SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => komunizm TEORİLERİ

Konu: Enternasyonalizm

Sayfa: [ 1 ]

22.08.2004 13:27:46
·        Enternasyonalizmden ne anlaşılmalıdır?

Enternasyonalizm en basit ifadeyle nasyonalizmin, yani milliyetçiliğin zıddıdır. Onu şu ya da bu biçimde milliyetçilikle bağdaştırma yolunda atılmadık takla kalmadıysa da gerçekte bu iki şey birbirine taban tabana zıttır. Enternasyonalizm dediğimiz zaman bizim anladığımız işçi sınıfı enternasyonalizmidir. İşçi sınıfı tüm dünya üzerinde çıkarları ortak olan evrensel bir sınıftır ve varlığı ve mücadelesinin özü enternasyonalisttir. İşçi sınıfı enternasyonalizmi, her ülkedeki işçi sınıfının en başta kendi ülkesindeki egemen sınıf olmak üzere tüm dünya burjuvazisine karşı ortak mücadelede kendisini daima tek bir dünya işçi sınıfı ordusunun parçası olarak görmesidir. Ve bunun da en yüksek ifadesi, diğer ülkelerdeki sınıf kardeşleriyle birlikte uluslararası düzeyde örgütlenmesidir. Bu nedenle işçi sınıfı enternasyonalizmi, halkların kardeşliğinden söz etmekten, uluslararası dayanışma çağrıları yapmaktan ya da hatta ezilen ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını tanımaktan daha fazlasını ifade eder. Bir ülkenin işçileri başka bir ülkenin işçilerine karşı kendi ülkesinin burjuvalarıyla hangi şekilde olursa olsun işbirliği ya da ittifak yapıyorsa, bu işçiler enternasyonalizm ilkesine aykırı davranıyorlar demektir.

Öte yandan enternasyonalizm, işçi sınıfı açısından, olmasa da olur kabilinden bir süs, ya da tali bir sorun veyahut keyfi bir tercih değil, nesnel temeli olan bir zorunluluktur, vazgeçilmez bir ilkedir. Tüm tarihsel deneyimin kanıtladığı gibi, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesi, ancak ve ancak enternasyonalizm ülküsüne bağlı kaldığı ölçüde başarı elde etmiştir. Okuma Listesi

·        İşçi sınıfı neden doğası gereği enternasyonalist olmak zorundadır?

Çünkü kapitalizm organik bir dünya sistemidir ve dünya çapında bir işbölümü temeline dayanır. Nasıl insan vücudunu parçalara ayırmak ve her bir parçaya sanki bunlar kendi başına bir vücutmuş gibi davranmak mümkün değilse, aynı şekilde kapitalizmi de yapay biçimde kendi kendine yeterli ulusal parçalara ayırmak mümkün değildir. Özellikle günümüzde bunu anlamak çok daha kolaydır. Toyota fabrikasındaki işçilerin grev yaptığını düşünelim. Bu grevin başarılı olması için, Toyota’nın diğer ülkelerdeki çalışanlarının da bu greve destek vermesinin ne denli önemli olduğunu anlamak zor değildir. Basit bir grev için dahi bu böyleyken diğer tüm mücadele biçimleri için daha da fazlasının gerektiği aşikârdır. Bu nedenle işçiler uluslararası düzeyde örgütlenmeli ve uluslararası düzeyde saldıran burjuvaziye karşı aynı zeminde karşı koymalıdır. Herhangi bir ülkenin işçileri bir devrimle iktidara geldiklerinde dünyanın tüm burjuvaları birlik olup bu devrimi boğmak için ellerinden geleni yapmayacaklar mıdır? Ve bunu engellemenin en etkili yolu tüm o ülkelerdeki işçilerin kendi burjuvalarına karşı mücadele etmesi değil midir? Okuma Listesi

·        İşçi sınıfının vatanı var mıdır?

