|
||
| http://lokman.cu.edu.tr/psychiatry/DERSNOT/derskitap/htm/kisilik.htm ben bunlardan antisosyale giriyorum heralde ama bazı gösterdiğim belirtilerde diğer gruplarda. onun için bence kesin bir tanı koyulamaz. aslında konulur hepsi harfi harfine uymak zorunda değil Kişilik, kişinin günlük yaşamdaki karakteristik duygusal ve davranışsal özelliklerinin tümü olarak tanımlanır. Kişilik bozukluğu, insanların çoğunda bulunan özelliklerin ötesinde karakter özelliklerinin bir varyantıdır. Kişilik özellikleri uyuma dönük değilse, esneklikten yoksunsa, işlevsel bozukluğa ve öznel rahatsızlığa (distres) yol açıyorsa kişilik bozukluğundan söz edilir. Bu kişiler çocukluktan beri süregelen sorunlarını reddederler ve psikiyatrik yardım aramazlar. Belirtiler benlikle uyumludur (egosintonik). Çevre ile çatışırlar ve çevreyi kendilerine uydurmaya çalışırlar (alloplastik uyum). Sergiledikleri tutum ve davranışlardan dolayı anksiyete duymazlar. Kişilik Bozukluklarının DSM-4'e göre sınflaması: A Kümesi: Paranoid, şizoid, şizotipal kişilik bozuklukları B Kümesi: Antisosyal, borderline, histrionik, narsistik kişilik bozuklukları C Kümesi: Avoidan (kaçınan), bağımlı, obsesif kompulsif kişilik bozuklukları ETYOLOJİ 1) Genetik: Şizotipal kişilik bozukluğunda genetik faktörler en sık görülür. Antisosyal kişilik bozukluğu ile alkol kullanım bozukluğu, histriyonik kişilik bozukluğu ile somatizasyon bozukluğu arasında güçlü bir ilişki vardır. Çocuklukta belirlenen huy faktörleri erişkinde kişilik bozukluğu ile ilişkili olabilir. Örneğin; yapısal olarak korkak bir çocukta avoidan kişilik bozukluğu, çocuklukta SSS disfonksiyonu ve minimal beyin hasarı geçirmiş kişilerde antisosyal ve borderline kişilik bozukluğu gelişebilir. 2) Biyolojik faktörler: Yapılan çalışmalarda impulsif özellik gösteren kişilerde testosteron, östrojen, 17 östrodiol düzeyleri yüksek bulunmuştur.Sosyallik ve aktivite ile ilişkili olan, platelet MAO düzeyi sosyal aktiviteleri yüksek olanlarda ve şizotipal kişilik bozukluğunda düşük bulunmuştur. Agresif ve impulsif kişilerde 5HIAA düzeyi düşük bulunmuştur. EEG incelemelerinde borderline ve antisosyal kişilik bozukluklarında yavaş dalga aktivitesi gösterilmiştir. 3) Psikoanalitik faktörler: Freud'a göre; kişilik özellikleri psikoseksüel döneme fiksasyon ile ilişkilidir. Örneğin; oral karakter pasif-bağımlı, anal karekter inatçı cimri bir kişilik özelliği gösterir. Reich'e göre; her kişilik bozukluğu bir savunma kümesidir. Kişi bunları iç dürtülerden ve anksiyeteden, depresyon, suçluluk, kuşkuculuk duygularından kurtulmak için kullanır ve bu duygularını yener. Savunmalar baskın ve katıdır. Diğer bir önemli özellik; çocuğun anne ya da önemli başka bir kişi ile özdeşim kurması sonucu kendi özelliklerini oluşturmasıdır. Kişilik gelişiminde rol alan bu ilişki kişiler arası ilişkilerde önemlidir. A KÜMESİ PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU Genç erişkinlik döneminde başlayan; başkalarının davranışlarını kötü niyetli yorumlayan, güvensiz, kuşkucu, haksızlığa dayanamayan, kıskanç, kavgacı yapıda insanlardır. Hostil, irritabl, kızgın olurlar. %0,5- 2,5 oranında görülür. Bu hastalar nadiren yardım isterler, genellikle başkaları tarafından getirilirler. Erkeklerde daha sık görülür. Paranoid kişilik bozukluğu, şizofrenik hastaların yakınlarında daha sık görülür. Paranoid hastalara tanı koymak güçtür. Çünkü muayene sırasında iyi görünmeye çalışırlar. Gergin, inceleme eğiliminde olan, duygulanımı ciddi ve mizahtan uzak kişilerdir. Bu kişiler klinik olarak; diğer insanlara karşı tehditkar, güvensiz, kuşkucudurlar. Patolojik kıskançlıkları ve referans fikirleri vardır. Sosyal durumları genelde iyi olan insanlardır. Savunma mekanizması olarak yansıtmayı kullanırlar. Bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir; iş, insan ilişkileri ve evlilik yaşamında sorunlu olan kişilerdir. Tanı Ölçütleri: Başkalarının zararlı olabileceğinden, aldatıldığından kuşkulanma; dostlarının, iş arkadaşlarının güvenilirliğinden kuşkulanma; aleyhine kullanılacağını düşünerek sır vermek istememek; sıradan söz ve olaylardan anlam çıkarma; haksızlığa, önemsenmemeye dayanamayan, kinci insanlardır; eşlerinden kuşkulanırlar; kendilerine zarar verileceği yargısına varıp ani tepki gösterirler. Ayırıcı Tanıda; sanrısal bozukluk, paranoid şizofreni, borderline kişilik bozukluğu düşünülmelidir. Tedavide; psikoterapi, özellikle bireysel terapi ve davranışçı teknikler kullanılabilir. Farmakoterapi olarak düşük doz antipsikotik kullanılabilir. Bazı hastalarda da pimozid kullanımı başarılı sonuçlar vermiştir. ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU Yaşam boyu sosyal geri çekilme ile karakterize bir bozukluktur. Genç erişkinlikte toplumsal ilişkilerden kopma ve duygularda küntlük görülür. Çevreden egzantrik, izole, yalnız, ilişkilerden uzak, içe dönük, sınırlı, soğuk, sessiz insanlar olarak tanınırlar. İnsanlarla ilişkileri sınırlı olan işlere ilgi duyarlar. Uzun süreli emosyonel bağlar azdır. Genel populasyonda % 7,5 oranında görülür. Erkeklerde daha sıktır. Muayene sırasında bu hastalarda göz kontağı pek kurulamaz. Duygulanım sınırlı, soğuk ,uygunsuz ve ciddidir. Konuşması amaca yönelik ve kısa yanıtlıdır. Diğer insanları tolere etmekte zorlanan kişilerdir. Cinsel yaşamları fantaziler üzerine kuruludur, gerçek cinselliği ertelerler. Şizoid erkekler karşı cinse yaklaşmayı başaramadığından evlenmezler; kadınlar ise pasif bir şekilde evliliği kabul ederler. Sağlıklarına düşkündürler. Soğuk görünseler de yaratıcı özgün fikirler üretebilirler. Nadiren agressif davranışlar gösterirler. Tanı Ölçütleri: Yakın ilişkiye girmekten zevk almazlar; tek bir etkinlikte bulunmayı yeğlerler; cinsel deneyime karşı ilgileri azdır; çok az etkinlikten zevk alırlar; yakın 1-2 arkadaş dışında arkadaşları yoktur; duygusal soğukluk, kopukluk ve tekdüzelik vardır. Ayırıcı Tanıda; Obsesif, avoidan, şizotipal kişilerle ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Erken çocuklukta başlayan, uzun süreli bir durumdur. Yaşam boyu sürmesi şart değildir. Şizofrenik hastalar sık olarak hastalık öncesi dönemde şizoid kişilik özelliği gösterir. Tedavi olarak; psikoterapi yapılabilir. Farmakoterapi olarak düşük doz antipsikotik, antidepresan ve psikostimülan ilaçlar verilebilir. ŞİZOTİPAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU Genç erişkinlik döneminde başlayan, bilişsel ya da algısal çarpıklıklar, alışagelmişin dışında davranışlar, yakın ilişkilerde birden bire rahatsızlık duyma, yakın ilişkilere girme becerisinde azalma, kişiler arası toplumsal ilişkilerde yetersizlik, gösteren garip kişilerdir. Bu kişilerde acayip düşünceler, referans fikirleri, derealizasyon vardır .Toplumda % 3 oranında görülür. Tanı hastanın düşünce, davranış ve görünümünde acayiplik temeline dayanır. Bu hastalardan öykü zor alınır, çünkü iletişim biçimleri sıradışıdır. Kendi duygularını tanımazlar, iç dünyaları, çocukluk korkuları ve fantazileri, katı imgesel ilişkilerle doludur. Özel güçleri olduğuna inanırlar. Algıda illüzyonlar olabilir. İnsanlarla olan ilişkileri zayıf ve uygunsuz eylemleri vardır. Sonuç olarak izole ve arkadaşsızdırlar. Stres altında dekompanse olup kısa süreli psikotik belirtiler gösterebilirler. Ağır olgularda anhedoni ve ağır depresyon olabilir. Tanı Ölçütleri: Referans fikirleri; acayip inanışlar, büyüsel düşünce (batıl inanç, altıncı his gibi); olağandışı algısal yaşantılar, bedensel illüzyonlar olabilir; acayip düşünce ve konuşma biçimi; kuşkuculuk, paranoid düşünce; alışılagelmişin dışında, kendine özgü davranış ve görünüm; uygunsuz, kısıtlı duygulanım; yakın arkadaşları ya da sırdaşlarının olmaması; toplumsal anksiyete ( paranoid korkularla ilişkilidir.) Ayırıcı tanıda; şizoid, avoidan, paranoid kişilik bozuklukları ve şizofreni düşünülmelidir. Bu kişiler yaşam boyu aynı kalabildiği gibi şizofreniye de dönüşebilir. % 10'da olsa özkıyım riski vardır. Tedavi olarak; garip davranışlarını yargılamadan psikoterapi yapılabilir. Referans fikirleri varsa antipsikotik verilebilir. B KÜMESİ ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU Sosyal koşullara uymakta zorluk çeken insanlardır. Başlangıç genelde 15 yaşından öncedir. Erkeklerde % 3, kadınlarda % 1 oranında görülür. Bu kişilerde ailesel yatkınlık vardır. Erkeklerin birinci derece akrabalarında 5 kat daha fazla görülür. Kişiler görüşmeye