|
||
Myth & Magic bölümü hayırlı olsun
|
||
|
||
| ee napacaz bu bölümde pek bi fikrim yok ta.. kılıç kalkan mı kuşanıoz
|
||
|
||
| Yapraklar uzun, çimenler yeşildi Ne hoştu şemsiyesi uzun göknarların Ormanın açıklığında , gölgede Göz kırpıyordu ışığı yıldızların Tinuviel dans ediyordu orada şimdi Görünmeyen bir kavalın ezgisiyle Yıldızın ışığı saçlarında Ve parıl parıl parlıyordu elbisesi sırtında Beren buz gibi dağlardan , geldi oraya Kaybolmuştu yaprakların altında gezinirken Kederli kederli dolaşıyordu bir başına Elf Nehri’nin akıp gittiği yerde Baktığında göknar yapraklarının gerisinden O altın çiçekleri gördü şaşkınlıkla Kızın pelerinlerini ve kollarını örten Ve saçları sanki ardında bir gölge Tılsım iyi geldi, dağlarda gezinmeye Mahkum edilen yorgun ayaklarına Atıldı hemen güçlü ve çevik elleriyle Parıldayan ay ışınlarını yakalamak için Çabucak kaçtı kız dans eden ayaklarıyla Elf Yurdu’nun sık ormanlarının içine Ve onu bıraktı ki dinleyen sessiz ormanda Bir başına biraz daha gezinsin. Ormanda sık sık duydu uçuşan sesini Ihlamur yaprağı kadar hafif ayaklarının Duygu ormandaki oyuklarda gizli Titreşerek taşan müziği yeraltından Artık solmuş sarkıyordu desteleri göknarın Ve tek tek, fısıltıyla ah edip yere indi Sallanan yaprakları kayının Kış başlamıştı artık, soğuktu orman . Vazgeçmedi hiç aramaktan, ta uzaklara gitti ...................... bende anlamadım yaw nedir bu bölüm.. şiir filan yazsak olur mu ![]() . hayırlı olsun
|
||
|
||
| darkmoon sanırım tam da senin konun. valla güzel şeyler yapacağını düşünüyorum
|
||
|
||
| yukarıdaki şiiri sen mi yazdın darkmoon? | ||
|
||
| Tolkien.. "Orta Dünya"dan hüzünlü bir aşk hikayesi.. |
||
|
||
| eyvallah | ||
|
||
| cümlemize hayırlı olsun...Artık kolları sıvama zamanı.. karga o şiirin tamamını okumak istersen; Beren ve Tinuviel Yapraklar uzun,çimenler yeşildi, Ne hoştu şemsiyesi uzun göknarların Ormanın açıklığında,gölgede Göz kırpıyordu ışığı yıldızların Tinuviel dans ediyordu orada şimdi, Görünmeyen bir kavalın ezgisiyle Yıldızların ışığı saçlarında Ve parıl parıl parlıyordu elbisesi sırtında Beren buz gibi dağlardan geldi oraya, Kaybolmuştu yaprakların altında gezinirken, Kederli kederli dolaşıyordu bir başına Elf nehri’nin akıp gittiği yerde Baktığında göknar yapraklarının gerisinden O altın çiçekleri gördü şaşkınlıkla Kızın pelerinini ve kollarını örten, Ve saçları sanki adında bir gölge Tılsım iyi geldi,dağlarda gezinmeye Mahkum edilen yorgun ayaklarına, Atıldı hemen güçlü ve çevik elleriyle Parıldayan ay ışınlarını yakalamak için Çabucak kaçtı kız dans eden ayaklarıyla Elf Yurdu’nun sık ormanlarının içine, Ve onu bıraktı ki dinleyen,sessiz ormanda Bir başına biraz daha gezinsin. Ormanda sık sık duydu uçuşan sesini Ihlamur yaprağı kadar hafif ayakların, Duydu ormandaki oyuklarda gizli Titreşerek taşan müziği yeraltından Artık solmuş sarkıyordu desteleri göknarın, Ve tek tek,fısıltıyla ah edip yere indi, Salınan yaprakları kayının, Kış basmıştı artık,soğuktu orman. Vazgeçmedi hiç aramaktan,ta uzaklara gitti, Yıllanmış yaprakların biriktiği yerlere, Kah ay ışığı,kah yıldız ışığı ona rehberlik etti Titreyerek gezdi durdu,üstünde donmuş gökyüzü. Ayışığı vururdu kızın parlayan pelerinine Sanki yüce ırak bir dağ başında dans eder gibi; Yayılırdı ayaklarının dibinde Titreşen bir pusun gümüşü. Kış geçince kız döndü tekrar, Bahar birden geliverdi şarkısıyla Yükselen tarlakuşu,düşen yağmurlar Ve eriyen suyun köpürüşü gibi. Baktı ki elf çiçekleri açıyor kızın ayakları altında, Şifa bulunca yeniden,ne kadar İstedi dertsiz çimlere basa basa Onunla birlikte dans edip şarkı söylemeyi Kaçtı kız yine,ama bu kez Beren yetişti hemen Tinuviel ! Tinuviel ! diye. Elfçe ismiyle seslendi ona birden, Ve bunu duyunca kız,kalakaldı oracıkta. Bir an durdu Tinuviel , efsunlandı sesiyle, Yetişip onu kollarına aldı Beren, Kötü kader hükmetmişti bir kez Tinuviel’e Parıldayarak yatarken oğlanın kollarında. Saçlarımın gölgesinde Gözlerine bakarken Beren, kızın Aksini gördü göklerde Donuk donuk titreyen ürpertili yıldızların . Tinuviel , elf güzeli, Ölümsüz kız , elf soylu bilge Gölgeli saçlarının hapsine aldı onu Ve gümüş parıltılı kollarının. Onları upuzun bir yola sürdü kader Boz ve soğuk dağları aşan, Demir saraylar ve karanlık kapılardan geçtiler Gece gölgeli ormanlardan,şafaksız . Ayıran Denizler geçiyordu aralarından, Yine de sonunda bir kez daha görüştüler, Ve çekip gittiler çok önceleri bu zamandan, Orman içinden şarkı söyleyerek,gamsız . Yüzüklerin Efendisi serisinin,1.Kitabı sayfa 236-237-238 |
||
|
||
güzel olmuş hades, tebrik ederim
|
||
|
||
![]() gündelik saçmalıklardan kaçanlar için (ben gibi) güzel bir dünya... |
||