SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist PRATİKLER

Konu: Çöküşün Semptomları- çevresel felaket haberleri

Sayfa: [ 1 ]

Aşk&Nefret 23.09.2005 14:17:51
yazacak ekstra bir şey yok...herşey ortada çöküşün semptomları her geçen gün daha da artmakta...

*********************************

ABD’de Katrina sonrası Rita alarmı
WASHINGTON - 1 Haziran’da başlayan tayfun ve kasırga sezonunda, ABD’nin güney kıyıları 17. şiddetli tayfunla karşı karşıya. 280 kilometre hızla Meksika Körfezi’ne ilerleyen Rita tayfununun şiddeti beşinci kategoriye yükseltildi.

Uzmanlar, Florida’nın güneyi ile Küba’nın kuzeyinde kendini gösteren ama fazla etkili olmayan Rita’nın, cumartesi gününe kadar hızını arttırarak, Teksas’ı vuran en şiddetli tayfun olabileceğini söylüyorlar.

Rita tayfununun vuracağı bölgelerin tahliye edilmesi kararının alınmasının ardından, körfezdeki Galveston, Corpus Cristi, Houston’ın alçak kesimleri ve büyük ölçüde boşalmış durumdaki New Orleans’tan 1 milyondan fazla kişi tahliye ediliyor.

Katrina’nın yıkımından sonra yeniden faaliyete başlayan Körfez’deki petrol tesisleri de tekrar boşaltılıyor. Houston kentinde uzay istasyonu boşaltıldı, bölgedeki rafinelerin dörtte üçünde üretim durdu.

ABD’nin Ulusal Kasırga Merkezi yetkilileri de Rita’nın tarihin 3. yoğun ta yfunu olduğunu açıkladı. Rita’nın Katrina’dan daha çok zarar verebileceği belirtiliyor.

Rita tayfununun etkilerini ilk hissedenler ABD’nin Florida sahilinde ve Küba’nın kuzeydeki kıyı şeridinde yaşayanlar olmuştu. Tayfun karaya ulaşmadan bu bölgelerin büyük bölümü boşaltıldığından, Katrina’daki gibi bir felaket yaşanmamış; Küba’nın kuzey kıyısında 58 bin, başkent Havana’da ise 6 bin kişi evlerini terketmişti.

TÜRKİYE’DEN SEYAHAT UYARISI
Bu arada Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Teksas ve Louisiana eyaletlerine gidecek vatandaşlara, seyahatlerini ertelemeleri tavsiyesinde bulundu. Rita tayfunundan etkilenen ya da yakınlarından haber alamayanlar, Dışişleri Bakanlığı’na 0 312 292 21 65 numaralı telefondan, 0 312 292 27 18 numaralı faks ya da Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’ne 00 1 202 612 67 01 numaralı telefondan ulaşabilecek.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 01:59 23 Eylül 2005 Cuma

http://www.ntvmsnbc.com/news/341904.asp

*********************************
Teksas'tan büyük kaçış
23.09.2005 12:24 - Bu haber 8560 kişi, Mynet Haber bugün 457.352 kişi tarafından okundu

Amerikalı yetkililer, Meksika Körfezi'nde yaşayan halka yaklaşan Rita kasırgasına karşı hazırlıklarını derhal tamamlamaları çağrısında bulunuyor. Amerikan Ulusal Kasırga Merkezi, Rita'yı had safhada tehlikeli bir fırtına diye tanımladı.

Teksas ve Lousiana eyaletlerinde 1 milyonu aşkın kişi evlerini terk ederek iç bölgelere doğru kaçtı. Kasırganın yerel saatle bu akşam karaya vurması bekleniyor. Houston kentini terk eden otomobiller 150 kilometreyi aşkın bir trafik kuyruğu oluşturdu. Gene Teksas'taki Galveston kenti neredeyse tamamen terk edildiği için bir hayalet şehir görünümü aldı. Teksaslı yetkililer 10 bin askerin kurtarma operasyonuna hazırlık amacıyla alarma geçirilmesini istedi.


