SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nicelizm

Konu: Zerdüşt'ün Hikayesi

Sayfa: [ 1 ]

23.08.2004 15:24:37
BÖYLE BUYURDU NİETZSCHE

Nietzsche (1844-1900), 1879 Mayıs'ında, sayrılığın artması yüzünden üniversitedeki görevinden çekiliyor; kendisine emeklilik maaşı bağlıyorlar. Bundan sonraki hayatı tam bir gezgin hayatıdır; sağlığına uygun bir yer bulabilmek için oradan oraya koşmaya, İtalya kentleri arasında mekik dokumaya başlıyor. Gözleri adamakıllı bozulduğu için doğru dürüst okuyamıyor, fakat durmadan yazıyor. Aynı yılın aralık ayında, Gezgin ve Gölgesi adı altında, özdeyişlerden kurulu bir kitap yayımlıyor. Çektiği acılardan, sıkıntılardan son derece yorgun düşmüş, neredeyse yaşama istemini bile yitirmiştir. Derken arkadaşı Peter Gast'la Venedik'e gidiyor, sağlığı düzelmeye yüz tutuyor orada. Fakat yaz sıcakları bastırınca Marienbad'a geçiyor, yeni bir eser üzerinde çalışıyor: Sabah Kızıllığı. Bu kitapta pozitivist tutumundan bir şeyler vardır daha, ama artık bilimsel gerçekleri, belli bir ülküye ermek için sıçrama tahtası olarak kullanmaktadır. Sağalan kişinin o eşsiz sevinci yansımaktadır düşüncelerinden. Kitap, Vedalar'dan aldığı şu sözlerle başlar: "Daha nice tanlar ışık salacak." Kendisi "ahlakbilime karşı savaşım bu kitapla başlar." der.
 
O sıralarda, arkadaşı Peter Gast'a "duygumun yoğunluğu ürpertiyor beni, güldürüyor" diyor. O yalnız gezinmelerinde bazen, ağlamaktan gözleri kan çanağına dönüyor, fakat ona göre, "duygusallık yaşları değildir bunlar, coşkunluk yaşlarıdır"; türkü söylüyor, saçma sapan konuşuyor, kendinden geçiyor yeni düşüncesiyle. Yeni dediği düşünce, her şeyin "sonrasızca yeniden gelişi"dir. Kafasında çakan bu düşünceyi , İranlı bilge Zerdüşt'e söyletmeyi kuruyor; 26 Ağustos'ta, "yeni bir yaşama yolunun taslağını" çiziyor, -Öğle ve Sonrasızlık-, dört kitap olacak; bu tasarıdan doğuyor başeseri: Böyle Buyurdu Zerdüşt.

27 Kasım'da, Bizet'nin Carmen'ini dinliyor, "öyle güçlü, öyle tutkulu, öyle ince, öyle güneyli ki" diyor. Bu sevinçli hava içinde Sevinçli Bilim'i yazmaya başlıyor. İlk kez burada anıyor Zerdüşt'ün adını; bu kitap, kafasında oluşan bu büyük düz-şiire, Böyle Buyurdu Zerdüşt'e bir öntürkü gibidir. Bütün ahlak sistemlerinin temellerine saldırıyor; bütün erdemlerin kaynağında bencillik olduğunu belirtiyor durmadan. 1886'da yazdığı önsözde şöyle der:

"Bütün bu kitap, uzun bir el çekme ve güçsüzlük döneminden sonra gelen bir sevinç nöbetidir yalnız; geri gelen güçten, daha yeni uyanmış bir yarın ve öbürgün inancından, bir geleceğin birden duyulup sezilmesinden, yeni açılan denizlerden, yeni izin verilen, yeni inanılan ereklerden doğan bir sevinç." 1882'de, Nisan ayının sonlarına doğru, dostu Malwida von Meysenberg'den bir mektup alıyor; yeni biriyle tanıştıkları, adı Lou Salome olan, yirmi dört yaşındaki bu Rus kızının (soyca Yahudi) tam "onun felsefesine göre" olduğu belirtiliyor bu mektupta, hemen Roma'ya gelmesi isteniyor; "Reé ile (Nietzsche'nin bir arkadaşı) elimizden gelen herşeyi yapacağız" deniyor. Nietzsche gidiyor, önce pek beğenmiyor kızı; fakat sonradan kendini kaptırıyor, evlenme teklif ediyor, ama kız kabul etmiyor. Bir ara, vaktiyle Wagner'in oturduğu Villa Tribschen'e gidiyorlar; Nietzsche "her şey burada bitmişti" diyor (Wagner'le dostluğu), ama "Her şey burada başlıyor" diye seviniyor (Salome ile bağlantısı). Zamanla Nietzsche'nin kızkardeşi Elizabeth, Lou'yu kıskanmaya başlıyor, kardeşiyle kızın aralarını açmak için elinden geleni yapıyor, başarıyor da. (Lou Salome'ye daha sonra Rilke de gönül vermiştir.)

