|
||
| 'Andımız' tartışılamaz mı? Niyetimiz çağdaş bir devlet olmaksa, her sabah çocuklara 'Andımız'ı okutmak gibi takıntılarımızı ayıklamak gerekmez mi? Bir sabah çocukları 'Andımız'ı söylerken izleyin ve ona göre karar verin TALİP KURŞUN 'Andımız' sizin için ne ifade ediyor? Onu hâlâ önemsiyor musunuz? Yoksa büyüdükçe gözünüzdeki önemini kaybeden ve artık ciddiye almadığınız iyimser bir masal gibi, duyduğunuzda çocukluğunuzu hatırlayıp gülümsüyor musunuz? Belki de 'Andımız' okunurken takındığınız lakayt tavrınızdan dolayı öğretmeninizden yediğiniz fırçalar gözünüzde canlanıyor. Biliyor musunuz ilköğretim öğrencilerimiz, hâlâ, her gün aynı şekilde tekrarlanan, zorunlu bir ant içme töreniyle 'aydınlanma' yolculuğuna çıkıyorlar! Beni bu yazıyı yazma konusunda cesaretlendiren, ilkokul 5. sınıf öğrencileriyle yaşadığım bir deneyimi paylaşmak istiyorum. 'Andımız' yazı tahtasının hemen yanında asılı; öğrencilere önce Andımız'da geçen 'ilke' ve 'ülkü' kelimelerinin anlamını soruyorum; cevap gelmiyor. "Andımız'ı her gün neden okuduğunuzu biliyor musunuz?" diye soruyorum, işaret parmaklarını her an cevap verecekmiş gibi kaldırmaya hazır bir şekilde alt dudaklarına dokundurup, gözlerini yukarıya kaldırarak düşünüyorlar. Ama buna da cevap gelmiyor. Sormaya devam ediyorum: "Andımız ne anlatıyor?" Sessizlik oluyor, bir parmak kalkıyor; "Bizlere Türk olduğumuzu ve doğru ve çalışkan olduğumuzu hatırlatıyor." Soruyorum: "Hatırlatılmasa Türk olduğunuzu unutur musunuz?" Yine cevap yok. Soruyorum: "Her Türk doğru ve çalışkan mıdır?" Herkes 'Evet evet' diyerek parmak kaldırıyor. Soruyorum: "Andımız'ı her gün okumak gerekli mi?" Bir kişi dışında herkes 'Evet evet' diyor. "Neden gerekli?" diyorum, cevap yok. Gerekli olmadığını düşünen öğrenciye neden öyle düşündüğünü soruyorum: "Ne gerek var her gün aynı şeyi tekrar etmeye!" diyor, diğerleri gülüyor. Anlamını içselleştiremiyorlar İlke, ülkü gibi soyut kavramları anlamalarına en azından birkaç yıl var; çünkü soyut düşünebilme becerisi ergenlikle kazanılır. 'Küçükleri koruyup büyükleri saymak, yurdu ve milleti özünden çok sevmek'le yetinilmiş 'ilke' ve "yükselip ileri gitmek'le sınırlandırılmış 'ülkü' konularına yer darlığı nedeniyle hiç girmeden, soru sormaya devam edelim o halde: Yaklaşık 11-12 yaşına kadar anlamını içselleştiremedikleri, ki bu zaten mümkün değil- birtakım sözleri, her gün her gün okutarak, biz büyükler çocuklara hangi mesajı veriyoruz? 'Bazı şeyleri anlamasan da olur.' 'Anlama ezberle' 'Sorgulama söyleneni yap.' Sonra bu 'Andımız'ın yazarı kimdir? Yıllarca ezberletilip, okutturulan bu metni kim yazmış ve kitaplara yerleştirmiştir? Neden bu metnin geçtiği yerlerin altında yazarının adı da olmaz? Sanki insan elinden çıkmamış da, ilahi kaynaklardan gelen ulvi bir metinmiş gibi bir etki bırakmak amaçlanır? Çocuklara ezberleyin denir, onlar da ezberlerler, ezberlemeyen kötü not alır. Peki, bu yolla verilen gizli mesajın, yıllardır şikâyet edip durduğumuz sorunlarımızla hiç akalası yok mu? Bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünmüyor musunuz? Bu 'Andımız' meselesine el atmak da yoksa suç mu? Bu konuda bilimsel bir yöntem izlenip ona göre hareket edilemez mi? Eğitimciler, üniversiteler işbirliğine gidip bir araştırma