|
||
| “İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlılığında anlatır”. Gençliğini uyumakla, boş işlerle, aylaklıkla geçirenler, acaba yaşlanınca geriye baktıklarında ne anlatacaklar? Kimse size mutluluğun anahtarını vermeyecek.Geleceğiniz düşlerinize benzemeyecek.Kendinizi yüceltecek ya da yerin dibine batıracak olan sizsiniz.Dünya’yı değiştirecek veya onu kaosa sürükleyecek olan da sizsiniz. İslamiyet’den önce Araplar putlara tapardı.Onlara bu inancın yanlışlığı ve saçmalığı anlatıldığında yanıtları şöyle olurdu: “Atalarımız putlara tapardı. Biz de onları gördük ve uyduk.Siz atamızdan iyi mi bileceksiniz?”İşte gençliğin de durumu böyledir.Günümüzde adaletsizliğe, yağmacılığa itiraz etmeyen gençlik; demek ki ataları putlara tapsaydı, putlara tapacaktı. Yıllardır ülkemizin genç nüfusuyla övünürüz.Genç nüfusun gücünden ve ülkeyi kalkındıracağından söz ederiz.Japonya dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip olduğu halde ilerleyebiliyorsa, gençliğimizde bir sorun var demektir.Yoksa gençlik 20’li yaşlarda bunamış mıdır? Gençliğe doğduğu günden beri bir ilaç verilirBu ilaç düşünmeyi kısıtlar ve onları uyutur.Onları saçma sapan şeylere yönlendirir ve koyunlara benzetir.Başlarında sopasıyla bir çoban bulunur.Onları otlatır ve beyinlerini yıkar.Bu çobanlara milletvekili, belediye başkanı da denir.Bazen çoban açgözlülük yapıp onlara ot vermez.Onlar da ağlaşmaya meleşmeye başlarlar.Sopayı yiyince de korkar, susarlar. Atatürk gençliğe hitabesinde çok önemli konulara değinmiş, gençliğe büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Gün gelecek, iktidara sahip olanlar, kendilerini ülkelerinden üstün tutabilecektir.Gün gelecek, devletin toprakları dolaylı olarak işgal edilebilecektir.İşte o zaman gençlik toplumunu korumalı, özgürlüğünü kazandırmalıdır. Gençlik annesinin, babasının omuzlarından inmelidir.Yıllarca onları sömürüp bencillik ederek, onları yoksulluğa iten ve hiç merhamet göstermeden bitmez tükenmez isteklerde bulunan; okulu bitirdikten sonra da bir baltaya sap olamayıp, yine onlardan medet uman gençlik; sen ne kadar acımasız ve cahilsin.Sen insanlığın yüzkarasısın! Sen kendinden başka kimseyi düşünmez, durumun düzelince de ailene vefasızlık edersin.Şimdi de çıkıp hangi yüzünle dünyayı kurtaracağını iddia ediyorsun? “Gençlik, gençlik! Her zaman adaletten yana ol.Sana bizim yasalarımızın adaletinden söz etmiyorum.Benim söz ettiğim adalet kavramı daha yücedir.Nereye gidiyorsunuz gençler.Gençliğin yiğitliğini ve umudunu kısır çekişmelerin ortasında harcayarak nereye gidiyorsunuz böyle öğrenciler?” Yolunuz doğruluk yolu olsun.Gerçeğin farkına varıp, uykunuzdan uyanın.Gerçek önünüzde duruyor, yeter ki ulaşmak isteyin. |
||
|
||
| Ne suçum ne günahım yaktılar beni ! Ona yön versemde ilerlemez o yoldan...Benim öngörülerimin yanlışılığını savunur bana...ben ona en az yanlışı olan yolu sunarken.. Kimilerinin söyleyecekleri vardır... Dinleyeni yoktur... Dinleyeni olanında söyleyecek şeyi olmaz... ne suçum ne günahım ne yaktılar beni !! onlar için giriştiğim mücadeleye, en başta onlar taş koyarlar...bilmezler , anlamazlar... onlar için, onlar yüzünden ,onlar tarafından , sallandırılırsın... ne suçum ne günahım ne yaktılar beni ! |
||
|
||
| gençlik bir toplumun en önemli kuvveti ve itici gücü olmuşturr...ama şuan bakıldığında elmanın içindeki kurtçuklar gibi kemirdiğinin farkında olamayan ve bir gün yaşadıklarıı bu elmayı bile öldürdüklerinin farkında değiller..ama uzun sürmezz çünküü tarla sahibii onları farkettiğinde bir güzelll çöpe atılacaklardırr... | ||
|
||
| toplum ne ise gençlik de odur.. bu bakımdan gençlik toplumdan farklı bir yere gitmez. |
||
|
||
| gençliğin bi yere gittiği yok. gençlik toplumsal değişimde en önemli rolü oynar. bu yüzden öncüdür. dolayısıyla bazıları "gençlik nereye gidiyor" diye sorabilir. soruyu "biz gençliği neden takip edemiyoruz" diye düzeltmek lazım