Öte yandan New Orleans'ta Rita'nın taşıdığı ilk sağanak yağış başladı. Fakat kent yetkilileri, tropik fırtına gücünde rüzgarlara maruz kalınsa da kasırganın yıkıcı gücünden kurtulacaklarını tahmin ediyor. Ancak bunun bile kentin Katrina kasırgası ardından kısmen tamir edilebilen sel bariyerlerini tekrar yıkmaya yeteceğinden korkuluyor.


Salı günü Florida'nın güneyini vurduğunda 'hafif kasırga' olarak sınıflandırılan Rita'nın risk derecesi dün en üst düzey olan beşinci kategoriye yükseltilmişti. Son olarak tekrar dördüncü seviyeye indirilmesine karşın, bunun bile çok güçlü olduğu ve en az Katrina kadar yıkıcı bir kasırganın beklendiği söyleniyor. Teksas ve komşu Louisiana'da olağanüstü hal ilan eden ABD Başkanı George W. Bush, halkın "en kötü senaryoya" hazırlanmasını istiyor.


Katrina'da yaşananlar nedeniyle eleştirilen federal yetkililer bu kez acil servisleri ve tıbbi ekipleri teyakkuzda tutuyor. Su, buz, gıda ve tıbbi malzeme yüklü kamyonlar hazırda bekletiliyor.


Bu arada yetkililer Katrina kasırgasında hayatını kaybedenlerin sayısının 799'u Louisiana'da olmak üzere toplam bin 36'y a çıktığını açıkladı. Rita bölgede kasırga sezonu olarak bilinen dönem içinde meteorologların isim verdiği 17'inci büyük fırtına. Kasırga sezonu haziran başından kasım sonuna kadar uzayan bir dönemi kapsıyor.
ABD'deki Ulusal Kasırga Merkezi'nin başkanı Max Mayfield, Atlantik Okyanusu'nda kasırgaların önümüzdeki 10-20 yıl içinde artarak süreceği tahmininde bulundu. Mayfield bu artışın küresel ısınmadan değil, iklimdeki dönemsel döngülerden kaynaklandığını kaydetti. Fakat Amerikalı uzmanın bu görüşüne katılmayan ve sanayi faaliyetlerinin yol açtığı küresel ısınma nedeniyle kasırgaların şiddetlendiğini söyleyen önde gelen bilim adamları da var.

http://www.mynet.com
*********************************
Büyük kaçış sürüyor, Rita ilk kurbanını aldı...

Katrina'nın ardından Rita kasırgasını bekleyen ABD'nin Texas ve Louisiana eyaletlerinden kaçış sürüyor.
Yaklaşık 700 km genişliğindeki kasırgadan etkilenmesi beklenen iki eyaletin kı yı şeridinde yaşayan 2 milyon insana yaşadıkları yeri terk etmeleri çağrısı yapılırken, otoyollarda onlarca kilometre uzunluğunda kuyruklar oluştu.
Halkının yüzde 90'ının terk ettiği Galveston kasabası ile 20 dakika uzaklıktaki Houston kentinden kaçış sürerken, Ulusal Kasırga Merkezi (NHC), bölge sakinleri ile yetkililerden önlemlerin bir an önce alınmasını istedi.
Rita'nın bölgeyi bu gece veya yarın sabah vurmasının beklendiğini hatırlatan NHC, ''halkın ve resmi makamları can ve mal güvenliğinin sağlanması için gerekli hazırlıkları bir an önce tamamlamaları'' çağrısı yaptı.
Rita'nın, Saffir-Simpson ölçeğine göre 5'ten 4. kategoriye düşmesine karşın, hala çok tehlikeli olduğu ve karaya ulaştığında şiddetinin yine artabileceği uyarısında bulunan NHC, büyük ve tehlikeli dalgaların da oluşmasının beklendiğini bildirdi.
Yetkililer, Rita'nın merkezinin şu anda Galveston kasabasının 525 km güneydoğusunda bulunduğu, saatte yaklaşık 17 km hızla batıya doğru yaklaştığını belirttiler.

