|
||
| Lanetli Düşünür Nietzsche I. Bölüm: ‘Hiç’liğin Prensi Friedrich Wilhelm Nietzsche... 15 Ekim 1844’de Prusya’da doğan ve yüzyılı aşkın bir süredir gelip geçen tüm önemli düşünce ve sanat insanlarını etkileyen posbıyıklı cesur kahraman! Heidegger, Camus, Joyce, Foucault, Derrida, Jung, Freud, Gide, Hesse, Mann, Malraux, Shaw, Rilke, Picasso, Yeats, Sartre, Brecht...kimi ondan yola çıktı kimi onunla hesaplaşmadan yoluna devam edemeyeceğini düşündü. ‘Hiç’liğin prensi, ‘üstün insan’ın yaratıcısı, dahi ve zırdeli filozof, ölümünün (1900) üzerinden geçen bunca zamana rağmen eskimeyen, hatta gün geçtikçe daha iyi anlaşılan düşünceleriyle, dipdiri karşımızda... İlginçtir ki Nietzcshe’nin büyükbabası, dedesi ve babası profesyonel din adamıydılar. Çok başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Nietzcshe, üniversitede teoloji ve klasik filoloji okudu. Bonn Üniversitesinde okurken çok önem verdiği hocası Ritschl, Leipzig Üniversitesi’ne geçince o da hocasını takip etti ve eğitimini burada sürdürdü. Bu tarihlerde (1865) tesadüf eseri sahaflardan birinde Schopenhauer'in bir kitabını bulması sonucu onun görüşlerinden etkilendi ve arkadaşlarına bundan böyle bir "Schopenhauer'ci" olduğunu açıkladı. 1868 şubatında henüz doktorasını tamamlamamış olan Nietzsche, Ritschl'in tavsiyesi üzerine Basel üniversitesi klasik filoloji bölümüne genç yaşta öğretim görevlisi olarak atandı. 1870 yılında patlak veren Fransa-Almanya savaşı, Nietzche’nin hayatını da derinden etkiledi. Üniversiteden izin alan genç akademisyen, gönüllü sıhhiye eri olarak cepheye gitti ama yaralıların nakli sırasında dizanteri ve difteriye yakalandı ve sağlığının bozulması nedeniyle iki ay sonra Basel’e geri döndü. Mesleği ona yetmiyordu. Felsefeye yoğun ilgi duyuyor ve bu alanda çalışmalar yapmak istiyordu. Bu amaçla üniversitenin felsefe kürsüsüne yaptığı başvuru reddedilince klasik filolojiden iyice uzaklaşıp kendini tamamen felsefeye verdi. Bu arada önceleri hayatında büyük önem taşıyan ama sonra tamamen koptuğu Wagner’le tanıştı ve samimi oldu. 1869 yılına kadar üniversitede kaldıysa da sağlık sorunları ona hiçbir zaman rahat vermedi. Bu tarihte sağlığı bahane edilerek kürsüsünden istifa etmeye zorlandı ve sonraki on yılını İsviçre, Fransız Riviera’sı ve İtalya’daki çeşitli pansiyonlarda geçirdi. Yalnızlığı ve hem fiziksel hem ruhsal acılarıyla başbaşa kaldığı bu süreç onun en önemli yapıtlarını yazdığı dönemdir. Also Sprach Zarathustra(Böyle Buyurdu Zerdüşt), Janseits von Gut und Böse, Zur Genealogie der Moral, Der Antichrist (Deccal), Ecce Homo (İşte İnsan) bu dönemin eserleri arasındadır. 1882’de Roma’da arkadaşı Paul Ree aracılığıyla büyük bir aşka bağlanacağı Lou von Salome’la tanışır. Ondan çok etkilenir ve Ree’yi Salome’a evlilik teklif etmekle görevlendirir. Ama Ree de Salome’a aşıktır ve Nietzsche’nin aşkı karşılık bulamaz. Bu arada baş ağrısı ve uykusuzlukla cebelleşirken bir yandan da kızkardeşi ve annesinden kaçmaktadır. Kız kardeşinin ırkçı fikirleri benimsemesi ve önde gelen bir Yahudi düşmanıyla evlenmesi ilişkileri iyice koparır. Nietzsche bundan böyle Almanya’da, özellikle de ailesiyle birlikte yaşamak istemediğini açıklar ve Nice’e yerleşir. Tarihler 1889’u gösterdiğinde Nietszche artık yorgundur. Sinirleri zayıflamıştır. 