|
||
| KAHRAMAN AHLÂKI Zerdüşt, Nietzsche'nin İncili'ydi, ondan sonra yazacağı bütün kitaplar onun yorumlarıydı ancak. Avrupa, şiirini beğenmediyse, belki düzyazısını beğenirdi. Peygamberin türküsünden sonra, filozofun mantığı geliyordu. Varsın filozofun kendi, mantığa inanmasın; ne fark ederdi. İyi ve Kötü nün Ötesinde (1856) ve Ahlâkın Kökbilimi (1857) adlı kitaplarında amacı, eski ahlâkı yıkıp üstün-insan ahlâkına yol açmaktı. Bir ara yeniden filolog oldu ve yeni ahlâkını, kusursuz olmayan etimolojilerle desteklemeye çalıştı. Alman dilinde kötü anlamına gelen iki kelime vardır, diyordu: Schlecht ve böse Schlecht üst sınıfların, aşağı sınıflar için kullandığı bir deyimdi ve bayağı, âdi anlamına geliyordu. Böse aşağı sınıfların üst sınıflar için kullandığı bir deyimdi ve iyi bilinmeyen, düzensiz, ayarsız, tehlikeli, muzır, zalim anlamına geliyordu. Napolyon böse idi. Basit kimseler, bölücü bir güç gibi gördükleri, ayrıcalıklı bireyden korkuyorlardı. Büyük adam halkın başına belâdır diyen bir Çin atasözü vardır. Aynı biçimde schlecht ile böse nin karşıtı gut un yani iyinin de iki anlamı vardı: Aristokrat kullandı mı kuvvetli, cesur, güçlü, savaşçı, Tanrısal (gut, Tanrı demek olan Gott dan geliyordu); halk kullandı mı bilinen, sakin, zararsız, merhametli anlamına geliyordu. Demek insan davranışının iki çelişken değerlendirmesi vardı, iki ahlâksal görüş ve ölçü: Biri Herren moral=Efendiler Ahlâkı, öteki Herden-moral=Sürü Ahlâkı ydı. Birincisi, özellikle Romalılar zamanında, klasik antikite çağında benimsenmiş düzendi. Normal Romalı için bile erdem, erkeklik, cesâret, girişim, kahramanlıktı. Ama Asya dan, özellikle de siyâsal boyunduruk altındaki Yahûdilerden, öteki düzen gelmişti. Boyunduruk altında kalma, alçak gönüllülük doğurur. Çaresizlik, başkalarını düşündürtür insana; ki bu bir çeşit yardıma çağrıdır. Bu sürü ahlâkı altında, tehlike ve güç aşkı, güven ve barış aşkına yol açar. Kuvvetin yerini, kurnazlık, açıktan açığa düşmanlığın yerini gizli öç, sertliğin yerini acıma, girişimin yerini taklit, onur ve gururun yerini vicdan kamçısı aldı. Onur, puta tapanlarda, Romalılarda, feodalite zamanında, aristokraside vardı. Vicdan, Yahûdilikle, Hıristiyanlıkta, burjuvazide, demokraside vardır. Boyunduruk altındaki bir sınıfın görünüşünü, neredeyse evrensel bir ahlâk durumuna getiren, Amos tan İsa ya kadar peygamberlerin hatipliğiydi. Dünya ile beden kötü ve eşanlamlı oldu. Yoksulluk da erdemin bir kanıtıydı. Bu değerlendirmeyi, İsa en yüksek noktasına yüceltti: Ona göre herkes eşit değerdeydi, eşit hakları vardı. Onun öğretisinden halk çizgisindeki felsefelerle dile getiriliyordu. Eşitleme ve bayağılaşmanın ilerlemesi, rûhu bozulan ve çökmekte olan bir hayatla ifâde ediliyordu. Bu çöküşün en son aşaması acıma, fedakârlık, suçluları duygusal yolla avutma ve bir toplumun, zehirlerini bedeninden atma yeteneği olmayışıydı. Sempati etkin bir şeyse, meşrûdur; ama acıma zihni felce uğratan bir lükstür; rûhu, düzeltilmesi imkânsız derecede bozulmuş kimseler için, acemî, kusurlu, kötü, kabahati kendinde olan hasta ve iflah olmaz suçlular için bir duygu harcamasıdır. Acımada bir nezaket eksikliği, başkalarının işine burnunu sokma vardır. Hasta ziyaretine gitme, komşumuzun yardıma muhtaç durumunu seyrederek varılan bir üstünlük orgazmıdır. Bütün bu ahlâkın arkasında gizli bir iktidar istemi vardır. Aşkın kendi, yalnızca bir şeye sahip olma isteğidir. Kur yapma bir