SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: Hukukçu Kimdir?

Sayfa: [ 1 ]

10.02.2006 12:36:40
Ülkemizde kağıt üzerinde 32 Hukuk Fakültesinden mezun olanlar ve de olacaklar.kalite ve kantite açısından düşük Hukuklu sayısını artımaktan öteye gitmeyecektir.Genelde bilgi birikimi az.Dünya ve Türkiye görüşü olmayan çağdaşlığın dışında ekinsel ve yazınsal konulara uzak bir hukuklu ordusu işbaşında ve çoğalmaktadır.Mesleki yetersizliklerin yanı sıra dil bilmeyen okumayan ve araştırmayan bir kümelenme söz konusudur.Yargıtay Başkanının sözlerine karşı Anayasa yargısıdan gelen.SEN ÖNCE KENDİ BAHÇENİ TEMİZLE yanıtı gözardı edildi.Arkasından İstanbul Barosunun hazırlattığı ve Bakanlıkça soruşturmaya hedef olan Yargı daki Yolsuzluk savlarıda tartışılmadı ve gündemde ısınmadı.Ülkemizde gerçek birikimli ve donanımlı hukukçu sayısı azdır.Bir mesleğe girmiş olmak yeterli değildir.önce bireysel yeterlilik ve yetenekler değerlendirilmelidir.Bu konu bizim işleyen görünen sistemimizde yoktur.Hukukçuluk konusunda üretmediği ve kendini geliştirmediği için işlevsiz kalan Hukuk Fakülte çıkışlı kasaba avukatlarıda politikaya girmekteler ve Yıldırım Akbulut tipi hukuk mezunları Parlamento Başkanı hatta Cumbaşkanı adayı belkide kendisi olabilmekteler.Sözün düğümü.ülkemizde gerçek hukukçu ve Hukuk adamı sayısı azdır.

deniz 07.08.2006 13:07:21
hukukçu olmak için kimin onayı gerekir.

yani bir diploma olmadan hukukçu olunamaz mı ?

keje 13.08.2006 19:53:14
Fakültesinde okumama rağmen henüz olamadığım bişidir Tongue

asaf 17.01.2007 00:27:57
hukukçular, ne olursa olsunlar ötücü diye adlandırdığımız guruba girerler. (bkz hukuk kuşu, sayfa bilmemkaç) laugh

asya 17.01.2007 17:49:52
Hukukçu, Hukuk Fak.nden mezun olan kişi MİDİR?

Bu yeterli mi "hukukçu" olmak için ?

Ne yazık ki çoğu okulda olduğu gibi hukuk fakültelerinde de yeterli bilgi ve eğitim verilmediği için fakülte diplomasını alan kişi, sadece birazcık yasalardan ve sistemin işleyişinden haberdar durumdadır. Sonrası kendi çabasına kalmıştır.

Gerçek anlamda hukukçu olmak için hukukun felsefesini, mantığını, tarihini, doktrinlerini iyice özümsemek, hukuksal bakışa ve görüşe sahip olmak gerekir.


kiya 18.01.2007 00:30:44
hukukçu, hukuk fakültesi'nden mezun olan kişidir. esas olarak başka türlü hukukçu olmak da, şimdiki hukuk düzeninde mümkün değildir. asıl olarak da başka türlüsü de pek mümkün değildir.

hukukçu'nun kim olduğunu da "şer'i hükümler" belirler, ya da yürürlükteki hukuk!

böylece hukukçuya itirazımız, gerçekte yürüyen hukuk'a yönelik itirazlarımızdır.

ama unuttuğumuz şudur çoğu zaman: şeriat'ın kestiği parmak acımaz!

aslında en güzeli, yine o büyüğümüzün söylediğidir: adalet, mülkün temelidir...

torq 15.04.2007 23:42:11
Suçluyu savunma sanatı

Avukatların adaletin sağlanmasında doğrudan bir rolü yok. Bu hakimin işi. Avukatın işi ise 'taraf tutma'. Yani, avukat ve hakimlere aynı eğitimi veren hukuk fakültelerinin eğitim sistemlerinin gözden geçirilmesi gerekiyor

