|
||
| Dinlemek; Bize bilginin kapısını aralayan iki hazinemiz vardır. Biri görmek, diğeri dinlemek. Aman ha bunları kesinlikle bakmak ve duymakla karıştırmayın. Zira bakıp göremeyebilir, dinleyip de duyamayabilirsiniz. Dinlediklerinizi anlayabilmek, onları tasnif edip “doğru”ya ulaşabilmek de görebilmek kadar önemli ve eğitimli kulaklarla kavuşulacak bir edimdir. Deha, bilge, dahi ve sair sıfatlarla betimlediğimiz kişileri bu hale sokan da ancak bu evrelerden geçmiştir. Biz de bu bölümde doğruyu dinlemeyi, üstatların “doğru” olarak gösterdiklerini irdeleyip aç beyinlerimize sunacağız. Müziğin neden müzik olduğunu, enstürmanların yanık seslerini, enstürmanlaşan insan sesinin büyüsünü anlamaya, bu düetlerin olağanüstü uyumunu anlamaya çalışacağız. Ama çalışmamız elbette müzikle sınırlı kalmayacak. Zira “dinlemek” müzikle sınırlandırılamayacak kadar büyük bir hazine. Farklı seslerin uyumlu birliğini (Diversarum vocum apta coadunatio) anlayabilmek, doğayı dinlemek, sesleri ayırt etmek gibi dersleri bilen üstatlardan öğreneceğiz. Ne zamana kadar? Elbette duymayı öğrenene kadar. Çünkü kulağımıza çalınan onca ses arasından neleri duyacağımızı bilmek, ilk başta dinlemeyi bilmekle olacaktır. Merdivenin adımlarını birer birer çıkmak gerekli ki hem bildiğimizi dosdoğru bilelim, hem de duydukça kulak kabartalım... Siteyi yapmaya başlarken bu bölümle ilgili bir çalışmaya girişip girişmemek konusunda çelişkide kaldım. Zira okuduğum onca kitabın içinde “dinlemek” adına bir kelimede dahi rastlanmıyordu. Kimilerince bu bir eksik olmayabilir; ancak bu yaşıma kadar dinlediklerimi hangi metotla dinlediğimi düşününce hakikaten şaşırdım ve kendi adıma üzüldüm. Bu bölümü de cehaletimi gidermek için siteye açtım ve kâh dinlediklerimi anlamak kâh duymayı öğrenebilmek adına çalışmalara başladım. Bölümün fakirliği yukarıdaki açıklamamdan ileri geliyor. Dileğim, taahhüdümün ardında durmak ve dinlediklerimi anlatabilmektir. |
||
|
||
Alıntı dinleyip de duyamayabilirsiniz. Böyle birşey olmaz, "dinlemiş" olabilmenin ön şartıdır zaten "duymak", duymadığını dinleyemezsin ki. Beyninle ve kalbinle yani aklınla ve duygularınla yorumlarak duymaya başladığında "dinlemiş" olursun. |
||
|
||
| dinleyiş, düşünüşün ilk adımı. dinlemek: bir algı yolu düşünmek için ilk önce 'algılamak' gerekli. |
||
|
||
| algılamak ise algı kabiliyetine bağımlı.. bunun için farkındalık farkındalık içinse bilgi gerekir... nihayetinde gördüğümüz şeyler bildiğimiz şeylerin üzerine bina olan bir evrimin ürünü. |
||
|
||
| sessiz sakin bir doga ortamına gidin. ve sakinligi hissetmeye başladıgınız da aklınıza gelen, düşüncenize gelene dikkat edin ve unutmayın... kalabalık bir yere bir çay bahçesine gidin aklınıza gelen, düşüncenize gelene dikkat edin.. sakin ortam da düşüncenize gelen sizsiniz..sizin düşünceniz... kalabalık ortam da düşüncenize gelen.siz degilsiniz..sizin düşünceniz degil.. etrafınızdakilerin düşünceleri...bir nevi telepati... karşı çıkışınız varsa denemeden karşı çıkmayın..... düşüncenizi dinlemek istiyorsanız... önce o düşüncenin sizin olduguna emin olun....sizin olmaya bilir.... |
||
|
||
Alıntı Bize bilginin kapısını aralayan iki hazinemiz vardır. Biri görmek, diğeri dinlemek. yanlış, bilgi edinmenin yolu susmakttır. |
||