|
||
| LİMEWİRE Emeğe saygı, sermayaye saygı anlamına gelmez. bedava mp3 çekmek için buradan bilgi edinebilir, programı indirip kullanabilirsiniz; http://www.limewire.com/english/content/home.shtml |
||
|
||
| çalınabilmesi en kolay olanı çalmak ona o derece meşruluk kazandırmaz. para verip karşlığını en çok aldığım şey bir müzik kasetidir. bu yüzden mutlaka para verip alma taraftarıyım. |
||
|
||
| Müzik piyasasından emin değilim, ama kitap piyasasında yazar kitap satışlarının %10'unu alıyor. Verilen emeğe karşı saygı olacaksa, ilk önce tek başına %40'lık aslan payını alan dağıtımevi, ve geri kalanın da cebine inen kitabevi yazara saygı göstersin. Eskiden bir cd'nin fiyatı 25-30 TL civarı iken şimdi de "halk müzik dinlesin" gibi pazarlama bahaneleriyle 5 TL'ye kadar inmiş durumda. Bakın işte 5 TL bal gibi kurtarıyormuş. Müzik ve kitap piyasası ürünleri fahiş fiyatlara sattığı sürece korsanlık onlara müstehaktır. Korsan olmasaydı o 5 TL'lik cd'ler hala 5-6 kat daha pahalıya satılıyor olurdu. Sanat ve sanatçı etiğine de değinirsek, korsana hayır diye bas bas bağırıp ürünlerinin yüksek bir fiyata satılmasını savunan sanatçı (özellikle de halkçı geçinenler), bana göre sanatçı manatçı değil, fakat rezil bir tüccardır. Sanatçının birincil derdi bana göre ürününün kitlelere ulaşabilmesi ve insanları düşündürmeye sevk etmesi olmalıdır; bunu değil de sanatının satmasını dert ediyorsa (mesela o paralarla lüks entel barlarda fink atabilmek için), ben o sanatçının kişiliğine, ve dolayısıyla özbenliğinin bir ürünü olan sanatına pek itibar göstermem. |
||
|
||
| pazardan aldığımız mandalina için tarlada 100 lira ödeyen pazarlamacı bize onu 1500 liraya satıyor. elbette sistem bu anlamda sorunlu. ancak kimse ben pazardan mandalina almıcam diyemiyor. onu çalamıyorsun da. ama müzik vs. çalınması kolay olduğu için kolayca çalınıyor ve kılıfı da hemen üretilebiliyor. |
||
|
||
| Mandalinanın "korsanını", yani meyve sebze halinden geçmemiş olanına ulaşırsam, onu alırım. Bedavasını bulursam, bu sefer de buna yönelirim ve gıda endüstrisinin tüm yakınmalarına karşın bu hareketimin meşru olduğunu savunurum. Bu da kılıf uydurma sayılır mı? | ||
|
||
| halden geçmemiş olanı tarlada olur. eğer becerebiliyorsan git ordan çal.. müziğin halden geçmemiş olanı da yine kaynağında olur. yine becerebiliyorsan git kaynağından dinle. ama sonuçta her iki durumda da göreceksin ki bu hizmeti senin ayağına getiren insanalrdan bahsediyoruz. |
||
|
||
| tarladan geçerken bulursam sorgusuz yerim ballandıra ballandıra bu gün şunları indirdim ki harika belinda carlisle lou rawls nerden bulup alıcam indirdim işte vebali bana |
||
|
||
| Tarladan gidip çalmam, üreticinin emeğine saygısızlık olur. Senin kavrayamadığın nokta şu ki kol emeği ile kafa emeği birbirinden ayrılmış durumda. Sana göre sanat ürünü bir meta olmalıysa bir sorun yok, korsancılığa karşı çıkılmalı. Fakat bana göre kültür-sanat ürünleri meta olmadığı için, satılmamalı, bedava olmalı. Günümüzde satılıyor olması, işte bizzat kafa ve kol emeğinin ayrılmasına ilişkindir. Tarlada ürün yetiştiren çiftçi, geçimini sağlamak için ürününü satıyor ve toplum onların sayesinde hayatta kalıyor. Günümüzün elitist sanatçısı ise, sanatı metaya indirgeyip, hem kitleleri aydınlanmaktan alıkoyup onları karanlığa mahkum ediyor, hem de bu yolla büyük karlar ediyor; (fakir) çiftçi beş kuruş karşılığında üretirken, (zengin) entellektüel de onun üretiminden faydalanıp kendisine birşey sunmuyor, daha doğrusu onun maliyetini çok zor karşılayacağı bir fiyat karşılığı sunuyor. Buna sebep olan