yapamazlar mı? Yoksa bu konuda çoktan bilimsel araştırmalar yapıldı da, yararı 'test edilip onaylandı' mı? Yoksa buna hiç gerek duyulmadan herkes bu metnin son derece bilimsel, akılcı ve 'genel iyi' için yararlı bir metin olduğu konusunda hemfikir mi? Yoksa bu da modern Türkiye Cumhuriyeti'nin 'seküler amentüsü' mü? Bir amentüyü başka bir amentüyle mi ikame ediyoruz yoksa? E hani bilim en büyük yol göstericiydi? Öğüt kadar örnek de versek Niyetimiz çağdaş bir devlet olmaksa, bu konuda 'takiye' yapmıyorsak, bu tür törensel takıntılarımızı da kafalarımızdan ayıklamamız gerekmiyor mu? Güzel öğütler veriyoruz, biraz da örnek olmayı becersek nasıl olur? Tekerleme gibi, sürekli bilimsel düşünceden, akılcılıktan bahsedip duruyoruz, uygulamalarımızın hali pürmelâli eski tas eski hamam... Bir önerim var: fırsatınız olduğu bir öğle vakti, yakınınızdaki bir okulda 'Andımız' okunurken öğrencileri gözlemleyin; gözlerinde, merak ve yaratıcılığın emaresi bir pırıltı mı göreceksiniz, yoksa monotonluğun ve sürünün parçası olmanın bezginliğini mi? Orada Türkiye'nin geleceğini de göreceksiniz. (Not: 'Andımız', eski milli eğitim bakanlarından Reşat Galip tarafından 1933'te yazılmıştı. Daha sonra değişikliklere uğramakla birlikte, 72 yıldır eskimeyen bir metindir!) Talip Kurşun: Psikolojik danışman http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165389 |
||
|
||
| "Andımız" bir anlamda beyin yıkamaktır.21. yüzyıla girerken hala böyle şeyleri görmek acınası durumumuzu da ortaya koyuyor. | ||
|
||
| Yıldönümlerinde çelenk koyma, heykellere karşı durup marş okuma, stadyumlarda anlamsız jimnastik hareketleri adı altında gençlik gösterileri yapma, küçük çocuklara anlamadıkları hamaset şiirleri okutma vb. eylemler milliyetçiliğin doruk noktasında olduğu 20. yüzyılın başlarında tüm dünyayı sarmıştır. Çıkış noktası emperyalizm ve sömürgecilikle mücadele olan bu kavram ulusların devletleşme sürecini hızlandırmış, korkuya dayalı bir çeşit paranoya yaratmış, doruk noktasına Hitler ve Mussolini faşizmiyle yönetilen ve devleti birey karşısında tanrılaştıran sistemlerle ulaşmıştır. Toplumun genelinde oluşan ,"bunları yapmazsak gericilere ve vatanı bölmek isteyenlere prim vermiş oluruz" düşüncesiyle yıllarca kendi insanlarımıza eziyet ettik, etmeye de devam ediyoruz. Aynı mantıkla 1938 yılından başlayıp 10 yıl öncesine kadar süren 10 Kasımlarda eğlence yerlerini kapatıp, içki yasağı koymak gibi işkenceleri de insanlarımıza layık gördük. Bu konuda bir gelişme olmamasını, hala korkularımızdan kurtalamayışımız ve eziyeti bir çeşit zevk almaya çevirmemiz şeklinde yorumlayabiliriz sanırım. |
||
|
||
| Boşuna "Beton Kemal" dememiş Şevki Yılmaz... | ||
|
||
| Andımızı okutmanın takıntı olduğunu düşünen zavallı beyinler... Siz evinizde oturup yemek ve temizlik yapın. Size hayat tarafından yüklenen misyon bu. Düşünyorsun ki; her türlü şartlandırılmanın uzağında yetişmiş bir nesil.. Dinden.. Andımızdan. İstiklal marşından Örf ve adetlerden. gibi... iyi..güzel..fevkalede.ama eksik. ben sana mükemmeli sunuyorum.. her seferinde 0'dan başlamanın bir anlamı yok! Biz gördüğümüz bulduğumuz değerleri aktarmalıyız onlara! İlerlemenin daha hızlı olmasını istiyorsak! Geri götürecek fikirlerden yontulmuş bir beyin!