karşıdırlar. Gergin, irritabl olabilirler ya da tamamen aklı başında görünüp deneyimli klinisyenleri bile aldatabilirler. Çocukluktan itibaren yalan söyleme, evden kaçma, hırsızlık, saldırganlık madde kullanımı, yasadışı aktiviteleri vardır. Aykırı davranışlarından dolayı anksiyete ve depresyon göstermezler. Çünkü; kendilerine göre uygun açıklamaları vardır. Özkıyım tehditleri ve bedensel uğraşları yaygındır. Sözel iletişimlerinde başarılıdırlar. Manuplatif, kolay yoldan para kazanmayı isteyen kişilerdir. İçkili araba kullanma, çocukları hırpalama sıkça görülür. EEG'de anormal bulgular olabileceğinden nörolojik muayene yapılmalıdır. Tanı Ölçütleri: 15 yaşından beri başkalarının hakkını hiçe sayma, saldırma ve tutuklanmaya yol açacak eylemlerde bulunma; Yalan söyleme, başkalarını aldatma; Dürtüsellik ve gelecek için tasarı yapamama; Saldırganlık ve sinirlilik; Kendinin ya da başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık; Sürekli sorumsuzluk; Başkalarına zarar vermiş olmalarına rağmen aldırmama, vicdan azabı duymama ve sürekli bahaneler bulma; Bunların şizofreni veya manik epizot sırasında olmaması; 18 yaşından büyük olma;Bu kişilerde beraberinde alkol ve madde kötüye kullanımının yanı sıra depresif bozukluklar da sık görülür. Hastalarda prognoz değişkendir. Yaş ilerledikçe semptomlar azalır.Beraberinde somatizasyon bozukluğu ve birçok fiziksel yakınmalar bulunabilir. Ayırıcı tanıda; atlanılmış ya da tanı konulamamış mental bozukluk veya nörolojik bozukluk gözönüne alınmalıdır. Mental retardasyon, şizofreni, manik bozukluğu olan kişilerde antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konulmamalıdır. Tedavide; hastane koşullarında psikoterapiye uyumludurlar. Anksiyete ve depresyon durumlarında farmakoterapiden yararlanılabilir. EEG bozukluğu olan hastalarda taşkın davranışları için antiepileptik tedavi faydalıdır. Bu kişiler ilaç bağımlısı olabilecekleri için ilaç kullanırken dikkatli olunmalıdır. BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU Bu kişilik bozukluğu, nevrozla psikoz arasında bir sınırdadır. Sıradışı değişken duygulanım, mood, davranış, nesne ilişkileri ve self imaj ile karakterizedir. Bu kişilerin kimlik duygusunda, duygu durumunda ve ilişkilerinde sürekli bir tutarsızlık vardır. Asıl patoloji bireyin self duygusunda, nesne ilişkileri kurma biçimindedir. Toplumda %1-2 oranında görülür. Kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla görülür. Bu kişilerin birinci derece akrabalarında major depresyon, alkol kullanımı, madde bağımlılığı daha sık görülür. Bu hastalar hemen daima bir kriz içindedir. Duygudurum dalgalanmaları yaygındır. Hasta bazı konularda tartışmacı, bazı konularda çekiniktir. Bazen hiçbir duygusu olmayabilir. Hastalar kısa süreli, sınırlı, çabuk geçen psikotik epizodlar yaşayabilir. Borderline kişilik bozukluğu olanlarda davranış önceden tahmin edilemez. Özkıyım girişiminde bulunabilirler. Bağımlı ve öfkeli olmalarından dolayı kişiler arası ilişkileri düzensizdir. Yakın oldukları kişiye çok bağlanırlar, engellendiklerinde düşmanca davranırlar. Bu hastalar yalnız kalmayı tolere edemezler, arkadaşlık için çılgınca yollar denerler fakat pek başarılı olamazlar. Yalnızlıklarını azaltmak için rastgele ilişkiler kurarlar. Bu hastalar kronik olarak boşluk duygusu ve can sıkıntısından yakınırlar. Bu kişilerde kimlik duygusu yoktur. Baskı altında kaldıklarında depresyona girebilirler. Bu kişiler insanları tümüyle iyi ya da tümüyle kötü kategorisine ayırırlar, ilişkileri bu nedenle başarısızdır. İnsanları bağlanacak ya da nefret edilecek gibi görürler. Bu bölünme nedeniyle iyi insanlar idealize edilir, kötü insanlar ise değersizleştirilir. Birine bağlılıktan vazgeçme, grup değiştirme bu kişilerde sık görülür. Tanı Ölçütleri: Gerçek ya da imgesel bir terkedilmeden kaçınmak için çılgınca çabalar gösterirler; aşırı büyütme ile yerin dibine batırma arasında gidip gelen gergin tutarsız kişiler arası ilişkileri vardır; Kimlik kargaşası vardır; bu kişilerin kendine zarar verme olasılıkları yüksektir. en az iki alanda dürtüsellik vardır. (Para harcama,madde kötü kullanımı, pervasızca araba kullanma, cinsellik, tıkanırcasına yemek yeme gibi.); göz