|
||
| NIETZSCHE: GELECEK YÜZYILLARIN YAZARI "Doğru; severiz biz hayatı! Ama yaşamaya alışmış olduğumuzdan değil, sevmeye alışmış olduğumuzdan..." Bir çoklarımızın hayatına Irvin Yalom'un kitabıyla girdi Nietzsche. Belki de en doğru olanı buydu. Şöyle bir tavsiye verebilirim bugüne kadar Nietzsche ile tanışmamış olanlara; ilk olarak "Nietzsche Ağladığında"yı okuyun. Peki kimdir Nietzsche? Düşüncelerinden önce yaşamını ele alalım. 15 Ekim 1844'de (bazı kaynaklara göre 13 Ekim 1844) Almanya'nın Röcken kasabasında doğar Nietzsche. Nietzsche'nin gençlik çağları, bugün "Başyapıt" sayılan eserlerin etkisi altında geçmiştir. Şöyle ki Dickens, Dostoyevski, Poe, Heine, Melleville, Balzac, Gogol, Turgenyev, Baudelaire, Flaubert; Chopin, Strauss, Schumann... gibi yazar ve besteciler bu dönemlerde kariyerlerinin en büyük eserlerini yaratmaktadırlar. Büyükbabası ve babası papaz olan Nietzsche hayatının en önemli kararlarından birini 20 yaşında iken verir. Nietzsche -bir aile mesleği konumunda olan- papazlık eğitimi almak yerine, Bonn Üniversitesinde Klasik Filoloji okumayı tercih eder. Üniversite yıllarında Wagner ve ünlü besteci Liszt'in kızı Cosima ile tanışır ve dost olur onlarla. Cosima'ya ya da Wagner'e hiç açmadığı duyguları yıllar sonra Cosima'ya yazıp gönderdiği aşk mektupları ile ortaya çıkacaktır. Nietzche'nin üniversite yılları Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza"'yı , Jules Verne'nin "Aya Yolculuk"u yazdığı Amerika'da köleliğin kanunen kaldırıldığı ve Almanya'da ilk defa bir Kadın Özgürlük Hareketi Derneği kurulduğu dönemdir. 1868 yılında İsviçre Basel Üniversitesine klasik filoloji bölümüne atanır. Birkaç yıl içinde İsviçre vatandaşlığına geçer. Liszt'in kızı Cosima ile Wagner evlenir. Çok iyi iki dost olan Wagner ve Nietzsche'nin araları bu olaydan sonra açılmaya başlayacaktır. Bu olay ile ilgili olarak kız kardeşi Elizabeth'e yazdığı bir mektupta şöyle demiştir; "Her şey burada işkence oluyor bana." 1871 yılında Nietzsche ilk kitabı olan "Müziğin Ruhundan Tregadyanın Doğuşu"nu yayınlar. 1876 yılına kadar "Çağa Uymayan Düşünceler" adıyla 4 kitap içeren bir seri yayınlar. Ayrıca bu dönemde Tolstoy "Anna Karenina"yı, Jules Verne "80 Günde Devri Alem"i yayınlamıştır. 1876'da sağlığı bozulan Nietzsche bir süre üniversitedeki görevine ara verir. 1878'den sonra 1882'ye kadar "İnsanca, Çok Daha İnsanca" ardından "Karışık Kanılar ve Maksimler", "İnsanca, Çok Daha İnsanca"nın ikinci ve son bölümü olan "Gezgin ve Gölgesi", "Gündoğumu Kızıllığı", "Neşeli Bilim" eserlerinin yayınlandığını görüyoruz. Bu süre zarfında sağlık sorunları ciddileşmiş üniversitedeki görevinden emekli olmuş ve hastalığı nedeniyle mevsimler arasında Cenova, Sils Maria, Messina, Tautenburg arasında gidip gelmektedir. Bu arada Lou Salome ile karşılaşır ve ona aşık olur. Nietzsche'nin hissettiği yoğun sevgi Lou'nun "Hayır" cevabı ile sert bir biçimde önce kırgınlığa sonra da nefrete dönüşür. Ve Nietzsche'nin "Bir kadını görmeye mi gidiyorsun? Kırbacını almayı unutma!" düşüncesi doğar. Bu gurur zedelenmesi ile Nietzsche üç defa intihar teşebbüsünde bulunur. Bu yoğunluk içerisinde "Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserinin ilk bölümünü 10 gün gibi bir süre içerisinde yazarak yayınlar. Bu eserin ikinci bölümü 1883 yılının sonlarına doğru yayınlanır. Eserin 3. bölümü 1884'de , 4. ve son bölümü de 1885'de yayınlanır. 