|
||
|
||
| Karga karga gak gak Ağaçtan çaldığı cevizi yere at karnın değil ruhun mı aç gak gak Seni doyuran ağacın yapraklarını pisletme gak gak |
||
|
||
Alıntı Andımızı okutmanın takıntı olduğunu düşünen zavallı beyinler... Siz evinizde oturup yemek ve temizlik yapın. Size hayat tarafından yüklenen misyon bu. Düşünyorsun ki; her türlü şartlandırılmanın uzağında yetişmiş bir nesil.. Dinden.. Andımızdan. İstiklal marşından Örf ve adetlerden. gibi... Başkalarına önyargıyla yaklaşmamalıyız.Aferin sana, bizi hem ateist hem de vatan haini ilan ediyorsun.Peki bu yargıya nasıl vardın? 21. yüzyıla girdik hala örf ve adetleri savunuyorsunuz.Örf ve adetler her zaman gelişmenin önünü tıkadı.İlerlememize engel oldu.Örf ve adetlerle nereye varacağız? |
||
|
||
| Ben hem ateistim hem de vatan hainiyim Hades. İlericilikten bahsederken bir de bu konuda referansınız olan Avrupa ülkelerinde eğitimin nasıl olduğuna bir bak; var mı bakalım Türkiye'de ki gibi bayrak törenleri, milli marşlar ve andlar okunması gibi militarist şaklabanlıklar? "Kabe Arabın olsun, bana anıtkabir yeter" sözü kemalistlerin değil mi? Yoksa bir hata olup da "çağdaş Avrupa" örnek alınacağına Stalin dönemi SSCB, Hitler dönemi Almanya, ya da Kuzey Kore gibi ülkeler mi örnek alındı? Bir de mükemmel sunuluyormuş ;D Ne mükemmel bir toplumuz evet... Türk "çağdaş" toplumu, Batı'nın kötü bir karikatürüdür. Türk toplumu kendini aşağılayan, kompleksli ve ezik bir toplumdur. Her haltı yiyen ama ramazanda bir aylığına "müslüman" olan bir toplumdur, Avrupa Birliği ve aydınlanma gibi meseleleri tartışırken son derece "uygar", "medeni" olup eve dönünce karısını döven bir toplumdur. Türk toplumu beyni yıkanmış, okullarda miki farenin maceraları okutulmuş (buna tarih dersi derler onlar), "damarlarında asil kan akan" kompleksli ve faşist bir toplumdur. Bütün bunlar da kemalist ideolojinin meyveleridir... Onun için aç biraz gözlerini ve bak etrafa, bak diğer ülkelere ve kıyasla memleketimizle. Burada gak guk ederek olmuyor bu işler. Beni doyuran bir ağaç da yoktur bu arada; o ağaçtır benden beslenen. Benim hem onun hem de kendi besinimi üreten. Biz karga olup dalda ceviz yiyoruz da, sen öküz olup ahırda önüne atılan samanları yiyorsun... | ||
|
||
| @devinizm yaklaşımın için teşekkür ederim lakin sandığın gibi bir durum yaratılmadı yani ne yazıkki sen onu beyninde var ettin..Öyle bir itham yok! sizler ne ateist ilan edildiniz ne de vatan haini...Lakin dikkatlerini (tek olması yetmiyo) toplarsan cümlelerime fevkalede sende anlayabilirdin.Niye neden olduğu konusunda beni de suçlayabilirsin.tercih senin... herneyse; bilimle felsefe arasındaki en büyük farkın ne olduğunu biliyorsun dur...Felsefe yığılgandır bilim de ilerleme planlı programlıdır.Felsefede bu yüzden fazla bir ilerleme gösterememiştir çağlar boyu... bu bakımdan,doğru şartlandırılmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.Bilim de olduğu gibi.Keşfedilen bir daha yeniden niye keşfedilsin ki? Ampül'ün bugün ben bulduğumu iddaa etsem alacağım tepki ne olur? ;D bu bağlamda doğruların kabulunun, (tıpki andımız gibi ki bu bir politikadır) gerekli olduğunu savunmaktayım. bu bir örf adet değildir...Oruç tutmak gibi değildir. diyebilirsinki, değişim..değişmeyen tek şey değişimdir. Ama önce ahmakça yargılardan kurtulunmalı sonra orta kalitedeki zekalardan...Kademe kademe değişim. 1 ken 2 olunur.sen 0'dan 2'ye ulaşamazsın...1 i kabul edersin.2'ye ulaşınca 1'i silersin... Umarım yeterince açıklığa kavuşturabilmişimdir... |
