SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: -Babalar ve Oğullar...

Sayfa: [ 1 ]

21.01.2006 16:25:44
-BABALAR VE OĞULLAR...

TRABZON (A.A) - 21.01.2006 - Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir
Hastalıkları Hastanesi 13. Psikiyatri Kliniği Şefi ve Başhekim

Yardımcısı Doç. Dr. Kemal Sayar, ''Babalarımız hayatta kim olduğumuzu,nasıl durduğumuzu, nereye ve nasıl baktığımızı tayin ederler'' dedi.

Doç. Dr. Sayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çağan Irmak'ın

''Babam ve Oğlum'' filmini bazen ağlayarak, bazen de gülerek

izlediğini belirterek, ''Babam ve Oğlum görünüşe bakılırsa sinema

izleyicisi olmayan ama sinemada sahiciliği ve duyguyu özleyen bir

kitleyi salonlara çekti'' diye konuştu.

Oğulların öyküsünün, babaların öyküsünün tam kalbinden geçtiğini

ifade eden Doç. Dr. Sayar, şöyle devam etti:

''Babalarımız hayatta kim olduğumuzu, nasıl durduğumuzu, nereye ve

nasıl baktığımızı tayin ederler. Statükocu babaların oğulları devrimci

olabilir, büyük inanmışlardan inançsız evlatlar zuhur edebilir. Erkek çocukları için hayat, baba ve annenin çocukluğa attıkları ilmeklerin çözüldüğü bir serüvendir.''

-''SOĞUK VE MESAFELİ BABALAR...''-


Babalar kimi zaman oğulların hayatına çok kuvvetli bir gölge

düşürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Sayar, şunları söyledi:

''Ayrımlaşmayı ve bağımsızlaşmayı başaramayan oğul, babanın bir

uzvu, bir uzantısı olarak, bir gölge olarak yaşamaya devam eder. Bazen

de baba yoktur. Ya fiziksel olarak orada değildir ya da fiziksel

olarak orada olsa bile ruhsal olarak yoktur. Oğul, bir baba açlığı

içinde dış dünyadan babaya ait bütün simgeleri ruhuna emer. Babasız

büyümek çocukların iç dünyalarına bitmek bilmeyen bir gurbet acısı

olarak tercüme edilir. Babadan gurbet, bir oğul için gurbetlerin en

yakıcısı, en iç paralayıcısıdır. Soğuk ve mesafeli babalar, çocuk

ruhunun biricik gıdası olan şefkat ve sevgiyi oğullarından esirger ve

onları hayat boyu telafi etmekte zorlanacakları bir açlığa mahkum

ederler. Güçlü babaların ihmale uğramış oğulları, geçmişin yaralarını

iyileştirmek için babalarının tam aksi politik duruşlar, inanışlar ve

yaşayışlara yelken açar, farklı olmayı başarmak ve savaşa devam etmek

suretiyle erkeklik ülkesine girmek isterler.''

Doç. Dr. Sayar, endüstri toplumuyla birlikte geleneksel

ritüellerin kayıplara karıştığını, erkekliğe adım atışın yegane

simgesinin baba evinden ayrılmak olduğunu belirterek, ''Bugün batı

toplumlarında pek çok genç, yetişkinliğe adım atmanın olmazsa olmaz

koşulu olarak görülen bu modern ritüelle anne baba sevgisini doyasıya

yaşayamadan, anne baba ile ilişkileri tam olarak çözümleyemeden erken

bir biçimde hayata atılmakta, bu durum da ruhsal anlamda bitmemiş bir

iş bırakmaktadır'' dedi.

Türkiye'ye de ise tam tersi bir durum olduğunu vurgulayan Doç. Dr.

Sayar, Türkiye'de anne ve babanın sunduğu güvenlik duygusundan

vazgeçmeye yanaşmayan, hayatın sorumluluklarını hep erteleyen, ebedi

ergenlerin yaygın olduğunun görüldüğünü kaydetti.

Babanın çocuklarına hayatın kurallarını, beklentilerini,

kaçınılmazlıklarını öğrettiğini ifade eden Doç. Dr. Sayar, şöyle dedi:

''Bunu zamanın sınırlarını ve gerçekliğini öğreterek yapar. Bunu

'uzlaşılamaz öteki' olarak, gereken yer ve zamanda iktidarını

kullanarak öğretir, böylece çocuk dünyanın bütünüyle kendisinin o

sınırsız zannettiği gücüne tabi olmadığını fark eder.''

