SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist TEORİLER

Konu: İlkel Gerilla Savaşı - Kevin Tucker

Sayfa: [ 1 ]

Aşk&Nefret 27.10.2005 18:08:25
İlkel Gerilla Savaşı
Taktik olarak göçebe toplayıcılık ve avcılık

Kimse geleceğin elinde bizim için ne olduğunu bilemiyor. Fakat şimdi olayların nasıl gittiği üzerinde düşünürsek, çok ümit verici görünmez. Her halükarda, en kötüsüne hazırlıklı olmak asla incitmez. Uygarlığın sonu gelmektedir ve bunun bizim yaşam süremizde gerçekleşeceğine inanıyorum. Nasıl son bulacağını söyleyemem, fakat durumlar daha da iyileşmeden önce daha da kötüleşecektir.
Şimdi iktidarı elinde tutanlar bir savaş olmadan asla inmeyeceklerdir. Onların dünyası makineler olmadan imkânsız olduğu için şebekeyi ele geçirmek onların hareketlerini engelleyecek pratik bir yoldur. Fakat yarın güç sönse bile, kaçınılmaz sonlarını gerçekleştirmeyi karşılayan ordu ve polisi de hesaba katmalısınız. Uygarlığın yaşama karşı savaşı hızla daha da netleşecektir. Yanıtımız aynı oranda olmak zorundadır. Şimdi göçebe avcı/toplayıcı yaşam biçiminden psikolojik, ekolojik, sosyal ve ruhsal aklı başındalık açısından çok fazla konuşmaktayım, fakat burada bitmez: ayrıca en kötü durum senaryoları için aşırı derecede uygulanabilir bir yaşam biçimidir.
Gerilla savaşçıları her zaman yiyecek elde etme problemiyle karşılaştılar. Che, gerillalar ve onların hayatta kalmaları için en önemli faktör olarak besleyen ve destekleyen kırsal bölge halkı arasındaki ilişki üzerinde düşünmüştü. Ve o haklıydı. Diğer sayısız Latin Amerikanlı direniş hareketleri basit bir şekilde başarısız oldular çünkü onlar yerel insanlarla bağlar oluşturamadılar. Bazıları tamamen reddedildiler (Che’nin son durağı da dahil) ve bazı gruplar insanları terörize ettiler, korkuttular.  Yeterince açık nedenlerden dolayı hiçbiri başarıya ulaşamadılar.
Bahşedilmiş destek önemli bir faktördür fakat ben uygarlığı eninde sonunda parçalara ayırmak için ele geçirmek değil, onu ortadan kaldırmak istiyorum. O halde bize kalan, kurtulması gereken popülâsyondan yiyecek ve materyal desteğine olan bağımlılıktır. Bu her zaman büyük bir risk olmuştur ve devletin her yeri gören teknolojik gözleri ve kulaklarının olduğu bir dünyada, bu almaya değer bir risktir. Toplamayı ve avlamayı öğrenmek size avantaj sağlar: gerektiğinde kendinizi tamamen koruyabilirsiniz. En azı çoğunu dünyaya bağlar, başarmak daha da olasıdır.
Kendi kendine yeterlilik, göçebeliğe bağlandığında, sizi hareketli kılar ve koşullara aşırı derecede adapte olabilirliğinizi sağlar. Ordu hayatta kalma programları en kötü senaryolara odaklanır. Düşman bazı temel becerileri bilebilir, fakat avcı/toplayıcı yaşam tarzı tamamen farklı bir dünyadır. Çevrenizdeki dünya,  suçsuz ve dağınık olan için meçhul bir toprak olarak kalırken daha samimi ve kutsal bir toprak haline gelir. Sizi içine alan, şehirlerin dışına, fark edilmemiş ve şüphelenilmeyen olana götürebilen akış ve hareket hakkında dersler alırsınız.   
Avlanma birçok nedenden ötürü önemlidir. En açık olanı öldürmek için teknik beceri ve kabiliyettir. Bu her hangi bir alanda hasar yaratabilen araçları yapma yetisi anlamına gelir. Vuruş oku, yaylar, mızraklar, kargılar, bıçaklar, ve tuzaklar sessiz ve yeniden üretilebilen araçlardır. Silahlar ve patlayıcılar hasar açısından çok daha farklıdır, fakat teknik ve beceriler bakımdan değildir. Pratik önemlidir, fakat adaptasyon yaşamsaldır. Gereksiz olarak söylersek, silahlar, cephaneler ve patlayıcılar diğer araçların yardımıyla kolaylıkla elde edilebilir hale getirilebilir.
Fakat avcılıkla iz takibi ve ava sezdirmeden yaklaşmak gelir. Hiçbir makine, tamamen farkında ve birbiriyle bağlantı bir canlının dikkatsizliğini yakalayamaz. Neyi aradığınızı ve geride ne bırakmamayı hızla öğrenirsiniz. Çevrenizdeki dünyanın bir parçası olmayı öğrenirsiniz: ruhsal ve fiziksel olarak. Farkındalık savunma yerine saldırıyı üzerinize yüklemektedir. 
Göçebe yaşam biçimi en yükse halde tutar. Üzerinizde yük dolu olarak günde kilometrelerce yürümek vücut ve beyin için harikalar yaratabilir. Bu vücutlarımızın yavaş yavaş geliştiği yaşamdır. Uzun süre kazanmak için sadece hayatta kalmaya hazır olan düşman asla kolay değildir ve eğitimin hiçbir oranı  onları  köklü bir kişinin geliştiği yere koyamaz.
Göçebe insanlar her zaman savaş açısından avantajlara sahip olmuştur. Fetih ve genişleme savaşları her zaman uzun sürmüş ve tipik olarak tamamen başarı yerine sadece zorunlu yerleştirmelerle tamamlanmıştır. Amerika’da, yerleşik imparatorluklar askeri fetihlere açıktı.  İçine girilebilecek bir yer ve farz edilecek bir iktidar durumu mevcuttu. Bu onları çıkarlarına, göçebe toplayıcı/avcıların sahip olamadıkları bir şeydi.
Tek dezavantaj her zaman köklü insanların köksüz düşmanlarını anlamaktaki yetersizlikleri olmuştur. İmha, fetih ve savaş fikri, evcilleştirilmiş insanların genişleyen yerleşimlerinden köklerini almıştır. Uygarlıkta yetişmek bunu anlamak bizi aciz kılmıştır, fakat içerisinde kendinden hoşnut kılmıştır. Bizler, psikolojik olarak boğuşması mümkün olmayan bir biçimde insanlara tesir eden bir teknolojiye sahibiz. Makine gibi düşünmenin imhası ve samimi bilgi ne yazık ki bizi çok bilindik gelir. Fakat bu takdirde, en derin yaramız göçebe yaşam biçimimizle bağlantı kurulursa en büyük avantajımız olabilir. < /p>
İyileşmemizin öfkesinin ve düşmanımızın bilgisinin en kötüsüne rehberlik etmesine ve vahşi bir dünyaya dalmamıza imkan vermesine müsaade edin: evcilleşmenin olmadığı bir dünyada yeniden zuhur etmek için.

Çeviren: BelaParatoneri



Sayfa: [ 1 ]