Vatan kavramı özü itibariyle burjuva bir kavramdır. Ulus-devleti anlatır. Dünyanın burjuvaları, şurası senin burası benim, şuradaki işçileri sen sömür buradaki işçileri ben sömüreceğim diyerek yeryüzünü kendi aralarında parsellemişlerdir. İşte onların vatan dedikleri şey, çitlerle çevirip kendi çöplükleri ilan ettikleri topraklarda oluşturdukları düzendir. İşin esası düşünülecek olursa bu ulusal çitlerin işçi sınıfı için bir anlamı yoktur. İşçi sınıfının havaya, suya, toprağa, ekmeğe, barınmaya, giyinmeye, sağlığa, eğitime vb. sayısız şeye ihtiyacı vardır, ancak ulusal çitlerle birbirinden yalıtılmaya, birbirine yabancılaştırılmaya ve düşmanlaştırılmaya hiç ihtiyacı yoktur. Aksine ona gereken tüm yeryüzünde el ele verip birlikte üretmek ve nimetleri kardeşçe paylaşmaktır. Ulusal egoizm işçi sınıfının doğasına aykırıdır. Bu nedenle Komünist Manifesto’da dendiği gibi işçilerin vatanı yoktur. Ya da bir “vatanı” varsa eğer, bu ayrımsız tüm dünyadır. Okuma Listesi

·        Yurtseverlik nedir? Milliyetçilikten farklı bir şey midir?

Değildir, öz olarak aynı şeylerdir. Yurtseverlik yalnızca milliyetçiliğin daha şirin bir kılıkta sunuluşudur. Genellikle milliyetçiliğe sol ya da ilerici bir kılıf bulmaya çalışanlar, yurtseverlik kavramını kullanırlar. Solda yaygın olan kabule göre milliyetçiliğin haklı ya da meşru olanı yurtseverliktir. Belirli koşullarda milliyetçiliğin haklı ve meşru bir temeli olduğu doğrudur. Bu da ancak henüz kendi ulus-devletini kurmamış ve mücadelesi genelde ilerici bir nitelik taşıyan ezilen uluslar durumunda söz konusudur. Kürt halkı ya da Filistin halkı gibi. Bu bakımdan Marksizm ezen ulus milliyetçiliği ile ezilen ulus milliyetçiliği arasında temel bir ayrım yapar. Ancak milliyetçilik yerine yurtseverlik kavramını kullananların büyük bölümü hiç de masum değildir. Onlar kendi sinsi milliyetçiliklerini gizlemek için daha şirin görünümlü yurtseverlik kavramının ardına sığınırlar. O nedenle Marksistler bu tür kavram oyunlarına prim vermezler. Ayrıca Marksistler, belirli koşullarda milliyetçiliği meşru bir nitelik taşıyan ezilen ulusa mensup olsalar bile, ideolojik olarak bu milliyetçiliğe de prim vermezler. Kendi dünya görüşlerine, hangi şekil altında olursa olsun milliyetçiliğin zerresini dahi bulaştırmazlar. Aksine onlar ulusal kurtuluş mücadelesinin içinde kendi bağımsız enternasyonalist perspektifleriyle yer alırlar, mücadeleyi toplumsal kurtuluşa büyütmeye çalışırlar


marksist.com
 

23.08.2004 12:33:48
Manifesto Iscilerin VATANI YOKTURMU DIYOR?

23.08.2004 18:03:06
sadece işçilerin değil kimsenin vatanı yoktur son raddede ,sınırlar kalksın hesabına ,salt işçi sınıfı bahsi yanlış yane...son kural belkide anarşinin kuralı hesabı Wink

deniz 23.08.2004 20:09:45
marksizmin en büyük hatası mücadele zeminini ekonomik ilişkilere indirgemesi ve burdan yola çıkarak ta sınıf bilincini işçi sınıfı temelinde tanımlamasıdır.

dolayısıylada enternasyonalizmi de dünya halklarının işçi birliği ve hareketi olarak değerlendiriyor.

halbuki sorunlar salt ekonomik bağlamda ifade edilemeyecek kadar derin ve çok yönlü.

marksistlerin muhalif bilinci bu şekilde izole etmesi ve belli bir bölgede hapsetmesi ne acı.