1886'da "İyi ve Kötünün Ötesinde"yi yayınlar. İlk eseri "Tragedyanın Doğuşu" ve "İnsanca, Çok Daha İnsanca" eserlerini tekrar gözden geçirir, eklemeler ve yeni önsözlerle yayınlar. 1887'de "Ahlakın Soykütüğü"nü ve tekrar ele aldığı "Neşeli Bilim"i de yeni eklediği beşinci bir kitap ve şiirler ekiyle tekrar yayınlar. 1888'de "Wagner Olayı" kitabını yayınlar. Ününün artması üzerine Kopenhag Üniversitesinde dersler vermeye başlar. Yine bu aynı yılda "Güçlülük İstenci - Tüm Değerlerin Altüst Edilişi Üzerine", "İsa'ya Karşı", "Nietzsche Wagner'e Karşı" eserleri yayınlanır.1889 yılında bir bunama krizi geçirir ve hastaneye kaldırılır, daha sonra annesinin bakımına verilir. Annesinin ölümü üzerine kız kardeşi Elizabeth'in bakımı altında Naumburg'da yaşamaya başlar. 1989'da geçirdiği krizden önce yazıp bitirdiği "İdollerin Parçalanması" bu dönemde yayınlanır. 1900 yılında Nietzsche en ufak bir zihinsel iyileşme göstermeksizin Weimar'da kız kardeşi Elizabeth'in yanında ölür. Ölümünden sonra henüz sağlıklıyken yazdığı Nietzsche ölümünden sonra hiçbir dini tören yapılmadan Röcken'deki aile mezarlığına defnedildi. Son yıllarını geçirdiği Weimar'daki evi Elizabeth'in çabalarıyla bir müzeye dönüştürüldü. Şair filozofun bütün el yazmaları, sayfa kenarları notlarla dolu kitapları, anıları, özellikle sonsuzluğa bakarcasına kendi içine dalan gözleriyle insanı büyüleyen fotoğrafları bu müzede bulunmaktadır. |
||
|
||
| Tutkuyla ve yoğun olarak yaşamış ancak belki de beklediklerini alamadığından mıdır sağlıklı olduğu süre içerisinde birçok dostuyla kavga eden ve sonunda yapayalnız kalan bir yazar görüyoruz. Zaten 1889'da geçirdiği krizin sebebi de, yoğun çalışma temposundan öte bu yalnızlığa bağlanır. 1889-1900 yılları arasında geçirdiği bu sessizlik döneminde zaman zaman geçmişi hatırladığı olmuş ancak hiçbir zaman tam bir iyileşme göstermemiştir. Bir gün bu eşsiz zekanın çöküşü karşısında gözyaşlarını tutamayan kız kardeşine ; "Niye ağlıyorsun Elizabeth, mutlu değil miyiz?" demiştir. Peki yaşamı boyunca savunduğu düşünceler neler? "Nietzsche, bizim, alışageldiğimiz belli bir düzen içinde kalan, düşünceleri arasında sürekli dizgesel bir bağlantı kurmaya özen gösteren, kendi kendini sınırlandıran bir aydın değildir, öyle olmamak için de özel bir çaba göstermiştir besbelli." Nietzsche felsefe akımlarından Nihilizmin öncülerindendir. Fakat daha sonra bir yan akım olarak algılayabileceğimiz Nietzschecilik akımı direkt olarak Nietzsche'nin felsefesini tanımlamaktadır. Nihilizm temelde ; toplumun ortak düşüncelerini, ahlaki değerlerini ve kolektif ülküsünü kabul etmemeye dayanan davranış biçimidir. Nietzschecilik ise Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde; "üstün insan öğretisine dayanarak, başkalarına oranla doğal üstünlüğü olduğunu ileri süren kişi ya da grubun saldırgan ideolojisi" olarak tanımlanıyor. Ne var ki bu tanım Nietzschecilik akımını tam olarak tanımlamamakta olduğu düşüncesindeyim. Üstüninsan diğerlerine göre üstün mü görür kendini? "Etkinliğimi arttırmadan ya da doğrudan doğruya canlandırıp yaşamıma