|
||
| Bu bölümde böyle mitolojik bi çalışma yapalım. Ben bir hikaye başlatıcam sonra herkes kafasına göre yazsın ok. Soğuk bir kasım akşamıydı. ceketimi giyip sınıftan çıktım ve merdivenlere yöneldim. Kapıyı açtım ve buz gibi hava yüzüme çarptı. rüzgarın sesi kulaklarımda uğulduyordu ve kar taneleri yüzüme çarpıyordu. Arabanın kapısını açtım. motoru çalıştırdım ve kaloriferleri sonuna kadar açtım. Sıgaramı yakıp otoyolda ilerliyorum. radyoda Eminemin big city life şarkısı çalıyor. Eve gidesim yok, müziği sonuna kadar açıp otoyolda ilerliyorum. nereye gitiğimi bilmiyorum. sıgaraları üstüste yakıyorum ve gördüğüm her virajda dönüyorum. şehirden epeyce uzaktayım. durup benzin alıyorum. depoyu fulledim. ve tekrar kontağı çevirdim. bu sıralar şehir merkezinde trafik üstüste altalta olmalı ama buralarda sadece kamyonlar ve şehirler arası otobüs ler var. derken onlar da kalmıyor. Saat epey ilerledi. nereye gitiğimi bilmiyorum. Ormanlık, karanlık bir yola girdim. zaman zaman ortaya çıkan araçların farları gözlerimi rahatsız ediyor. derken sol tarafta bir patika buldum. direksiyonu kırıp içeri daldım. araba sallanıyor ve sarsılıyor. etrafta sadece farların aydınlatığı ağaçlar görünüyor. arka koltuktan bir çikolata yedim ve bir de ice tea içtim. Bu tuhaf patikanın nereye kadar gideceğini merak ediyorum. bir yerde suyun içinden geçtim, sonra bir kaç yerde patikanın sağa sola ayrıldığını hatırlıyorum. saatlerdir hiç bir canlıya rastalamış olmanın memnuniyetiyle yola devam ediyorum. Sonra arabam durdu. Benzin almayı unutmuşum. Ben ne yapıyorum? inip yürümeye başladım. kar dinmiş ve yıldızlar açığa çıkmıştı. yürürken nasıl olsa ayak izi bırakıyorum, sabah olunca nasıl olsa arabamı bulabilirim diye düşündüm. zaten umrumda da değil. öylece yürüyorum. yanıma biraz su gofret ve sıgara da almıştım. sonra yoruldum. yerden biraz çalı çırpı toplayıp güzel bir ateş yaktım ve sabah olmasını beklemeye başladım. sonra çalıların arasında parıldayan bir çift göz gördüğümü sandım. sonra bilincimi yitirip uykuya daldım... |
||
|
||
| Çekmiyor lanet olasıca..Neden hep en gerekli anda ya biter yada çekmez..Teknoloji..Sana güvenmemem gerekirdi..Biliyorum.. Aman Tanrım sanırım kendi kendime konusmaya basladim..Bu çok sinir bozucu..Sakin ol..Arabam bozulmuş olabilir..Tabi arabam ışıklı bir şehir sokağında bozulsaydı cok daha mutlu olurdum..Arabam bozuldu diye mutlu olmak..Neler dusunuyorum..Sakin ol demistim kendime sanırım..Eveet, etrafa soyle bir bakalım..Ama arabadan cıkmak cok akıllıca degil..Yada cıkıp elimde telefon,cekebilir umuduyla bikac adım atmalı mıyım..Hayır hayır en iyisi kapıları kilitleyip beklemek..Beklemekte neyi..Tabiki sabahi..İllaki birileri burdan geçicek..Tek akıllı ben olamam bu kestirme patikaya dalan..Evet durum kontrolum altında..En fazla birkac saat bekliycem..Ve birileri burdan gecerken beni gorup yardımıma kosucak..Gecenin bi korunde yalnız basıma kestirme yol davasına bu patikaya girmis olmam cok sorun degil.Arabadayım ,guvendeyim..Suyum yada bi gofretim bile yok..Ama oda sorun degil..Sadece tuvaletim gelmesin..Cunku bunun icin dısari cıkmak zorunda kalırım..Biraz uyumaya calıssam..Zaman daha cabuk ve cesur kılıklı gecer sanki..Uyumalıyım.. Soğuk..Gözümü açmaya korkuyorum..Dilerim güneş coktan doğmus ve gece korkularıma fon olan mekan hayal bahcesinden bozma bi yesil alana donusmustur..Hımms..Evet malesef hala gece..Saat..Aman Tanrım sadece 54 dk mi uyudum..Hayır hayır.Buda olamaz..Cıkmam anlamına geliyor bu ..Neden okadar cok cilekli soda icersin ki.. Hatırladığım..Arabadan indiğimde gözümü karanlığın tonlarına uyumsuz bir alaz yığınının aldığı..Çok uzak gibi durmayan..Zayıf ama kararli bir işik.Yanına gitmeye ürktüğüm ama yanına gitmek için çoktan yol aldığım..Çalılıkları ayaklarımla kıra kıra yanına varmaya calıstığımda..Onu gorurum.Bana bakar..Ama farketmez..Kafasını yeniden koyar kollarının ustune..Nesin sen ! |