korkutmak amacıyla yineleyen özkıyım girişimleri vardır; affektif instabilite ( irritabilite, disfori, anksiyete); kendini sürekli olarak boşlukta hissetme; uygunsuz yoğun öfke ve öfkesini kontrol altına alamama; stresle ilişkili geçici paranoid düşünce ve ağır dissosiyatif belirtiler. Ayırıcı tanı; şizofreni ,şizotipal kişilik bozukluğu ve paranoid kişilik bozukluğu düşünülmelidir. Bu hastaların tedavileri güçtür. Psikoterapide derin araştırıcı bir yaklaşım yerine gerçeğe yönelimli bir yaklaşım daha yararlıdır. Eleştirilmeye ve reddedilmeye duyarlığı azaltmak, dürtülerini kontrol etmeyi öğretmek amacıyla davranışçı yaklaşım faydalı olabilir. Hastane ortamlarında dürtülerinin daha iyi kontrol altında tutabilirler. Farmakoterapide; antipsikotikler, antidepresanlar ve duygudurum düzenleyici olarak karbamazepin kullanlabilir. HİSTRİYONİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU Bu kişiler renkli, dramatik, abartılı davranan, duygusal kişilerdir. Toplumda % 2,3 oranında görülür, kadınlarda daha sıktır. Ayrıntılı öykü verirler, dramatik jestleri vardır. Konuşmalarında renkli kelimeler kullanırlar. Affektif oynaklık yaygındır. Aşırı duygusal, iyileşme arayışı gösteren kişilerdir. Dikkat çekme davranışı belirgindir. Duygu ve düşüncelerini abartan, ilgi çekmek için ağlama nöbetleri gösteren kişiledir. Ayartıcı davranışlar sıktır. Cinsel fantaziler yaygındır. Ancak psikoseksüel fonksiyonları bozuk olabilir (kadınlarda anorgazmi, erkeklerde empotans gibi). İlişkileri yüzeyeldir. Stres altında gerçeği değerlendirmeleri kolay bozulur. Regresyon ve dissosiyasyonu savunma mekanizması olarak kullanırlar. Tanı Ölçütleri: İlgi odağı olmadığında rahatsız olurlar, Başkaları ile olan etkileşimi cinsel yönden ayartıcı, baştan çıkartıcı davranışlarla belirlidir; Hızlı değişen, yüksek duygular sergilerler; Fiziksel görünümlerini kullanarak ilgiyi üzerine çekerler; Başkalarını etkilemeye yönelik, ayrıntıdan yoksun konuşurlar; Gösteriş yaparlar,yapmacık davranırlar ve duygularını abartırlar; Telkine yatkındırlar, kolay etkilenirler; İlişkilerin olduğundan yakın olması gerektiğini düşünürler. Ayırıcı Tanı: Borderline kişilik bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, kısa psikotik bozukluk ve dissosiatif bozukluk düşünülmelidir. Bu kişiler gerçek duygularının farkında değildirler. Bu nedenle iç duygularının incelenmesi önemli olduğundan, psikoanalitik yönden tedavi yararlıdır. Semptomlara yönelik antidepresanlar, antipsikotikler, anksiyolitikler kullanılabilir. NARSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU Bu kişilerde,kendi öneminin fazla olduğu duygusu ve grandioz düşünceler vardır. Genel populasyonda %1; klinik olarak %2-16 oranında görülür. Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan,üstünlük duygusu (düşlemlerde ya da davranışlarda), beğenilme gereksinimi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir durumdur. Tanı Ölçütleri: Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar; başarılarını ve yeteneklerini abartır,yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi beklerler; sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar; özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna,özel kişilerle arkadaşlık etmesi gerektiğine inanırlar; çok beğenilmek isterler; hak kazandığı duygusu vardır; Kişiler arası ilişkileri kendi çıkarı için kullanırlar; empati yapamazlar; başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdirler; başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanırlar; küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergilerler; bu kişiler, özel insanlardır ve özel tedavi gerekir. İlişkileri ve benlik saygısı kırılgandır, eleştiriyi kabullenemezler. Kendi isteklerine ulaşmak için sempati yaparlar. Ayırıcı Tanı: Borderline, histrionik ve antisosyal kişilik bozukluğu düşünülmelidir. Bu kişilerin tedavisi güçtür. Psikoanalitik tedavi, antideprasanlar ve lityum kullanılabilir. AVOİDAN KİŞİLİK BOZUKLUĞU Bu kişilerde, reddedilmeye aşırı duyarlık ve sosyal yaşamda çekingenlik vardır. Asosyal değildirler, ilişki kurmaya istek duyarlar ama çekinirler. Kabullenilmeye ihtiyaçları vardır. Aşağılık kompleksleri olan