İLK KURBAN
1900 yılında yaklaşık 12 bin kişinin öldüğü ve Amerikan tarihinin en büyük doğal afeti olan kasırgayla yerle bir olduktan sonra yeniden inşa edilen 58 bin nüfuslu Galveston'da nüfusun yüzde 90'ı kasabadan ayrılırken, Rita, Texas'ta ilk dolaylı kurbanını aldı.
Yetkililer, Houston'ı terk etmekte olan ve kimliği açıklanmayan yaşlı bir kadının trafik sıkışıklığı sırasında, araçtaki aşırı sıcak yüzünden hayatını kaybettiğini belirttiler.
Bölgedeki akaryakıt istasyonlarında, aşırı talep nedeniyle akaryakıt kalmazken, yetkililer, Rita'nın tehdit ettiği bölgeye 700 bin litre benzin gönderildiğini söylediler.

HAVAALANI KAPANIYOR
Houston yerel yetkilileri de, TSİ 22.00'den itibaren Houston havaalanının uçuşlara kapatılmasını kararlaştırdılar.
Doğudaki Mississippi eyaleti yetkilileri de, Rita'nın yolunu değiştirerek eyaletteki kentleri vurması olasılığı karşısında olağanüstü hal ilan ettiler.
Katrina kasırgasının etkili olduğu New Orleans kentiyse, bu sefer Rita'yı fazla hasar meydana gelmeden atlatmayı umuyor.
Yetkililer, buna karşın yine su baskınları meydana gelmesinin beklendiğini belirtirken, Rita'nın ilk habercisi sağanak yağmur da New Orleans kentine yağmaya başladı.
New Orleans'da konuşlu binlerce asker de Rita'nın gelişi öncesinde batıya kaydırıldı. Louisiana Valisi Kathleen Blanco, ayrıca 30 bin asker talebinde daha bulundu.

BUSH BÖLGEYE GİDİYOR
Katrina afetine müdahalede yavaş kalmakla suçlanan ABD Başkanı George Bush'un da olağanüstü hal hazırlıklarını yerinde görmek için bugün Texas'a gitmesi bekleniyor.
ABD'nin iç kesimlerini 1915'ten bu yana 4. kategoriden bir kasırga vurmamıştı. Kıyı kesimlerini 29 Ağustos'ta vuran Katrina yaklaşık 1100 kişinin ölümüne ve bir milyon kişinin evinden olmasına yol açmıştı.

http://www.milliyet.com.tr

*****************************
Filipinler'de tayfun: 16 ölü...
Filipinler'in kuzeyini etkisi altına alan Damrey tayfunu, 16 kişinin ölümüne yol açtı. Saatte 120 kilometre hıza ulaşan tayfun, Çin'in güneyine ve Hong Kong'a doğru ilerliyor.

Sivil Savunma Dairesi sözcüsü Anthony Golez, Luzon adasının doğu kıyısını vuran ve kuzeydeki Ilocos Norte, Cagayan ve Isabela bölgelerini sular altında bırakan Damrey tayfunu nedeniyle, yaklaşık 20 bin kişiye geçici sığınma olanağı sağlandığını bildirdi.
Golez, saatte 120 kilometre hıza ulaşan tayfunun, Çin'in güneyine ve Hong Kong'a doğru ilerlediğini, kurbanların çoğunun boğularak öldüğünü açıkladı.
Yetkililer, ayrıca Damrey tayfunun ekili alanlara verdiği zararın 1,1 milyon dolar civarında olabileceğini, yol, köprü ve altyapı onarımlarının başladığını belirttiler.
Filipinler'in güneyindeki Leyte adasını 1991 yılında vuran bir tayfun, 5 binden fazla kişinin ölümüne neden olmuştu.

http://www.sesonline.net

***********************************
Bangladeş'te fırtına: 330 kişi kayıp...
Fırtına nedeniyle son 2 denizde 3 metrelik dalgalar oluştuğu Bangladeş sahillerinde 300'den fazla balıkçı kayboldu.

