SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist TEORİLER

Konu: Anarşizm Bir Ütopya mıdır ?

Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5

Narcotic 24.08.2004 19:39:11
Andrew Hacker'e göre: ''Anarşizm bir Ütopyadır, bunun için de bir avuç insanın iltifat ettiği bir mezhep olarak kalmıştır. Dayandığı ana fikirleri teker teker öteki ideolojilerde de bulmak kabil.  Liberalizm gibi kişiyi göklere çıkarır.; devleti lüzumsuz bulur; toplumda tabii bir ahenk kurulmasından yanadır. Sosyalizm ve komünizm gibi özel mülkiyetin aleyhindedir, kapitalist düzeni destekleyen devlete ateş püskürür. Devrim yoluyla değişikliği kabul eder, komünizm gibi. Eşitlik üzerine görüşleri demokratlarınki ile bir. Klasik tutucularla beraber sanayi toplumuna karşıdır. Ama bütün bu temayüllerin toplamıdır anarşizm. Anarşi kredo, otoriteye karşı gelenleri büyülese de doktrinin bütünüyle tanıştıktan sonra, pek az kimse bağlı kalabilir anarşizme.

Anarşistler her şeyin birden gerçekleşmesini isterler. Evet, en çok önem verdikleri, kişinin her türlü baskıdan kurtulması ve hürriyete kavuşmasıdır. Ama sosyal organizmanın ahengine de aynı ölçüde değer verirler. Devrimci şiddet lüzumsuzdur derler ama komünistlerden farklı olark devrimin hiçbir organize partinin veya liderlerin işine yaramamasını savunurlar. Devrim sonrası toplum, kimsenin görmediği ve tanımadığı bir toplum olacak, kanunsuz, devletsiz, otoritesiz bir toplum; bu toplumda şahit olmadığımız bir insan doğacak ve işitilmemiş kabiliyetlerini geliştirecektir.

Anarşizm bir ütopyadır. Ne var ki öteki ütopyalara benzemez. Yalnız amaçları değil, bu amaçları gerçekleştirecek araçları da dikkate alır. Ama bütün ütopyalar gibi ciddi bir nazariyeden çok-hiç değilse kısmen-zihni bir davranıştır. İnsan, münasebetlerinde baskıdan vazgeçebilir mi ? Devrimin mutlaka bahtiyar bir dünya yaratacağı nereden belli ? Bir diktatörün iktidara kurulmayacağı nasıl garanti edilebilir ? Sağduyuya dayanan bu itirazlardan hiçbiri, anarşik direnişin temelindeki isyan duygusunu çürütemez.

Anarşizm de bütün ütopyalar gibi bugünkü sosyal münasebetlerin eleştirisi ve dikensiz bir gül bahçesi hayalidir.

Ne olursa olsun anarşizm, insanların yaşadıkları hayat tarzından tedirgen olduklarını belirten bir isyan ve ızdırap çığlıdır''.

deniz 24.08.2004 19:48:41
anarşizm bir adım ötemizde

anarşizmi bir ütopya olarak görenlerden alacağımız en ufak bir şey olamaz.

 

25.08.2004 09:49:36
Aanrsizm bencede utopya degildir.Anarsizmin ögretileri degilde Ismi korkutuyor insanlari.

deniz 25.08.2004 13:07:57
Alıntı
Evet, en çok önem verdikleri, kişinin her türlü baskıdan kurtulması ve hürriyete kavuşmasıdır. Ama sosyal organizmanın ahengine de aynı ölçüde değer verirler. Devrimci şiddet lüzumsuzdur derler ama komünistlerden farklı olark devrimin hiçbir organize partinin veya liderlerin işine yaramamasını savunurlar. Devrim sonrası toplum, kimsenin görmediği ve tanımadığı bir toplum olacak, kanunsuz, devletsiz, otoritesiz bir toplum; bu toplumda şahit olmadığımız bir insan doğacak ve işitilmemiş kabiliyetlerini geliştirecektir.
bu toplumda şahit olmadığımız bir insan doğacak ve işitilmemiş kabiliyetlerini geliştirecektir.

bozuk bir saat günde iki kez doğruyu gösterir.

hepten karalamayalım adamı  laugh

27.08.2004 13:35:08
Alıntı
anarşizmi bir ütopya olarak görenlerden alacağımız en ufak bir şey olamaz.
Hangi eylem dusunceden cikmamis.
//Utopist.

deniz 27.08.2004 13:44:00
Merx ne dediğimi sanırım anlamadın..

