|
||
| -BABALAR VE OĞULLAR... TRABZON (A.A) - 21.01.2006 - Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 13. Psikiyatri Kliniği Şefi ve Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Kemal Sayar, ''Babalarımız hayatta kim olduğumuzu,nasıl durduğumuzu, nereye ve nasıl baktığımızı tayin ederler'' dedi. Doç. Dr. Sayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çağan Irmak'ın ''Babam ve Oğlum'' filmini bazen ağlayarak, bazen de gülerek izlediğini belirterek, ''Babam ve Oğlum görünüşe bakılırsa sinema izleyicisi olmayan ama sinemada sahiciliği ve duyguyu özleyen bir kitleyi salonlara çekti'' diye konuştu. Oğulların öyküsünün, babaların öyküsünün tam kalbinden geçtiğini ifade eden Doç. Dr. Sayar, şöyle devam etti: ''Babalarımız hayatta kim olduğumuzu, nasıl durduğumuzu, nereye ve nasıl baktığımızı tayin ederler. Statükocu babaların oğulları devrimci olabilir, büyük inanmışlardan inançsız evlatlar zuhur edebilir. Erkek çocukları için hayat, baba ve annenin çocukluğa attıkları ilmeklerin çözüldüğü bir serüvendir.'' -''SOĞUK VE MESAFELİ BABALAR...''- Babalar kimi zaman oğulların hayatına çok kuvvetli bir gölge düşürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Sayar, şunları söyledi: ''Ayrımlaşmayı ve bağımsızlaşmayı başaramayan oğul, babanın bir uzvu, bir uzantısı olarak, bir gölge olarak yaşamaya devam eder. Bazen de baba yoktur. Ya fiziksel olarak orada değildir ya da fiziksel olarak orada olsa bile ruhsal olarak yoktur. Oğul, bir baba açlığı içinde dış dünyadan babaya ait bütün simgeleri ruhuna emer. Babasız büyümek çocukların iç dünyalarına bitmek bilmeyen bir gurbet acısı olarak tercüme edilir. Babadan gurbet, bir oğul için gurbetlerin en yakıcısı, en iç paralayıcısıdır. Soğuk ve mesafeli babalar, çocuk ruhunun biricik gıdası olan şefkat ve sevgiyi oğullarından esirger ve onları hayat boyu telafi etmekte zorlanacakları bir açlığa mahkum ederler. Güçlü babaların ihmale uğramış oğulları, geçmişin yaralarını iyileştirmek için babalarının tam aksi politik duruşlar, inanışlar ve yaşayışlara yelken açar, farklı olmayı başarmak ve savaşa devam etmek suretiyle erkeklik ülkesine girmek isterler.'' Doç. Dr. Sayar, endüstri toplumuyla birlikte geleneksel ritüellerin kayıplara karıştığını, erkekliğe adım atışın yegane simgesinin baba evinden ayrılmak olduğunu belirterek, ''Bugün batı toplumlarında pek çok genç, yetişkinliğe adım atmanın olmazsa olmaz koşulu olarak görülen bu modern ritüelle anne baba sevgisini doyasıya yaşayamadan, anne baba ile ilişkileri tam olarak çözümleyemeden erken bir biçimde hayata atılmakta, bu durum da ruhsal anlamda bitmemiş bir iş bırakmaktadır'' dedi. Türkiye'ye de ise tam tersi bir durum olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sayar, Türkiye'de anne ve babanın sunduğu güvenlik duygusundan vazgeçmeye yanaşmayan, hayatın sorumluluklarını hep erteleyen, ebedi ergenlerin yaygın olduğunun görüldüğünü kaydetti. Babanın çocuklarına hayatın kurallarını, beklentilerini, kaçınılmazlıklarını öğrettiğini ifade eden Doç. Dr. Sayar, şöyle dedi: ''Bunu zamanın sınırlarını ve gerçekliğini