Yerel yetkililer, Bengal Körfezi'nde bulunan Cox's Bazar yakınlarında, son 2 günde etkili olan şiddetli yağmurun yanı sıra denizin kabardığını ve 3 metrelik dalgalar oluştuğunu belirtti.
Yaklaşık 400 kişinin bulunduğu 100 kadar balıkçı teknesinin fırtınaya yakalandığını, bu sabaha kadar yalnızca 52 kişinin geri dönebildiğini anlatan yetkililer, diğerlerinin kayıp olduğunu, yine de
umutlarının kesilmediğini söyledi.
Bangladeş'te her yıl fırtınalarda yüzlerce kişi hayatını kaybediyor. Nisan 1991'deki kasırgada ise 143 bin kişi ölmüştü.

*****************************
Bulgaristan'da yine sel: 2 ölü...
Bulgaristan'da son günlerde yaşanan sağanak yağışlar yüzünden meydana gelen sellerde 2 kişi hayatını kaybederken, yüzlerce ev su altında kaldı.

Filibe'ye bağlı Dılgo Pole köyünde sel nedeniyle kerpiç bir evin çökmesi sonucu 82 yaşındaki bir kadın hayatını kaybetti. Aynı bölgede evini su basan 72 yaşındaki bir kadın da kalp krizi geçirerek öldü.
Filibe bölgesinin yanı sıra Eski Zağara, Yambol ile Veliko Tırnovo bölgelerinde de sel felaketleri yaşandı.
Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nden edinilen bilgiye göre, bu bölgelerde yüzlerce ev su altında kaldı. Selzedeler bölgedeki okul ve spor salonlarına sığındı. Sivil savunma ekipleri, bölgede yardım ve
kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Genelkurmay Başkanlığı da harekete geçerek, sel bölgesine askeri kurtarma ekipleri gönderdi.
Bu arada, Veliko Tırnova'ya yakın Aleksander Stamboliski barajının taşması sonucu Yantra nehrinde su seviyesinin 4 metre kadar yükseldiği bildirildi. Yantra nehri kenarındaki yerl eşim merkezlerinin
büyük bölümü ile ekili alanlar su altında kaldı.
Bulgaristan Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü yetkilileri, sağanak yağışların en az iki gün daha sürmesinin beklendiğini belirterek, özellikle alçak bölgelerdeki yerleşim merkezlerinde yaşayanları yeni su baskınları konusunda uyardı.

aa

http://www.sesonline.net
*******************************
Gazze halkı çevre felaketi ile karşı karşıya

Filistinli uzmanlara göre, içme suyu kaynaklarının kirlenerek tükenmesi ve kanalizasyon sisteminin yetersizliği sonucu, bölge yakında felaketle karşı karşıya kalacak.

Nüfus yoğunluğunun çok fazla olduğu Gazze Şeridi'ni çevre felaketi bekliyor.
AFP muhabiriyle konuşan Filistinli uzman Şaddad Atili, bugün 6 bin olan kilometrekareye düşen insan sayısının, 2010 yılında 8 bini bulacağını belirtti.
BM Çevre Programı uzmanlarının bölgeye gelerek, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarındaki kirliliği inceleyecekl erini ve çözüm önerileri sunacaklarını belirten Filistinli uzman, İsraillilerin Gazze Şeridi'ni işgal altında tuttukları 38 yıl boyunca binlerce ton kaliteli kumu inşaat ve cam sanayiinde kullanmak üzere alıp götürdüğünü, bu yüzden yeraltı kaynaklarını besleyen suların doğal yoldan filtre edilemez hale geldiğini anlattı.
Filistin yönetimine çevre konularında danışmanlık yapan Atili, ''1,3 milyon nüfuslu Gazze'de su sıkıntısı var. Sahil boyunca uzanan yeraltı kaynağı da tükeniyor'' dedi.
Suyun azalması, bölgede açılan kuyu sayısını artırdı. İzin alınarak açılan 4200 kuyudan başka, 2400 kuyu kaçak olarak açıldı ve yeraltı kaynağından bu yolla en az 70 milyon metreküp su yasadışı olarak çekiliyor. Yeraltı kaynaklarının aşırı kullanımı, sudaki tuz oranının artmasına yol açtı.
Tuzluluk, bazı bölgelerde litrede 3000 miligramı buluyor. Bu, uluslararası normların 15 katı.
Filistinli uzman, ayrıca sanayi atıkları ve gübrelerle kirletilmiş yaklaşık 30 milyon metreküp suyun, kanaliz asyon sisteminin yetersizliği ve eskimişliği yüzünden her yıl yeraltı kaynaklarına karıştığını belirtti.

