
birkac kere tekrarlar. en
sonunda hakim yine: "Hanim duzgun dur!" dedigince kadincagiz lafi
patlatir:
- A yeter bea! Mahkeme mi yapiyoruz, fotogiraf mi cektiriyoruz?

** 2005 yilinin Kadikoy adliyesinde yasanmistir. Becerikli bir
katip, mubasir hakim ekibine sahip mahkeme kadrosu, benim de birinde
bulundugum bosanma davalarini seri olarak karara baglamaktadir. ancak bu
arada listeye uyulmamakta hazir beklemekte olan kim varsa onlara oncelik de
verilmektedir. Arka arkaya davalar karara baglandiktan sonra mubasire
 "bizim durusma vardi" diye danisan kimse kalmaz. Mubasir de hesabi
hafiften sasirdigi icin koridora cikip bagirir: "Bilmemkacinci bilmemne
mahkemesinde davasi olan!"... Kimsecikler uzerine alinmaz. Mubasir acik
olan kapidan iceri bakar. teskilat tam kadro hazir musteri beklemektedir.
doner tekrar koridora bagirir: - Haydi! Yok mu bosanmak isteyen?

** Bir avukat amerikan filmlerine ozendigi icin midir, ozturkceci
oldugu icin midir bilinmez bir
durusma boyunca hakime "yargicim" deyip durur. Hani "sayin yargic"
degil de "yargicim" diyor ki biraz daha turk ananelerine uysun, hakim bu
hitabeti garipsemesin. Bir, iki , uc bes derken hakim en sonunda: "Ayip
oluyor ama avukat bey!" der. Avukat sasirmistir. "Ne oldu ki?" diye sorar.
Hakim: - Yasca buyuk olabilirsiniz ama biz de hakimiz bir
yerde! deminden beri YAVRUCUM deyip duruyorsunuz. Yeter ama!

** Bu da Amerikan mahkemesinde yasanmis bir capraz sorgu
diyalogudur:
Avukat: Kisi size getirildiginde hayatta miydi?
Doktor: Hayir olmustu.
Avukat: Bundan nasil emin olabiliyorsunuz?
Doktor: Çunku beyni onumdeki bir kavanozun icinde duruyordu.
Avukat: Bu durumda dahi kisinin yasiyor olma ihtimali yok mu?
Doktor: Var tabi. Hatta su anda bir yerlerde avukatlik yapiyor
olabilir.

son tango 17.09.2007 18:39:13
Hakim:-Muvekkiliniz neden bosanmak istiyor avukat hanim?
 - Karsi taraf ile aralarinda dusunce farkliliklarindan
kaynaklanan siddetli gecimsizlik
bulunuyor sayin hakim
Hakim: - Tabi biri aristo digeri descartes cunku.


alıntı

hehe ..bu çok güzelmiş ya,biri benim için o hakimi öpsün Smiley

05.02.2008 03:50:34
Bir Delinin Mal Beyanı

1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2- Bitlis’te beş minare
3- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
4- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
5- Üç fay hattı
6- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
Bir mahkeme salonu dusunun...bir davada taniklik etmesi icin kursuye yasli
bir teyzeyi cagirirlar.. Kadin yerine oturur ve davalinin avukati kadina
yaklasir...
-"Bayan Jones.. beni taniyor musunuz?"
Yasli teyze cevap verir:
-"Ah evet Bay Williams sizi cocuklugunuzdan beri taniyorum..siz taa o
zamanlar bile aileniz icin tam bir basbelasiydiniz..surekli yalan
soyluyorsunuz,karinizi komsunuzla
aldatiyorsunuz,en yakinim dediginiz insanlarin
arkasindan konusuyorsunuz,2 dolar fazla kazanmak icin herkesi satarsiniz..."

Davalinin avukati basta olmak uzere butun salon sok olur..Adam ne yapacagini
bilemez bir halde kadina tekrar sorar:
-"Peki Bayan Williams,ya karsi tarafin avukatini taniyor musunuz?"
Kadin yine cevaplar:
-"Elbette taniyorum..Çocuklugunda ona dadilik yapmistim.Tembel,ödlek ve
alkolik adamin tekidir..Eetrafinda bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala
geceleri altina kacirdigini soyluyor.."
Yine herkes sokta..Butun salonu bir ugultu kaplar.Hakim kursuye tak tak tak
vurup herkesi susturur ve her iki tarafin avukatini da kursuye cagirir..Ve
ikisine de egilmelerini soylerek kulaklarina sunu fisildar...

-"Eger bu kadina beni taniyip tanimadigini sorarsaniz ikinizi de yakarim.



05.02.2008 03:52:23
Bir devletin genelkurmay başkanı siyasal bir parti lideri gibi memleket meseleleri hakkında basın toplantıları düzenlemeyi ulusal hassasiyetleri siyasilere hatırlatmayı pek sever. O yoğun katılımlı basın toplantıları esnasında siyasal partilere hiza istikamet vermeye ve kendince "ayrılıkçı" fikirlere sahip olanlarını paylayarak kendileri anayasa ve yasalara göre seçilmiş parlementerler bile olsalar onların bölücü yıkıcı odakların temsilcisi olduğunu telaffuz etmekten kaçınmaz. Bu askerin siyasete müdahalesi olmaz "komutanlar memleket meselelerine ait hassasiyetlerini açıkladılar" biçiminde telakki edilir. Medyada, siyasal partilerde, yargıda yaprak kıpırdamaz, ancak bu suçlamaların muhatabı olan ve ayrılıkçılıkla suçlanan siyasal partinin bir seçilmiş  parlementeri bizi izole etmek dışlamak, tanımamak "asıl bölücülüktür" diyerek o genelkurmay başkanına yanıt verir ve bakın sonrasında neler gelişir?

1) O genelkurmay başkanı; "bu ne cüret biz anayasal bir kurum olarak görüşlerimizi açıklıyoruz" diye ayağa kalkar,
2) O ülkenin başbakanı o parlementeri bu sefer fazla ileri gittiğini belirterek suçlar,
3) O ülkenin vatanperver savcıları anayasal bir kurum olan silahlı kuvvetlerin en üst rütbeli yöneticisi hakkında bir parlementerin "bölücülük yapıyorlar" biçiminde bir suçlamada bulunmasının yasaları ihlal anlamına geldiğini ve hapis cezasını gerektirdiğini keşfederek aleyhte dava açarlar!

işte hukuk işte mizah!

Bilin bakalım bu ülke neresi?

 2funny   


Sayfa: [ 1 ]