öğreterek yapar. Bunu 'uzlaşılamaz öteki' olarak, gereken yer ve zamanda iktidarını kullanarak öğretir, böylece çocuk dünyanın bütünüyle kendisinin o sınırsız zannettiği gücüne tabi olmadığını fark eder.'' Kimi babaların en büyük aşklarının kendileri olduğunu belirten Doç. Dr. Sayar, şunları kaydetti: ''Böyle bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmek, çileli bir ömür demektir. Onlar yarım kalmış bütün düşlerini oğullarının tamamlamasını, kendilerinin olamadığı her şeyi oğullarının olmasını, oğullarının kendi hayatlarını tamamlamasını isterler. Ya da eğer hayatta dikiş tutturmuş iseler isterler ki oğulları kendi tahtlarına otursun, onların şöhret, iktidar ve mirasını devam ettirsin. Oğullarına farklı ve özgül bir hayatı çok gören babalar, istekleri yerine gelmezse küser ve bir ömür boyu konuşmazlar. Benliğin bu abidevi yükselişi, yeryüzünün en güçlü kan bağını ezer geçer.'' -''BABAM VE OĞLUM'' FİLMİ- ''Babam ve Oğlum'' filminde oğlunu, ziraat mühendisi olup bağ ve bahçenin başına geçeceği yerde 'anarşist' olduğu için affedemeyen babanın, bütün ruhuyla yerli bir karakter olduğunu belirten Doç. Dr. Kemal Sayar, şöyle konuştu: ''Ona kendi kendisine sevdalı olduğu için oğlunu ezen bir baba diyemeyiz. Tam aksine oğlunu o kadar çok seviyor ki ondan ayrılmaya tahammülü yok. Geçmişin babaları, çocuklarının selametini, onları dizlerinin dibinde, yanı başlarında tutmakta buluyorlardı. Çünkü kendilerinden önceki nesiller böyle yapmıştı. Oğullar babalarından bağımsızlaşmanın kavgasını ideoloji üzerinden verdiler ve onların bilmedikleri, bilip olmadıkları olarak özgürlüklerini ilan etmek istediler. Türkiye'de uzun yıllar anne babalar çocuklarının çok kitap okumasından korktular. Çünkü çok okuyan çocuklar anne babalarının ülkesinden uzaklaşıyor, gulyabaniler ülkesinde türlü belalara seğirtiyorlardı. Türk aile yapısında çocukların ayrımlaşma ve bağımsızlaşmasını geciktiren bir şey var, çok kuvvetli bir sevgi bağı, baba ve anneleri çocuklarına rapteden, onları kalabalık bir neşe halinde tutan bir bağ.'' |
||
|
||
| babamdan nefret ediyorum, git babalar ve oğulları filmini seyret demeyin şimdi bana, iki cambaz bir ipte oynamaz, bu sebepten benle babam aynı yerde yaşayamaz |
||
|
||
| evde dırdır kavga... karı demişki adama. ya baban ya ben. adam almış babayı götürmüş uzakta bir yere koymuş. baba demişki.. oglum yüz metre ilerde bırak. ben babamı burda bırakmıştım.senin oglunda seni daha ilerde bıraksın. |
||
|
||
| umarım hiç bir zaman evlenmem, ve hiç bir zamanda bir çocuğum olmaz, ve eğer mümkünse 30 da, abbas yolcu olur bu diyardan... oldum olası - haksızlık ve çirkinlik gördüm yeterinceye kadar, ve yeteri kadar da günah işledim, yaşadığım her lanet olası günde işlemeye devam ediyorum, ne kadar erken gidersem o kadar iyi olur, öbür tarafta o kadar günün hesabını vermekten kurtulurum demektir, ama almıyor canımı, inadına sanki..!!! neyse.... |
||
|
||
| ALLAH kafir kullarının duasını hemen kabul eder.bed sesleri sususun diye. sevdigi kullarının duasını kabul etmez.ben onları sesine aşığım diye.hiç susmasınlar. yoksam sen? ![]() ?