kişilerdir. Toplumda % 1-10 oranında görülür. Görüşme sırasında bunaltılı ve gergindirler. Reddedilmeye karşı aşırı duyarlı, toplumda konuşmaktan çekinen kişilerdir. Diğer insanların yorumlarına önem verirler. Yakın arkadaşları pek yoktur. Yetersizlik duyguları,eleştirilme korkusu olan aşırı duyarlı kişilerdir. Tanı Ölçütleri: Eleştirilme, dışlanma, reddedilme korkusu nedeniyle toplumsal ilişki gerektirecek mesleklerden kaçınma; sevildiğinden emin olmadıkça ilişkiye geçmezler; yakın ilişkiler kuramazlar; toplumsal durumlarda eleştirileceği korkusu vardır; yeni kişilerle aynı ortamda olunca yeterli olduğu duygular yönünden inhibe olurlar; kendini başkalarından aşağı görürler; kişisel ilişkilerden ve etkinliklerden kaçınırlar; bu kişilerde eşlik eden sosyal fobi sık görülür. Çevreden destek görürlerse işlevsel olurlar, destek yeterli değilse depresyon, anksiyete ortaya çıkabilir. Ayırıcı tanı: Şizoid, borderline, histrionik, bağımlı kişilik bozukluğu düşünülmelidir. Bu hastalarda, güven kazandırmaya yönelik tedavi faydalıdır. Özellikle korkusu üzerinde durulmalıdır. Sosyal beceriler kazandırmak için alıştırmalar yapılabilir, ancak dikkatli olunmalıdır çünkü; başarısız olurlarsa yıkılırlar. Grup terapisi ve davranışçı tedavi de faydalıdır. Farmakoterapide, antidepresanlar, anksiyolitikler ve korkulan durum öncesinde beta blokerler (atenelol) kullanılabilir. BAĞIMLI KİŞİLİK BOZUKLUĞU Bu kişiler yaşamın önemli alanlarında sorumluluk almayan, ihtiyaçları diğerlerine bağımlı,yalnız kaldıklarında rahatsız olan kişilerdir. Freud'a göre oral-bağımlı kişiliktir. Tüm kişilik bozuklukları içinde %2,5 oranında görülür. Kadınlarda daha sıktır. Çocukluğunda kronik hastalığı olan kişiler daha yatkındır. Bu kişiler görüşme sırasında uysal, sorulara yanıt verme çabası ve rehberlik arayışı içinde olan kişilerdir. Genç erişkinlik döneminde başlayan,uysal ve yapışkan davranışa ve ayrılma korkusuna yol açacak biçimde kendisine bakılma gereksiminin aşırı olduğu kişilerdir. Tanı Ölçütleri: Başkalarının öğüt ve destekleriyle karar verirler; yaşamlarında sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyarlar; kabul göremeyeceği korkusuyla, başkalarıyla aynı görüşü paylaşmakta zorluk çekerler; kendi başına iş yapma zorluğu vardır. Kendine güven yoktur; başkalarının bakım ve desteği için hoş olmayan şeyleri bile yaparlar; tek başına kaldığında kendini rahatsız ve çaresiz hissederler; yakın bir ilişki sonlandığında,başka bir ilişki arayışı içine girerler; kendi kendine bakma durumunda bırakılacağı korkuları üzerine gerçekçi olmayan bir biçimde kafa yorarlar. Bu kişilerde pasif ve bağımlı durum kalıcıdır. Sürekli bağlanacağı kişiler ararlar. Ayırıcı tanı: Bağımlılık pek çok psikiyatrik bozuklukla beraber görülebileceği gibi histrionik ve borderline kişilik bozukluğunda önde gelen faktördür. Bağımlı kişilik bozukluğunda, bağımlı olduğu kişiye karşı uzun süreli ilişki vardır. Bağımlılık davranışı agorafobi durumlarında da olabilir ama bu hastalarda panik ve anksiyete durumu da vardır. Bu kişiler mesleki fonksiyonları bozulma eğiliminde, sosyal ilişkileri sınırlı kişilerdir. Bağımlı oldukları kişilerden ayrılınca major depresyon görülme riski vardır. Psikoterapide, terapistin desteği ile daha az bağımlı ve daha aktif olabilirler. Farmakoterapide anksiyolitikler, benzodiazepinler, serotonerjik ajanlar, antideprasanlar, seperasyon anksiyetesi için tofranil kullanılabilir. OBSESİF KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU Bu kişiler, emosyonel sınırlılık,düzenlilik,sabırlılık, inatçılık,kararsızlık ile karakterizedir. Ana özelliği esnek olmama ve mükemmelliyetçiliktir. Erkeklerde daha sıktır. Kuralcı, düzenli, ayrıntıcıdırlar. Kurallara katı olarak bağlıdırlar, bunların bozulmasına dayanamazlar. Kişiler arası ilişkileri sınırlı, güçlü görünüşlü, otoriter kişilerdir.Esneklikten ve toleranstan yoksundurlar. Karar verirken çok incelerler. Az arkadaşları olan, iş ve evlilikte sebatlı kişilerdir. Muayene sırasında, katı görünüşlü, ciddi, yanıtları sıklıkla ayrıntıcıdır. Savunma mekanizması olarak rasyonalizasyon, izolasyon, reaksiyon formasyonu kullanırlar. Tanı Ölçütleri: Yapılan etkinliğin amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme yada program yapma ile uğraşıp durma; İşin bitirilmesini zorlaştıran mükemmelliyetçilik gösterirler; Kendini işe ve üretkenliğe adarlar; ahlak, doğruluk ya da değerler gibi konularda vicdanının sesini aşırı dinler ve esneklik göstermezler; eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkartamazlar; başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemezler; para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimridirler; katı ve inatçıdırlar. Ayırıcı tanı: Obsesif kompulsif bozukluk,sanrısal bozukluk düşünülmelidir. Bu kişilerde zaman zaman obsesyonlar ve kompulsiyonlar gelişebilir. Gidişleri değişkendir ve önceden tahmin edilemez. Tedavi uzun ve kormaşıktır. Psikoterapiden fayda görürler. Farmakoterapide, klomipramin ve SSRI'ler kullanılabilir. GENEL TIBBİ DURUMA BAĞLI KİŞİLİK DEĞİŞİKLERİ Organik faktör sonrası önceki kişilik özelliklerinin değişmesidir. Etyolojide; kafa travması, serobrovasküler hadiseler, SSS tümörleri, epilepsi, Huntington hastalığı, multipl skleroz, endokrin hastalıklar, ağır metal zehirlenmeleri,nörosifiliz, AIDS sayılabilir. Önceki kişiliğin değişmesi ya da kişilik özelliklerinin abartılmış olması gerekir. Dürtülerini dışa vurumda kontrol kaybı temel özelliktir. Emosyonel labilite, öfori, apati olabilir. Öfori hipomaniye benzer,duygudurumda gerçek bir yükselme yoktur. Öfke patlamaları yaygındır. Özellikle alkol alımından sonra suç davranışı ortaya çıkabilir. Uygunsuz davranışlar, cinsel eylemler, antisosyal davranışlar görülebilir. Bilinç açıktır kognitif işlevler kısmen bozuktur. Frontal lob sendromunda apati, çevreye karşı tepkisizlik sık görülür. Temporal lob epilepsisinde, karakteristik olarak mizahtan yoksunluk, aşırı dindarlık, aşırı ayrıntıcılık, nöbet sırasında belirgin saldırganlık görülür. Tanı Ölçütleri: Amaca yönelik aktivite yapamama; değişen emosyonel davranış; disosyal eylemler; kognitif değişikler; değişen cinsel davranış. Ayırıcı tanıda: Demans, sanrısal bozukluk, duygudurum bozukluğu, şizofreni, impuls kontrol bozukluğu düşünülmelidir. Gidiş nedene bağlıdır. Beyin hasarı varsa kalıcı eğilimdedir. Tedavi; altta yatan nedene yöneliktir.Alkol kullanımı yasaklanır ve ailesel destek verilir. Farmakoterapide antideprasanlar kullanılabilir KAYNAKLAR 1. American Phiatric Association : Diagnostic And Statistical Manual of Mental Disorder, 4. Baskı, Washington, DC, 1994. 2.Dunner DL: Current Psychıatrıc Therapy, 1. Baskı, Philadelphia, 1993 3. Kaplan H.I., Sadock B.J., Grebb J.A. : Synopsis of Psychiatry, 7. Baskı, Baltimore, Williams & Wilkins, 1994 4. Güleç C, Köroğlu E : Psikiyatri Temel Kitabı, 1. Baskı, Ankara , 1997 5. Öztürk MO: Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, 6. Baskı, Ankara , 1995 |
||
|
||
| allah yardımcıları olsun. hem doktorların hem hastaların. tyson benim bi çocukluk arkadaşım var. herif zırdeli, ilaç da kullanıyo ama çalışıyo. bi yerlerde doğru dürüst çelışırsan hiç olmazsa vakit çabuk geçer. karma da yaratmazsan sonraki hayatında sağlam bi beyinle gelme şansın artar. |
||
|
||
| sen hem doktorların bu işi bilediklerini savunurken nasıl olurda bir profosör tarafından yazılmış bir metni buraya atıp da yorum yaparsın YAWE...kendini bilmekk... | ||
|
||
| Kişilik Bozuklukları Kişilik: Kişilik kavramından, bir insanı başkalarından ayıran duyuş, tutum, davranış örüntülerini içeren tüm ruhsal özellikler anlaşılır. Çok çeşitli toplumsal ve kişisel ortamlarda sergilenen, bireyin kendisini ve çevresini algılaması, ilişki kurma biçimi ve düşünceleri ile ilgili süre giden bir örüntüdür. Karakter: Genellikle kişilikle aynı anlamda kullanılır. Ancak, karakter kavramını kişiliğin en belirgin özellikleri olarak ayırma eğilimi de bulunmaktadır. Kişilik bozukluğu: Her insan çevresiyle sürekli etkileşim halindedir ve çevresine uyum sağlamaya çalışır. Kendi yararına olan, ama çevresine de ters düşmeyen çözümler geliştirir. Kendi dürtüleriyle çevre istemlerini bağdaştırmaya çalışır. Bu amaca genellikle egonun düzenleyici, uzlaştırıcı ve bütünleyici işlevleri ile ulaşır. Kişilik bozukluklarında uyumsuzluk ego ile çevre arasındadır. Kişilik bozukluğu kendini insanlar arası ilişkilerde