SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Okuma Odası

Konu: Düşmanın Peşinde

Sayfa: [ 1 ]

ay_danscisi 16.01.2006 18:06:49
Yazan :Alesta
Kaynak: http://www.birliknet.com/operasyon/index.php?topic=2329.0

Önsöz : Hikayeleri dikkatli okursanız, askeri ve istihbari takibat hakkında  kabaca bilgi sahibi olabilirsiniz.Özel birimlerin kullandığı methotlar sizleri etkileyecektir  afro

DÜŞMANIN PEŞİNDE...BÖLÜM 1

"İz sürmek savaşçının en önemli yeteneklerinden biridir. Başarılı bir savaşçı iz sürerek avını adım adım izler. Tüm bunları yaparken kendiside geride iz bırakmaz. Düşmanın sayısı, donanımı ve psikolojisini çözerek onu vurmak için en uygun anı kollar."

Savaşçı takımımız araziye çıkmadan önce yemeğine dikkat eder. Araziye çıkmadan önceki son bir hafta duşda sabun kullanmaz, sadece suyla temizlenir.. Uzun süre arazide kalan kişilerin duyu organlarının keskinleştiğini bilir. Bu kişilerde koku duyusu hat safhaya çıkar. O nedenle savaşçımız sabun kokusunun düşman tarafından alınmaması için, son bir hafta sabun kullanmadan sadece duş almıştır. Yemeklerine her öğün çok az sarımsak katar. Yemeklerine kattığı az sarımsaklar üzerinde koku bırakmayacağı gibi, geceleri haşeratı ondan uzak tutacaktır. Bu doğal yöntem haşerelere karşı kimyasallardan daha etkilidir. Malzemesini kontrol eder, kamuflaj boyalarını sürer. Artık göreve hazırdır. Takvime bakarak görev süresi boyunca gün doğumunun ve batışının zamanını, geceleri ayın durumunu kontrol eder.

Gündüzleri sık bitki örtülerinin arasında ilerleyerek düşmanın gözünden sakınır. Dolunayın olmadığı gecelerdeyse bitki örtülerinin arasında ilerlemez. Adımlarının bitki örtüsü içinde ses çıkaracağını ve düşmanın bunu duyacağını bildiğinden, açık araziden ilerler. Dolunaylı gecelerde uygun bir yer seçerek, sabırla bekler ve dinlenir. Ay bir tepenin ardında battığında tekrar harekete geçer.

Dinlenme molalarını özenle seçilmiş yerlerde yapar. Dinlendiği ve gözetleme yaptığı yerler, düşman tarafından tarif edilemez olmalıdır. Etrafı izlerken aynı zamanda izlendiğini bilir. Kendisini izleyenler birbirine onun yerini tarif edemesin diye, işaret etmesi daha kolay kaya, ağaç vb objelerden uzaktadır. Tüm bunları yaparken güneş ve ay ışığıyla parlayabilecek objeleriyle (bıçak, dürbün, ayna, gözlük vb) oynamaz ve bunları açıkta bırakmaz

İlerlerken saniyenin 1/2 sinde yolun ilerisine, 1/2 sinde yere ve etrafına bakar. Böylece düşmana karşı uyanık olduğu gibi, onun bıraktığı izleri bulmaya çalışır. Derken ıslak toprak üzerinde bir ayak izi görür. Hemen ize doğru özenle diz çöker. İzi incelemeye başlar. İzin içinde su birikintisi ve yapraklar vardır. En son yağmur ne zaman yağdı diye düşünür. Yağmur gece yağmıştır. Ancak izlerdeki ayakkabı diş izlerinin net olduğunu fark eder. Bu durumda yağmurun ayakkabının diş izlerini yontmuş olması gerektiğini düşünür. O halde düşman yağmurdan sonra bu bölgeden geçmiş olmalıdır. Çamurdaki izi kendi bot boyu ile karşılaştırarak düşmanın ayak boyunu ölçer. Düşman 42 numara bot giymektedir. Botun topuk ve burun noktasındaki izlerinin net olmadığını görür. Düz gelen taban, buralarda kavis yapmaktadır. Bunun nedenini, botun uzun zamandır kullanımından kaynaklanan aşınmaya bağlar. O halde düşman tecrübeli bir askerdir. Bölgeye yeni sevk edilmiş bir acemi değildir.

