SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Gayri Resmi Sol Tarihimizden Sayfalar

Sayfa: [ 1 ]

deniz 19.01.2006 18:33:10
Gayri Resmi” Sol Tarihimizden Sayfalar

Insan Haklari Dernegi Istanbul Subesi Irkcilik ve Ayrimciliga Karsi Komisyon Uyesi Ayse Gunaysu 78'liler Vakfi'nin yayinlamakta oldugu Tukenmez dergisinin Temmuz-Agustos sayisinda yer alan yazisinda Ermeni devrimci hareketini konu aliyor.

Yer: Van. Halka acik bir toplanti. Engels’in deyisiyle “Avrupa isci sinifinin essiz temsilcisi” Auguste Bebel’i anma toplantisi. Konusmacilar, “Karl Marx ve Eseri”, “Sosyalizm Caginda Burjuvazi”, “August Bebel”, “Toplumsal Elestiri” gibi konu basliklari altinda heyecanli soylevler veriyorlar. Arada kucuk dinletiler var. Flut, piyano ve kemandan olusan bir muzik toplulugu halka Chopin, Wagner, Bizet, Mozart ve Mendelssohn’dan parcalar caliyor.

 Bu, fantastik filmler haftasinda gosterilen postmodern bir yapimdan bir sahne degil. Gercek. Yil: 1908. Toplantiyi duzenleyen Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF), yani Tasnaktsutyun, yani bizde daha cok bilinen adiyla Tasnak orgutu. (Anahide Ter Minassian, “1878-1923 Doneminde Osmanli Imparatorlugu’nda Sosyalist Hareketin Dogusunda ve Gelismesinde Ermeni Toplulugunun Rolu”; Osmanli Imparatorlugunda Sosyalizm ve Milliyetcilik, Derleyenler Mete Tuncay-Erik Jan Zurcher, Iletisim Yayinlari, 1995, s. 190)

 Turkiye’de sol yaygin olarak bu topraklarda sosyalist/komunist hareketin tarihini Mustafa Suphi’lerle baslatir ve kendini esas olarak “Kurtulus Savasi”nin manevi mirascisi olarak gorur. “Kurtulus Savasi”nin yalnizca muttefik kuvvetlere degil, ayni zamanda Anadolu’dan temizlenen gayrimuslim nufusun sag kalan ve donup malini mulkunu geri almasindan korkulan kesimine karsi verilmis bir savas olduguna deginilmez. Dolayisiyla ondan oncesi de genel sol kitlenin kolektif hafizasinda pek yer bulmaz. Bu hafizada ne Yahudilerin Selanik Isci Federasyonu vardir, ne Rumlarin Istanbul’daki “Sosyalist Merkez”leri, ne de Ermeni devrimci hareketleri. . . Mesela sol da dahil Turk algisinda Ermeni milliyetciliginin/sovenizminin temsilcisi olarak yasayan EDF’nin (Tasnaktsutyun) 1908’de, bugunun ucra kosesi Van’da, tum milliyetlerden yoksullari somuruculere karsi birlikte mucadele etmeye cagirdiklari da ancak meraklilarinin bildigi bir seydir. 1908 yilinda Van’da dagitilan bir Tasnak bildirisinde soyle deniyordu: “‘Biz’ derken Dasnak ya da diger Ermeni devrimci partilerini degil, Osmanli Imparatorlugu’nda yasayan ve mustebit hukumetin yikiciligina, yagmaciligina ve baskiciligina ugrayan herkesi, butun Osmanlilari, yani butun Turkleri, Ermenileri, Arnavutlari, Araplari, Rumlari, Suryanileri kastettigimiz anlasilmali. (. . . ) Yoksullari soyanlarin hepsi, ozgurluk ve esitlige karsi koyanlar, ister Ermeni olsunlar, ister Turk, Arap, Suryani, Arnavut ya da Rum, bizim hasmimiz ve dusmanlarimizdir, oyle de kalacaklardir. (. . . ) Biz ozgurluguz, bilgiyiz, esitligiz, yasayiz. (. . . ). Biz iscileriz, biz ulkemizin lanetlileriyiz, alevleri yukseltenleriz, ulkemizdeki yenilikcileriz biz. ” (Tuncay-Zurcher, s. 20)

