|
||
| daha önce de dediğim gibi. bunların hepsi gidecek, gidiyor gitti bile. bittiyor işte. tüm bu insanlar, haberler, olup bitenler hepsi gidiyor. toza dönüşecekler, anılara, yağmur olacaklar, kar olacaklar, deniz olacaklar. kimse istisna değil. birimiz her birimiz. bitiyor işte. ne zaman nerde nassıl? araştır dur. etten, kemikten damarlardan oluşmuş bi makine bu. sürecek sanıyosun devam edecek sanıyosun ama bitiyor işte. geriye harabeler kalıyor. tarihini saptayabilirsin. detaylı olarak çalışıp alabildiğince veri toplayabilirsin. duvarları, lahitleri restore edip boyayabilirsin. ama duvarlar, kemikler, çömlekler, lahitler gülmüyorlar, ağlamıyolar, acı çekmiyolar, korkmuyolar, konuşmuyorlar, öylece sen onlara bakıyosun onlar sana bakıyor. ne yaparsan yap toprak onu geri talep ediyor. herşey erimek ait olduğu yere dönmek istiyor. engelleyemiyosun işte. dönüşüyor sürekli. gidiyorlar. gittiler. |
||
|
||
| geride kalır asıl herşey... her attığın adımda; geçmiş, bir eylem daha katar çuvalına.. |
||
|
||
| işte sen gidiyorsun sesinin rengi bende kalıyor herkes seni gitti biliyor ben bakışlarını alıp gidiyorum herkes bişey kalmadı diyor.. sen arkanı dönüp gidiyorsun ben seni alıp gidiyorum |
||
|
||
| hiç mi bir şey kalmıyor geride? kişi, ilişki, olay, uygarlık yaşamış olan her neyse, tüm yaşanmışlıklar... silinip gidiyor mu anılmamacasına gerçekten? birgün, bir anda... bir ses, bir koku, bir görüntü ya da bir düş onu hissettirmiyor mu size? yaşananlar tümüyle siliniyor mu yaşayanın, yaşamın ya da yeryüzünün belleğinden? bir iz, bir kalıntı da mı kalmıyor? görebilen göz, duyabilen yürek oldukça hiçbiri kaybolmuyor aslında... yaşayan ve içinde yaşatan "insan" oldukça... |
||
|
||
evet, "katı olan herşey buharlaşıyor"
|
||