3 Ocak günü Torino'da Piazza Carlo'da bir sinir krizi geçirir ve sahibi tarafından kırbaçlanan yaşlı bir atın boynuna sarılarak ağlar ve yolda yığılıp kalır. Sonraki günler (3-7 Ocak arası) bazı dostlarına son not pusulalarını gönderir; bunlar “delilik pusulaları” olarak anılacaktır. 18 Ocak tarihinde Jena üniversitesindeki psikiyatri kliniğine kaldırılır. Doktorlar "ileri yeti yitimi" teşhisi koyarlar. 1890’da annesi oğlunu alır ve bakmak üzere Naumburg'taki evine getirir. Durumu ağırlaşmaya devam eder. Rahatlayabildiği ender zamanlarda piyano çalar ve gezintiler yapar. 1894 yılında kız kardeşi Elizabeth Nietzsche tarafından ilk Nietzsche arşivinin temelleri atılır. Düşünürün eserleriyle ilgili tüm yetki artık yayım işini de üstlenen Elizabeth'tedir. Nietzsche'nin zihinsel fonksiyonları artık iyice yavaşlamıştır. 1897’de annesinin ölümünün ardından kız kardeşi onu kendisiyle beraber Weimar'a götürür. ‘Yaşarken bazı kitaplarını kendi parasıyla bastırmak zorunda kalan, bazı kitaplarının ise basıldığını bile göremeyen Nietzsche, yaşadığı dönemde anlaşılmayacağının bilincindeydi. 20. yüzyılda bile Nietzsche’nin tam olarak anlaşılmış olduğu söylenemez. Kız kardeşinin ırkçı fikirleri ve eserlerinde yaptığı bazı sahtekarlıklar, nazizmden tiksinen ünlü düşünürün adının bu faşist hareketle birlikte anılmasına yol açtıysa da onun yıkıntılar altında kalmış bir hazineyi andıran düşüncelerinin büyük bir kısmı neyse ki su yüzüne çıkabildi. ‘Üstün insan’ fikrinin diğerlerinden üstün olan belirli bir ırkı değil insanlığın adım atmayacağını öngördüğü yeni bir evreyi temsil ettiğinin anlaşılması çok uzun sürdü. Oysa Nietzsche, ‘insan’ı hayvan ile üstün insan arasındaki bir köprü olarak görmekteydi. ‘Lanetli’ düşünür Nietzsche, büyük ve hesabı çoktan verilmiş bir hayatın ardından 25 Ağustos 1900 yılında Weimar’da öldü. Ölüm nedeni üçüncü derece gizil frenginin yol açtığı atipik genel felç olarak belirlendi... Lanetli Düşünür Nietzsche II. Bölüm: Tehlikeli Belki'nin Filozofu Kendine "tehlikeli belki'nin filozofu" diyen Nietzcshe'nin felsefesinden bahsetmek üzere bir çıkış noktası aramaya kalkmak boşuna bir çaba olurdu herhalde. Varlık ve başlangıç düşüncelerini reddeden ve her şeyin döngüsel olarak sürekli yeniden başladığını savunan Nietzsche'nin bu fikrine karşı durmak -hele onu anlatan bir yazıda- abesle iştigal etmek olurdu. O yüzden biz de çembere rastgele bir noktadan dahil olalım ve filozofun tutarlı, her bir parçası bir diğeriyle bağlantılı düşüncelerinin ana hatlarıyla da olsa bir resmini çizmeye çalışalım. |
||
|
||
| Nietzsche ve Yaşam Yaşamın hızını kesen, yükselişini engelleyen her şeye "hayır"; yaşamayı hızlandıran, yükselten her şeye "evet" der Nietzsche. Kötü sayılan şeyler, örneğin sertlik, amansızlık, kavgacılık kişinin canlılığını artırıyorsa onlara da "evet". Yanlışlar, aldanışlar yaşamanın gelişmesine yardım ediyorsa onlara da "evet". Buna karşılık Schopenhauer, "Ama daha çok yaşama, daha çok acı demektir, yaşadığınca acı çekersin.", diyecek Nietzsche ise ona "İyi ya!", diye karşılık verecektir, "en yüce dağlar, en derin denizlerden çıkmıştır; en derin acılardan doğar en derin sevinçler." Nietzsche'ye göre yaşam, yalnızca kaosun içinde bir