SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyaset Felsefesi

Konu: Hayalinizdeki Siyasi Parti

Sayfa: [ 1 ] 2

deniz 12.12.2005 20:29:05
Devletin müsade ettiğince siyasi görüş üreten partiler hemen hemen hiç kimseyi tam olarak tatmin etmiyor. Bazı siyasi görüşler de halkın ilgisini cezbetmediği için yaygınlaşamıyor.

İnsanlar kendi hayallerindeki özlemlerine uygun siyasi görüşelere sahip partiler bekliyorlar.

ırkçı, teokratik (din esaslı), komunist, aşırı liberal, anarşist, uygarlık karşıtı, çevreci, feminist, ateist, demokrasi karşıtı, apolitik (politika-siyasetten uzaklaşmayı savunucu), hemşehrici, postmodernist, kralcılık vs.

sizin hayalinizdeki siyasi parti nedir ?
neleri savunur ?


12.12.2005 21:29:45
hiç bir siyasi parti hayal etmedim Tongue

sanırım siyasi parti kavramına inanmıyorum..

adnan 12.12.2005 21:32:57
ülke bütünlügüne önem veren
ülkesindeki insanların sosyal, kültürel ve ekonomik taleplerine cevap verebilen
ülke kaynaklarını iyi kullanıp modern agalar yaratmayan milli geliri hak etmeyene degil hak eden vatandaşına
hak ettigi gibi adil dagıtan
ülke vatandaşlarına eşit mesafede olan
din dil ırk ayrımı yapmayan yapmak isteyenede müsamaha göstermeyen bir hükümet ne güzel olur


   biliyormusunuz bazılarının şeriat diye bize yutturdukları varya işte o asıl şeriat degil
   asıl şeria bu dinin islamın tarif ettigi yönetim bu begenmesseniz kabul etmeyin
   ama begenirseniz lütfen şeriat diye adam asmayı anlatanların gözüne sokun
  

12.12.2005 22:42:10
temelinde idealistlik yoksa çöpe at baştan..
bütün insanlık için geçerli olan ve eşitlikçi çözümler getirebilen bir parti..

13.12.2005 01:27:42
türkiye- isviçre maçından sonra o kadar sinirlenip kendimden geçtimki..bi ara içimden gelen bi ses
dedi ki:
[ülkeler bazı zümrelerin kendi güçlerini korumak ve emellerini halk üzerinde uygulamalk için meşrulaştırılmış bir kurumlar topluluğu ve  vatan, bayrak, milliyetçilik;  halkı gaza verip uyutmak için ortaya konmuş tanımlardır. niye kendini bunun için üzüyorsun..]

Bende öyle bir siyasi iktidar kurayımki;  insanların aklında vatan, bayrak gibi tanımların altında soru işaretleri bırakmayan bir siyasi iktidar olsun...
yani laik, ırka dayanmıyan falan filan diye hiç sıkmıyacağım kusura bakmayın
Sadece Eşitlik diyorum. insana yalnızca insan olduğu için eşit haklar verilmesinden yanayım.bu kadar basit..

13.12.2005 02:25:57
evet işte ilk cümlen ne kadar dogru bu kavramlar somut olmasada soyut bir kullanmayı beraberinde getirir çünkü bugunkü yöneticilerde genellikle bu kavramların etkisindedir ama vardıgın sonuç çok şaşırtıcı, insanları bunlarla kandırmaya devammı etmek lazım..

"Liberalizm aralarında en özgürlükçüsüdür. Ama tabi en Günahkarıda" bunuda sen demişin günahkarı eşitlik sunamayan anlamıyla dediysen ki öyle demiş olman lazım kendinle çelişiyorsun...

13.12.2005 16:15:55
Gerçektende kendimle çelişiyorum
Ama bunları yazarken de bunun farkındaydım..

Fakat eşitsizlik ile günahı bağtaştırmadım bağdaştıramam da çünkü bu insanın doğasında vardır. Bunu devrimlerle değistirebileceğini zannedenler önce insanın kimyasını değiştirmeleri lazım nasıl yapacaklarsa!

13.12.2005 20:19:43
günahla neyi kastettin ozmn?
sen insanları ezer farklılıkları ve eksiklikleri yüzünden aşagılar mısın?