YASİN KÖSE  Hukukçu
Suçlu birini nasıl savunursun?
Hukukçuların (daha çok avukatların ya da avukat adaylarının) karşılaştığı klişeleşmiş ve özünde avukat-hakim ikileminin adaletteki rolü tartışmasını barındıran bir sorudur bu. Ve pratik hayata girinceye kadar çoğu zihni en çok meşgul eden, fakültede öğrenilenlerin tatmin edici bir cevap vermeye yetmediği bir soru... Hukukçu paradigmasıyla -adalete uygun davranma- uyuşmayan bir çelişkiler yumağı...
Bu sorunun doğrudan muhataplarından avukatlar adalete uygun davranmak zorundalar mı? 'Evet' demeliyiz değil mi? Çünkü işin ucunda bozulan bir toplumsal barış var ve barışın sağlanması için avukatlar daha 'adil' olmalı. Peki neden bir avukat mühendisten daha adil davranmalı? (Benim burada herhangi bir meslek gurubuna yönelik 'adil olmamalı' gibi bir tavsiyem ya da düşüncem yok. Sadece toplumun neden avukatlara diğer meslek mensuplarından daha fazla sorumluluk yüklediğini irdeliyorum.) Mühendisler hukuk mezunu olmadıkları için mi? Yoksa mühendisliğin adaletin sağlanması ile bir ilgisinin olmamasından mı? İki cevap da kabul edilebilir. Biz bu cevapları avukat için düşünebilir miyiz acaba?

Taraf tutmak

Kısmen düşünürüz ama avukatların adaletin sağlanmasında doğrudan bir rolü olmadığı gerçeğini de gözardı edemeyiz. Bu hakimin işidir. Avukatın işi ise 'taraf tutma'dır. (Bu gerçeği avukatlık stajımın ilk zamanlarında öğrendiğimde okul hayatımdaki adalet ütopyasına avukatlıkla varmanın çok mücadele gerektirdiğini zihnime iyice kazıdım.) Avukat taraf tutandır ve bundan ötürü vekil olmayı kabul ettiği andan itibaren müvekkili aleyhine bir davranışta bulunamaz. Dava esnasında müvekkilinin haksız olduğunu anlayan bir avukatı düşündüğümüzde adaletin sağlanması için yapacak bir şeyinin kalmadığını görürüz. Müvekkili aleyhine beyanda bulunamayacağı gibi karşı tarafı da aynı davada savunması mümkün değildir. Hal böyle olunca avukatlığın 'taraf tutan' mı yoksa 'adaleti sağlayan' mı olduğuna siz karar verin.
Aslında ortada bir sorun yok değil mi? Bir duvar ustasından düzgün ve sağlam bir duvardan başka bir şey isteyemeyeceğimize göre, avukattan da esaslı bir 'taraf tutma'dan ötesini isteyemeyeceğimiz gibi, bunu beklememeliyiz de. Ama öyle değil. Hâlâ bir problem var. Avukat her ne kadar meslek (taraf tutma) erbabı olsa da adil davranmak zorundadır. Çünkü avukat, hukuk fakültesi mezunudur. Çünkü hukuk fakültesi adil olmayı buyurur. Çünkü hukuk fakültesi 'adaleti sağlama' (hakim) merkezli eğitim verir. Ve bu böyle oldukça hukuk mezunlarının büyük bir kısmı mesleğin ilk yıllarında hayatlarının -zihinsel anlamda- en sancılı dönemlerini yaşayacaklar.
Benim naçizane fikrim, avukat ve hakimlere aynı eğitimi veren hukuk fakültelerinin eğitim sistemlerinin gözden geçirilmesi gerektiği yönündedir.
Sonuç itibarıyla adil çözümün ortaya çıkması için savunma vazgeçilmezdir. Savunma içinse 'teknik taraf tutan', avukat... Başka bir meslek mensubundan daha fazla bir sorumluluk taşımamasına rağmen adaleti sağlamak adına adil davranmayı özümsemiş, savunmanın kutsallığına inanmış tüm avukatların 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutlarım.
- Her insanın savunulacak bir yönü vardır.

http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=6921

keje 16.04.2007 13:56:25
Her insanın savunulacak bir yönü vardır.Evet bu beni teselli edecek tek söz oldu bu yazıyı okuduktan sonra.Bir davayı alırken öyleyse ilk yapmak gereken müvekkilin gerçekten haklı olduğuna inanmak olacak..Yada kişi savunulması gerektiği kadar savunulacak,ne olursa olsun sırf davayı kazanmak için çalışılmayacak.Adil olmak bunu gerektiriyor sanırım.Tabi bunun da dezavantajları var,böyle birine fazla dava gelir mi bilmiyorum.Bu avukatlık işini tekrar düşünmem gerekecek bu durumda.. Sad


Sayfa: [ 1 ]