Tasnaktsutyun’un Osmanli Imparatorlugu’ndaki parti organi Azadamard (Ozgurluk Kavgasi) 1909 yilinda Istanbul’da kurulmustu. Aralik 1907'de Ittihat ve Terakki ile Abdulhamit’i devirmek amaciyla Paris'te ortak kongre duzenleyen Tasnaktsutyun’un Jon Turkler/Ittihat ve Terakki ile iliskilerinin, Ermeni toplumunda ve genel olarak Osmanli’da demokratik, liberal ve sosyalist fikirlerin incelenebilmesi icin “essiz bir kaynak” olarak nitelenen Azadamard, o zaman nufusu 350-500 bin arasinda tahmin edilen Istanbul’da 10-12 bin satiyordu! (Tuncay-Zurcher, s. 189)

 Tasnaktsutyun’un diger onemli yayini, buyuk bir arsiv degeri olan Harac (“Ileri”), bugunku Turkiye’nin “tasra”si Erzurum’da yayin hayatina basladi. Erzurum’da halka, Kanun-u Esasi (Anayasa) ilkelerini tanitmaya ve Turkce-Kurtce ekler cikararak “vatan”in halklari arasinda baris ve kardesligi saglamaya calisiyordu. Harac’in “. . . rehberi, sosyalizmin yuksek ilkesi”ydi. Anahide Ter Minasyan Harac’i soyle anlatiyor: “Harac, sadece somurulen emekcileri – nufusun ezilen cogunlugunu olusturan, okuryazarligi olmayan ciftcileri, yoksul zanaatcilari, tarim ve insaat iscilerini – savunmakla kalmak istemiyor, cahil birakilmis ve ailenin erkeklerinin otoritesine tabi tutulan Ermeni kadinini ozgurlestirmeyi ve yorenin kulturel gelismesine katkida bulunmayi da amacliyordu. ” (Tuncay-Zurcher, s. 188) Gazetede duzenli olarak sosyalizmle ilgili yazilar yayinlaniyordu. 1909’da 52-57. sayilarda “Sosyalizm ve Turkiye” dizisi yayinlandi. Bu dizide sosyalizm, “iscinin Incil”i” olarak tanimlaniyor, sosyalizmin dusmanlari olarak Muslim ve gayrimuslim din adamlari, buyuk toprak sahipleri, kapitalistler sayiliyordu.

Ermeni devrimci hareketinin diger etkili orgutu, tipki Tasnaktsutyun gibi Abdulhamit rejimi altinda bile gizli calismalarini yuruten Sosyal Demokrat Hincakyan Partisi’ydi. Parti’nin uzun vadedeki amaclarini anlatan Azami Programi, kurtulusun sosyalizmde oldugunu soyluyordu: “Ozel mulkiyet, butun insanligin turlu bicimlerdeki koleligine dayanmaktadir. Bugun dunyayi yoneten azinligin temel ilkesi ve baslica niteligi, budur. Bu acikli ve haksiz duruma, ancak sosyalist orgutlenme, halkin dogrudan iktidarini kurup koruyarak, herkese toplumsal islerin duzenlenmesine gercekten katilma olanagini vererek care bulabilir. ”

 Kisa vadeli amaclari iceren Asgari Program ise “siyasi ozgurluk ve ulusal bagimsizlik” hedefini gosteriyor, bu talebini Ermeni toplumunun yasadigi agir kosullar uzerinde temellendiriyordu: “Turkiye Ermenistan’indaki Ermeni halki (. . . . ) siyasal haklardan busbutun yoksundurlar. Sessizce kolelik etmeye ve edilgence soz dinlemeye zorlanmislardir. Mahkemede taniklik yapamazlar. Canlarini korumaya kalkisirlarsa suclu duserler, sefil kaderlerinden yakinirlarsa kabahatli olurlar. Dinleri yuzunden kovusturmalara ugratilirlar, canlari ve mallari hep tehlikededir. Surekli olarak da vahsi asiretlerin siddetli saldirilarina maruz kalirlar. ” (Anahide Ter Minassian, s. 185-186)