aa
*********************
Bolivya'da orman yangını: 100 bin hektar alan yandı!

Bolivya'nın kuzeyinde çıkan orman yangını nedeniyle yaklaşık 100 bin hektar ormanlık alan kül oldu.

Başkent La Paz'ın 1000 kilometre kuzeyinde bulunan Beni eyaletinde birkaç gün önce çıkan yangın nedeniyle acil durum ilan edildiği, Riberalta kentinin de yangın tehdidi altında bulunduğu belirtildi.
Yangının büyük ölçüde maddi hasara yol açtığı, 440 ailenin yangından zarar gördüğü, bölgenin hava trafiğinin de olumsuz etkilendiği kaydedildi.
*****************************
DSÖ: Çevre kirliliği Asya-Pasifik'te her yıl 1 milyon kişiyi öldürüyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından hazırlanan rapora göre çevre kirliliği, Asya-Pasifik bölgesinde yılda yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne yol açıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tar afından hazırlanan rapora göre, adı geçen bölgede yetersiz hijyen, kirli su tüketimi ve katı yakıt kullanımının evlerde yarattığı kirlilik nedeniyle yaklaşık 580 bin kişi her yıl hayatını kaybediyor. İnsanların şehirlerdeki hava kirliliğine ve başta kurşun olmak üzere çeşitli elementlerin olumsuz etkilerine maruz kalmasıyla da yılda 405 bin kişi ölüyor.
Raporda, Pasifik ülkelerinin son 40 yıl içinde kaydettiği hızlı ekonomik kalkınmanın, şehirleşme ve sanayileşme nedeniyle çevreye bağlı yeni sağlık riskleri ortaya çıkardığı belirtildi.
DSÖ, bu risklerin önlenebilmesi için sağlık sektörüyle tarım, sanayi, ulaşım ve inşaat sektörleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Örgüt, sınır aşan sularla hava ve sahillerin kirlenmesine karşı da uluslararası işbirliğinin şart olduğuna işaret etti.

aa
********************************
http://www.sesonline.net


=================================
Uygarlığa Karşı İnternet Ağı ( İ Ç G Ü D Ü S E L)
www.geocities.com/yesilanarsi

Aşk&Nefret 23.09.2005 14:22:50

Aşk&Nefret 24.09.2005 13:20:33
Tunca nehri taştı

 Edirne Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yorulmaz, son yağışlarla birlikte Tunca Nehri'nin taşması sonucu çok miktarda çeltik alanının su altında kaldığını bildirdi.

Yorulmaz, Bulgaristan'ın Tunca Nehri üzerinde bulunan baraj kapaklarını açması sonucu nehirdeki suyun yükseldiğini söyledi.

Tunca Nehri çevresindeki Suakacağı, Hatipköy, Yolüstü, Değirmenyeni ve Avarız Köyleri'nde ekili tarım alanlarının kısmen su altında kaldığını anlatan Yorulmaz, ''Çok miktarda çeltik alanı su altında kaldı. Su altında kalan çeltikler zarar görecek'' dedi.
 

Aşk&Nefret 24.09.2005 13:23:48
Avrupa genişliğinde delik

Antarktika kıtasının üzerindeki ozon tabakası deliği, Avrupa kıtasının genişliğine ulaştı. 10 milyon kilometrekarelik alan, bugüne dek ölçülen en geniş ozon tabakası deliği oldu...


