|
||
| Mitolojiler aslında dinlerin ilkel halidir diyebiliriz, yani dinlerin eskiz hali. Mitolojilerin baş aktörleri şekil ve ad değiştirip önce çok tanrılı dinleri, daha sonra da tek tanrılı dinleri oluşturdular. Mitolojilerin kaynağı da doğal olarak açıklanamayan doğa olayları ve onların insan beyninde yarattığı korkulardı. Ancak bu doğa olayları bir çeşit efsane ile toplumların çıkış noktasını da oluşturdu. Örneğin orta asyadaki kuraklık nedeniyle göç eden Türk kavimleri Oğuz Kağan ya da Bozkurt destanını oluşturup kendi öykülerini anlattılar. Korkuların bir dereceye kadar azaltılması ve soyut kavramların insan beyninde oluşmaya başlaması, tanrı kavramında değişiklik yarattı. Artık insanlar kendi yaptıkları bir totem yerine görünmeyen başka bir tanrıyı tapma aracı olarak düşünmeye başladılar. Bu tanrı da aslında ulaşılamayacak bir yer olan gökte bulunmalıydı. O dönemde kimse oralara gidilebileceğini düşünememişti. (Bu inanç özellikle Hıristiyanlıkta çok belirgindir.) Ancak mitolojik çıkışların başka bir ayırımı daha var kanımca, o da toplumların sosyolojik gereksinimlerini karşılaması. Yani kendi toplumunuzu bir öykü ile yüceltmek istediğinizde bir efsane yaratıp ona inanmayı seçiyorsunuz. Böylece bir çeşit aşağılık kompleksinden kurtuluş yolu açılmış oluyor. |
||
|
||
Alıntı Korkuların bir dereceye kadar azaltılması ve soyut kavramların insan beyninde oluşmaya başlaması, tanrı kavramında değişiklik yarattı. Bu gerçekten ilginç ve mantıklı. Fakat din hakkındaki en eski bulguların Neandertallere kadar dayandığını okumuştum. Neandertallerin ölülerini gömmeleri ve mezarlara nesneler bırakmaları birçok Antropoloğu hayattan sonra bir yaşamı tasavvur ettiğini düşündürmüştür. Bu doğruysa, demek ki Neandertaller de metafizik bir ruh anlayışına sahiptiler; yani soyut bir ruh kavramına. Bu dediğim senin anlattıklarını çürütmüyor, ama soyut kavramlar insanların beynine daha Neandertaller'den beri yer edinmişse, bunların bir "gök tanrı" oluşumuna neden daha önce vesile olmadığını, ya da gerçekten soyut kavramların insan beyninde oluşmaya başlamasıyla mı ancak bu tür bir tanrı yaratılmıştır diye düşünmeme de itiyor...
|
||
|
||
inananlar için tanrı,inanmayanlar için insanlar yarattı tabi başka konuya lütfen
|
||
|
||
naber lan amsalak fatih? Özlettin kendini Anlaşılan isimler tükenmiyor sende...
|
||
|
||
| @karga, bence torq'un söylediğine benzer, tanrı anlayışındaki bir değişiklik mantıklı. soyut kavramların insan beyninde oluşması yerine, insanlarda "yeryüzünde bir yerlerde pek de tanrı olmadığı" fikrinin ağır basmaya başlaması diyebilirm. bu tanrıyı göklere çıkardı.. buna benzer bir değişim aydınlanmayla birlikte de görülüyor. öncelerde her konuya müdahale kapasitesi bulunan tanrı sarkaca ilk darbesini vurup köşesine çekilmiş farklı bir tanrıya dönüşüyor. (god as the clockmaker..) (aslında yakından bakıldığında, tanrılar yaratıcılarının ellerinde epey eğrilip şekiilenmişler )
|
||
|
||
paranoyak karga,sen kafayı yemişsin ama istersen fatih de olurum,madem özledin
|
||
|
||
| İnsanlık tarıhı boyunca bence surec soyle oldu; yaratan ınsanı yarattı sonra ınsanlar bunu tanrılar bızı yarattı dıye yorumladılar cunku kudretını anlayamayıp tanrıları cogalttılar gelısen surec ıcınde tanrı demek essiz kudrettır demek anlayısı ıle bu kez tekrar ınsnlar yaratıcıyı buldular ve sonra yine insanlar tanrılar yarattılar ama bu kez yaratılanlar kavramı adı altında hepsı bırlıkte yasamaya basladı bugunun duzenıde bu kımıne gore tanrıyı ınsanlar yarattı kımıne gore ıse bır YARATICI HEM TANRILARI HEM INSANLARI YARATTI. | ||
|
||
| Tanrılar mı İnsanları Yarattı, İnsanlar mı Tanrıları Yarattı tanrıları yaratan ınsanları tanrı yarattı.. |
||
|
||
| her şey bir can sıkıntısıyla başladı.. kiya okumanızı öneririm, kiya'nın can sıkıntısı teoremini.. |
||