Kimi babaların en büyük aşklarının kendileri olduğunu belirten

Doç. Dr. Sayar, şunları kaydetti:

''Böyle bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmek, çileli bir ömür

demektir. Onlar yarım kalmış bütün düşlerini oğullarının

tamamlamasını, kendilerinin olamadığı her şeyi oğullarının olmasını,

oğullarının kendi hayatlarını tamamlamasını isterler. Ya da eğer

hayatta dikiş tutturmuş iseler isterler ki oğulları kendi tahtlarına

otursun, onların şöhret, iktidar ve mirasını devam ettirsin.

Oğullarına farklı ve özgül bir hayatı çok gören babalar, istekleri

yerine gelmezse küser ve bir ömür boyu konuşmazlar. Benliğin bu

abidevi yükselişi, yeryüzünün en güçlü kan bağını ezer geçer.''


-''BABAM VE OĞLUM'' FİLMİ-


''Babam ve Oğlum'' filminde oğlunu, ziraat mühendisi olup bağ ve

bahçenin başına geçeceği yerde 'anarşist' olduğu için affedemeyen

babanın, bütün ruhuyla yerli bir karakter olduğunu belirten Doç. Dr.

Kemal Sayar, şöyle konuştu:

''Ona kendi kendisine sevdalı olduğu için oğlunu ezen bir baba

diyemeyiz. Tam aksine oğlunu o kadar çok seviyor ki ondan ayrılmaya

tahammülü yok. Geçmişin babaları, çocuklarının selametini, onları

dizlerinin dibinde, yanı başlarında tutmakta buluyorlardı. Çünkü

kendilerinden önceki nesiller böyle yapmıştı. Oğullar babalarından

bağımsızlaşmanın kavgasını ideoloji üzerinden verdiler ve onların

bilmedikleri, bilip olmadıkları olarak özgürlüklerini ilan etmek

istediler. Türkiye'de uzun yıllar anne babalar çocuklarının çok kitap

okumasından korktular. Çünkü çok okuyan çocuklar anne babalarının

ülkesinden uzaklaşıyor, gulyabaniler ülkesinde türlü belalara

seğirtiyorlardı. Türk aile yapısında çocukların ayrımlaşma ve

bağımsızlaşmasını geciktiren bir şey var, çok kuvvetli bir sevgi bağı,

baba ve anneleri çocuklarına rapteden, onları kalabalık bir neşe

halinde tutan bir bağ.''


02.02.2006 11:46:56
babamdan nefret ediyorum,
git babalar ve oğulları filmini seyret demeyin şimdi bana,
iki cambaz bir ipte oynamaz,
bu sebepten benle babam aynı yerde yaşayamaz

adnan 02.02.2006 11:57:41
evde dırdır kavga... karı demişki adama. ya baban ya ben.
adam almış babayı götürmüş uzakta bir yere koymuş.
baba demişki.. oglum yüz metre ilerde bırak.
ben babamı burda bırakmıştım.senin oglunda seni daha ilerde bıraksın.

02.02.2006 12:01:58
umarım hiç bir zaman evlenmem,
ve hiç bir zamanda bir çocuğum olmaz,
ve eğer mümkünse 30 da, abbas yolcu olur bu diyardan...
oldum olası - haksızlık ve çirkinlik gördüm yeterinceye kadar,
ve yeteri kadar da günah işledim, yaşadığım her lanet olası günde işlemeye devam ediyorum, ne kadar erken gidersem o kadar iyi olur, öbür tarafta o kadar günün hesabını vermekten kurtulurum demektir,
ama almıyor canımı, inadına sanki..!!! neyse....

adnan 02.02.2006 12:05:55
ALLAH kafir kullarının duasını hemen kabul eder.bed sesleri sususun diye.
sevdigi kullarının duasını kabul etmez.ben onları sesine aşığım diye.hiç susmasınlar.
yoksam sen?HuhHuh?

02.02.2006 12:08:46
iyiler genç ölür diye bir inanış var. yoksa genç yaşta öldükleri için mi iyiler buck2

02.02.2006 12:34:59
ewet sanırım öyle adnan,
ne kadar ters bir insan olsamda,
ne kadar duygusal olduğumu yukardaki çok iyi biliyor...

adnan 02.02.2006 12:44:10
O nun bilmesi yeter.emin ol.

10.02.2006 12:08:23
ama çekilmiyor, benim açımdan zor ve dayanılmaz bir durum..
yani bana göre değil..!!!!
ben tek başıma yaşamak isterdim, kimseler olmadan,
kendi kendine var olabilmek.... başka hiç bir şeye ihtiyaç duymadan

denge 07.03.2006 09:36:01
Çok ilginç. Daha geçtiğimiz haftasonu Kemal Sayar'ın bir seminerine katıdım. Burada anılması güzel olmuş. Bana olumlu katkısı çok oldu. Adamın kendi sitesi var. kemalsayar.com, herkese tavsiye ederim.