|
||
|
||
| "Kimilerinin söyleyecekleri vardır... Dinleyeni yoktur... Dinleyeni olanında söyleyecek şeyi olmaz..." evet bunun üstüne ifarklı olarak denilebilinirki.. insanlar ilk aşamada kendilerini düşünürler hangi yolla oldugu önemli degil, eger kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ve biryere gelmenin çalışmaktan, azm etmekten daha kolay bir yolu varsa kimse kendini enayi yerine koydurtmaz, demek istedigim sosyal adaletsizlik olan bir ülkede, insanların çalışmaması yada seslerini çıkartamamaları normal hele birde egitimlede zehirleyip düşünme yetilerini alıyorlarsa sırf gençlerinde degil. şimdi bir ögretmen kendini zor geçindirecek kadar para kazanıyorsa, şevkle çalışırmı dersleri sallamaz dersanelerde ek iş yapar, yada polisin az maaş alırsa çolugu çocugu için rüşvet alması çokmu anormaldir, sistem böle dönüyor, az maaş alıyorlar ama ses çıkarmak yerine alternatif yollar geliştiriyorlar,işin diger tarafıda okadar aç adam arasında aldıgı azıcık maaşa bile tamah etmek zorunda kalıyor insanlar. öss ye 2 milyon kişi giriyorsa ve çok çok azı üniversiteye girebiliosa,kontenjan azlıgından dolayı ve üniversite okuyanlarında çogu iş bulamıyorsa kim suçludur. Askere gidersin vergini verirsin ama sonra devletin ilk nanigi çekmezmi sana iş bulamayınca, sistem baştan kokuşmuş, çevre şartları herkezi gençlerde dahil etkiler, çevrede işte bu... |
||
|
||
| gençlik dediğin şey bizim türk aile yapısı düşüncemize temelden ters... gerçekte her ne kadar doğru olsa da...! |
||
|
||
nereye gideceğini bilmeyen yelkenliye hiç bir rüzgardan hayır gelmez...
|
||
|
||
| çünkü gençlik diye bir şey kalmadı artık.... gençlik gezmektir gençlik eğlenmektir... hayata bakarsan gezen eğlenenlerin - yabancılar olduğunu görürsün |
||
|
||
| valla insanlar genç olmadan olgun formata sokuluyorlar. gençlik ne demektir ? gelişmektir.. yenilik arayışlarıdır.. riske girmektir .. soruszuluktur .. bunların aksi ve stabil yaşamlar insanlara dayatıldıkça genç olmadan ölüp gidiyoruz. |
||
|
||
| ewet işte aynen öyle plastik | ||
|
||
| hyr öyle degil, burda dejenerasyondan bahsediliyor siz ne diyorsunuz? sorun gençligini yaşayamayan gençlikte degil, hayatı ve kendini ögrenemeyen gençlikte.. bunun nedeni toplumsal dejenerasyon.. |
||
|
||
| batıya | ||
|
||
| istenilecek seylerin tekliği,bakış acılarının sabitleştirmeleriyle kazanılamaz.............. gerceği kendince gören özne,kendince yol alır. aldığı yol,senin yürümek istediğin yol olmaz... kimsenin bir yere gittiği yok,giden sadece yol olur.. yol içinde saklı bir sürü neden vardır ama.. yasamsal sancılar yani... benim yasadığım sancılar, senin yasadığın sancılar, bizim yasadığımız sancılar... |
||
|
||
| nereya gideceğimiz 80 yıl once belirlendi: BATI' ya ( bence hedefimizi kendi özümüzden cıkararak yola cıksak daha ii olurdu ama neyse olmuş bi kere) bu yolda büyük başarılara imza attık düşünsenize daha 100 yıl önce zinakarlar için kullanılan yobaz tabirini şimdi camiye gidenler için kullanıyoruz artık. Evlilik dışı ilişkiler...evlilik dışı doğan sahipsiz doğan cocuklar. helal bize! erkeklerimizin binde 5 ini ipneleştirdik, sonra magazin kulturunu avrupa' ya bile kök söktürecek derecede empoze ettirdik halkımıza. sigara kullanma yasını 12 ' ye dusurduğumuz gibi uyuşturucu madde kulanımında ve alkol de buyuk basarılara imza attık..sonra avrupa ve amerikada ki porno sektörüne de yıltaş cıkartıcak sekilde yapımlara imza attık. 80 yılda 80bin disco bar inşa ettik. hatta gecenlerde gorulen publicsex vakaları avrupa dan buyuk takdir topladı.Evet cocuklarımıza bıraktığımız bu mirası eminim cok daha sapık boyutlara tasınacak..bravo bize! He bide ekonomi , bilim teknik, teknoloji alanları gibi önemsiz mewzularda henüz avrupa'yı yakalayamadık inşalla onu da bi gün görürüz. |
||