|
||
| Senin fikrine katılmıyorum... Başkasının fikrine ne zaman katılırsınız? yada ne zaman ona karşı çıkma gereği duyarsınız? |
||
|
||
| felsefe akıllı geçinenlerin ve hakkaten akıllı olanların birbirlerine karşı fikir ürettikleri sahadır. ben misal senle aynı fikirde olsam dahi sana karşı çıkarım.niye mi? çünkü kendi fikrime karşı fikirler üretebilirim, ki bu da büyük şanstır.doğruyu bulmaya veya doğruluğu arttırmaya yarar. |
||
|
||
Senin fikrine katılmıyorum... Başkasının fikrine ne zaman katılırsınız? yada ne zaman ona karşı çıkma gereği duyarsınız? buna sen cevap vermelisin.. bizi aydınlat.. başkalarının(yani benim) fikrime katılmayan sensin.. |
||
|
||
| sadece karşı çıkmak için bile karşı çıkarım diyorsun yani öyle mi? |
||
|
||
Çoğu zaman karşımdakini dinlerken beni ikna edebilecek yetiye sahip mi diye düşünürüm, bazen ikna olmayı umarak dinlerim. Konusuna göre değişir tabi. Bu herşeye açık olmakla alakalı birşey. Ama metazori bir fikir dayatılmaya çalışıyorsa karşımdakinin hiç şansı kalmaz... |
||
|
||
| Burada iki önemli nokta var, birincisi düşüncesini söyleyenin durumu, ikincisi dinleyenin. Düşüncesini söyleyen bilgili, etkileyici, ne söylediğini bilen, mantıklı bir kişiyse, karşısındaki dünyanın en cahil insanı olsa da etkilenir ve bir olumlu yaklaşım gösterir. Dış görünüşte o kişiye karşı koysa ya da reddetse de önemli değildir, çünkü söylenmesi gereken ağızdan çıkmış ve karşıdakinin beynine girmiştir. Dinleyen kişi eğer bilgiye ve değişime açıksa, söyleyenin söylediğini anlayıp kendi düşünceleriyle tartarak yeni bir düşünceye doğru gidebilir. Bazen de söyleyen kişiyi etkileyip onun düşüncelerinde değişiklik yapabilir. Her şey kişinin kendisini bilmesi ve geliştirmeye çalışması ile ilgili. Bu bir çeşit aşkınlık hali olarak karşımıza çıkar ama genelde çok zor başarılan bir durumdur. Önyargılardan ve dogmalardan kurtulup Hades'in söylediği gibi sürekli bir kendinle çelişme halidir. Ben yalnız kaldığım bazı durumlarda, kendi düşüncelerime alternatifler üretip onları çarpıştırdığım olur. Bir çeşit kendi kendine satranç oynama gibi. Ama her zaman düşünceleri nesnel bir biçimde değerlendirmek, insanları dış görünüşlerine, giysilerine, çevrelerine göre yargılamamaya çalışmak gerektiğini düşünüyorum. Bu konudaki hayat felsefemi en güzel anlatan kişi, aydınlanma döneminin önemli düşünürlerinden Voltaire'dir. Bir meclis konuşmasında muhaliflerinin düşünce özgürlüğü konusundaki konuşmasına verdiği yanıt şöyle; " Sizin düşüncelerinize karşı hayatımın sonuna kadar mücale edeceğim ama sizin düşüncenizi söylemenize engel olanlarla mücadele etmek için hayatımı feda etmeye hazırım. " |
||
|
||
| Evet insan kendi fikirlerinede ehemmiyetli davranmamalıki, zaten kendi düşüncelerinin dogruluguna olan güveni normal şartlarda çok olmamalı çünkü insanın açıklayamadıgı veya kendisininde farkında olmadıgı birçok çelişkisi vardır.. Anlatmak istedigim insan ister istemez çelişkileri barındırır zaten o yüzden insanın aklı ve benligini korumak için geliştirdigi bahaneler hep çelişir, neyin gerçek oldugunu anlamaksa hiç kolay degil.. Torqun dedigi gibi bir düşünceyi farklı kelimelerle veya farklı uslupla anlatmak bile bir insanın fikirlerini değiştirebilir ama kimse doğrularından bir anda vazgeçemez yani bir fikre karşı çıkmak için illa katılmamak felanda lazım degildir, insan tükürdügünü yalamak istemeyebilir yada fikrini degiştirmekten korkabilir zaten o yüzden fikrini değiştirmemek için bahanelere tutunur ve kendini kandırır.. Kısacası bir fikre inanmıyor görünmek, inanmayıp karşı çıkmak yada hadesin dedigi gibi katıldıgın halde karşı çıkmak olasıdır.. Ama çogu insan kendi menfaatlerine karşı gelen bütün fikirlere reflex bir hamleyle katılmadıgını söyler.. |
||