 
Antarktika üzerindeki ozon tabakası, bu yıl geçtiğimiz yıllara göre büyük bir genişleme gösterdi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından yapılan ölçümlere göre ozon tabakasındaki delik 2000 yılından bu yana ölçülen en büyük boyuta ulaştı. Ölçülen değerin bugüne kadar yapılan ölçümler arasında ise 'en büyük üçüncü delik' olduğu belirtildi.

Envisat uydusunun görüntüleri aracılığıyla elde edilen bilgilere göre ozon tabakasındaki delik 10 milyon kilometrekarelik bir alana yayıldı. Bu alan, Avrupa kıtasıyla hemen hemen aynı büyüklüğe denk geliyor. ESA, eylül ayında maksimum boyutuna ulaşan deliğin büyümeye devam edeceğini açıkladı.

Son 10 yılın rakamlarına bakıldığında, yılın bu zamanı için deliğin büyük olduğunu söyleyen araştırmacılar, sadece 1996-2000 yılları arasındaki dönemde ozondaki açılmanın daha büyük bir alana yayıldığını belirtti.

Canlılar için kalkan

Bir oksijen molekülü olan ozon, Dünya'da yaşam olabilmesi için stratosferde kalkan görevi görüyor. Güneş'ten gelen tehlikeli ültraviyole ışınlarını süzgeçten geçiren ozon tabakası, bitkileri hasardan, insanları cilt kanseri ve katarakt gibi hastalıklardan koruyor.

Ancak bu koruyucu tabaka, özellikle klor ve kloroflorokarbonlar (CFCs) gibi insan elinden çıkma kimyasallar nedeniyle hasara uğruyor. Montreal Protokolü'ne göre CFCs, aerosol gaz grubuna giriyor. Deliğin boyutu, ozon tabakasının incelmesi açısından önem taşırken, boyutu mevsime göre değişiyor.

Solunum hastalarını etkiliyor

Uzmanlar, tek bir klor molekülünün bile milyonlarca ozon molekülünü yok edebildiğini belirtiyor. Canlılar için hayati önem taşıyan Ozon tabakası, otomobil egzozuyla günışığı arasındaki reaksiyondan etkilenerek biçim alıyor. Ozon tabakasındaki deliğin büyümesi, özellikle solunum problemi yaşayanlar için potansiyel bir tehdit oluşturuyor.

www.milliyet.com.tr
*****************
Siyanürlü Madene Jandarmayla Su Getiriyorlar
Tüprag Şirketi, Uşak Eşme'de işletmek istediği altın madeninin ihtiyacı olan su için İnay Köyü'nde Jandarma korumasında kanal açmak istedi. Köylüler tepki gösterdi. Elele Hareketi, "madenin açılma izni olmamasına karşın su getirilmeye çalışılıyor" dedi.



--------------------------------------------------------------------------------
BİA Haber Merkezi
21/09/2005     
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (Uşak) - Kanada'daki Eldorado Gold firmasının Türkiye temsilcisi Tüprag Şirketi, bugün sabah saatlerinde Uşak İli Eşme-Ulubey Kışladağ mevkisinde işletmek istediği altın madeninin ihtiyacı olan su için İnay Köyü'nde Jandarma korumasında kanal açmak istedi.

Duruma tepki gösteren İnay ve çevre köylerden yüzlerce köylü yollara yatarak dozerleri engellemeye çalıştı.

İzmir-Bergama, Eşme, Sivrihisar Havran/Küçükdere Elele Hareketi de "madenin açılma izni olmamasına karşın su getirilmeye çalışılmasını" protesto ederek, yetkilileri bu durumu engellemeye çağırdı.

Tüprag Firması, su kanallarını geçirmek için İnay Köylülerinin tarlalarını satın almak istemiş, ancak, köylülerin tarlalarını satmamaları üzerine bu kez orman alanından, meradan ve yol kıyısından su kanalları açma girişiminde bulunmuştu. İnaylıların karşı çıkmaları ve tepki göstermeleri üzerine çalışma yapılamamıştı. Bu kez Jandarma ekiplerinin korumasında su kanalı açılmak istendi.

Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Ertuğrul Barka, Uşak Valiliği'ne yönelttikleri söz konusu madenin "Gayri Sıhhi Müessese Açılma Ruhsat ya da deneme izni olup olmadığına" ilişkin soruya 18 Eylül 2005 tarihinde "...henüz işlemler tamamlanmadığından açılma ruhsatı ya da deneme izni verilmediği..." cevabını aldıklarını ifade etti.

Kışladağ yöresinde, konunun uzmanları tarafından "dünyadaki en barbar yöntem" olarak tanımlanan "siyanürlü yığın liçi" yöntemi ile altın madeni işletilmek istendiğine dikkat çeken Barka, şöyle devam etti:

"Daha şimdiden on binlerce ağaç kesilmiş, tüm arazi tıraşlamış, gerekli tesisler kuruluyor işletmeciliği sonunda, 1 km2 alanı kaplayan, 400 metre derinliğinde bir krater çukuru oluşacak, yüzeyde büyük kısmı siyanürle kirletilmiş ,sülfitli ağır metal içeren 100 milyon metreküp atık depolama alanlarının oluşmasına neden olacak.Bu milyonlarca ton tehlikeli atıklar yer altı ve yer üstü su kaynaklarını kirletecek, Gezdi Nehri ile taşınarak, tüm Batı Anadolu'yu etkileyecek..."

Anayasa'nın 56/2 maddesine göre çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesinin önlenmesinin devletin ve vatandaşların ödevi olduğunu hatırlatan Barka, "Vatandaş ödevinin gereğini yapıyor, tepkisini gösteriyor, devletin de ödevinin gereğini yerine getirmesini, henüz çalışma izni olmayan madene su getirilmesi çalışmalarına engel olmasını bekliyoruz" dedi. (KÖ)
*******************
Dilovası Nefes Alamıyor
Kocaeli Valiliği'nin temmuz ayı hava kirliliği ölçümleri açıklandı. Dilovası'nda hava kirliliği oranı yüzde 52'ye ulaştı. Bu arada, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, 23 şirkete çevreyi kirlettikleri için para ceza verdi.



--------------------------------------------------------------------------------
Kocaeli Gazetesi
07/09/2005     
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (Kocaeli) - Kocaeli Valiliği, temmuz ayına ait hava kirliliği ölçüm raporlarını 26 Ağustos tarihli yazısıyla açıkladı. Temmuz ayında, Dilovası'nda hava kirliliği yüzde 52'ye ulaştı.

Kocaeli'nin yedi ayrı noktasına yerleştirilen hava kirliliğini ölçüm cihazları, değerleri saat bazında kaydediyor.

Özellikle demir-çelik fabrikalarının çıkardığı hurda tozu ile üretim esnasındaki zehirli gazların hiçbir işleme tabi tutulmadan direkt doğaya bırakmasının yanı sıra, boya ve kimyasal madde üreten fabrikaların filtrelerini çalıştırmamaları, çevre standartlarına göre üretim yapmamaları kirliliği artırıyor. Son araştırmalara göre Dilovası'ndaki ölümlerin tamamına yakınının çevresel etkilerden oluşan hastalıklardan kaynaklandığı belirlenmişti.

Beldede yaşayanlarda kan, deri, dil, boğaz ve akciğer kanseri, cilt alerjisi, ağır metallerden dolayı oluşan solunum yolu hastalıkları ile yeni doğan çocuklarda çevre kirliliğine bağlı özürlerin belirlenmişti. Sanayi kuruluşlarının Dilderesi ve Eynerca derelerine zehirli ve kimyasal atıklarını boşaltmasıyla, geçen cuma günü dere yataklarının denize boşaldığı yerde deniz canlılarının toplu ölümleri olmuştu.