Nietzsche artık çok yalnızdır; Genova'ya gidiyor. Sinirleri son derece bozulmuştur; ilaç almadan uyuyamamakta, tabanca namlusunu "avutucu düşünceler kaynağı" olarak görmektedir. "Bir yarı deliyi" bağışlaması için mektuplar yazıyor Lou'ya. Derken, 3 Şubat 1883'te, Zerdüşt'ün ilk bölümünü yazmaya başlıyor, on günde bitiriyor; ilk bölümü bitirdiği gün, Wagner'in Venedik'te öldüğünü duyuyor, bu rastlantı pek etkiliyor kendisini; "ben onu çok severdim" diyor, hemen mektup yazıyor Cosima'ya.

Zerdüşt'ün birinci bölümünü yazmakla, "içindeki ağır bir taşı yuvarlamış" oluyor, fakat "bundan böyle deliler arasında sayacaklar beni" diyor. Düşüncelerinin yavaş yavaş bazı çevrelere işlediğini görüyor. Danimarkalı eleştirmen Georg Brandes'in kendi felsefesiyle yakından ilgilendiğini duyuyor, seviniyor. Zerdüşt'ün ikinci bölümünü yine çok kısa zamanda, o günde bitiriyor.

1884 şubatında, Zerdüşt'ün üçüncü bölümünü yazıyor. Nietzsche'nin kendine hayranlığı artık doruğundadır; "Bu Zerdüşt'le birlikte Alman dilini yetkinliğe ulaştırmış oldum. Luther ve Goethe'den sonra bir adım daha atmak gerekti" diyor. "Ben belki de geleceğin bütün insanları için bir yazgıyım, yazgının kendisiyim. (...) Benim yaptığımı bütün derinliğiyle duyabilen birkaç insan kuşağının geçmesi gerekecek."

Bir ara Zürich'de kalırken, Zerdüşt'ün dördüncü bölümünü tasarlamaya başlıyor, bu bölümün ardından beşinci, altıncı bölümleri yazmak istiyor. Son iki bölüm gerçekleşmemiştir. Bütün bir kış dördüncü bölüm üstünde çalışıyor ve 1885 yılının Şubat'ında bitiriyor. Yayıneviyle anlaşamadığı için kendisi bastırmak zorunda kalıyor bu son bölümü.

Bundan sonra, büyük bir eser hazırlamak için notlar biriktirmeye başlıyor; sonradan kızkardeşi Elizabeth'in Güç İstemi adı altında yayımladığı bu kitap, Zerdüşt'ü tamamlayan, kendi felsefesini belli bir düzen üzre girdisi çıktısıyla açıklayan bir eser olsun istiyor. Fakat Güç İstemi tamamlanmadan kalmıştır.
(Nietzsche, "Böyle Buyurdu Zerdüşt"

Çev. A. Turan Oflazoğlu, Cem Yayınevi
İstanbul, 1989. A. Turan Oflazoğlu'nun
kitaba yazdığı Önsöz'den alınmıştır.)
Bilim ve Ütopya - 02/92

23.08.2004 17:25:23
Alıntı
Nietzsche gidiyor, önce pek beğenmiyor kızı; fakat sonradan kendini kaptırıyor, evlenme teklif ediyor, ama kız kabul etmiyor.
nefret aşkın bir yüzü,hiç sallamadığınız ,takmadığınız değer vermediğiniz biri size bir yamuk yapmış olsa pek de umursamazsınız ama sevdiğiniz değer verdiğiniz yada aşık olduğunuz biri sizi üzmüş ise ,red etmişse,kırmışsa o zaman,bu sizi daha çok kırar,yaralar ,üzer, nefret doğar ki dediğim gibi aşkın bir yüzü,sana sevgim kadar nefret duyuyorum ,sev beni ve kork benden ...kadın düşmanlığı mı nietzsche nin ,neden mi ...


Sayfa: [ 1 ]