mücadele, çiftleşme sahip olmaktır: Don José nin Carmen i öldürmesinin nedeni, onun bir başkasının malı olmasını önlemek içindir. İnsanlar, aşklarında bencil olmadıklarını sanırlar. Çünkü çoğu defa, kendisininkine karşıt olan başka birinin yararına çalıştıklarını düşünürler. Ama bunu gerçekleştirmek için, öteki kimseye sahip olmak isterler. Aşk, duygular arasında en bencil olanıdır. Dolayısıyla da incindi mi, en az cömert olur. Gerçek aşkında bile, ona sahip olma isteği söz konusudur. Belki de ona ilk sahip olmak, onu el değmemiş olarak bulmak isteğidir. Alçak gönüllülük iktidar isteminin koruyucu boyasıdır. |
||
|
||
| Bu iktidar tutkusuna karşı akıl ve ahlâk çaresiz kalır. Bunlar onun elinde silâhtır, oyununa gelenlerdir. Felsefe sistemleri, parlak seraplardır... Gördüğümüz şey, ne zamandır aranan gerçek değil, kendi isteklerimizin yansımasıdır. Filozoflar sanki, asıl fikirleri soğuk, katıksız ve Tanrısalca ilgisiz bir diyalektiği, kendi kendini geliştirme yoluyla, ortaya çıkarmış gibi kasılırlar. Oysa, genellikle gönüllerinin soyutlaşmış, incelmiş isteği olan önyargılı bir önerme, fikir ya da teklif, olaydan sonra aranan kanıtlarla savunulmaktadır. Düşüncelerimizi belirleyen bu bilinçaltı istekleri, bu iktidar istemidir. Zihin çalışmamız, çoğunluk bilinçdışında yer alır ve biz farkında olmayız. Bilinçli düşünme, en zayıf olanıdır. İçgüdü, iktidar isteminin dolaysız çalışması olduğu ve bilinç tarafından tedirgin edilmediği için, zekânın herhangi bir biçiminden daha zekîdir. Doğrusu bilincin rolüne, saçma olarak aşırı değer verilmiştir. Bilinç, ikinci derecede olan, neredeyse, ilgisiz, gereksiz bir şey gibi görünebilir. İleride kaybolması, yerini tam bir otomatlığın alması muhtemeldir. Güçlü insanlarda isteği, akıl örtüsü altında gizlemeye büyük bir eğilim görülmez. Demek ki, istedikleri açıktır: İstiyorum dediler mi her şey biter. Üstün rûhun bozulmamış gücünde, isteğin kendi kendini haklı çıkaran nedeni vardır. Vicdana, acımaya ve pişmanlığa yer yoktur orada. Ama günümüze kadar hüküm süren Yahûdilik, Hıristiyanlık ve demokrasi açısından, güçlüler bile artık kuvvetlerinden ve sağlıklarından utanmış, bahâneler aramaya başlamışlardır. Aristokratik erdemler ve değerler ölmeye yüz tutmuştur. Avrupa yeni bir Budizmin tehlikesi altındadır. Avrupa ahlâkı bütünüyle, sürü için yararlı değerler üstüne kurulmuştu. Güçlülere, kuvvetlerini göstermeleri için meydan verilmemektedir. Onların da alabildiğince zayıflar gibi olmaları gerekmektedir; iyilik; gücümüzün yetmediği şey için hiçbir şey yapmamaktır. Güçlünün av avlamak , savaşmak, fethetmek, hükmetmek gibi içgüdüleri çıkış yolu tıkandığında, içe dönüp kendi kendini yok eder, insanı keşiş hayatına götürür, vicdanı tedirgin eder. Çıkış yolu bulamayan bütün içgüdüler içe dönerler. İnsanı büyüyüp gelişen içleşmesi nden anladığım, budur: Burada, sonunda rûh denecek olan şeyin ilk biçimi çıkıyor karşımıza. İnsanı bozan şey, sürüye ait erdemlerin baştakilere bulaşarak, onları da âdi çamur haline getirip parçalamasıdır. Ahlâk sistemleri, rütbe dereceleri önünde eğilmeye zorlanmalıdır. Küstahlıklar vicdanlara geri itilmelidir ki, sonunda biri için doğru olan, öteki için de uygundur demenin ahlâka aykırı olduğu anlaşılsın. Güçlünün kötü erdemleri, zayıfın iyi erdemleri kadar toplum için gereklidir. Sertlik, şiddet, tehlike, savaş, iyi yüreklilik ve barış kadar değerlidir. Büyük bireyler, ancak tehlike, şiddet ve amansız