gösterir. Kısaca kişilik bozukluğu, kişinin kültürüne göre beklenenden önemli ölçüde sapmalar gösteren, süre giden bir iç yaşantı ve davranış örüntüsüdür, yaygındır ve esnekliği yoktur, ergenlik veya genç erişkinlik yıllarında başlar, zamanla kalıcı olur, sıkıntı ve işlevsellikte bozulmaya yol açar. Yaygınlık: Kişilik bozukluklarının toplumdaki yaygınlığı %6-9 dolayındadır. Genellikle kişilik bozukluğu ilk bulgusunu geç ergenlik ya da erken erişkinlikte gösterir. Bütün kişilik bozuklukları gözönüne alındığında kadın ve erkek cinsiyetler eşit olarak etkilenir. Nedenleri: Kişilik bozukluklarının nedeni multifaktoryeldir. Bazen biyolojik belirleyiciler bulunmaktadır. Genetik, perinatal travma, ensefalit veya kafa travması suçlanan bazı biyolojik faktörlerdir. Tek yumurta ikizlerinde yüksek oranda eş hastalanma görülür. Gelişimsel öyküleri sıklıkla bireysel zorluklar ve aile sorunlarını gösterir. Kişilik yapılarının temel ortak özellikleri 1. Kişiliğin çekirdekleri yaşamın ilk yıllarında atılır ve oluşur. Kişiliğin gelişmesi ergenlik ve delikanlılık çağının sonuna kadar sürer. Sonuçta kişilik uzun bir zaman diliminde şekillenir. 2. Herkesin kişiliği kendine özgüdür. 3. Kişilik uzun bir zaman diliminde şekillendiği için katıdır ve değişmez bir yapıdadır. 4. Kişilik çizgileri ve nitelikleri egosintoniktir. Yani kişinin normaldışı davranışları kendini rahatsız etmez, tersine haz vericidir. 5. Alloplastik uyum vardır. Yani kişilik bozukluğu olan bir kimse kendini çevreye değil, çevreyi kendisine uydurma yolunu seçer. Tedavi: Genellikle hastalar motive değillerdir. Buna karşılık pek çok ve karışık uygulamalar kullanılır. Psikoanaliz, psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi, çevre terapisi uygulanmaktadır. Diğer bir seçenek farmakoterapidir. Seyir ve prognoz: Değişkendir. Genellikle durağandır veya bozulmaya yol açarsa da bazı hastalar düzelebilir. |
||
|
||
Alıntı Kişilik bozukluğu: Her insan çevresiyle sürekli etkileşim halindedir ve çevresine uyum sağlamaya çalışır. bazı insanlar yanlız yaşar. ve insan evrimini incelediğimizde insanın çevreye uyum sağladığı kadar çevreyi kendine uydurduğu da görülür. Alıntı Kendi yararına olan, ama çevresine de ters düşmeyen çözümler geliştirir. -hepsi değil. bazıları sadece kendini düşünür. bazıları da kendi yararına olmayacak çözümler geliştirir. mesela savaşta askerler ülkeleri için ölür. Alıntı Kendi dürtüleriyle çevre istemlerini bağdaştırmaya çalışır. -bazen çalışmaz. sıgara içmek yasaksa sıgara içmez. ya da yasak olsa bile sıgara içer. bazısı gider fuhuş yapar bazısı yapmaz. bazısı tuvelete gider bazısı ağacın dibine işer. Alıntı Bu amaca genellikle egonun düzenleyici, uzlaştırıcı ve bütünleyici işlevleri ile ulaşır. -bunu neye dayanarak söylüyorsun? ego nedir? nerdedir? varlığı hangi düzeydedir? Alıntı Kişilik bozukluklarında uyumsuzluk ego ile çevre arasındadır. "çevre" nedir? "ego" nedir? bunları nasıl tanımlıyorsunuz? iki soyut nesne arasında uyumsuzluktan söz etmenin neresi bilimsel? Alıntı Kişilik bozukluğu kendini insanlar arası ilişkilerde gösterir. -kim söylemiş? "kişilik" denen şeyin matematiksel karşılığı nedir? soyut bir şey nasıl bozulabilir? insanlar arası ilişkilerde nasıl gösterir? Alıntı Kısaca kişilik bozukluğu, kişinin kültürüne göre beklenenden önemli ölçüde sapmalar gösteren, süre giden bir iç yaşantı ve davranış örüntüsüdür, yaygındır ve esnekliği yoktur, ergenlik veya genç erişkinlik yıllarında başlar, zamanla kalıcı olur, sıkıntı ve işlevsellikte bozulmaya yol açar. şimdi sırayla: kişiliğin matematiksel karşılığı nedir? bozukluk olarak ne kastedilmektedir? kişi olarak kast edilen bireyse ben bunu ancak organik ünite olarak anlarım. kültür nedir? bilimsel metoddan ayrıldık, felsefeye girelim: kültürümden önemli ölçüde saparsam o kültür hala benim kültürüm olur mu? mesela erkeklere ilgi duymaya başlarsam heteroseksüel kültürden çıkıp gay olmazmıyım? bilimsel metoda dönelim: "önemli ölçüde sapmak" ne demek? bu durumda biseksüeller hetero sexüel kültürden ne derece sapmış oluyor? biseksüel olmak önemli bir sapma mı önemsiz bir sapma mı? önemli sapma nedir? "iç yaşantı" nedir? ruhsal, spiritüel yaşanyı mı? maneviyat