Ben de seminer notlarımı paylaşayım bari

*Anne çocuktaki duygusal gelişime katkıda bulunur, baba entellektüel ve akademik gelişime. Babalar çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurabilmeyi becebilirlerse akademik anlamda çocukların daha başarılı oldukları saptanmış.

*Anne çocuk için güvenlik üssüdür, baba ise dış dünyayı temsil eder.


*Bir annenin çocukla fiziksel temasa geçmesiyle, babanın geçmesinin önemi çok farklıdır. Babanın dokunuşu, hem çocuğun bedenine olan güvenini sağlar, hem de özgüvenini tazeler.

*Anne-babalar vasıtalı narsizm (bir araç, vasıta kullanarak kendini sevebilme) yoluna sapmamalılar. Mutluluklarını çocuklarının başarılarıyla özdeş tutmamaları gerekir.

*Modern dünyada anne duygunun, baba duygusuzluğun sembolü haline gelmiş, bu alaşağı edilerek baba da duygularını ifade etmeyi öğrenmek zorundadır. Bunun için bir yöntem olarak, aile biraraya geldiğinde evde elektronik tüm araçların kapatılıp, bir saatlik konuşma zamanının oluşturulması tavsiye etti. Başta zorlanacaksınız ama konuşmayı mecburen öğreneceksiniz dedi.

*4-6 yaş çocuğu için çocuğun cinsel kimliğinin sağlıklı oluşabilmesi için baba ya da mutlaka bir erkek modeline ihtiyaç duyduğunu söyledi, kız çocukları için de erkek modeline ergenlikte ihtiyaç duyuluyormuş.(Boşnmalarda en çok bu dönemde çocukların zarar gördüğü saptanmış)

*Yine çocuklarınızı ya da birbirinizi eleştirirken kişiliğine saldırmadan davranışını eleştirmek gerektiğini söyledi. Sen aptalın tekisin demek yerine, bu davranışını beğenmedim gibi ifadeler kullanmaya çalışın dedi.

*Baba ancak çocuğun dünyasına oyun arkadaşlığı döneminde girebilir, bu dönemde çocukla ilşkiye giremeyen babalar daha sonra zorlanacaklardır.

*Anne-baba-çocuk birarada mutlaka nitelikli beraberlikler geçirmek zorundadırlar. Bu aynı odada saatlerce aynı tv ye bakmak anlamında değil, bir faaliyet, aktivite şeklinde olması gerekir.

*Baba iyi iletişim kurmak istiyorsa mesaisine erken başlamalıdır. Doğumla beraber bu başlayabilir.


Bunun gibi şeyler, belki hepimizin bildiğikleri. Ama eğitimde tekrar önemli bir ilkedir. Ve hayatmımıza geçiremediysek onun da adı öğrenme olmuyor maalesef.

Zerdüşt sana gelince, yaşının 22 olduğunu yazmışsın, gecikmeli bir ergenlik yaşıyorsun sanki. Eegenlikte an-babaya olan saygı herkeste mutlaka ve mutlaka azalır. Kimin de %5, kiminde %100. Seninkisi en uç nokta.
Bir yazı okumuştum, adam diyorduki; "20 li yaşlarımda babam çok kötü bir insandı, 30 lu yaşlarında biraz yanlışlarını farketti, ama 40 lı yaşlarında artık bu hatalarından tamemen vazgeçti".  Tabi ki değişen kendisi aslında, baba hep aynı baba.

Babanı bir gün anlayacaksın ve hatta ona değer vereceksin, o günlerin çabuk gelmesi ümidiyle.

Hem sen boşuna ölmek için dua etme, kötüler çok yaşarmış  Tongue









07.03.2006 11:26:10
ha ha ha denge, çok komiksin...
bir söz vardır ben çok severim,
bir şeyi en iyi - çeken bilir,
benimkisi gibi bir pederozen olsaydı
görürdün 22 yi de 72 yi de...

___________________________

olay dışarıdan kavrayabileceğin kadar küçük boyutlu değil
algılamak için yakınında olman lazım
güneşte öyledir dünyadan ufak gözükür
iyi niyetli yaklaşımın ve bunun doğurduğu tavsiyeleri dinlemek güzeldi
ama yürürlüğe geçmesi için değerleşmesi lazım

denge 07.03.2006 11:30:42
Allah yardımcın olsun Zerdüşt, ne diyeyim daha sana.

Yine de bir gün onu anlayacaksın bence.

07.03.2006 15:07:42
iyiler genç ölür diye bir inanış var. yoksa genç yaşta öldükleri için mi iyiler buck2

Only the good die young, only evil seems to live forever  Wink der Iron Maiden



Sayfa: [ 1 ]