|
||
| "BÜYÜKLÜK ve TRAJEDİ BİR ARADA" Riedel (64), Halle an der Saale'de felsefe eğitimi veriyor. Ernst Bloch, Karl Löwith ve Hans-Georg Gadamer'in öğrencisi "Zeitkehre in Deutschland" / "Almanya'da Tarihsel Dönemeç" (1991) adlı kitabıyla ünlendi. "Nietzsche in Weimer" / "Nietzsche Weimer'de" (1997) bu yıl yayımlandı. ...- Profesör Riedel, Nietzsche bugünü nasıl etkiliyor? Riedel: Bu Avrupa'nın kökenleri ve bireysel yaşam biçimi olarak felsefenin sorunudur. Hegel'in ölümünden sonra insanla ilgili soruların aşılmış olduğu sanılıyordu; Filozoflar uzman oldular, onlar da zaten öyle istiyorlardı. Ve bugüne kadar bu böyle devam etti. Oysa Nietzsche, filozofun esas görevini kurtarmak istiyordu. ...- Bunu nasıl kavradı? Riedel: Nietzsche'ye göre bir filozofun iki yüzü vardı: biri kendisi, diğeri başkaları için. Ama o hâlâ neredeyse salt tarih eleştirmeni ve psikolog olarak bilinmekte. Ayrıca denetleyerek vicdanın derinliklerine kadar iner. Varolmanın gizlerini ozansı bir biçimde dışa vurmaya çalışan birini hiç kimse tanımaz. ...- Neden? Riedel: Onu filozof olmaya iten tepki oldukça iyi gizlenmişti. Basel'deki profesörlük döneminden kalma yazılarında onu bulabiliriz. Nietzsche'nın yalnızca Greklerle değil, doğu felsefesiyle olan yakınlıklarıyla da ilgilenmesine çok şaşırmıştım. ...- Ne tür ilişkilerdi bunlar? Riedel: Eski belgelerde, Buda'nın Dionysos ile bir paralellik oluşturduğunu keşfetmişti. Tabii buradan da İranlı din bilgini Zarathustra'ya (Zerdüşt) ulaşır. Hatta bir söylenceye göre Zerdüşt Atina'da Sokrates'in karşısına çıkar ve ölümle yargılanabileceğini söyler. Nietzsche Avrupa ve Asya arasında yaşanan bu tür ilişkilerin izinden gitmişti. ...- Hangi hedefle? Riedel: Tekniksel olarak organize edilmiş kitle demokrasisinde, bireyselliğin yeni anlaşılmış zihinsel bir özgürlük olarak ortaya çıkması gerektiği kanısındaydı. Fakat birçok ütopyacının aksine, dünyada eski sorunların da devam edeceğini biliyordu. ...- Bu biraz içrek (batıni) bir öğreti gibi çınlamakta. Riedel: Evet biraz ilgisi var. Nietzche Grek'lerin trajik bilincini, acıların günahlarla ilişkilendirilmediği Buda felsefesiyle bağlıyordu. Hristiyanlığa saldırmasının nedeni de buydu. ...- Fakat neden bu öğreti? Riedel: Üstinsan terimiyle Nietzsche şu sorulara cevap arar: İnsan nasıl yaşamalı? İnsanlık nasıl yaşayabilir? Bana göre, onun evrensel düşüncesi ulusların ve kültürlerin uzlaşmasını hedeflemekte. ...- Söyledikleriniz, meslektaşlarınızı bile şaşırtabilir. Fakat geçtiğimiz yüzyılda birçok "Nietzche resimleri" vardı: Disiplin ustası, isyancı ve bireyci... Riedel: ... veyahut da irrasyonel ütopyacı. Ve galeri burada tamamlanmıyor kuşkusuz. Yıpratılmaya çalışılmış olması aslında yalnızca onun tarihsel büyüklüğünün ispatıdır. Bir NS propaganda resminde Nietzsche bir geçit töreninde yürürken bile gösterilmiş. Bu tür uygunsuzluklar, Nietzsche'nın, 1945 sonrası Alman komünistlerince Nazi düşünürü olarak algılanmasına neden olmuştu. ...- Yeniden birleşme süreci içinde bu "lehte ve aleyhte" olan öneriler temizlenmedi mi? Rieder: Hayır. Weimer'deki Nietzsche evindeki belgeler 1945'e kadardır ve DDR düşmanlığını barındırır. Ve şu sıralar devam eden sergide kız kardeşinin Hitler'le çekilmiş bir fotoğrafına da yer verilmiş. ...- Yazılarında "güçlü ırk" veya "üstün sarışın" gibi terimler var. Riedel: Bu sözcüklerle yaşadığı çağı eleştirmeyi amaçlamıştır. Hemen hemen hepsi kadınlar hakkındaki düşünceler ve Bismarck'a karşı verdiği savaşıma benzer bir biçimde tekrarlanmıştır. Güç isteği üzerine kurulu düşüncesi, bireysel olarak tüm devlet otoritelerine karşı alınmış bir tavırdır. Politik güçle hiçbir ilgisi yok bunun. ...- Neden öyle yorumlandı peki? Riedel: Bağlantıların çarpıtılabilmesi için. Güç isteği "Zarathustra"da "Von der Selbst-Überwindung"/" Kendini aşma üzerine" adlı bölümde yer alır. İşte burada, her bireyin dünyadaki en güçlüyü nasıl yenebileceğiyle ilgilenen farklı bir Nietzsche konuşur. ...- Birçok insanın mantık ve mutluluk reçeteleri aradığı günümüzde bu aşamalar biraz fazla değil mi? Riedel: Nietzche her zaman huzursuzdu. Uzun bir süre Avrupa'daki iç savaşın diyagnozcusu olmuştu. İdeolojik savaşların Avrupa'yı bir felâketin kenarına sürükleyeceğini görüyordu. Gelecekte onun evrensel düşüncesini anlamaya çalıştığımızda ondan bir şeyler öğrenebiliriz Eğer ki Avrupa dünyada uzlaşmayı sağlamak istiyorsa, o zaman geçmişiyle hesaplaşması gerekir. Ve bu süreç bireylerde başlamalıdır. Cumhuriyet Bilim, 2000/11 |
||