istisna değil aynı zamanda bir "hata"dır. Yani belki de hiçbir zaman meydana gelmeyecek olan ve tesadüfen oluşmuş bir durumdur yaşam. Evrende tüm güçler mutlak kayıtsızlık içerisinde sonsuzlukta yuvarlanıp dururken canlılar varoluşlarını sürdürebilmek için belirli bir çaba göstermek durumundadır. Bu da bir "güç istenci" gerektirir. Yaşama "isteği" evrenin içinde bulunduğu kaosa bir karşı duruştur. Doğadaki her şey amaçsız, ahlaksız ve değerlere sahip olmaksızın en uzun varoluşu hedefleyen bir güç istenci içerisindeyken biyolojik gelişmişliği sonucu bilinç ve düşünme gibi niteliklere sahip olan insan bu güç istencini içine döndürebilir, olumsuzlayabilir, onu işaretlerle inşa edebilir ve hatta bir "öteki dünya" yaratarak onu ret bile edebilir. Nietzsche ve Politika Nietzsche kendisini yorumlayanlar tarafından kimi zaman gerici, totaliter, ırkçı ve köleci sayılmıştır. Kitlelere, parlamentarizme, demokratik değerlere eşitliğe, dayanışmaya getirdiği ağır eleştiriler çoğunlukla insanları onu bu şekilde yorumlamaya itmiştir. O kitleleri yeni bir köle sınıfı olarak tasarlamıyor; genel bir zayıflamanın, endüstriyel köleliğin, yaşam ve enerji israfının farkına varıyor ve bunun daha "insani" başka bir mantıkla yer değiştirmesini istiyor. Ama kapitalizmin insanlıkdışı politikasının insanların sürüleşmeye olan eğiliminin bir sonucu olduğunu düşündüğü için ona göre bastırılması ya da hiç değilse yeniden yönlendirilmesi gereken şey işte bu sürüleşmecilik. Buna göre Nietzsche için politika, şu en önemli soruya cevap vermelidir: İnsanlık nasıl tedavi edilecek? Yeniden nasıl doğru yola, "yaşamın", cesaretin, yaratımın yoluna koyulacak? Çünkü, Batı'nın sürdürdüğü politika bizi bugün dahi bu hastalığın devamlılığına ve düzenlenmesine sevk ediyor. Kitleler mi? Onlar hiçlik istencinin aracıdır; Demokrasi mi? Hiçliğin politik rejimi; İşçi sınıfı mı? Hiçliğin sınıfı; Çalışma mı? Hiçliğin değeri; Kapitalizm mi? Hiçliğin ekonomisi. Müzmin Kötü Adam Küçük erdemlerin peşinde koşmayan ve inandığı şeyleri herşeye ve herkese rağmen sonuna kadar savunmak cüretinden vazgeçmeyen Nietzsche hiçbir zaman "iyi", "hümanist" vb. gibi kavramlarla tanımlanmaya uygun şeyler söylemedi. Bu yüzden de, yaşadığı çağda olduğu gibi bugün de en ağır eleştiriler, en sert karşı çıkışlar ona yönlendirildi, ondan nefret edildi. Onun ortaya koyduğu ikilem şuydu: Ya Hıristiyan insan ve onu bütünleyen şeyler -demokrasi, dayanışma, sürücüllük, liberalizm- , ya da biyolojik insan ve toplumun yeni bir örgütlenmesi. Nihilizm Nietzsche öncelikle bir nihilist olarak bilindiğine göre bu konuya da değinmek gerekiyor. Deleuze, nihilizm tanımında iki farklı türde nihilizmden bahseder. Nihilizm sözcüğündeki "nihil", varlığın olumsuz karşıtı anlamında değildir ama öncelikle bir hiçlik değerini ifade eder. Yaşam inkar edildiği, değersiz kılındığı ölçüde bir hiçlik değeri kazanır. Şu halde nihilizm, ilk anlamı içinde ve temelinde şudur: Yaşamın hiçlik değerini alması, yaşama bu hiçlik değerini veren üstün değerler kurmacası, kendini bu üstün değerler içinde ifade eden hiçlik istenci. İkinci ve daha çok kullanılan anlamında ise nihilizm bir istenci değil bir tepkiyi ifade eder. Burada artık üstün değerler adına yaşamın değersizleştirilmesi, özellikle