Ayak iz çukurunun içindeki suda bir yaprak yüzmektedir. Yaprağı özenle sudan alır. Tepenin üzerindeki ağaçlardan kopup geldiğini anlar. Kendisine hemen şu soruyu sorar. Düşman bu yaprak buradayken mi bu noktadan geçti ? Yoksa düşman geçtikden sonra mı bu yaprak buraya geldi ? Eğer düşman buradan geçerken yaprak burada olsaydı, ayakkabının altında ezilerek bir kısmının çamurdaki ize gömülmesi gerekirdi. Oysa yaprak suda yüzüyordu. O halde yaprak iz oluştuktan sonra buraya geldi kanaatine varır. Peki yağmur tam olarak ne zaman yağmıştı. Gece saat 04:00-06:00 arası. Şuanda saat kaç ? öğlen 11:00. Bu zaman diliminde bu yaprağı buraya taşıyacak kadar hiç rüzgar esti mi ? Sabah 09:00’da. O halde düşman 06:00-09:00 arası bu bölgedeydi. Savaşçımız heyecanlanmıştır çünkü avına yaklaşmaktadır.

Başka bir iz bulmak için ilerler. Kuru bir noktada bir ize daha rastlar. Hemen diz çöker. Bu iz 44 numara bir bota aittir ancak olması gerekenden daha uzundur. Ayakkabının diş izleri toprakta belli belirsizdir. Düşmanın burada ayağını sürüdüğü kanaatine varır. Zaten ayağını sürükleyen düşman, yerdeki birçok çakılı yerinden sökerek sağa sola fırlatmıştır. İki ayak izi arasındaki mesafeyi ölçerek düşmanın adımlarının 70 cm den kısa olduğunu görür. Düşmanın ayaklarını sürümesinden ve adımlarını kısa atmasından yola çıkarak, hedefinin oldukça yorgun düştüğünü anlamıştır. Demek ki düşman tüm gece yağmur altında yürümüştür. Bu durumda düşmanın bu arazi koşullarında bu kondisyonla saatte 2,5 km den daha hızlı hareket edemediğini anlar. Düşman gece 06:00 da buradan geçmişse en fazla 12km, yok eğer sabah 09:00 da buradan geçmişse 5 km uzakta olmalıdır. O halde düşman yakındadır. Her an çıkabilecek bir çatışmaya hazır olmak için silahının emniyetini açar.

Düşman yoruldukça bıraktığı izlere karşı daha özensiz davranmaya başlamıştır. Artık takip kolaylaşmıştır. Bir süre daha izlerin peşinde ilerleyerek, sık bitki örtüsüyle kaplı bir alana ulaşır. İzler bu bölgede daha belirgindir. Düşman otları ezerek, küçük dal parçalarını kırarak ilerlemektedir. Özellikle düşmanın ilerleme istikametinde, sol tarafta, bel hizasındaki dal parçalarının kırıldığını görür. Bu durumda düşman silahını omzunda değil, elinde otomatiğe alarak taşımaktadır diye düşünür. Silah bel hizasında iki elle taşındığına göre, düşman bu noktada pusuya düşmekten korkmakta ve tedirgin ilerlemektedir. Her 20 m de bir, yerdeki izlerde ayakların yan yana geldiğini görür. Düşman kırılan dallar ses çıkarmasın diye durarak, etrafı pusuya karşı dinlemektedir. Düşmanın yersiz olarak tedirgin olup yavaşlaması, avcımızı avına yaklaştırmakta, aralarındaki mesafe kapanmaktadır. Kısa süre sonra avcımız düşmanın ilk mola noktasına ulaşır. Düşman pusu kurulmadığından emin olunca, bitki örtüsü içinde mola vermiştir. Bunu avcımız geniş alana yayılmış izlerden anlar. Avcı bastığı yere özen göstererek her ipucunu inceler. Güneşten kısmen mahrum bu bölge, gece yağan yağmur nedeniyle hayla ıslaktır ve izler nettir. Özensiz olarak yere bırakılan silah ve mühimmat yerde belirgin izler bırakmıştır. Yerdeki kopça, dipçik ve şarjör izlerinden silah cinslerini tahmin eder. Yayılan alanı göz önüne alarak, kaba bir hesapla düşmanın sayısını, kullandığı silahları ve savaş kapasitesini hemen bulur. Özensizce gömülmeye çalışılan izmaritleri yerlerinden çıkarır. Kimi sigaralar bitmeden söndürülmüştür. Bu durumda düşman kısa bir mola vermiş olmalıdır ki, sigaraların bitmesine zaman kalmamıştır. O halde düşman acele etmektedir. Çim üzerinde kimi yerde ağır kasa izleri görür. Bu noktaya yaklaşarak kasa boyunu ve çime gömülme derinliğini ölçer. Kasanın ağırlığını yaklaşık olarak tahmin eder. Eğilerek çimi koklar, mühimmatın yağ ve nitrit kokusunu alır. Bu kasalarda mayınların taşındığını anlar.