||
|
||
| @karga gak demeli...İnsanlarla konuşmayı öğreninceye kadar karga gak demeli.Zekaları oluşunca konuşup yazmalı. Neyzen Tevfik'den bir alıntı yapacam... Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler; Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler... Künyeni almak için, partiye ettim telefon, "Bizdeki kayda göre, şimdi o meb'us!" dediler... Sanmaki hades'in aklı kıt... Parmakların senden tiksinecek, böylesine küççük bir beynin kendilerine hükmettiği için...Ki şaşılmamalıdır şuna; 'Beyin hücrelerinin, doğduğun günden itibaren kafatasında yapmakta olduğu zeka arama çalışmalarının sonuçsuz kaldığı bildirildi.' elimde raporumda var bak... :wacko: sen ve türdaşların, zihn-i miyopluğunda daha da körleşsinler be arkadaşım...ziyanı yok..biz zaten yetiyoruz bu dünyaya ve hayatlara... Bırakın biz döndürelim bu dünyayı hayal-gücü-müzle..Sizler ise de keyfinize bakın, sizin gibi farelerle oynayacak kediler her zaman vardır.Tom ve jerry ile gelme ahmaklığınıda gösterebilirsin hayatın bir çizgi film olduğu salaklığına sığınarak. sen göz yuvalarından götüne aldırdığın gözlerinle okumaya devam et yazılarımı, dikkat et kaçmasın korkudan minik aklın, bakir deliğine...Dua etki aklın büyük olsayı, zorlardı epey seni...haa pardon sen kendini ateist zanneden şaklabandın... sanmaki kızdım sana...delimisin, yazmak güzel sana. yoksa kiminle eğlenirdi bu dünya!? sağlıcakla kalın... |
||
|
||
Sen önce felsefe nedir, bilim nedir, bu ikisinin ilişkisi nedir öğren de gel cicim. Bana bok atmaktan başka hiçbirşey yazamamışsın, bu da acizliğini gösterir Tartışmalarda fikir çatıştırıp ilerlenir, kişilere bok atmakla değil... savıma karşı da hiçbirşey ileri süremedin. Felsefe konusunda şuradan başlayabilirsin koçum, saman yemeyi bir süreliğine bırak, kaldır ağır kafanı ve oku; http://sifirforum.com/forum/index.php?topic=4726.0 Ayrıca felsefe-bilim ilişkisi de sözkonusu iken, tek bilimsel felsefe olan diyalektik materyalizmden de bir habersin, öğren de gel koçum, komik duruma düşme... 1'den 2 olma ıvır zıvırlarına gelince de hayati bir konuda çığır açmışsın, bravo sana... Şimdi de feodalizmden kapitalizme geçişi, ve bundan sonraki geçiş olacak olan proleter devrim konusunu anlatan komünist manifestoyu açıp da oku da öğren bu aşamaları kıt akıllı öküz kardeşim... ondan sonra da gel konuş... öyle kafana doldurdukları yalan yanlış iki üç düşünceyi burada geveleyip komik olma
|
||
|
||
| olabilir | ||
|
||
