|
||
| Hiç bir şey umurumda değil. Ne düşünürler ve nasıl görürler beni. Sanki zaman diye bir şey yok ve yaşayan şey olarak ben benden kopuk bir hayat sürdürüyorum. Konuşulanlar ağır geliyor.Çünkü ses kulaklarımı yoruyor.Söylenenlerin anlamı üzerine düşünmüyorum. İnsanlar kağıttan gibi.Düşüyorlar...yıkılıyorlar..hafızamdan kayıyorlar.Kİmseyi hatırlamıyorum.Ve küskün yüzleri sanki bir başka ben için. Kaygıdan muafım ve bunu mutluluk olarak tarif etme cüretine her an kalkabilirim. Varlığın donma noktasıdır bu.Bunu bilecek kadar da akıllısındır.Sanki bir tür susuk intihar bedeninde yerleşmesi gereken yere mükemmel biçimde uyum sağlamıştır.Güçlü bile gözükürsün.Metin bir şekilde kendi talan alanında ilerleyen birinden daha korkusuz kim olaiblir ki. Kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan insandan herşey beklenir.Ama hiç birş ey ilgisini çekmez. Yaşama duyarlılığı-yaşamla ilişkisi bir insanın nasıl baltalanır? yoksa bu irsi midir ve önlenemez mi? Filmlerde olur ya...hastanelerde hiç konuşmayan hastalar.Ağır travma sonrası evrene susarak tepki veren.Katı bir suskunluk.Her insanın içinde böyle susmuş ama su yüzüne çıkmayan bir yan vardır.Olmalı. Yaşamışsa... |
||
|
||
| aslında mesele şu kaybedeceği hiçbirşey olmayan insandan herşeyin beklenmesinde.. ya da ona benziyor bütün hepsii. insanın kaybedeceği bir şeyinin kalmaması halinde çevreye ilgisi anlamsızlaşır, ve sıfırlanır. ama zaman aktığı ve madda değiştiği için; karşına çıkan bir şey, kaybedebileceğini düşündüklerinin arasına girebilir.. sadece beyninde bile olsa, sonra bir ikilem yaşarsın. en dipten yukarıya doğru bir kulaç atmak herhangi bir kulaçtan çok daha fazla cesaret gerektirir çünkü. ve bir metre yukarıdaysan bile, artık kaybedecek bir şeyin vardır. bu da seni -en kötü ihtimalde- korkuyla, en iyisinde de nefretle dolduracaktır. korku, nefret gibi hissiyatlar farkettirmeden algını açacaktır sonra.. insanın hayatı sık sık bu ikilemden geçer.. geçebilirse eğer. ya hayaller yakılmalıdır. ya da düşüp kalkmalardan - algı açılıp kapanmalarından beynin sulanacaktır :rolleyes: |
||
|
||
Hiç bir şey umurumda değil. Ne düşünürler ve nasıl görürler beni. Sanki zaman diye bir şey yok ve yaşayan şey olarak ben benden kopuk bir hayat sürdürüyorum. Konuşulanlar ağır geliyor.Çünkü ses kulaklarımı yoruyor.Söylenenlerin anlamı üzerine düşünmüyorum. İnsanlar kağıttan gibi.Düşüyorlar...yıkılıyorlar..hafızamdan kayıyorlar.Kİmseyi hatırlamıyorum.Ve küskün yüzleri sanki bir başka ben için. Kaygıdan muafım ve bunu mutluluk olarak tarif etme cüretine her an kalkabilirim. Varlığın donma noktasıdır bu.Bunu bilecek kadar da akıllısındır.Sanki bir tür susuk intihar bedeninde yerleşmesi gereken yere mükemmel biçimde uyum sağlamıştır.Güçlü bile gözükürsün.Metin bir şekilde kendi talan alanında ilerleyen birinden daha korkusuz kim olaiblir ki. Kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan insandan herşey beklenir.Ama hiç birş ey ilgisini çekmez. Yaşama duyarlılığı-yaşamla ilişkisi bir insanın nasıl baltalanır? yoksa bu irsi midir ve önlenemez mi? Filmlerde olur ya...hastanelerde hiç konuşmayan hastalar.Ağır travma sonrası evrene susarak tepki veren.Katı bir suskunluk.Her insanın içinde böyle susmuş ama su yüzüne çıkmayan bir yan vardır.Olmalı. Yaşamışsa... BU YAZIYI BEN BİR YERDEN HATIRLIYORUM AMA... CIKARAMADIM NERDEN ALINTI OLDUĞUNU |
||
|
||
| alıntı olsaydı altında alıntı yazardı. | ||
|
||
| bazen kasti olarak yazının sahibi yazılmaz başkasına ait olan bir yazıya, bana ait der insanlar |
||
|
||
| sadece üsluba bakarak bile bunu amnesiac ın yazdığı anlaşılabilir. | ||