|
||
| Türkiyede en beğendiğiniz kurum hangisidir ? Neden ? Not: 3 seçenek işaretleyebilirisiniz. |
||
|
||
| 35 yaşındayım 20 yaşıma kadar sosyalist 3 sene milliyetci yani mhp 23 yaşımdan sonra tasavvuf meraklısı siyasi veya tarikat ve ya şucu bucu baglantım olmadı bu güne kadar sabıka ile ilgili problemim olmadı karakola hayatımda iki defa gittim birinde alkollü babamı almak için digerinde trafik kazası yapan kardeşime gittim ama ben şu anda resmi hiç bir dairede işim olmasını istemiyorum çünkü güvenmiyorum çocuklarımın birinin hastane ile ilgili problemi oldu yaşadıgım şey hayatımı söndürdü hastaneyi seceneklerde yok ama herkez bilir hastanın saglıgı degil cebindeki parası önemlidir ALLAH kimseyi düşürmesin başımızdanda eksik etmesin |
||
|
||
| valla ironik bir soru ;D Hiçbiri! | ||
|
||
Kurumlar içerisindeki insanlarla var olurlar.Hiç birine güvenmeyen insanların önce kendilerine güvenmelerini öneriyorum
|
||
|
||
| gerçekten burda ince bir nokta var: aydansçısının dediği gibi kurumları yaratan insanlar. bizler kendimize bu işlerde (adalet, eğitim vs. gibi konularda) görev verilmesi durumunda ne derece güvenirsek bu kurumlara da o derce güvenilir. bu tür toplumsal kurumlara güvensizlik toplum olarak bir çeşit kendimizi ele veriştir. ben hepsine güveniyorum ![]() |
||
|
||
| Kurumları yaratan insanlar bu kurumları hangi amaçla yarattılar? Eğitim sistemi ne yönde bir eğitim veriyor? Hukuk, kime hizmet ediyor? Ordu kimin ve neyin bekçisi? YÖK ne işe yarar? Kurumlara güvenmemek ayrı şey, insanlara güvenmemek ayrı. Bir kurumda yer almak, o kurumu benimsemektir, ve o kurum anketteki kurumlardan biriyse, içerisinde yer alana hiyerarşik mevkiinin yüksekliğine oranla güvenirim ya da güvenmem. Mevkii yükseldikçe güvensizliğim başlar ya da artar... ama toplumun tümünü bağlamaz. Tabii cümlelerle oynayarak o kurumlara güvenmeyenin insanlara güvenmediğini, dolayısıyla özgüvene de sahip olmadığını çıkartabilirsiniz... eğer toplumun tüm fertleri Mussolinivari devletperestlerin arzuladığı gibi o kurumların birer üyesi olsaydı (militarist toplum ideası buna örnek teşkil eder), bu durumda kurumlara güvensizlik, insanlara güvensilzik anlamına gelebilirdi. Şimdi bu son dediklerimin ışığında düşünecek olursak, belki siz de bu durumda kurumlara/insanlara güvendiğiniz oranda devletperest zihniyete sahipsiniz? |
||
|
||
Kurumları yaratan insanlar bu kurumları hangi amaçla yarattılar? Eğitim sistemi ne yönde bir eğitim veriyor? Hukuk, kime hizmet ediyor? Ordu kimin ve neyin bekçisi? YÖK ne işe yarar? Burada irade ve idare işin içine giriyor.Sen ,kendi iradenin, idarede kullanılmadığını düşünüyorsan idare edenlere güvenip güvenmemekte özgürsün.Lakin bu seferde bu tarz düşünenler yenilgiyi baştan kabul etmiş ve kurumları "diğerlerine" mal etmiş olurlar.Kurumları ötekileştirip sanki hiç kendilerinin olmayacakmış gibi tüzelleştirirler Kurumlara güvenmemek ayrı şey, insanlara güvenmemek ayrı. Bir kurumda yer almak, o kurumu benimsemektir, ve o kurum anketteki kurumlardan biriyse, içerisinde yer alana hiyerarşik mevkiinin yüksekliğine oranla güvenirim ya da güvenmem. Mevkii yükseldikçe güvensizliğim başlar ya da artar... ama toplumun tümünü bağlamaz. Tabii cümlelerle oynayarak o kurumlara güvenmeyenin insanlara güvenmediğini, dolayısıyla özgüvene de sahip olmadığını çıkartabilirsiniz... eğer toplumun tüm fertleri Mussolinivari devletperestlerin arzuladığı gibi o kurumların birer üyesi olsaydı (militarist toplum ideası buna örnek teşkil eder), bu durumda kurumlara güvensizlik, insanlara güvensilzik anlamına gelebilirdi. Şimdi bu son dediklerimin ışığında düşünecek olursak, belki siz de bu durumda kurumlara/insanlara güvendiğiniz oranda devletperest zihniyete sahipsiniz?