üstün değerlerin değersizleştirilmesi söz konusudur. Değersizleştirme, artık yaşamın hiçlik değerini alması anlamına gelmez; değerlerin, üstün değerlerin hiçliği anlamına gelir. Birinci anlam olumsuz nihilizmken ikici anlam tepkisel bir nihilizmdir. Tanrı Öldü Böyle Buyurdu Zerdüşt'ün 4.kitabının başında Nietzsche'nin ünlü "Tanrı öldü" tezini dile getirdiği cümlelerle karşılaşırız: "Ah, dünyada acıyanların deliliklerinden daha büyük delilikler nerede görülmüştür? Ve dünyada acıyanların deliliklerinden daha çok acı doğurmuş ne vardır? Yazık bütün o seven, ama acımalarının üstüne çıkamayan kişilere! Bir gün bana şöyle dedi şeytan: 'Tanrının dahi kendi cehennemi vardır: bu, insana sevgisidir.' Ve şöyle dediğini işittim geçenlerde: 'Tanrı öldü: insana acımasından öldü Tanrı." Nietzsche'ye göre Tanrı, insanın içinde ölmüştür, insan kendi eliyle öldürmüştür onu; Tanrı'nın ölümüyle açılan boşluğa yuvarlanmaktadır; en büyük tehlikeyle yok olmakla karşı karşıyadır. Fakat bu en büyük tehlike, onun en büyük olanağıdır, insan ne yapıp yapıp bu boşluğu kendi varlığıyla, kendini alt ederek doldurmalıdır. Ancak böyle değer kazanacaktır Tanrı'yı öldürmesi. Nietzcshe ve Sanat Nietzsche'ye göre sanatın görevi geleceğin insanlığını yaratmaktır. Ona göre "Dehanın doğurulması, bu dünyaya getirilmesi insan türünün tek ereğidir." Sanat, öncesi ve sonrası olmayanı simgeler ve kendine özgü biçimde dünyanın düzenini taklit eder; böylece de değişen dünyada bazı görüntüler sabitlenmiş olur. Sanat, oluşu aşma istenci ve bir sonsuzlaştırma edimidir. Filozofa göre uygarlıklar kendilerini sanatlarıyla ifade ederler. Onun sisteminde filozof ve sanatçıyı birbirinden ayıramayız. Nietzsche ve onun felsefesi hakkında yazılan milyonlarca satır, yüzlerce kitap var. Onu anlama çabası 19. yüzyıldan bu yana sürüyor. Bu kısacık yazıda tabii ki herşeyi bir bir irdeleyip açıklamak mümkün değil ama umarız en azından Tehlikeli Belki'nin Filozofu'na karşı bir merak uyandırmayı becerebilmişizdir. Lanetli Düşünür Nietzsche Özel Dosya serisinin üçüncü ve son bölümünü Nietzsche'nin sözlerine ayırdık. Herbiri başlıbaşına birer felsefi ekol yaratabilecek bu düşünsel ürünlerin TurkiyeOnLine okurlarının kafasında da soru işaretleri yaratabilmesi umuduyla... |
||
|
||
| Lanetli Düşünür Nietzsche III. Bölüm : Nietzsche'nin Defterlerinden İnsan fazlasıyla acınası bir hayvandır ve bütün özelliklerini öylesine ciddiye alır ki sanki dünya bu özelliklerin çevresinde dönmektedir. Yeryüzü, dünyamız, zorunlu nedenlerden ötürü günün birinde yok olacaktır. Güneş sonsuza dek sıcaklık yayamaz. Başka güçleri kullanıp tüketmeden ısı üreten bir devinim düşünülemez. Güneşin ısısı hakkında istediğiniz hipotezi kurun, varılacak nokta ısı kaynağının sonlu olduğudur. Bütün "bilme", bir ölçeğe göre ölçmedir. Ölçek olmadan, yani sınırlandırma olmadan bilgi olmaz. Çev: Dürrin Tunç Deyişler ve Değinişler • Kanmışlıklar, doğruluğun yalanlardan daha tehlikeli düşmanlarıdır. • Pek çokları çıktıkları yol konusunda inatçıdır. Pek azları erek konusunda. • Yılanın ilkin büyüyüp ejderha haline gelmesi gerekir ki birisi onunla kahraman olabilsin. • Kendinden hiç sözetmemek çok soylu bir -ikiyüzlülüktür. • Doğrunun söylenmez, kendine en az sözcüyü tehlikeli olduğunda