KARGA 14.12.2005 00:31:35
Alıntı
Fakat eşitsizlik ile günahı bağtaştırmadım bağdaştıramam da çünkü bu insanın doğasında vardır. Bunu devrimlerle değistirebileceğini zannedenler önce insanın kimyasını değiştirmeleri lazım nasıl yapacaklarsa!
Tüm mesele bu zaten. Komünizmden neden korkulur başlığında komünizme varılması takdirde bile hırsızlık vs... gibi kötü nitelikler sonucu o toplumun bozulacağını söylemiştin (buna benzer birşeyler söylemiştin). Hatan şurada; insanların belli somut fıtrata sahip olduğunu sanıyorsun (en amiyane tabirle bazı insanlar kötüdür, bazıları iyidir vs...). Fakat insanların (yine amiyane tabirle) iyilikleri - kötülükleri, belirli çevre ilişkileri sonucu belli olur; Marksizmde buna sosyal üretim ilişkisi denir. Tüm bu sömürünün, iktidar/faşizm gibi pisliklerin temelinde özel mülkiyet ilişkisi yatıyor. Savunduğun liberalizm de bu düzenle kaimdir maalesef... özgürlük, eşitlik gibi kavramlar da bu düzen yıkılmadan gelmeyecektir.

deniz 14.12.2005 09:32:03
insanın tabiatında ayrıcalık elde etmek eğilimi vardır.

bu kırılmadan hiç bir sistemde eşitlik, beliki de özgürlük olmayacak.

KARGA 14.12.2005 13:55:58
İnsanın tabiatında ayrıcalık elde etme eğilimi yoktur; ayrıcalık isteminin kökeni de yine özel mülkyete dayanıyor. Özel mülkiyet ilişkisinin bulunmadığı ilkel toplumlarda, çıkarlar toplumsaldı, insanların oynadığı oyunlar bile kazanan - kaybeden sonucu üzerine kurulu değildi.

deniz 14.12.2005 14:10:44
yarıcalık elde etme eğiliminin sebebi özel mülkiyet değildir.

özel mükliyet ayrıcalık elde etmek için bir araçtır.

çıkarın toplumsal olması sosyal gereksinimlerle alakalı. birlikteliğin gerektiği ilkel yaşam biçimlerinde (örneğin büyük hayvanlara karşı birlikte avlanma gereksinimi, başka kabilelere karşı savaşlar vs.) toplumsal çıkarlar bireysel çıkarların önüne geçer.

KARGA 14.12.2005 14:32:32
Evet, o zamanki koşullarda toplumsal çıkarlar bireysel çıkarların nündeydi. Fakat bu tarz bir ekonomik yapılanma da beraberinde o komünal tarzdaki sosyal yapılanmayı getirdi; sosyal üretim ilişkisi dediğim olgu giriyor yine devreye. tarımın ortaya çıkışıyla, çeşitli iş aletlerinin icadıyla, hem çevreye daha hakim olundu hem de daha kısa bir zamanda daha fazla üretip, farklı bir ekonomik yapılanmaya geçip (özel mülkiyete dayalı), farklı bir sosyal yapılanma ve değerler sahibi olundu. O döneme kadar örneğin kazanma - kaybetme gibi kavramlar anlamsız iken, o dönemden sonra da bu kavramlar çıktı ortaya, ve gerisi de (örneğin ayrıcalık elde etme istemi) çorap söküğü gibi geldi. Özel mülkiyet, bu ayrıcalığı elde etmek için bir araç olmasına karşın, bu dürtüyü de ortaya çıkaran faktör olmuştur ilk etapta.

Kaldı ki ayrıcalık elde etme eğilimi insanın tabiatana içkin ise, bundan arınıp tabiatına yabancılaşması sakat olmaz mı?

Bu tartıştığımız konu bu başlıkta tartışılmıştı; http://sifirforum.com/forum/index.php?topic=6413.20

14.12.2005 22:10:29
bence insanın varoluşundan beri süregelen isteklerdi (insanın ayrıcalıklı olma isteği). Habil ile Kabil olayı da buna örnektir.

KARGA 15.12.2005 04:14:45
Habil ile Kabil bize bundan 1000 küsür yıl önce yazılmış bir kitapta bahsedilen bir olay... doğruluğundan kim emin olabilir? din gibi şeyleri bir kenara bırakıp biraz bilimsel yaklaşmaya çalışırsan varırsın gerçeğe...


Sayfa: [ 1 ] 2