|
||
| çoğu insan, kendini tanımlama gereği duyduğunda ben buyum/ben bunu yaptım diyerek ortaya koyacak bir şey bulamaz... (bazıları bulabilir, daha kolay bi yöntem ister;bazıları hemen bulur..) bunun yerine "evet" dediği şeyleri göstererek anlatmaya çalışır kendisini/dünyasını. bi nevi sevdikleri; kabul ettikleri, altına imza attıkları yani.. bu oldukça iyi bi yöntemdir; ortaya koyacak bir şey o an eline geçmediğinde.. bunun tam tersi de düşünülebilir.. hayır dediklerin gibi.. tabii bunun için çok daha geniş bir açıklama kümesi tutman gerekecektir ama, bunun da seni tarif edebilceğini düşünüyorum. (sınırlı da olsa) kimileri de "evet" demeye,salt büyük balığın asalaklığını yapmak; "hayır" demeye de basit somurtkanlık olarak bakarlar.. nedir sence? kendini, ben buyum diye ortaya koyacağın şey eline geçmediğinde? |
||
|
||
| kendini "ben buyum diye orta koyma gereksinimi" var mı ? | ||
|
||
| yoo.. yani sana kalmış. sadece anlatmak istediğin bir durumdan bahsediyorum, sohbet sırasında falan mesela.. (gereksinimin olup olmadığı başka bi tartışma konusu olabilir.. )
|
||
|
||
| valla kendimi tanımlamayı hiç sevmem. çünkü tanımlamak seni sınırlandırır. | ||
|
||
| neysen o sundur, tanımladığın için sınırlanmazsın. tanımladığın için ancak tanımı dinleyenlerin gözünde sınırlanabilirsin, ki bu da önemsizdir. mesela insanın bi beğenisini ya da beğenmeyişini dile getirmesinin sebebi nedir.. (niye bunu söyleme gereği duyasın ki ..) |
||
|
||
| evet dediklerin seni tam tanımlamaz. mesela sınva girersin hiç beğenmediğin bir okulu okursun sonra da beğenmediğin bir işi yaparsın. belki de o işten zengin ve başarılı bile olabilrsin. ama memenun olmadığın bu durum hiç bir zaman seni tanımlamaz. bazıları da senin seçimin olmadan olur. mesela kız doğarsın ama kendini erkek görmek istersin. veya avrupalısındır da doğulu olmak istersin gibi. bu tip seçim dışı durumlar da seni yansıtmaz. |
||
|
||
| evet/hayır demek derken içinde bulunulan durumu kastetmedim, bu yalnızca beyinsel bir onaylama hali.. Alıntı bi nevi sevdikleri; kabul ettikleri, altına imza attıkları yani.. dediğim gibi..verdiğin örnek, yani memnun olunmayan bir hayatın içinde bulunuş, benim "hayır" ıma bir örnek .. (bu arada "hayır" ını hayat olarak kabul edip yaşamak da ayrı ve büyük bi çelişki ama neyse, konu bu diil..) |
||
|
||
| Sosyalleşme ya da sosyal olumlama, yani toplum içinde kendi varlığını gerçekleştirme ihtiyacı çok doğal bir dürtüdür. Ancak insanın git gide yabancılaştığı günümüz kapitalist toplumunda, insanoğlu etrafını saran tüm negatif olgular karşısında kendi kabuğuna çekilme ve kendi dünyasını yaratma eğilimi gösterir. Her insanın kendi iç dünyası vardır ve bu normaldir. Fakat kapitalist toplumun değerler dünyasında insan tüm bu negatif ve yapay olgular/ilişkiler vs... karşısında patolojik bir boyutta kendi iç dünyasına kapanır; ve bu durum çeşitli kişilik bozuklukları halinde ortaya çıkabilir. Hemen hemen hepimiz kendimizi bir dönemde çok özel, herkesten çok farklı, çok