bulmaz -sıkıcı olduğunda bulur. • Kişinin koyacak çok şeyi olunca, bir günün yüz cebi vardır. • Kötü işiten hep işittiğine bir şeyler ekler. • Kişi en büyük ezilme tehlikesiyle tam da bir arabadan kaçındığı zaman karşılaşır. • Beklemek ahlaksız kılar. • Kötü belleğin yararı, kişiyi aynı iyi şeylerin tadına birkaç defa ilk kez vardırmasındadır. • Bir meslek yaşamın korsesidir. • Kişi, iyi bir babası olmamışsa, bir tane edinmelidir. • Kişi düzenli çalışmayı hiç öğrenmemişse, can sıkıntısı duymaz. • Bazı erkekler, karılarının baştan çıkarılıp kaçırılmasına üzülürler; bir çoğu da kimsenin onları baştan çıkarmak istemeyişine. • Yürekli insanları bir eylemde bulunmak için ikna etmek, o eylemi olduğundan daha tehlikeli göstermekten geçer. • Ne yapacağını bilmeyen insanlara yardımcı olmanın en iyi yolu, onları kararlılıkla övmektir. • Hayalci, doğruyu kendine karşı yalanlar, yalancı ise başkalarına karşı. • Deha nedir? Yüksek bir ereği ve ona ulaşmanın araçlarını istemek. • Kişi, ışığını karartmayı da bilmelidir, böceklerden ve hayranlardan kurtulmak için. • Onların arasında seni aşağı bir düzeye indiriyor, senin kuraldışılıkları belirlemeye çalışman; onlarınsa, kuralları. • Kişi, sürüyü "çok yaşa" diye bağırmaya ancak şehre eşek sırtında girerse getirebilir. • İzleyicilerimizin asla bağışlamayacakları bir şey, kendimize karşı çıkmamızdır. • Kişi dikkat etmelidir ki zamansızca keskin olmasın; yoksa zamansızca -ince hale gelir. • Kendini beğenmişlik en gururlu olduğunda, "nezaket" onun maskesidir. • Şaka, bir duygunun ölümünün mezar yazıtıdır. • Yapıtın ağzını açınca sen kendi çeneni tutmalısın. • Aşırıya kaçmanın anası neşe değil, neşesizliktir. • Altın olan her şey parıldamaz: bunun için fazlaca narindir. • En tehlikeli üye, eksikliği tüm partiyi yokedecek üyedir -yani en iyi üye. • İnsanlar ışığın çevresinde toplaşırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için. • Her sözcük bir önyargıdır. • Erdem uyumuşsa deha zinde kalkar. • En şakacı yazarlar belli-belirsiz bir gülümseme uyandırırlar. • Kişi suçunu bir başkasına itiraf edince, unutur. • Rakibini öldürmek isteyen, iyi düşünmeli, tam da bunu yapmakla onu ölümsüzleştirebileceğini. • Teselli arayana en iyi gelen teselli, onun durumu için hiçbir teselli bulunmadığı savıdır. • Kendini düşmanın içine atmak korku ve korkaklık göstergesi olabilir. • Kendinden çok söz etmek, kendini gizlemenin de bir yoludur. • Soğuk insanların budalalıkları olduğuna inanılmaz. • Bütün yargılayanların gözünden bir cellat bakar. • Kendini görmezden gelmek -iyi görmek için gereklidir. • "Kahraman neşelidir" -bu şimdiye kadar trajedi yazarlarının gözünden kaçtı. Çev: Oruç Aruoba "Kaç yüzyıl sürüyor parıldamaya başlaması?" Bu soruyla ölçülür bir insanın uzaklığı ve yüksekliği... diyor Nietzsche. Haksız mı? Belki kimilerinin gözleri onun ışığıyla çoktan kamaştı, ama çokları hâlâ farkında bile değil bu ışığın. TurkiyeOnLine Kitap - Nietzsche Özel Dosya serisi burada sona eriyor. Dünya tarihinde yepyeni bir çığır açabilecek düşünceler elbet bizim coğrafyamızda da yeşerecek. Dileğimiz o tohumları bu topraklara savuracak rüzgarın bir nefeslik parçası olabilmek... Nietzsche'nin sözleri Cogito Dergisi Nietzsche sayısından alıntıdır, teşekkür ederiz |
||