Düşünmeyelim yada ütopyamız olmasın demedim..

Anarşizmin ütopya olmadığını söyledim...

27.08.2004 14:50:11
En kolay bok atma yönetimi BU UTOPYA deyip cekiliyorlar-ama nedenini aciklayamiyorlar.

27.08.2004 20:27:08
her insanın doğasında var anarşi ...atalarımızdan gelen ,daha ilk çağlarda teknoloji olarak olmasada yaşam tarzı olarak şimdikinden çok daha kendimiz gibi yaşadığımız bir gerçek ,bu düzen çarkları arasında ezilmeden kendimiz gibi ...bireysel anarşizm yaşayan herkez bir araya gelse işte o zaman diğerleri neden kasılıyorum lan ben ,deli miyim neyim diyecek ve kendine gelecek ,özüne dönecek ...her zaman dediğim gibi realite hayalle başlar ... Wink ve kalınız salıcakla ...

deniz 27.08.2004 20:45:01
evet gate. eğer doğru bilinçler üretilebilir ise gerisi gelir.

nerede olursa olsun insanlar kendi anarşist grupları oluşturabilir, her tür dayanışma içinde bu koloniler kendi kurallarıyla yaşayabilirler.

...

çingene mahalleleri vardır bilir misiniz? oralara polis bile giremez. adamlar tamamen kendi kuralları ile orda yaşarlar. işleri, evlilikler, eğlenceleri, dayanışmaları hep kendi içlerindendir.

bu insanlar bunu başarabiliyorsa bizler neden yapamayalım ...

 

30.08.2004 13:11:53
ANarsizm bir utaopyadir hemde en buyuk utopya

Narcotic 30.08.2004 13:16:37
Alıntı
ANarsizm bir utaopyadir hemde en buyuk utopya
Bana bu ütopya yı anlatsana nasıl bir şey yukardaki yazılara bakmaksızın !!!

01.09.2004 11:46:09

Bu sorunun cevabı Utopya'yı ne niyetle kullandığınıza bağlı...biraz da.

Marksa göe utopist olmak bilimsel olmamanın karşılığıydı. Bu bakımdan utopik sosyalistleri hor görmüştür Marks.

Bence bir utopyaya sahip olmayanın geleceği hayal etmesi ona uygun bir mücadele, yol alma eylemi geliştirmesi mümkün değildir. Bu açıdan anarşizmin utopyası vardır...ve anarşistler bunu asla reddetmezler. Ancak "anarşizm bir utopyadan ibarettir bu yüzden de ciddiye alınmamalıdır" derseniz bu utopyayı hayata geçirebilmek için savaşmış, yaşamını yitirmiş sayısız devrimcinin, işçinin, köylünün, erkeğin, kadının anısına saygısızlık etmiş onları hafife almış olursunuz.

Anarşizmin derdi şimdidir, bugündür, hemendir...orada büyük dinlerin utopyası gibi bir vaad edilmiş cennete yer yoktur.

Anarşi ise bugünü şimdiden kurmanın çağrısı ve  çabasıdır.  
   
sağlıcakla,

afro  

deniz 01.09.2004 12:09:16
Alıntı

Anarşizmin derdi şimdidir, bugündür, hemendir...orada büyük dinlerin utopyası gibi bir vaad edilmiş cennete yer yoktur.

Anarşi ise bugünü şimdiden kurmanın çağrısı ve  çabasıdır.  
   