yükseklerde uçuyormuş diye görmüşüzdür. Kendini herkesten farklı, anlaşılmaz ve yüce hisseden kişi de doğal bir dürtü olan sosyalleşme sonucunda bazen işte bu abartılı şekilde, yani patolojik bir şekilde benliğini dışa vurabilir. İşte o iç dünyasına gittikçe gömülen insan daha da yalnızlaştığı gibi, aslında kendini dışa vurmaya ve olumlanmaya daha da ihtiyaç duyar, ve bu kısır döngü böylece sürüp gider; psikoloji konusunda hiç de bir otorite sayılmam ama bu dediklerim bence örneğin narsistik kişilik bozukluğu konusunun anlaşılmasında bir ışık tutabilir (dediklerim yanlış olabilir de). Bu anlattığım türde insan kendini üstün ve bazen de "özel bir misyon sahibi" olarak hissettiği için, hiçkimsen varamadığı hakikatlere ulaştığını düşünüp kendini bu hakikatler üzerinden var etmeye çalışır. Kısacası felsefi bir temelde, yani felsefi akım, düşünce, kavramlar vs... üzerinden var eder (çünkü en kolayı bu), ama aslında kendini kandırmaktan teye varamıyor. Yani tüm yaptığı, gerçeklikten uzak, kendi kafasında yarattığı bir hayali dünyada yaşayıp ego tatmin etmektir. Gölge'nin açtığı konuyla ne kadar alakalı bilmiyorum, ben bu şekilde anlayıp ona göre yazdım, alakasız olabilir. |
||
|
||
| arkadaşlar, konuyle ilgili olmayan kısımları bölüp başka bir başlığa yolladım. @karga, ben bunu kastetmemiştim, yani herkesin o veya bu sebeple kendi var oluşunu gerçekleştiremeyip bunu ideoloji felsefe vs. gibi alanlarda ortaya çıkarmaya çalışmasını.. benim bahsettiğim kişiler kendi var oluşlarında bir problem olmayanlar.. ve bunların olumladıkları şeylerin onları tanıplayıp tanımlamadığı.. yada olumlamadıklarının.. |
||
|
||
| yalancı dünya, yalancı insanlar.. evet hayırlar tanımlamaz. çünkü onlar da yalan. ( tanımlar da )
|
||
|
||
la havlee ..
|
||
|
||
| bencede böyle bir tanımla gerekli değil... hiç bir şeye bir faydası yok... ama enterasan şeyler düşünmeme neden oluyor |
||
|
||
| ya kardeşim ben burda tanımların gerekli olup olmadığından, tanımların doğru olup olmadığından, evet/hayır ların gerçekçi olup olmadığından, ya da insanların kendi varoluşlarını gerçekleştirememelerine nelerin sebep olduğundan söz etmiyorum ki. yani bunları konuşmak için benim bu başlığı açmamı mı bekliyodunuz, hayret bişey.. konuyla alakasız kısımları her ne ile alakalılarsa orada konuşun rica edicem .. ![]()
|
||
|
||
| bu gün evet dedigime yarın hayır diye bilirim.. adına doymuşluk de. bugün hayır dedigimi yarın evet diye bilirim.. adına açıktım de. |
||
|
||
| evet ve hayır, ne kadar da güzel kelimelermiş böyle, hanimiş çıkaranlarının kuzuları.... uyyyyy uyyyyyyyyyy....... evet ve hayır ha? demek sen eveti hayırı bilmek istiyorsun ha, işte sana cevap, evet, sence güzel hayır, sence çirkin çok mu sade buldun yoksa bu cevapları, şöyle diyelim o zaman, evet, sence doğru hayır, sence yanlış olan..... haksızmıyım.... evet olabilirim, evet belki mümkün, hayır göremedin mi yoksa, bak eveti de hayırı da kullandım cümle içerisinde, ne oldukları o cümlelerden belli olan değiller mi |
||