|
||
| İnsanoğlu tarih sahnesinde çeşitli şekillerde rahatsızlıklarını ortaya koydu. Tüm bu huzursuzlukların temel sebebi neydi ? Tahhakküm ve onun ile ortaya çıkan özgürlük talepleri midir gerçek neden ? İnsanın gündelik hayatında ve toplumsal boyutta özgürlük/tahakküm sorunu var mıdır ? |
||
|
||
| kişi kendini birinin veya bir şeyin tahakkümü altında tutuyorsa. yine çıkarındandır. ama sonra döner inkar eder. kimse kendini çıkarı olmadan köleleştirmez. |
||
|
||
| e elbetteki. öyle. işte sistemin düzeni yada düzensizliği doğurmasını en önemli nedenleri çıkarlardır. tahakkum ilişikileri halkın çıkarı için kullanılır. yada toplumların varoluşunun şekillenmesi için kullanılır... tahakkumu kaldırmak için toplumların parçalanması gerekir.. aslında tahakkum yöndeğiştirir sadece.. tahakkum artık başkaları adına kullanılan birşey olmaktan çıkar bireysel istekleri bve kendi hayatını yönlendirmen için kullanılan bir araç haline gelir. e buda doğadaki insanın doğasında vardır. ama şuandaki sistemde bundan bahsedemeyiz. çünki insanların "güç istemçlerinin" yönü çok değişmiştir. farklılaşmak. toplumu oluşturup toplum adına konuşmak toplumlara tepeden bakmak tahakkum ilişkilerini doğurur... | ||
|
||
| Özgürlük talep edenler yok edilmelidir. oy:1 bu şıkkı işaretleyen de var yaa.. gördükçe gülüyorum ![]() kişi kendini birinin veya bir şeyin tahakkümü altında tutuyorsa. yine çıkarındandır. ama sonra döner inkar eder. kimse kendini çıkarı olmadan köleleştirmez. buna daha çok hayat için ödenen bedel demek daha doğru olur. herkes bir şekilde özgürlüğünen bedel ödüyor alacaklarına karşılık. mesela para kazanmak için bir işe en az günde 8 saat esir olabilyoruz. ama daha çok kazanmak istiyorsak bunu 10 saat yapıyoruz. işte burda öncelikler gündeme geliyor. hangi özgürlüklerden ne kadar ve neler için vazgeçeceğimize karar verebiliyoruz. ama bazıları da var ki şartsız ve sorgusuz seni tahakkümü altına alıyor. |
||
|
||
| seni neşelendirecegini bilseydim bende o şıkka oy kullanırdım deniz benim ikilemim şu deniz. sabah 9 da dükkanı açıyorum akşam 10 da kapatıyorum. geçen hafta piknige gittigim bir arkadaş 1 milyonculuk yapıyor. hani ne alırsan bir milyon olan iş. adam istedigi saatte dükkanı kapata biliyor. istedigi yere gidiyor. ve hayatından mennun. kendime bakıyorum belki cirom daha fazla ama hep sıkıntı hep sitres hep yetiştirme hesabı. bunda bir acayip lik var. çok kazanma hırsı belkide mahkum ediyor .çözemedim. belki başka bir şeyin tahakkümü altında bilemiyorum.ama mutlu. |
||
|
||
| herşey emek ister. özgürlüğü düşünmek ve onun çabalamakta emek gerektirir. insanlar hipnoz edilmiş tavuklar gibi beslenip yumurta ürettiriliyor. tahakkümün gölgesinde yaşamanın rahatlığı özgürlük için bedele ödememek niyetinden kaynaklanıyor. halbuki bu durum insanalrın esaretini gün geçtikçe arttırıyor ve mutlu insan sayısı gün geçtikçe azalıyor. bu durum zenginlerin daha zengin fakirlerin daha fakir olması gibi.. hipnotize altındaki tavuğun hipnotizmadan kurtulma gayreti onun yumurta yapmamasından dolayı kesilmesiyle neticelenebilir. bi seçim yapmak gerek .. |
||
|
||
| Kediler tahakküm altına girmeyi reddettikleri için nankörlükle suçlanırlar.. | ||
|
||
| Özgürlük talebi bir hastalıktır. Kurtulmak lazım Bu seçenek bana çok mantıklı geldi, kişi özgürlük talep edebilecek kadar kendine inanıyor ve kararlı olup ortaya çıkabiliyorsa zaten özgürdür o dakikadan sonra; elindeki ateşi bırakıp, onun sıcaklığını ve aydınlığını, yakıcılığından uzak bir biçimde kullanmayı öğrenmelidir. |
||
|
||
| İnsan ilişkileri var olduğu sürece, özgürlük ve tahakküm sorunu da var olacak. Beynin özgür düşünme sürecine girmesi veya tahakkumlardan kurtulma süreciyle, tamamen özgür olma süreci başkadır. Tamamen özgür olmak hiç bir süreçte mümkün olabileceğini sanmıyorum. En basit örnek, kendilerini tahakkümlardan kurtulmuş ve özgür olduklarını söyleyen iki insanın arkadaşlığı/dostluğu/sevgililiğinde bile, bu ilişkilerin özelliklerinden kaynaklanan, baskılar oluşabiliyor. Çıkış noktası her na kadar baskı değilmiş gibi görünse de, sevgiyi verme/alma şekli, beklenti hakkının doğabilmesi, bir kişinin diğerine göre duygularında aşırılıklar veya daha kontrollü gitme isteği bile diğer kişi üzerinde baskı olabiliyor. Bu baskı diğerini tahakküm altına alabiliyor ve özgürlüğünü kısıtlayabiliyor. İnsanlar birbirlerine düşünsel, sosyal, kültürel olarak ne kadar yakın olurlarsa olsunlar, her insanın "ben" olmasından kaynaklanan, kendi öznel durumları, karşısındakinin duygularını kullanma ihtiyacını doğurabilir. Bu ihtiyaç, zorunluluğa da dönüşebilir. Bir insan için kullanıma açık olmayan bir duygunun karşısındakinin isteği veya beklentisi üzerini kulllanılabilir bir evreye geçmesi bile bir özgürlük kısıtlaması değil midir? Tahakkümları veya özgürlükleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu duygulara veya yaptırımlara ilk anda olumlu refleks göstersek bile, orta ve uzun vadede, bunun taraflara olumlu olumsuz katkılarını karşılıklı olarak değerlendirebilip, daha zarar verici boyutlara gelmeden müdehale yapabilmek daha doğru olur diye düşünüyorum. En azından tahakküm ve özgürlük kısıtlamasının sürekli bir hal almasını ve buna alışmamızın önünü böyle kesebiliriz. Sevgi varsa tahakküm vardır. Tahakküm özgürlüğü kısıtlar ve hiç kimse özgür yaşayamaz... |
||