|
||
|
||
| bunun iki yönü var, ilki kurumun hizmet etmesi gerektiği amaca hizmet edip etmiyor oluşu (örneğin adalet) diğeri de kurumu yönetenlerin ve orada çalışanların işlerini ne derece düzgün yapıyor oldukları (örneğin sağlık) mesela ssk hastanesinde ameliyat olmak istemezsin, çünkü güvenmezsin. ama burada güvenini çalışanların iyi niyetine bağlayamazsın, yani bu insanlara güvenip güvenmemekle ilgili bir mesele değil. ve bir kurumun güvenilirliği, kurumun şeffaflığıyla doğru orantılıdır.. şeffaflık konusu bence önemli. ha unutmuşum, cevap hiçbiri ![]() çünkü dediğim gibi hiçbirinde ne olduğu belli değil. |
||
|
||
| Kurumlar sistemin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan mekanizmalardır. Doğdukları anda cevap verdikleri ihtiyaç ile hayatlarının geri kalan kısmının değişik anlarında cevap verdikleri ihtiyaçlar farklı (hayatı akışkan ve dinamik bir şey olarak ele alıyor isek) olacaktır. Kurumlar aynı zamanda birer örgütlenmedir ve her örgütlenme gibi yabancılaşmayı ve bürokrasiyi üreterk varolurlar. Kurumun tanımladığı ve cevap vermek üzere örgütlendiği ihtiyaçlar ile sokaktaki insanın günlük karmaşık dinamik ve kişisel sorunlarına gereken cevapların örtüşmesi hemen hemen imkansızdır. Bu yüzden bir kuruma güvenmek o kurumdan ne beklediğinizle doğrudan orantılıdır. Devleti dış ve iç mihrakların tehdidi altında hisseden birinin orduya güvenmesi kadar doğal bir şey olamaz. Hırsızlık, cinayet yada suçluların saldırılarına maruz kalmış biri en çok polise güvenecektir. Yada güvenmek isteyecektir yada tam tersi bu konuda yardım alamamış ise güvenmeyecektir. Benim resmi yada resmi olmayan kurumlardan herhangi bir beklentim yok. O kurumlara işim düşerse istediğimi elde etmek için elimden geleni yaparım. Onun yollarını bulmaya çalışırım. Yaparım yapamam o istediğim şeye ve o anki güçler dengesine bağlıdır o ayrı... hepsi bu... ![]() sağlıcakla, |
||
|
||
| yukardaki anket eksik benim en güvendiğim kurum Cumhurbaşkanlığı |
||
|
||
| Türkiyedeki en büyük sorun, kimse birbirne güvenemiyor ve sevmiyor. | ||
|
||
| ben türkiyenin sağlık sistemini iyi buluyorum. şu an mevcut sıkıntılar çok fazla talep görüyor olmasından kaynaklanıyor. ama genel olarak devlete ait sağlık kuruluşlarının imkanları özel sağlık kurumlarının %90 ınından daha iyi. buna çalıştırılan elemnalrın memnuniyeti de dahil. eğer sağlıkla ilgili sorununuz varsa devlet size ayrıca özel sektörün imkanlarından da faydalandırıyor. son düzenlemelerle bu kamu alanı oldukça iyi bir durumda. hatta avrupanın ilerisinde bile diyebilirim. |
||
|
||