 
Aynen katılıyorum

Narcotic 05.09.2004 13:52:55
Anarşist kuram, anarşizmin yapıcı olması yüzünden ütopyacı olduğu şeklindeki suçlamayı kesinlikle reddeder. Geleceğin toplumunun anarşist bir icat olmayacağını, geçmiş olayların saklı etkilerinin fiili bir ürünü olacağını ispatlamaya yönelik olarak tarihsel yöntemi kullanır. Proudhon insanlığın 6000 yıldan beridir amansız bir otorite sistemince ezilmekte olduğunu, ancak "gizli bir erdem" sayesinde var olmaya devam ettiğini söyler: "Hükümet aygıtının derinliklerinde, onun siyasi kurumlarının altında, toplum yavaşça ve sessizce kendi örgütlenmesini üretmekte, yaşama gücünü ve özerkliğini ifade eden yeni bir düzeni kendi başına kurmaktadır."

Hükümet ne kadar zararlı olursa olsun, kendi yadsımasını içinde barındırır. "Bu, tümü insanlığı daha ileri bir duruma hazırlamaya hizmet etmek üzere, bir kolektif yaşam olgusu, yasamızın güçlerinin kamusal ifası, toplumsal kendiliğindenliğin bir ifadesi" olmuştur. "İnsanlığın dinde aradığı ve 'Tanrı' dediği şey kendisidir. Yurttaşın hükümette aradığı şey de ... benzer şekilde kendisidir --hürriyettir." Fransız devrimi anarşiye doğru bu amansız ilerlemeyi hızlandırmıştır: "Atalarımızın ... bir yurttaş olarak bir insanın sahip olduğu tüm melekelerini özgürce ifa etmesi ilkesini ilan ettikleri gün, işte o gün, otorite cennette ve yeryüzünde reddedilmiş oldu, ve hükümet --temsil yoluyla olsa bile-- imkansız hale geldi."

Gerisini Endüstri Devrimi yaptı. O zamandan itibaren siyaset ekonominin hakimiyetine girdi ve ona tabi hale geldi. Hükümet artık üreticilerin doğrudan rekabetinden kaçınamazdı, ve gerçekte farklı çıkarlar arasındaki bir ilişki haline geldi. Bu devrim proletaryanın büyümesiyle tamamlandı. İtirazlarına karşın, otorite şimdi yalnızca sosyalizmi ifade ediyordu: "Napolyon Kanunu [1804'de yürürlüğe giren yeni Fransız Medeni Kanunu], yeni toplum açısından Platoncu cumhuriyet kadar yararsızdır: birkaç yıl içerisinde mülkiyetin mutlak yasasının yerini her yerde göreceli ve devingen endüstriyel işbirliği yasası alacaktır; ve o zaman bu kartondan şatoyu baştan aşağı yeniden inşa etmek gerekecektir." Ardından Bakunin, "hepimizin atası olan Fransız Devriminin insanlığa verdiği engin ve inkar edilemez hizmeti"[n hakkını] teslim etti. Otorite ilkesi insanların bilincinden ilelebet silinmiş ve böylece yukarıdan dayatılan bir düzen imkansız hale gelmişti. Geriye kalan tek şey, "hükümet olmaksızın yaşayabilecek şekilde toplumun örgütlenmesidir." Bakunin bunu başarmak için halk geleneğine yaslandı. "Devlet'in baskıcı ve zararlı vasiliğine rağmen," kitleler yüzyıllardan beridir "gerçek insan birliğinin asli maddi ve manevi unsurlarınının tamamını olmasa bile çoğunu kendi aralarında kendiliğinden geliştirmiştir."

Leonardo 05.09.2004 16:03:34
neden devleti, kurumları, kapitalizmi suçluyosun ki? ya da neden başkasının özgürlüğünü kendine derd ediyosun?

senin özgürlüğün şimdi ve burada. bir düşünce uzaklığında. özgür ol.

herkes özgürlüğü seçerse o zaman ütopya gerçekleşir. ama özgür olmak için ütopyaya ihtiyacım yok.


Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5