bir şey katmadan bana yalnızca bilgi veren herşeyden nefret ediyorum." Goethe'nin bu cümlesi Nietzsche için bir yaşam ilkesi olmuştur. Nietzsche'nin özellikle de "Böyle Buyurdu Zerdüşt"ünde sıkça deyindiği "Üstinsan" "Üstüninsan"ın (Ubermensch) tanımını anlamak için bir başlangıç olabilir bu cümleyi anlamak. Bakın Zeki Eyüboğlu ne diyor Üstinsan için; "Üstinsan evrenin yaşam akışı içinde doğanın tükenmeyen, boyuna güç kazanan, yenileşen, geleceğe doğru yaratıcı bir özlemle atılan, bütün varlık evrenine açılan, evren sorunlarını, oluşun gözlemlerini bir çırpıda kavrayan en üstün yaratıcı erktir. Üstinsan evrenin uçsuz bucaksız alanında, uzayın sonsuzluğunda sayısız yaratma eylemlerine katılan bir yüce gücün, kişi biçimine dönüşmüş simgesi niteliğindedir." TDK Sözlüğünün tanımı ile Eyüboğlu'nun tanımı arasındaki büyük fark belki de bir anlamda Nietzsche Düşüncesini anlamanın ne kadar zor olduğunun ve ne kadar farklı anlamlar çıkabileceğinin bir göstergesidir. "Üstüninsan" çağın gereklerine ayak uydurmuş hatta kendi gereksinimleri için çağı değiştirmeyi bile göze alan bir insandır. Doğanın kanunu olan güçlü-zayıf dengesinde zarar görmemek ve yenilmemek için en üst basamakta olmayı hedefleyen insandır. Körü körüne bir iyilik hastalığından öte dostu ve düşmanı ayırt edebilmeyi ve buna göre davranmayı bilir. Boyun eğmez ve kendisine zarar vermeye çalışanları bile onuru ile ezmeyi ilke edinir. Düşmanı ile alay eder. "(...) O sırada engerek yılanı geldi ve ensesinden soktu Zerdüştü, öyle ki can acısıyla feryat etti Zerdüşt. Kolunu yüzünden çekince, yılanı gördü: o zaman Zerdüşt'ün gözlerini tanıdı yılan, beceriksizce kıvrılıp savuşmak istedi. "Olmaz," dedi Zerdüşt, "sana teşekkür etmedim ki henüz! Beni vaktinde uyandırmış oldun; yolum uzun daha."."Yolun kısa," dedi engerek hüzünle; "benim zehrim öldürücüdür." Zerdüşt gülümsedi. "Bir ejder, ne zaman ölmüştür ki yılan zehirinden?" dedi. "Ama geri al sen şu zehrini! Onu bana armağan edecek kadar zengin değilsin." O zaman yılan tekrar dolandı boynuna Zerdüşt'ün ve yarasını yaladı." (...) "Bir düşmanınız olursa, kötülüğüne iyilikle karşılık vermeyin; tersine size iyilik ettiğini kanıtlayın ona. Nietzsche'nin en büyük yapıtlarından ve en gözde eserlerinden biri olan Böyle Buyurdu Zerdüşt, anlatım ahengi bozulmadan hayatta önemli olan herşey üzerine yazımlarla oluşturulmuştur. Bu arada Nietzsche'nin de ilham aldığı, tarihte yer alan Zerdüşt İ.Ö. 628-551 yılları arasında İran'da yaşamış olan bir peygamberdir. Bilgelik tanrısı Ahuramazda'nın kendisine göründüğü ve ondan doğruluğu yayma görevini aldığını öne sürdü. Ve bu amaç doğrultusunda bir çok yandaş edindi. Asıl adı zertusraspitime'dir ve anlamı antik med kürtçesinde "sarı ışıklı güneşin beyaz demeti"dir. Nietzsche'nin de dünya çapında bir çok yandaşı olduğunu artık literatür de bile yer alan Nietzschecilik kavramı ile anlayabiliyoruz. Ne var ki Nietzsche'nin anlatmak istediği bir çok şey, bence hala bugün gizemini korumaktadır. Bunu Nietzsche üzerine yazılmış makaleleri okuduğunuzda daha açık şekilde görmeniz mümkün. Çünkü yorumlar makaleden makaleye göre değişiyor. Bir anlamda Nietzsche eserleriyle her insana farklı bakış açıları kazandırıyor. Yani aslında her Nietzsche