Saat 14:00 olmuştur, ancak henüz düşmanla teması sağlayamamıştır. Bitki örtüsüyle kaplı alandan çıkarak, izlerin peşinde bir tepeye doğru tırmanmaya başlar. Tepenin zirvesine gelmeden yanal ilerler. Zirveyi yandan dolaşarak diğer tarafa geçer. Böylece düşman için gök yüzüne siluyet vermemeye uğraşır. Tepenin diğer yüzünde bir çalının dibine çöker. Dürbün camlarının parlamaması için önce güneşin konumuna bakar. Aşağıdaki vadiyi izler. Vadi kimi yerde bitki örtüsüyle kaplıyken ilerledikçe yerini ağaçlara terk etmektedir. Vadinin ötesinde tepeler ard arda sıralanmaktadır. Bir yabani domuzun vadi tabanındaki ağaçlık bölgeden çıkarak soluksuz koştuğunu görür. Dürbününü o noktaya çevirir. Düşman ağaçların içinde ilerlemekte olmalı ki, domuz ürkütmektedir diye düşünür. İlk görsel temas kısmen de olsa sağlanmıştır. Arazide bulunduğu pozisyonu ve düşmanın konumunu üssüne bildirir. Haritasını açarak bölgeyi tekrar gözden geçirir. Düşmanın hareket ettiği istikameti inceleyerek, nereye ulaşmak istediğini anlamaya çalışır. Düşman sınıra doğru ilerlemektedir.

Sınır çizgisini bu noktalarda kontrol altında tutan askeri birliklerin konumuna bakar. İki karakol arasındaki kör bir nokta dikkatini çeker. Bu kör nokta askeri birlikler tarafından kontrol edilemediği gibi, mayınlı olduğuna dair bir işaret de yoktur. Düşmanın neden hızlı hareket ettiğini ve ne yapmaya çalıştığını anlamıştır. Düşman bu gece sınırdan çıkarak daha güvenli bir bölgeye çekilecektir. Düşmanın kör noktaya ulaşması için, bölgeyi kontrol eden karakolların arasından dolaşması ve yolu uzatması gerekmektedir. Bu durumda eğer hızlı davranabilirse, gece olmadan düşmandan önce kör noktaya ulaşabileceğini fark eder. Düşmanı hiç ummadığı bir sürpriz beklemektedir...