23.08.2004 22:02:13
Alıntı
marksizmin en büyük hatası mücadele zeminini ekonomik ilişkilere indirgemesi ve burdan yola çıkarak ta sınıf bilincini işçi sınıfı temelinde tanımlamasıdır.
Marksizme göre hukuk, din, adalet, vs... gibi üst yapılar, eklonomik altyaının üstüne kurulur. Bütün bu değerleri biçimlendiren ekonomidir. Yine Marksizme göre proletarya toplumun dinamiği olduğu için ve en çok ezildiği için, devrime götürme potansiyeli en yüksek tabakadır; her partinin temsil ettiği bir sınıf vardır, ve o sınıfın bir çıkarı vardır, bundan dolayıdır ki komünist parti, işçi sınıfının partisidir.

deniz 24.08.2004 08:08:23
Alıntı
Alıntı
marksizmin en büyük hatası mücadele zeminini ekonomik ilişkilere indirgemesi ve burdan yola çıkarak ta sınıf bilincini işçi sınıfı temelinde tanımlamasıdır.
Marksizme göre hukuk, din, adalet, vs... gibi üst yapılar, eklonomik altyaının üstüne kurulur. Bütün bu değerleri biçimlendiren ekonomidir. Yine Marksizme göre proletarya toplumun dinamiği olduğu için ve en çok ezildiği için, devrime götürme potansiyeli en yüksek tabakadır; her partinin temsil ettiği bir sınıf vardır, ve o sınıfın bir çıkarı vardır, bundan dolayıdır ki komünist parti, işçi sınıfının partisidir.
1. ben de bunu söylüyorum.

2. halbuki marksizmin dünyayı değiştirme iddiası, böylesi basit parti programları ile analiz edilmemeliydi.

3. büyük değişimler topyekün bir medeniyet dönüşümü gerektirir.

4. sermaye sorunsalını çözmek ezilenler üzerindeki güç kullanım araçlarından sadece birini ortadan kaldırır.

5. marksizmin din gibi konulardaki yaklaşımı,halkların talepleri doğrultusunda değil marksın şahsi materyalist felsefesi ile biçimlenmiştir.

6. adalet konusunda ise ne getirdiğini ben de merak ediyorum.

24.08.2004 12:52:51
Alıntı
Manifesto Iscilerin VATANI YOKTURMU DIYOR?
Evet Bu vatani yok...Vatan secme anlaminda arkadas.

24.08.2004 20:37:01
Alıntı
2. halbuki marksizmin dünyayı değiştirme iddiası, böylesi basit parti programları ile analiz edilmemeliydi.

kusur nerede göremedim?

Alıntı
3. büyük değişimler topyekün bir medeniyet dönüşümü gerektirir.

Elbette öyle, ama Marksizmde bu aşama aşama.

Alıntı
4. sermaye sorunsalını çözmek ezilenler üzerindeki güç kullanım araçlarından sadece birini ortadan kaldırır.
Zamanla ve dönüşümle amadeus. Sermaye sorunsalı herşeyi değiştirir. Herşeyin temelinde ekonomi ve mübadele sistemi vardır. Ekonomik sistemin değişmesi, insanoğlunu uzun vadede değiştirir; artık bencil, güce tapan, yabancılaşmış bir insanlıktan kurtulur dünya.
Alıntı
5. marksizmin din gibi konulardaki yaklaşımı,halkların talepleri doğrultusunda değil marksın şahsi materyalist felsefesi ile biçimlenmiştir.
Hayır, felsefi olarak marksizm dini reddeder, ama Sovyet devriminden sonra kimse mesela Türki cumhuriyetlere gidip müslüman kadınlara "başörtünü çıkart" demedi. Ya da ebeveynlerimin anlattıklarından söyleyeyim; Yugoslavya'da camii veya kiliseye gitmek serbestti, tek yasak komünist parti üyelerineydi, onların da böylesi inançlar beslemeleri kabul edilemezdi.

Din de bu sistem doğrultusunda doğdu ve şekillendi, ve bundan dolayıdır ki özgür bir toplumda buna yer yoktur. Halka baskı yapmak tabii ki yanlış, ama yeni nesiller yetiştirerek bu din sorunu aşılır.

25.08.2004 10:18:41
Bende bir kusur göremiyorum.

subcomandante 16.06.2008 21:55:56
marksizmin en büyük hatası mücadele zeminini ekonomik ilişkilere indirgemesi ve burdan yola çıkarak ta sınıf bilincini işçi sınıfı temelinde tanımlamasıdır.

eğer bu hataysa bu marksizmin "en büyük hatası" olamaz. buna göre marksizm; geneliyle bir hatadan, yanlıştan ibarettir.