| @karga Evet sana b.k attım kardeşim...Bokun üzerine bok atılır çünkü.B.k b.kun dostudur.B.k anlar b.ku.B.k lar sever biibirlerini.Ama çoğaltamazlar miktarını.Üreyemezler onları s.çan bir göt olmayınca.Bak sen yalnız b.k idin.Şimdi türdaşların geldi.Sevin!!! :wacko: bildiklerimi göstermemem demek, onları bilmediğim anlamına gelmez.Bildiğimi göstermemem, ile göstermem arasında bir fark olmayacağı için, yapmadım... Gelelim senin, benim vereceğim cevaplarla tatmin olma kısmına...Ama ilk önce ortada bir sav görmek gerekir de..yok... Senin -sav- gibi duran makalene bir bakayım bare...(Benim yazdıklarıma karşılık alakasız onun paralelinde olmayan bir şey yazdığın için,ben de öyle yapacam,belki alakasızlık seni doyurur) Geniş anlamda "doğru"; her dönemin toplumsal koşullanmaları dışında, fark edilmeyen bir Kozmos boyutudur; doğumlar ve ölümler gibi... sahtekârlıkları, sapkınlıkları saydamlaştırmaya kalktıklarında; onları cezalandırmak ve "doğru" ile çatışmak; tarih içinde silinip gitmenin kapılarını açar sonunda... "Doğru" iktidara gelmez; ama, düşmanları yok olur sürekli... belki biryerlerden çağrışım yapmışsa şaşırma!... Bir milletin en belirgin özelliği nedir? Bir milleti millet yapan nedir? Bu basit sorularının cevabını, beyininden şartlanmışlığı arındırdığında basitçe bulabilirsin..Bulduğunda ise gelip benden özür dileyip, elimi öpeceksin..Belki o zaman seni affedebilirim... olaki yine anlamazsan, takıldığın yerler olursa diye, gözünün içine değil, fındık boyutundaki beynine şu yazıyı sokmaya çalışarak, ömrünü tamamla... Bu vatan, nasıl hala ayakta duruyo zannediyorsun ? ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün ordulari dagitilmiş ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç oldugun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! K. ATATÜRK 20 Ekim 1927 Senin göçmen olduğunu biryerlerde görmüş gibiyim...Buda birçok şeyi açıklıyor benim için... Sanmaki hades, cevaplarına cevap üretemez.üretir de üretmek istemez.Birazcık aklın kalmışsa beyninde, onu da bu tür şeyler yazarak, utandırma! ![]() |
||
|
||
| Doğrular değişkendir ama gerçek biriciktir. Sen doğrular üzerinden hareket ederek konuşuyorsun, oysa gerçekler farklı... Orada sav yazmışım, bu da benim hızlı yazarak yaptığım bir hata, orada bir sav değil, bir eleştiri sözkonusuydu, şimdi öğrendiğine göre tekrar oku da gel... Milliyetçilikten bahsetmişsin de milliyetçilik nedir ve neye hizmet ediyor bir öğren de gel, sen kurtul beyninin şartlandırılmalarından... Ayakta duran çürük bir ideoloji ve çatırdayan bir cumhuriyettir... er ya da geç bu iğrenç düzen senin gibi çirkeflerle beraber silinip süpürülecek... Göçmen olduğum senin için neyi açıklıyor bir anlat bakalım. Mesele cevap üretmek değil, fakat samimi davranmak ve at gözlüğü bakmadan cevap vermek... sen ise cevap bile üretemedim benim tüm bu söylediklerime, tek yaptığın bok atmak ve kuru bir propaganda yapmak... eh kıt aklın ve acizliğinle bu kadarına da şükür Öküzlerin nlerine atılan samanlardan başka bir bok yapamadıklarını sanıyordum, ama seninle bir de çirkefleşebildiklerini, boş boş konuşup böbürlenebildiklerini de öğrenmiş olduk ;D
|
||
|
||
Ha bir de şunu eklemek gerek; insanların gökten zembille inmiş putlarına laf uzatılınca hemen tartışmayı kişiselleştirip bok atarlar, karşı hiçbir fikir öne sürülmüyor, sürülemiyor... bu da ne denli "haklı" ve "aydın" olduklarını gösterirler ;D Eh tabularının yıkılması hoşuna gitmez herkesin... Sen tapmaya devam et beton kemal'ine hades... devam et koca öküz, Türkiye seninle gurur duyuyor ;D
|
||