|
||
| NİETZSCHE VE MİSTİSİZM Tarih boyunca; filozofların bilgilerine ve elde ettikleri felsefi bilgiyi kullanmalarına bakınca üç farklı tarz görülebilir. a- Filozofların çoğu gerçeği yorumlamakta; genellikle pasif bir seyirci tavrını benimsemişlerdir. Fildişi kulesi filozofları denilebilecek bu filozoflara en iyi örnek; Aristoteles’dir. Bu tutuma tasviri ya da betimsel tutum denilebilir. b- Diğer bir grup ise; insanları değiştirmek ve/veya onları yaşama şartlarını iyileştirmek amacını gütmüştür. Nietzsche’nin alaycı bir tavırla; insanlığın geliştiricileri dediği bu aktivist gruba, sosyalistler ve liberaller dahil edilebilir. Bu grubun tarzına reçeteci denilebilir. c- Üçüncü grup ise bilgelik arayıcılarıdır. Bunları amacı; ne tasvir ne de insanlığa reçeteler sunmaktır. Bu düşünürlerin hedefi; uyanma zamanı gelmiş olanlara önderlik etmektir. Tarzlarına yönlendirici denilen bu grup; insanlık tarihinde az görülen bir türdür ki; bunları filozof kategorisine sokmak yanıltıcı bile olabilir. Nietzsche’nin de özlemini duyduğu bu ender insanlar; çoğunluk tarafından; ermiş, bilge, mürşit, peygamber gibi adlarla tanınmışlardır. Batıda sıradan insanlar, bunların öğretilerine; mistisizm demişlerdir. Eski zamanlardan beri bu olağanüstü yol göstericiler; dünyanın çeşitli yerlerinde özü bilme ya da öze erme okulları kurdular. Genellikle dışa kapalı tutulan ( esoteric ) bu okullar içinde, en çok bilinenler; Hindistan’da çeşitli adlar alan rişi ( ermiş ) grupları, Frigya’da Kibele-Attis kültleri (mezhepleri ) , İyonya ve Trakya’da Dionysian kültleri, Eski Mısır’da Hermetik Okul, İran’da Zerdüştlük; Ortadoğu’da İbrahimden başlayarak Muhammed vasıtasıyla sufilere ulaşan hat. Bütün bu bilgelik okullarının öğretilerinin özü: İnsan; şu anki durumuyla kendine yabancılaşmıştır. İnsani sıkıntıların temel nedeni; insanın özüne yabancılaşmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bu durumda umutsuzluğa düşülmemelidir. Çünkü; insanın özüne yabancılaşması; olumsal olduğu için aşılabilir. Bu nedenle; insan özünü bilebilir. ( öze erebilir ) Yol üstadları bu nedenle, insanları öze yabancılaşmadan kurtarmak için, çeşitli çareler, kathardik egzersizler ( Yoga gibi ) öğrettiler. Bunlara yabancılaşmayı aşmanın evrensel yolu ya da bilgelik yolu ( mistisizm ) denilebilir. Bu anlamda; Nietzsche’nin felsefesi özü itibariyle mistisizmin bir çeşitlemesidir. Bu söylemi temellendirmek gerekirse; Birinci olarak; Nietzsche’nin öğretisinin temel yapısı; bilgelik mesajına uygunluk gösterir. Ona göre; insan ve değerleri decadence ( yabancılaşma ) halindedir. ( günah ile aynı düşünülebilir ) Her ne kadar; insanoğlu decadence halinde ise de, nihilistler gibi umut kaybedilmemelidir. Çünkü bu yabancılaşma hali aşılabilir. İnsanoğlunun; yapısı gereği, maruz kaldığı bu var oluşsal belanın, nihai çözümü ise Dionysian haldir. Yaratılışın toptan ve kayıtsız şartsız onanması; hayat ile vecd içinde birliktir ( Vahdet ).( Bu çözüm önerisi; eski bilgelerin “kozmik bilinçlilik, fenafillah v.b “ gibi ifade ettikleri çözümle aynıdır.) İkinci olarak; Nietzsche yapıtlarında mistik özlemlerini açıkça ifade etmiştir. Onun yakınlık duyduğu eski yunan esoterik okullarından; Dionysıan Kültüdür. Üstinsan kavramı; onun mistik özlemlerinin en büyük kanıtıdır. Dionysian insanın temel niteliği amor fati ‘dir ( kader sevgisidir). Yani; sonsuzluğun, sonsuz olarak tasdikidir. Amor Fati durumunun iki yönü vardır; ilki; evren ile vecd içinde birleşme yani vahdet, ikincisi ise; dolayısıyla gerçeği; evrensel bir perspektiften görmektir. Bu anlamda; Dionysian insan anlayışı, Nietzsche’nin felsefesini mistisizme yaklaştırıyor. Üçüncü olarak; Nietzsche’yi mistik gruba yaklaştıran en önemli özellik; onun felsefe yapmasındaki amacıdır. Onun amacı; kendini aşma görevini yapabilecek insanların zihinlerini bu amaca hazırlamaktır. Bu tutum; Bilgelik Yolu Kılavuzlarının da, ayırıcı özelliğidir. Bu tür yol üstadları; isteklilere, öze erme yolunda önder olacak aktif bilgiler verirler. Bu perspektifden bakıldığında; Nietzsche’nin tarzı, eski yol üstadlarına benzer. Nietzsche; herkes için değil, yalnız üstinsana yolu açmak için yazmıştır. Onun felsefesinin, temel özelliği, yol gösterici olmasıdır. |
||