mı? düşünce süreçleri mi? bu yazdıklarım iç yaşantım mı dış yaşantım mı? iç yaşantının matematiksel karşılığı nedir? iç yaşantı gözlenebilir mi? tartılıp aynı koşullarda aynı sonuçları verir mi? "kişilik" "bozukluğu" davranışlara nasıl yansır onu anlamadım. yani kişilik bozukluğu olmaması için ne yapmamız lazım, olmaması için ne yapmamız lazım? -bu önemli bi nokta. burda belli şeyleri yaparsak bizde kişilik bozukluğu olduğu iması var. ama insanlar özgür. kimisi budist rahip olup manastırda yaşarken kimisi her gece şarap içiyor. bunların hangisinin doğru hangisinin bozuk olduğunu mu tartışıyoruz? (felsefi açıdan) kişilik bozukluğu bugüne kadar hangi insanın davranışlarına nasıl yansımış? (felsefi bir soru) Alıntı yaygındır ve esnekliği yoktur somut terimler kullanmış. yaygınlığı yoksa bu şey ya 2 boyutludur ya da yoktur. esnekliği zaten olamaz çünkü bu şey tamamen soyut. yani bir takım insanların düşüncelerinde olan bişey. Alıntı ergenlik veya genç erişkinlik yıllarında başlar -şuraya bakın. adam sanki kızamıktan, kabakulaktan ya da şeker hastalığından bahsediyor! ergenlik ya da genç erişkinlik yıllarından başlayan şey nedir? varsa nerde? yoksa başlayamaz. kızamık başlayabilir. kabakulak başlayabilir. şeker hastalığı başlayabilir. ama olmayan bişey başlayamaz. başlaması için önce olması gerek. nerde!? Alıntı zamanla kalıcı olur -hayır olmaz. çünkü yok. Alıntı sıkıntı ve işlevsellikte bozulmaya yol açar. -adam tıbbi bir hastalıktan söz ediyormuş gibi davranıyor. oysa ki burada sadece kendi inançları ve düşünce biçimi var. somut ve kanıtlanabilir olan hiçbirşey yok. bu bilimsel yönteme tamamen aykırı çünkü içbir delil yok. bu durumu ben burada protesto ediyorum. soyut şeylerden sanki somut ve nesnel şeylermiş gibi söz ediyor. burada "bence", "benim kanaatimce", "bana göre" veya "..... ya göre gibi ibareler olması gerekiyor. burada yazılanlar bilimsel açıdan tam bir skandal niteliğinde. |
||
|
||
| ben her 3 kumeden de ozellikler tasiyorum. bide bazen esrar ictigim zamanlarda kendimi sizofreni zannedebiliyorum. ilk 17 yasimda psikiyatrista gittim obsesif kompulsif dediler, 20 yasinma borderline dediler. her ikisi de basarili doktorlardi. bazen paranoid dusuncelere de dalabiliyorum. bu 3 kumeden de ozelikler tasiyanlar nedir ?? | ||
|
||
| arte sen saglam diilsin abicim bence kendini at en kısa köprüden aşagıya:)))))))) | ||
|
||
| borderline daysan zor abi.. geçsemmiiii geçmesemmii düşünene kadaaar..... | ||
|
||
| hic intihar dusunmedim. yasanacak ne guzel seyler var | ||
|
||
yalancıııııı sen külahıma anlat
|
||
|
||
| sinirlenip kolumu buzlu cama vurdum mikrocerrahi ameliyati ile anca duzelttiler, uyuz oldum karakola cami kirarak pencereden daldim epeyce cizik aldim yani bunun gibi bisuru mevzum var ama hicbirinde de kendime bilerek zarar vermek istemedim. yani intihari hic dusunmedim. kulahin kornet mi ? | ||
|
||
| ben borderline oldum bordodon sıkıldım mordir layn oldum.belkı trakyalıyım dıye bılmıyorum.kişiliğim cok bozuk gunde 3 posta dövuyorum duzelmıyo.şiideetle olmaz demeyın ben buna bın kere anlattım anlamadı.bozuksa bozuk dolaba koysanda duzelmez artık.madem bozuk en azından kokmasın dedım.tuzladım.şiir resım kıtap doldurdum yanı.ama balık bastan kokarmıs.bastan koklayan anladı.ben bozukmusum.hatta mevsımım gecmıs.bak sen elın amerıkalısına torbalayıp saklamıslar aylarca.bilsem amerıkada torbada olurdum.ama kesın ben bı cop kutusunda torbalanmıs olurdum.şans.tabi,tabi |
||
|
||
haha çok iyi ya.. karakolda hem de ![]() ben de istemiştim de bşi çıkarmak, sonunda aldılar beş parmağı parmak fetişleri var sanırım inandım tamam.. ama sen intiharı düşünmüon çünki intihar bilincine erişmişşin bence bi kere... külahım klasiktir.. sendeki kornetse deişelim istiosan ![]() |
||
|
||
| karakol ve buzlu cam olaylari farkli. itiraf ediyorum bi kere de sevgilim cinnet geciriyodu bende belki kendine gelir die kolumda sigara sondurdum. olay bitti. yaz geldi bi guzel yandim yara da gitti. kalp yarasi kadar hangisi koyar ki zaten. | ||
|
||
mike olsaydı keşke die içimden geçirdim şu an valla.. çok iyi anlaşırdınız (o heriften korkuyorum şu anda nie gelmio diye kafama sıkcam sıkcam deip duruodu) |
||