Ermeni devrimci hareketinin unlu simalarindan biri de, Sivas dogumlu Dikran Zaven’di. Once Tasnak’lara, daha sonralari Hincak’lara yakin duran Tigran Zaven, Ermeni sorununun Osmanli’da butun ezilen halklarin birlesik bir cephe olusturmasiyla cozulebilecegine inaniyordu: “Biz ‘Ermeni Milleti’ adina konusmak istemiyoruz, cunku bizim icin halklari ayiran irklar ya da diller degildir, siniflar, toplumsal, ekonomik ve siyasal kategorilerdir. Ermeniler ve Turkler yoktur; sadece ezenler ve ezilenler, somurenler ve somurulenler vardir. (. . . ) Gercek bir baglasma ancak Turk halkiyla yapilabilir. ” (ATM, s. 209-210)

Tasnaklar, Hincaklar, Dikran Zaven’ler, bundan neredeyse bir asir once boyle saglam sinifsal tahliller yapadursun, onlari iflah olmaz utopikler, ayagi yere basmayan romantikler olarak goren, Turkler ve Kurtlerin Ermenilerle kardesliginin hayâl oldugunu, Ittihatcilarin birlik ve beraberlik sozlerine kanmanin buyuk bir gaflet oldugunu iddia eden Ermeni devrimciler de vardi. (Antranik Celebyan, Antranik Pasa, Pêrî Yayinlari, Istanbul, 2003). Gercek su ki, tarih, Tasnaklarin ve diger sosyalistlerin “milliyetci”likle sucladigi bu kesimleri hakli cikardi ve birkac yil sonra Anadolu, en eski halklari Ermenilerden, onlarla birlikte Rumlar ve Suryaniler basta olmak uzere diger Hiristiyan nufustan, “kardes halklarin” elbirligiyle temizlendi.

Bu yasananlar bugun bize ne soylemeli? Bence soyle bir sey soylemeli:

Bugun Turk solunun icinden nasyonal sosyalist bir parti ve bir “Kizil Elma” koalisyonu cikabiliyorsa, bunun nedeni solun kendi tarihiyle ve kendi kendisiyle yuzlesmemesidir. Bu topraklarin tarihinde “halklarin kardesligi” cagrisini yapmanin neden hep “kucuk kardes”e dustugu, bunun neden bos bir cagri olarak kaldigi ve bu cagriyi yapanlarin neden ve nasil etnik temizlige ugradigi, “Kurtulus Savasi”nin, daglari asker kacagi dolu Anadolu’daki toplumsal tabaninin, yani esrafin, nasil olup da birden bire yuksek bir “anti-emperyalist” bilince ulastigi ve “isgalci”lere karsi silaha sarildigi, dahasi hic de uzak olmayan bir gecmiste yasananlarin Turkiye solunun genel tarih bilgisinde neden yer almadigi sorularini hic sormamasidir.

 Soru sormamak resmi tarihin yasayabilmesinin onkosuludur ve resmi tarih yalnizca devletlere ait bir sey degildir.

Kaynak: Tukenmez Dergisi

Yer: Istanbul

Tarih: 25 Eylul 2004

20.01.2006 01:04:01
Gayri Resmi” Sol Tarihimizden Sayfalar
........Mesela sol da dahil Turk algisinda Ermeni milliyetciliginin/sovenizminin temsilcisi olarak yasayan EDF’nin (Tasnaktsutyun) 1908’de, bugunun ucra kosesi Van’da, tum milliyetlerden yoksullari somuruculere karsi birlikte mucadele etmeye cagirdiklari da ancak meraklilarinin bildigi bir seydir. 1908 yilinda Van’da dagitilan bir Tasnak bildirisinde soyle deniyordu: “‘Biz’ derken Dasnak ya da diger Ermeni devrimci partilerini degil, Osmanli Imparatorlugu’nda yasayan ve mustebit hukumetin yikiciligina, yagmaciligina ve baskiciligina ugrayan herkesi, butun Osmanlilari, yani butun Turkleri, Ermenileri, Arnavutlari, Araplari, Rumlari, Suryanileri kastettigimiz anlasilmali. (. . . ) Yoksullari soyanlarin hepsi, ozgurluk ve esitlige karsi koyanlar, ister Ermeni olsunlar, ister Turk, Arap, Suryani, Arnavut ya da Rum, bizim hasmimiz ve dusmanlarimizdir, oyle de kalacaklardir. (. . . ) Biz ozgurluguz, bilgiyiz, esitligiz, yasayiz. (. . . ). Biz iscileriz, biz ulkemizin lanetlileriyiz, alevleri yukseltenleriz, ulkemizdeki yenilikcileriz biz. ” (Tuncay-Zurcher, s. 20)