||
|
||
| -"Hoşgeldin gezgin" dedi siluet "bir ziyaretimin olmasının üzerine çok uzun zaman geçti" dikkatlice bakınca onun belki 100 yaşında sakkallı bir adam olduğunu fark ettim. Gözleri gecenin karalığında korkutucu biçimde parlıyordu -"kimsin sen?" dedim -"durgun bir göldeki yansıma" dedi. "karanlık bir gecede bir ay ışığı huzmesi, Sabah kadar çiği kadar taze ve dünya kadar yaşlı. Her şey bende bende herşeydeyim. Bunun ötesinde gezgin, benim hayatımın da seninki kadar gizemli olduğunun dışında bir şey söyleyemem. seninle aramızdaki tek fark ben ruhun kucağında yaşıyorum sen ise yeni uyanıyorsun" -"Sana nasıl hitap etmeliyim?" dedim.(legei)"bir adın var mı?" -"bir ad mı?", "o kadar çok adım oldu ki, hatırlamıyorum bile" -"peki kendini nasıl nitelendiriyosun?" -"kendimi nitelendirmem ki?" -Pekala dedim, Kendini nitelendirmeyen kişi, gecenin bir yarısı beni neden korkutuyorsun? -"çok önemli bir misyon için yardımına ihtiyacım var" dedi -"ama" dedim "benim bir an önce eve dönmenin bi yolunu bulup eski yünanca çalımam gerek." -"sandığından hem daha çok hem daha az zamanın var gezgin" dedi. ne ilginç bi cevap. |
||
|
||
| 45 kişi gelip bakmış. yazsanıza olm bişeyler! sıkın kafadan! | ||
|
||
| ne ilginç bir cevap.. öncesindeki bi o kadar da ilginç söz... kafasını sallayıp yoluna devam etti gezgin..yürümekten yorulmayan bacakları, her adımda karlara gömülüyor, üşüyor ve ıslanıyordu...ama hissetmiyordu yahut önemsemiyordu...İnancını hiçbirşey azaltamaz, amacından hiçbir güç onu vazgeçiremezdi...Ölüm bile! Ölen sadece bedeni! Ama ruhu! o olmadan da devam edebilir, varabilir ulaşabilir di amacına! Heyhat! zaman senin yazgını nasıl yazarsa, karşına onu çıkartırdı... birden gök hışımla gürledi, kartaneleri yağmura dönüştü...Yağmur öylesine hızla yağıyordu ki, acıtmaya başlamıştı yüzüne düşen her damla. Kafasını göğe doğru kaldırdı, kollarını yana doğru açtı ve bedeni bir haç şeklini aldı! Ve cesareti kızgınlığına dönüştü içerisnde! ey! gökyüzü! gösterdiğin ne ki bana karanlığından başka! gözleri kör etmek isteyen bir şimşek çaktı! belkide ona verilen bir cevaptı.! |
||
|
||
![]() nisan dı bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu severim yağmurda yürümesini sanki o yağmur üzerimden dertlerimi sıkıntılarımı alıp götürüyordu karanlık bir sokak sokağın başında bir tek lamba aslında zayıf yanan bir lamba ama okadar karanlıkki etraf lambanın ışıgından yolumu göre biliyordum bazı evlerin ışıkları sönmüş tek tük evlerin ışıkları yanıyordu karanlık köşede bir ses bir hışırtı merak ettim ve baktım küçük yavru bir köpek bir poşet bulmuş hem karıştırıyor hemde yağmurdan korunmak için altına girmeye çalışıyordu ıslanmış belliki aç siyah tüyleri üzerindeki kir gri kalmıştı beni görünce tedirgin olmuştu kuçağıma aldım kumaş montumla biraz kuruladım titriyordu o titremeyi ellerimde hissettim bende üşümeye başladım be it oğlu it bu gezimi yarım bırakmak zorundamıydın dedim sanki anlamış gibi mahçup mahçup yüzüme baktı montumun içine koltuğumun altına koydum eve gidene kadar biraz ısınır dedi ve evin yolunu tuttum |
||
|
||
| leonardo açtığın hikayeye devam etmek gerekiyordu ise özür sile bilirsin alınmam |
||
|
||
| adnan son yazdığına resmi ben ekledim beğendin mi? bu arada kafana göre takıl ...
