|
||
| ya da yazacakları... aslında dışavuracakları... kısaca sesi bir insanın; ne zaman tükenir... illa ölmesi mi gerekir ?? |
||
|
||
| ölünce biter mi acaba.. . ilk iş gözleri kapatılır.. aksi bir duruma asla göz yumulamaz.. herkes için körlük garantisi.. ama yetmez.. sesler hiç dinmez.. çenesini tutamaz rahmetli.. bir tülbentle sıkıca bağlarlar.. sanki dişi ağrır gibi çepeçevre.. yinede sızlar.. yinede sızar.. tez gömülsün.. küreklerinizi bırakın ve bir daha semtine uğramayın.. dua eder gibi kımıldayan kupkuru dudaklardan dökülen titrek ıslık sesi.. yaşarken duymuş muydunuz sanki sesini.. ölürken duyasınız.. hiç olmazsa o son anda.. susun.. bir an.. sus.. dinle.. |
||
|
||
| resim_1,şekil_a da görüldüğü gibi gibi asla ölmesine gerek yok...tükendim,bittim söyleyecek birşeyimde kalmadı,hikaye bitti |
||
|
||
| şüphem şu ki...hikaye bittiğinde insan konuşmaya başlıyor nedense. duymayacaklarını dinlemeseler bari.. sonra aleyhine delil olarak kullanmak için kulakları birden genişlemese. çünkü cümlelerin onlara ulaşana kadar nedense mutantlaşır...bir garip olur. bir sürü cümleyle konuşmaya başladığında...herkesin sağırlığına ikna olmuşsundur ve korkarsın... korku filmi senaryosu gibi..herkes bir tuhaf...gerçek kimliğinden ayrık gözükür. ve belki cümlelerden biri bir şeye değer de griliği çözer diye her sözü denersin. işte konuşacaklarının bittiği gündür o gün... artık anlatmazsın...sadece denersin... ya da çene kasların gevşemiştir, susuşa çeneni kapamayı eklemeyi beceremezsin. ![]() bUNca kitabı açıklayacak daha mantıklı ne olabilir ki... öldük ve ikna olamıyoruz...ve tabutu açıp havayla bizi buluşturacak bir yaşayan umudu... hala... |
||
|
||
| başkalarının sesini duymaması onun tükendigi anlamına gelmezki onların duymadıgı anlamına gelir.. onlara değil sadece kendime anlattım bunca şeyi duyduklarını düşünerek duymadılarsa canları sağolsun, yeterki duymadık demesinler bana... |
||
|
||
| hikaye bittiğinde konuşmak...kelimeler boğazında dizilirken,anlatmak istediğin çok şey varken...o boğaz düğümlenmesi yok mu!!! ayni hikayedeki gibi...orasıda bitiyor.. | ||
|
||
| çok doğru...duyulmamak tükendiğini göstermez-ki bak bunu düşünmemiştim gerçekten- ama...duyulmamaktan bir gün tükenebilir insan. duymadık demeseler de öyle setler çekerler ki... asla duYulamayacağını sanarsın ve kendi içindeki bir karanlığa düşersin sanki. hep o zaman şunu merak ederim... neden bu kadar önemlidir duyulmak.. anlatmış olmak..söylemiş olmak yetmez mi.. ki duymayanlar ..işte belli demek ki hazır değil ya da sen hazır değilsin. belki yanlış olmaktan korkmaktan kaynaklanır rahatsızlık..belki de ulaşmak isteğinden- duymayana. ... boğazın düğümlendiğinde ... kelimeler boğazını yırtmaya başlıYor... yan cümleler kuruyorsun...rahatlatmak için nefesini. ve zarf hep adresi şaşırıyor... benim genel problemimdir de...
|
||
|
||
| peki ya dediklerini başkaları duyarsada sen duymazsan.. o setler onun içindir belki, setlerin arasında eko yapar sesin sana geri döner Yanlış olsakta geri döner ama baş agrısı yapar, Halbuki bi benligimiz kedi gibi okşanmak ister, setler ise sürtünmek için fazla duygusuz ve soguktur.. En iyisi bir penceredir, arada bi kafanı çıkarıp bagırırsın böylece baş ağrısı çekmeden.. |
||
|
||
| çok uzun bir süre konuşmadığında kimseyle.. mesela günlerce.. herşey giderek netleşir.. arızasız, pürüzsüz, su gibi bir iç ses.. sonrabir gün paslanmış sesinden şaşkın, hafiften boğazını temizleyip yeniden tekrar tekrar denersin.. ama pis bir balgam gibi kelimeler boğazında.. ister yut.. ister tükür suratına.. çok afedersiniz
|
||
|
||
| umut bitti mi herşey biter... | ||
|
||
| evet,umut fakirin ekmeği,ye mehmet ye..demiş bi büyüğümüz | ||
|
||
anlatacak çok şey vardır bazen ama söyleyecek söz kalmamıştır, daha doğrusu söz vardır da artık gerek kalmamıştır söylemeye... insanın anlatacağı şeyler sözünden önce biterse zordur ama sözleri anlatacağı şeyden önce biterse bu daha da zordur diyorum. bilmem ki anlatabiliyor muyum
|
||