|
||
|
||
iyiler genç ölür diye bir inanış var. yoksa genç yaşta öldükleri için mi iyiler
|
||
|
||
| ewet sanırım öyle adnan, ne kadar ters bir insan olsamda, ne kadar duygusal olduğumu yukardaki çok iyi biliyor... |
||
|
||
| O nun bilmesi yeter.emin ol. | ||
|
||
| ama çekilmiyor, benim açımdan zor ve dayanılmaz bir durum.. yani bana göre değil..!!!! ben tek başıma yaşamak isterdim, kimseler olmadan, kendi kendine var olabilmek.... başka hiç bir şeye ihtiyaç duymadan |
||
|
||
| Çok ilginç. Daha geçtiğimiz haftasonu Kemal Sayar'ın bir seminerine katıdım. Burada anılması güzel olmuş. Bana olumlu katkısı çok oldu. Adamın kendi sitesi var. kemalsayar.com, herkese tavsiye ederim. Ben de seminer notlarımı paylaşayım bari *Anne çocuktaki duygusal gelişime katkıda bulunur, baba entellektüel ve akademik gelişime. Babalar çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurabilmeyi becebilirlerse akademik anlamda çocukların daha başarılı oldukları saptanmış. *Anne çocuk için güvenlik üssüdür, baba ise dış dünyayı temsil eder. *Bir annenin çocukla fiziksel temasa geçmesiyle, babanın geçmesinin önemi çok farklıdır. Babanın dokunuşu, hem çocuğun bedenine olan güvenini sağlar, hem de özgüvenini tazeler. *Anne-babalar vasıtalı narsizm (bir araç, vasıta kullanarak kendini sevebilme) yoluna sapmamalılar. Mutluluklarını çocuklarının başarılarıyla özdeş tutmamaları gerekir. *Modern dünyada anne duygunun, baba duygusuzluğun sembolü haline gelmiş, bu alaşağı edilerek baba da duygularını ifade etmeyi öğrenmek zorundadır. Bunun için bir yöntem olarak, aile biraraya geldiğinde evde elektronik tüm araçların kapatılıp, bir saatlik konuşma zamanının oluşturulması tavsiye etti. Başta zorlanacaksınız ama konuşmayı mecburen öğreneceksiniz dedi. *4-6 yaş çocuğu için çocuğun cinsel kimliğinin sağlıklı oluşabilmesi için baba ya da mutlaka bir erkek modeline ihtiyaç duyduğunu söyledi, kız çocukları için de erkek modeline ergenlikte ihtiyaç duyuluyormuş.(Boşnmalarda en çok bu dönemde çocukların zarar gördüğü saptanmış) *Yine çocuklarınızı ya da birbirinizi eleştirirken kişiliğine saldırmadan davranışını eleştirmek gerektiğini söyledi. Sen aptalın tekisin demek yerine, bu davranışını beğenmedim gibi ifadeler kullanmaya çalışın dedi. *Baba ancak çocuğun dünyasına oyun arkadaşlığı döneminde girebilir, bu dönemde çocukla ilşkiye giremeyen babalar daha sonra zorlanacaklardır. *Anne-baba-çocuk birarada mutlaka nitelikli beraberlikler geçirmek zorundadırlar. Bu aynı odada saatlerce aynı tv ye bakmak anlamında değil, bir faaliyet, aktivite şeklinde olması gerekir. *Baba iyi iletişim kurmak istiyorsa mesaisine erken başlamalıdır. Doğumla beraber bu başlayabilir. Bunun gibi şeyler, belki hepimizin bildiğikleri. Ama eğitimde tekrar önemli bir ilkedir. Ve hayatmımıza geçiremediysek onun da adı öğrenme olmuyor maalesef. Zerdüşt sana gelince, yaşının 22 olduğunu yazmışsın, gecikmeli bir ergenlik yaşıyorsun sanki. Eegenlikte an-babaya olan saygı herkeste mutlaka ve mutlaka azalır. Kimin de %5, kiminde %100. Seninkisi en uç nokta. Bir yazı okumuştum, adam diyorduki; "20 li yaşlarımda babam çok kötü bir insandı, 30 lu yaşlarında biraz yanlışlarını farketti, ama 40 lı yaşlarında artık bu hatalarından tamemen vazgeçti". Tabi ki değişen kendisi aslında, baba hep aynı baba. Babanı bir gün anlayacaksın ve hatta ona değer vereceksin, o günlerin çabuk gelmesi ümidiyle. Hem sen boşuna ölmek için dua etme, kötüler çok yaşarmış ![]() |
||
|
||
| ha ha ha denge, çok komiksin... bir söz vardır ben çok severim, bir şeyi en iyi - çeken bilir, benimkisi gibi bir pederozen olsaydı görürdün 22 yi de 72 yi de... ___________________________ olay dışarıdan kavrayabileceğin kadar küçük boyutlu değil algılamak için yakınında olman lazım güneşte öyledir dünyadan ufak gözükür iyi niyetli yaklaşımın ve bunun doğurduğu tavsiyeleri dinlemek güzeldi ama yürürlüğe geçmesi için değerleşmesi lazım |
||
|
||
| Allah yardımcın olsun Zerdüşt, ne diyeyim daha sana. Yine de bir gün onu anlayacaksın bence. |
||
|
||
iyiler genç ölür diye bir inanış var. yoksa genç yaşta öldükleri için mi iyiler ![]() Only the good die young, only evil seems to live forever der Iron Maiden |
||