zorunlulukta çıkar ortaya. İnsanın en iyi yanı istem kuvveti, tutkusunun gücü ve sürekliliğidir. Tutkusuz insan, cansızdır; elinden hiçbir şey gelmez. Açgözlülük, gıpta, hattâ nefret bile mücadele, seçim ve sağ kalma sürecinde kaçınılmaz öğelerdir. Kötüyle iyi arasındaki ilişki, değişkenlikle kalıtım arasındaki, îcât ve deneyle alışkanlık arasındaki ilişkilerin aynıdır. Önceden var olan şeyleri ve düzen i neredeyse cânîce yıkmadan gelişim olamaz . Kötünün iyiye dönüşme imkânı olmasaydı, ortadan kalkardı. Fazla iyi olmaktan kaçınalım: İnsan daha iyi olmalı ve daha da kötü. Nietzsche, dünyada bu kadar çok kötülük ve zalimlik bulmakla avunuyor, zulmün, ilkçağ adamının en büyük sevinci ve kıvancı olduğunu düşünmekten, sadistik bir zevk duyuyor. Tragedyada ya da herhangi ulu bir şeyde duyduğumuz zevkin, incelmiş ve başkasının hesabına yapılan bir zalimlik olduğuna inanmaktı. İnsan en zalim hayvandır, diyor Zerdüşt. Tragedyaları, boğa güreşlerini, çarmıha gerilmeleri seyrederken aldığı zevki, dünyada bugüne kadar başka hiçbir şeyden almamıştı. Ahlak en sonunda biyolojiye dayanır. Nesneleri hayata ilişkin değerlerine göre yargılayamayız. Bütün değerlerin fizyolojik olarak yeniden değerlendirilmesi gerecektir. Bir insanı, topluluğu ya da türü en iyi sınama aracı, onların enerjisi, yeteneği ve gücüdür. Bütün yüksek erdemleri yıkmasına rağmen, fiziksel olanın üstünde durması bakımından, XIX. yüzyılla biraz uzlaşabiliriz. Rûh, organizmanın bir görevidir. Beyindeki kanda bir damla fazlalık ya da eksiklik, insana Prometheus un akbabadan çektiğinden daha büyük acı çektirir. Türlü besinler, zihni başka türlü etkiler: Pirinç, Budizme yarar, Alman metafiziği de biranın sonucudur. Böylece bir felsefenin gerçek ya da yalan oluşu, yükselen ya da alçalan hayatın ifâdesine, yüceltilişine göre değişir. Rûhu bozulmuş olanlar, Hayatın değeri olmadığını söylerle. Benim değerim yok deseler, daha iyi ederler. İçindeki bütün kahraman erdemleri bozulmaya bırakıldığına göre, demokrasi de yani büyük adamların hiç birine inanmamak yöntemi- her on yılda bir başka bir ulusu yıkıma götürürken, hayat niçin değsin yaşamaya? Avrupalı sürü adamı günümüzde öyle bir hava takınıyor ki, sanki yaşamasına izin verilen bu tek insan çeşidir, bütünüyle insana özgü erdemler olarak ve onu kibar, dayanıklı ve sürüye yararlı yapacak olan- kamu rûhu, iyi yüreklilik, saygı, çalışkanlık, ılımlılık, alçak gönüllülük gibi nitelikleri yüceltiyor. Başkanın ya da sürü başının ille de gerektiği sanılan durumlarda kumandanların yerine, becerikli sürü adamlarını bir araya toplamak için, defalarca teşebbüs edilmektedir. Sözgelişi, bütün temsilcilik kuruluşlarının temeli budur. Bu sürü Avrupalıları için mutlakıyetçi bir başkanın çıkması, her şeye rağmen ne büyük nimetti, dayanılması imkânsızlaşan bir ağırlıktan ne büyük kurtuluştu. Bu konuda Napolyon ın çıkışının etkisi en büyük kanıttı. Napolyon un etkisinin tarihi, bütün yüzyılın, en değerli bireylerinde ve dönemlerinde ulaştığı en yüksek mutluluktur hemen hemen. Felsefenin Öyküsü - Will Durant Türkçesi: Ender Gürol |
||
|
||
| Zerdüşt teşekkürler. Gerçekten ahlak üzerine çok güzel bir yazı. Ayrıca nietzsche nin büyüklüğünü de bir kez daha hatırladık
|
||
|
||
| Kahramanlar ahlaksızdır.Ahlakın reddiyle ahlaksızlık aynı şey değildir. Ancak ahlaksız biri kahraman olmayı kabullenebilir. |
||
|
||
Alıntı Ahlakın reddiyle ahlaksızlık aynı şey değildir. çok doğru ve özet
|
||