|
||
|
||
|
||
|
||
| yer çapa yeni doğan servisinin önündeyim ilk günü ağlayarak geçirdim ikinci gün ordaki ortamı görünce halime şükrettim önce size çapa da bulunduğumuz katı anlatayım 3 veya 4 ünçü kattı tam hatırlamıyorum merdivenlerden çıkıyorsun karşında bir kapı kapıdan içeri giriyorsun sağda bir kapı solda bir kapı sağdaki kapı yeni doğan a soldaki kapı lösemiye açılıyor biz yeni doğan servisinde idik o güne kadar lösemi hakkında hiç birşey bilmiyoridim o gün ögrendim kısaca yeni doğandan bahsedeyim içerde yatan bebekler dışarda istenecek şeyi almaya hazır bekleyen babalar eline tahlil verirler labratuara gidene kadar elindeki kan örneği özelliğini yitirir geri dönersin tekrar bebekten kan alırlar içerde bebeğin canı yanar dışarda senin sonra uçmayı ögrenirsin öyle babalar vardıki ilaç isterler parası yok kan isterler hemde gurubunda taze kan olmalı cebinde parası yok hayatımda ilk defa haksız yere benden istenene tepki vermedim çünkü doktorlar durumu olmayanın ilacını senin çocuk için lazım diye durumu olana aldırırdı velhasıl ordan çıkıyorsun belki özürlü bir çocuk belki iyileşmiş bir çocuk ama lösemi ben ordaiken iki sene tedavi gören bir hasta babası iki senedir orda çapanın bahcesinde kalıyordu ve iki sene sonra tedavi iyiye gidiyor derken hastalığın başa döndüğü haberi alıyor soruyorum iyileşme ihtimali ne diye bana yüzde on diyor yapma ya dedim üzüldüğümü görüncede bu oran yüksek bir oran diyor hastalıkla savaşı kaybedenlerde gördüm o insanların arasındaki bir birleri ile uyumu anlaşmaları ibret alınacak kadar güzel anne ile çocuk içerde baba dışarda perişan. yedi sene önce bana yol göstemek için ellerinden geleni yaptılar burdan sevgiyle hepsini selamlıyorum hatta bir röntgen labratuarı devlet memurlarına beyin emarını uygun üçretle çekiyordu beni bayburtta imam diye gösterdiler evrakları sonra gelecek memur fiyatına cek diye pazarlık ettiler bunlar biliyorum onların çektiğinin parça buçuğu bile değil allah tüm hasta babası olanlara yardım etsin. |
||
|
||
| moderatörler bugün atılan mesajların hepsini silebilirler mi? ben eğlenceli olsun mistik bi hikaye olsun diye böyle bi başlık açtım. herkes kendi hayal gücünü kullanabilir. kimse not falan almıycak. öyle bi hikaye işte uzayıp gidecek... diye bi öneri. |
||
|
||
| silebiliriz de niye ki? |
||
|
||
| adnaninkiler zaten tamamen konu dışı, seninkiler eh iişte... seninki de uymadı, yan, büyücüyle karşılaştık artık... konuya girdik. büyücü bir görev verecek, bişeyler olacak... çok mu entel oldu? |
||
|
||
| yoo sen devam et... | ||
|
||
| tam kardeşim gibi konuştun. | ||