güzel laflar..

Taşnak ve Hınçak partileri 1908 öncesinde Abdülhamit rejimine karşı İttihat ve Terakki ile birlikte hareket ediyorlar.. hatta bu işbirliği sonrasında 1914'e kadar sürüyor.. öyle ki aralarında seçim ittifakı bile kuruyorlar ve Taşnak partisi İttihat ve Terakki listesinden Meclise 14 milletvekili sokuyor..
o meşhur 1915'ten sadece bir kaç ay önce durum böyle iken ne olduda her şey ters dönüverdi birden.. en basitinden, İngiltere'nin ve diğer Avrupa devletlerinin korumasında olan ayrıcalıklarının devamını istiyorlar.. Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan tüm halkların eşit olması fikrine ve 2.Meşrutiyetin bir zamanlar savundukları, destek verdikleri hedeflerine sırt çeviriyorlardı.. o sıralarda İstanbulda bulunan İngiltere elçisinin aktardığı gibi, "bütün Osmanlı tebaası için eşit haklar fikri, kendi yerleşik ayrıcalıklarını tehdit ettiği için, imparatorluktaki diğer milliyetleri rahatsız etmişti."

Gayri Resmi” Sol Tarihimizden Sayfalar

 Kisa vadeli amaclari iceren Asgari Program ise “siyasi ozgurluk ve ulusal bagimsizlik” hedefini gosteriyor, bu talebini Ermeni toplumunun yasadigi agir kosullar uzerinde temellendiriyordu: “Turkiye Ermenistan’indaki Ermeni halki (. . . . ) siyasal haklardan busbutun yoksundurlar. Sessizce kolelik etmeye ve edilgence soz dinlemeye zorlanmislardir. Mahkemede taniklik yapamazlar. Canlarini korumaya kalkisirlarsa suclu duserler, sefil kaderlerinden yakinirlarsa kabahatli olurlar. Dinleri yuzunden kovusturmalara ugratilirlar, canlari ve mallari hep tehlikededir. Surekli olarak da vahsi asiretlerin siddetli saldirilarina maruz kalirlar. ” (Anahide Ter Minassian, s. 185-186)

ha tabi siyasi özgürlük ve ulusal bağımsızlık.. Çarlık Rusyasına satılan idealler.. Tifliste toplanan Ermeni Ulusal Konseyi pek güzel anlatıyor yayınladığı bildiride,
"Dünyanın dört yanından akın eden Ermeniler, Rus ordusunun şanlı saflarına katılmaya ve kanlarını Rus zaferi için akıtmaya hazırdırlar... Rus bayrağı İstanbul ve Çanakkale boğazlarında özgürce dalgalansın, Sayın Majesteleri, sizin iradenizle Türk boyunduruğunda kalan halklar özgürlüklerine kavuşsunlar. Hıristiyan inançlarından dolayı acı çekmiş olan Türkiye'nin Ermeni halkı, Rus koruması altında yeni ve özgür bir yaşama kavuşsunlar."

neymiş efendim mahkemede tanıklık bile yapamazmışlar.. üstelik İttihatçıların listesinden Meclise 14 milletvekili sokarken söylüyorlar bunu..
ve üstelik Van belediye başkanı Bedros Kapamacıyan'ın (evet bir Ermeniydi) Taşnak militanları tarafından dökülen kanı üstüne..

bu ülkede sol hareketin kendi topraklarında var olmuş sosyalist hareketler konusundaki cahilliği, kendi tarihine olan yabancılığı karşısında hiç kalır.. 


Sayfa: [ 1 ]