ay_danscisi 17.01.2006 13:18:34
DÜŞMANIN PEŞİNDE …BÖLÜM 2

Telsizin parazitli cızırtısı bi bip ederek, derinden gelen sesle bozuldu.
-Kuzeyyıldızı’ndan Gökay’a….. Kuzeyyıldızı’ndan Gökay’a
Bulvar gazetesi okumakta olan onbaşı telaşla koşup mandala bastı.
-Kuzeyyıldızı ! papaz, papaz, papaz…telsizdeki derin ses cevapladı…
-Zangoç !
Onbaşı telaşla yan odaya koştu. Harekat şubenin açık kapısından dalarak;
-Binbaşım, Ahmet üsteğmenim telsizde…
Odada Karargah bölüğünden bir yüzbaşıda vardı. Hemen satranç tahtasının başından fırladılar. Binbaşı yan odaya geçerken, kapıda hazır bekleyen posta ere çağır işareti yaptı. Emri alan asker, elinde oynadığı bereyi kafasına geçirip, merdivenlerden aşağı koştu. Binbaşı telsiz mandalını alarak,
-Gökay dinlemede…
-Kuzeyyıldızı 256-15’de…
Binbaşı karşı masanın üzerindeki haritayı göstererek eliyle getir dedi. Onbaşı telaşla 256 numaralı haritayı aldı. Binbaşı haritaya şöyle bir göz attı…
-Gökay dinlemede…
-Kuzeyyıldızı 256-15’de…Konvay hareket halinde, 19 istikametinde…tekrar ediyorum
Konvoy 19 istikametinde.
- Kuzeyyıldızı ! Konvoy’un yükünü bildir tamam…
-Konvoy’un yükü 12 pafta artı 27, tekrar ediyorum 12 pafta artı 27…
- Kuzeyyıldızı ! ihtiva ? ihtiva ? ihtiva ?
-Un, şeker, çay, mercimek…tekrar ediyorum. Un, şeker, çay, mercimek
- Kuzeyyıldızı ! dinlemede kal,…
-Anlaşıldı Gökay. Kuzeyyıldızı dinlemede.
Binbaşı Kuzeyyıldızı’ndan gelen sözcükleri kurşun kalemle önündeki masa takvimine yazıyordu. Önündeki haritadan 12 paftanın boylamına baktı 43. Bu sayının yanına 27 ekledi ve yanındakilere dönerek,
-70 kişilik bir gurup
Posta erinin koşar adım çağırdığı Astsubay..
-Komutanım savaş kapasitesi ?
Binbaşı notlarına tekrar bakarak…un (piyade tüfeği), şeker (ağır makineli), çay (roket atar) ve mercimek (mayın). Astsubay telaşla haritayı masaya yayarak incelemeye başladı.
-Sınıra çok yakınlar. İki karakolun arasından dolaşıyorlar. Birisine 3 diğerine 5 km
mesafeden geçiyorlar. Hazırlanıp etraflarını sarmak için çok geç. Kendi mayınlarımızın
etrafından dolaşmamız gerekecek.
Binbaşı’da haritaya eğilerek bir süre baktı. Ardından hiddetle masayı tokatlayıp;
-Yakalayamayız, geçip gidecekler.
Odada tam bir sessizlik hüküm sürüyordu herkes suskundu. Binbaşı Atalay bir süre odada turladıktan sonra, telsizi eline aldı.
-Küzeyyıldızı !
-Küzeyyıldızı dinlemede…
-Gökay konuşuyor… sevkiyat iptal, tekrar ediyorum sevkiyat iptal.
-Kuzeyyıldızı mevcutla sevkiyat yapabilir. Tekrar ediyorum mevcutla sevkiyat yapabilir.
Binbaşı hayretle karargah bölük komutanına döndü.
-Bu çocuğun yanında kaç kişi var ?
-2 personel eksiğiyle, sadece keşif takımı komutanım.
-Bu çocuk o halde ne diyor ? Keşif takımıyla guruba yetişip, kendini öldürtmek mi istiyor ? Harekat Astsubay’ına dönerek…
-Ne diyorsun ?
Harekat Astsubay’ı tekrar haritaya eğildi.
-İmkansız komutanım…çare yok gitmelerine izin vereceğiz. Bu şartlarda gurubun önüne
geçemeyiz.

-Küzeyyıldızı !
-Küzeyyıldızı dinlemede…
-Gökay konuşuyor… sevkiyat için şartlar olumsuz. Tekrar ediyorum olumsuz…
- Kuzeyyıldızı konvoya 256-26’da yükleme yapabilir. 256-26’da yükleme yapabilir.
Binbaşı telsizdeki konuşmasını keserek, arkasındakilere döndü.
-Adama bak ! şimdide Kuzey Irak’a geçmek istiyor. Bizimde başımızı yakacak.
-Küzeyyıldızı !
-Küzeyyıldızı dinlemede…
-Bu bir emirdir ! sevkiyat iptal.
Telsiz bir süre için sustu. Kuzeyyıldızı son mesaja cevap vermemişti. Binbaşı tekrar mandala basarak gür bir sesle bağırdı.
-Gökay teyit bekliyor…Tekrar ediyorum, teyit bekliyor
Telsiz cızırdamaya devam ediyor, ancak beklenen cevap gelmiyordu. Odaya tekrar sessizlik çöktü.


Sayfa: [ 1 ]