yorumu Nietzsche'yi değil, o yorumu yapanın bakış açısını anlatıyor. Onun istediği de bu değil miydi? Her "Üstinsan" kendi savaşını yaratmalı... "Ve insan, ateşten geçse öğretisi uğruna, ne kanıtlanır bununla? Gerçek marifet aslında, kendi öğretisinin kendi yangınından çıkmasında.", "Beni kaybetmenizi ve kendinizi bulmanızı diliyorum şimdi sizlerden: ve ancak hepiniz inkar ettiğiniz zaman beni, döneceğim sizlere." Ünlü düşünür Descartes'in "Düşünüyorum; öyleyse varım" savını mutlaka biliyorsunuzdur. İşte Nietzsche'nin verdiği cevap; "Benim, düşündüğümü düşünen varlık olduğum kesin değildir." Ne o, kafanız mı karıştı? Nietzsche'yi Nietzsche yapan ve ona "gelecek yüzyılların yazarı" sıfatını kazandıran işte bu anlaşılmazlıktır. dusle.com Hazırlayan: Barış Kuran |
||
|
||
Ögrencilerim beni gelecekte anliyacak demesi cok anlamli cunku o yillarda fasizm kol geziyor adam hristiyanligi elsetiriyor
|
||
|
||
| Gaybi yanlizca ALLAH bilir. | ||
|
||
| Ben de Nietzsche yi geleceğin düşünürü olarak görüyorum. İnsanlar henüz onu anlamaya hazır değiller .. |
||
|
||
| zaten nietzsche bundan 100 yıl sonra yavaş yavaş anlayabilen insanlar çıkar demişti.. o yüz yıldayız. anlayanlar var - ama anlamayanların sayısına göre çok az kalıyoruz..! | ||
|
||
2170 de herkez anlayacak bence
|
||
|
||
fizik hocamızın bi lafı vardı. hep onu hatırlarım ![]() tüm sınıfı susturdu. ciddi bişey konuşacak. arkadaşlar dedi: beni bugüne kadar bi tek karım anladı ... meğer o da yanlış anlamış
|
||
|
||
hahaaaaha abi koptum
|
||
|
||
Alıntı beni bugüne kadar bi tek karım anladı ... meğer o da yanlış anlamış Beni yanlis bile anliyacak bir tek ögencim olmadi! |
||
|
||
| Nietcheyi sevmiyorum. nietche bensizdir. kadercidir. her şey boşsa ben napıyım diyor. nihilizm aşılmış bir felsefedir. nihilizmin üst aşaması varoluşculuktur. Stre ve Simone de Beauvoir ve camus yü okuyun. en önemlisi erich from. nietche kendi kız kardeşine aşıktı... |
||
|
||
| Bazilarida kiz kardesine tecavuz etti diyolar. gec leo-bunla uydurmalar.. Nihilizmin ust asamasi varolusculuk nasil oluyor? |
||
|
||
| "Sartre'a göre, insan, bu dünyada, başkalarıyla, zor da olsa, ilişki içindedir. Her şeyden önce, bir bedenimizin olması, dış dünyayla ilişkimizi olanaklı kılar. Başkası'yla ilişki; en yetkin biçimde, "başkasının bakışı"yla, . başkasının bakışının bize verdiği "utanma" duygusuyla kurulur. Tek başına olmak dingin durumda olmaktır. Başkasının varlığı, daha doğrusu başkasının bakışı bizi nesneye indirgemeye.çalışır. Biz de başkasının bakışı karşısında nesneye indirgenmemeye bakarız. "Cehennemdir başkaları" der" Sartre. Bu nasıl bir toplum kaygısıdır? Diğer insanların bu kadar yadsınması ne kadar derin bir nevrotikte mevcut olabilir? Ayrıca varoluşçulukta mantık ruhsallıkla koşullanmıştır. Bence varlığı yüceltmek adına gereksiz değerler ortaya koyan bir felsefe akımı! |
||
|
||
| balck_noir anlamadım seni. biraz daha açar mısın? | ||
|
||
| Varoluşçuluk bir varlık felsefesi akımı. Ancak varlık olan şeylerin gerçek olduğunu öngörür. İnsan olmanın ayrıcalıklı bir tutum olduğunu fakat bu ayrıcalığın toplum tarafından nesneye indirgenmemiz şeklinde yokedildiğini öne sürer. Oldukça saçma ve takıntılı bulduğum bir düşünce sistemi! |
||