| türk doktorlar dünyanın en iyi doktorları.. bu dogru. çünkü dünyada gelişmiş ülkelerde hasta üzerinde hata büyük ceza getirdigi için daha tetbirliler ama bizde çok sorun degil. yani bizde canlı kobay çok. devlet hastaneleri bir çok hastaneden daha gelişmiş cihazlarla dolu. ama ilgi şansa kalmış. benim oglum ozan canın egitimi için rapor gerekiyordu tabi devlet hastanesinden bizde aldık almaz olsaydık. agır mental reterdasyon raporu verildi. yani agır beyin özürlü. ve hiç duymuyor raporu. ama biz ozanın zeka gelişiminden şüpemiz yok çapaya bunu kanıtladık. agır duyuyor ama hiç duymuyor raporu verildi. bu rapora göre egitim aldırmamız mümkün degil. çünkü verilecek egitim rapor dogrultusunda verilecek. ve ozan 7 yaşında ben egitime gönderemiyorum önce bu raporun yanlışlıgını kanıtlayıp iptal ettirmem lazım ki bu çok zor. şimdi daha öncesine gidelim. ozan 3 günlükken sarılık oldu özel bagcılar solmaz hastanesine götürdüm yatması lazım dediler yatırdık bir gün ışıkla tedavi oldu. durumu dahada agırlaştı. bende daha tefarruatlı diye ordan alıp çapaya götürdüm. doktor bana çocuk cihazdan çıkarsa ölür dedi. bende burda ölmesinden daha iyidir diye çıkardım.çapaya kavga dögüş tehtit ile içeri yatırdık almıyorlardı. bize daha önce gelseydik sorun olmayacaktı dediler. yani özel hastane yerine çapaya gitseydik sorun olmayacaktı. ha bu arada çapa maddi açıdan beni sıfıra düşürdü 7 sene önce . şu an ülke araştırıyorum bana ozanın tedavisini garanti edecek bir ülkeye iltica etmeyi düşünüyorum ama zormuş. buyrun güvenin. |
||
|
||
| Avrupa'da hastanede yatmamış olsak inanacağız. Türkiye'de annem devlet hastanesinden ancak 5 ay ilerisine muayene randevusu alabildi. Amcam kanserden öldü ve tedavisi boyunca çekilen çileyi ve tabi tutulduğu bürokratik saçmalıkları bir babam bilir... hastaneler hala pis, doktorlar da hala kaba ve rüşvetçi. Çalıştıkları yoğun ortamı bildiğimden doktorların da bir süre sonra bunu kaldıramadıklarını anlıyorum ve aslında çok da kızmıyorum, ama rüşvet ve adam kayırma konusunda kimse birşey diyemez. Parası yok diye kaç tane çocuk yollarda ölüyor, kaç kişiyi sağlıksız ve pis ortamlarda yatırdıklarını TV'den görüyoruz. Hipokrat yemini olmuş tuvalet kağıtları... Bu konuda Avrupa'ya yetişmemize daha çok var... | ||
|
||
| birde üniversite hastanelerine gidin bakalım,yukarda karga nikli arkadaşın anlattıklarından bir eser görebilecekmisiniz?kesinlikle avrupadan hem araç_gereç hemde davranış modeli olarak hiçde aşağıda değiller.nerdenmi biliyorum? benim eniştemde kanserden vefat etti,orda ona yapılan bakımlara bilhassa ben gözümle şahit oldum,doktorlarda çok iyiydiler,fakat o dönem ssk lar için ayni şeyi söyleyemeyeceğim,umarım şu an sağlık bakanlığına geçtikten sonra değişmişlerdir |
||