işbölümünde uzmanlaşma. Olması gereken, kol ve kafa emeğinin ayrılmaması; yani herkesin toplumsal üretim ilişkilerinde asgari sorumluluğunu alıp, geri kalacak zamanda hür bir şekilde kendini entellektüel faaliyetleri verip hem kendini geliştirebilmeli, hem de birikimini toplumla paylaşmalı. Gıda gibi şahsi mülkiyet niteliğine de sahip olmayıp, tamamen toplumsal bir niteliğe sahip olduğunu savunduğum sanat ürününün topluma hangi yolla olursa olsun sunulması gerektiğini savunuyorum. Tarladan gidip çalmam derken, adnanın dediği gibi geçerken elma armut alıp yemek değil kasıt. Çalmaktan kastım onu ciddi zarara uğratacak miktarda ürün almak. |
||
|
||
| bir şeyin değeri verilen emekle belirlenir. bunun madde veya mana olması gerekmez. müzik eseri için verilen emek ile tarlada çalışılırken verilen emek arasında sadece tür farkı vardır. tüm haksızlıkların kaynağı değerlerin emeğe göre belirlenememiş olmasıdır. bahsettiğin müzik üreticileri içerik olarak senin karşı çıktığın amaçlara hizmet ediyor olabilir. o zaman dinlemezsin yada satın almazsın. ama bundan yaralanmak istiyorsan bu müziğin bir tüketicisi sıfatında olacaksın. bu da bir bedel gerektirir. yalnız şu parantezi açmam gerekiyor. dediğim gibi emek değerlidir. ancak emeğin değersel bir limit vardır. mesela bugün hala elvis mirasyedileri onun eserlerinden milyonlarca dolar kazanıyorlar. bu adil değil. yaşayan şarkıcılar içinde benzer şeyler düşünülebilr. yapılan işin değeri basit bir tarla işçisinden yüzlerce katı geçememelidir. anlıcan, yüzbinlerce dolar kazanan müzik üreticileri de çok hakedilir bir kazanç sahibi değiller. |
||
|
||
Ben iyi sanatcilarin eserlerini aliyorum, digerlerini sadece indiriyorum. Cünkü herkes calarsa bu sefer sadece ünlü olmak icin anlamsiz seyler cikaran insanlar olur. Simdi öyle ama arada sirada kaliteli seyler cikmiyor degil. |
||
|
||
Alıntı o zaman dinlemezsin yada satın almazsın. ama bundan yaralanmak istiyorsan bu müziğin bir tüketicisi sıfatında olacaksın. bu da bir bedel gerektirir. İşte bu da kurallara göre hareket etme zihniyetidir; ve ben de bu kuralları reddettiğimden dolayıdır ki korsana evet diyorum. Kapitalizmin demagojik bir özgürlük anlayışı vardır. En basitinden, toplumsal bir sorumluluğumuzu yerine getirmeyip çalışmama özgürlüğüne de sahibiz, ya da hepimiz bir TV kanalı açmakta özgürüz. Ama çalışmadıktan sonra yaşamımızı devam ettirebilmek için şart olan paraya ulaşamadıktan sonra, ya da bir TV kanalı açmak için zorunlu olan bir sermaye'ye sahip olmadıktan sonra, bu özgürlükler ne anlam ifade eder? Önce kafamızda yer alan bu tür değerler sistemini kırmamız lazım, ki senin yukarıda ki sözlerin bu zihniyetin tipik bir yansımasıdır.
|
||
|
||
| haklısın belki. kapitalizmle boyanmış bilinçlerimiz. göremiyor olabiliriz. | ||
|
||
| edilir... kişinin kendi çıkarları ön plandadır her zaman. yapılan davranış yanlış olsada kime ne!? değiştirsene kapitalist düzeni, koysana en tepeye human ı koysana. herkes kendi pozisyonunu dahilinde düşünür... |
||
|
||
| hırsızlığın mazereti olmaz,kim yüzde kaçını alırsa alır,kimse kimsete zorla birşey yaptırmıyor. bedava alınan mandalin hırsızlığın daniskasıdır.kimse kendi ahlaksızlarına mazeret uydurmasın. |
||
|
||
| mike sen de bir derce haklısın ama bu öncülleme meselesi. adam yüzmilyarderdir mesela 10 milyona kitap almak zor gelir. onun için pahalıdır. ama bir öğrenci harçlığının neredeyse tümüyle kitap alır fakat kitap ona hiç pahalı gelmez. eğer aldığın şeye değer veriyorsan -ki müzik kasetinden bahsediyoruz- çok rahat bunu parayla temin edebilirsin. |
||