RIFKI 26.07.2008 18:28:36
 Ekonomik indirgemecilik veya determinizm Marks'ın sürekli uyguladığı bir yöntem olmamıştır. Ekonomik indirgemecilik ortodoks marksistlerin kendilerini Aydınlanmanın rasyonalizmine karşı kurdukları kendi rasyonaliteleridir.  Evet salt ekonomik determinizm bir çok sorunu peşinde getirmektedir. Fakat toplumlarda var olan çoğu dinamiklerin esas belirleyicisi olarak ekonimi en başta gelir. İnsanların içinde bulundukları maddi bölüşüm ve üretim ilişkileri onların sosyal var oluş bilinçlerini belirlemektedir.

  Ortodoks Marksistlerin irrasyonalitesini ve bayağlığını tutup da marks'a karşı kullanmak gerçekten üzücü bir vakadır. Dileğim Frankfurt okulu'nun ve Althusser'in okunması ve marksizmin sadece Nikitinlerden, Politzerlerden ibaret olmadığının anlanmasıdır.

rapsodi 26.07.2008 18:48:46
Sosyalist devrimin sadece ekim devriminden sınırlı olduğu bir dünya içerisinde bu dediğin nasıl olabilir?

RIFKI 26.07.2008 19:03:46
konuyla bağını kuramadım af edersin

rapsodi 26.07.2008 19:31:39
Alıntı
İnsanların içinde bulundukları maddi bölüşüm ve üretim ilişkileri onların sosyal var oluş bilinçlerini belirlemektedir.
derken İnsan düşüncesinin şekillendiği noktanın altını çizmişsin.
Alıntı
Dileğim Frankfurt okulu'nun ve Althusser'in okunması ve marksizmin sadece Nikitinlerden, Politzerlerden ibaret olmadığının anlanmasıdır.
Aynı şekilde ortaya çıkan ideolojin şekillendiği noktayıda düşünmek zorundayız diye düşündüm.

Enternasyonalizm sosyalist kesimlerde  sıklıkla kullanılmakla birlikte, demokratik halk devrimine, ve nasyonel sosyalizme taban tabana zıt bir şekilde durmaktadır.Çünkü enternasyonailist düşüncenin temelinde sınıfların ortadan kaldırılması felsefesi yatar ve bu felsefeyi en iyi sosyalist devrim tanımlar.Ve Troçki bu konuda dehasını konuşturmuştur kanımca.Stalin sayesinde bu sistem real sosyalizm olarak çökmüştür bu ayrı bir tartışma konusu. Ama görünen ve olan şudur ki yeryüzünde enternasyonalizme en yakın örnek ekim devrimidir.En geniş açılımı ve içeriği bize ekim devrimi sunmuştur.Alman nasyonel sosyalist deneyimide çok önemli bir örnekti ama ulusalcı olduğu için bu konuda fazla bir yer teşkil etmiyor.

Sana göre biraz ortodoks görünebilirim ama teorinin griliğinden pratiğin yeşilliğini göremezssin.Bu yüzden ekim devrimi çok iyi bir tecrübe olmak ile birlikte elimizdeki nadir bir deneyim.

RIFKI 26.07.2008 19:43:49
  Kalın kafalılığımın kusurna bakma doğru bir yerden işin ucunu tutmuşsun aydınlattığın için teşekkür ederim.

   Ekim devrimine inancım sonsuzdur dediklerinze zaten harfiyen katılıyorum. Ben sadece sosyalist bir devletin nasıl olması gerektiğini söyleyemye çalışıyorum fakat dediğiniz üzre herkesin kafasında real sosyalizm olduğu için ben o hakkında konuşuyorum. Yalnız Alman Nasyonal Sosyalizminin uluslacılıktan da öte ciddi sorunları vardı. Onlar ekonomik milliyetçiliği kendi ırkçılıklarıyla birleştirmişlerdir. Örneğin sebest ticarete karşı olupp kendi iş adamlarına gümrük duvarlarınıo kaldırmak da bence bunların ne kadar sosyalist olduğunu göstermektedir. Bence Alman sosyal Demokratları bu hallerine keşke yansalardı.
        Esasında ben yukarıda marks hakkın da söylenenlere cevaben bnu yazmıştım. Ekonomik indirgemeciliğin farklı anlaşıldığı ve anlatıldığını belirtmiştim. Evet dediğiniz doğru işte biz de teorideki griliği alıp renklendirmek için çıktık yola.


Sayfa: [ 1 ]