Bu arada, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, çevreyi kirlettiği tespit edilen 23 firmaya 7 milyar liraya kadar ulaşan miktarlarda para cezası kesti. Para ceası verilen firmalar arasında Yıldız Entegre, Hacıoğulları Hazır Beton, Kroman Çelik, Süperyak Kömür ve Kor Endüstri de bulunuyor. (TK)
************
Cizre'de İçme Suyu Sıkıntısı: Günde 30 İshal
İçme suyu sıkıntısının yaşandığı Cizre'de her mahalleye haftanın sadece 1 günü su verilirken, yüksek sıcaklıkta depolanan klorsuz su mikrop üretiyor. İlçedeki hastane ve sağlık ocağına her gün 30 ishal vakası gelirken, halk, acil önlem alınmasını istedi.



--------------------------------------------------------------------------------
Şırnak Haber Gazetesi
01/08/2005     
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (Şırnak) - Klor sistemi olmayan Şırnak'ın Cizre ilçesinde, içme suyunun klorlanmaması nedeniyle, her gün 25-30 çocuk, ishal şikayetiyle hastaneye ve sağlık ocağına başvuruyor.

Cizre Sağlık Grup Başkanı Dr. Muhsin Hayyam Elçi'nin yaptığı açıklamaya göre, klor makinesi bulunmayan ilçede, içme suyuna klor atılmadığı için çocukların bağırsak enfeksiyonuna yakalandığını, her gün ortalama 25-30 çocuğun, Cizre Devlet Hastanesi ile sağlık ocağında tedavi edildiğini söyledi.

"İçme suyu sıkıntısı yaşanıyor"

Kendilerinin, başta resmi kurumlar olmak üzere, cami, okul ve köylere klor dağıttıklarını bildiren Dr. Elçi, şöyle konuştu:

"Bu konuda büyük sıkıntı yaşıyoruz. Sular klorlansa, sorun kalmayacak. İlçede ayrıca içme suyu sıkıntısı da yaşanıyor. Her mahalleye, haftanın sadece 2 günü su veriliyor. Evlerin damında, 50 dereceyi aşkın sıcaklıkta depolanan klorsuz suda mikrop ürüyor."

Dr. Elçi, sorunu çözmemeleri takdirde Belediye hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını belirtirken, ilçede yaşayan vatandaşlar da bu sorunun giderilmesi gerektiğini belirterek, acil önlem alınmasını istediler.

Konuyla ilgili açıklama yapan Cizre Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü M. Fatih Ünal'sa ishal vakalarının sadece klor sisteminin yokluğundan kaynaklanmadığını söyledi.

"İlçemizde klor sistemi olmadığı doğrudur, fakat artan ishal vakalarının sadece bundan kaynaklanmıyor. Cizre'deki evlerin tümünde sac depolar bulunmakta. Bu su depoları 50 derece sıcağın altında mikrop üremesini neden oluyor. Klor sisteminin kurulması için çalışmalarımız var ve önümüzdeki 10 gün içerisinde bu sistemi kuracağız." (ŞHG/NG)
 .....
 .....
 
Asya'da AIDS Vakaları Hızla Artıyor
Asya ve Pasifik ülkelerinde her gün 3 bin 500 kişi HIV taşıyıcısı oluyor. Beş sene içerisinde bölgede 12 milyon yeni vaka görülmesi bekleniyor. Prof. Dr. Eraksoy: "Verilere göre Türkiye'de pozitif insan sayısı 2 bin, ancak bu rakamı 10'la çarpmak lazım"



--------------------------------------------------------------------------------
Bia Haber Merkezi
01/07/2005    Elif KALAYCIOĞLU       elifk@bianet.org
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (İstanbul) - Birleşmiş Milletler'in AIDS'le savaşım birimi UNAIDS'in direktörü Peter Piot yaptığı açıklamada Asya ülkelerinde AIDS vakalarının hızla arttığını, eğer önleyici ve bilgilendirici programlara ağırlık verilmezse yakında patlama yaşanabileceğini söyledi.

Son verilere göre, Asya ülkeleri AIDS vakalarında Sahra-altı Afrika ülkelerine yetişmek üzere.

Türkiye'de ilaç pahalı; sağlıklı veri yok

Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy bianet'e yaptığı açıklamada Türkiye'de AIDS tedavisinde kullanılan ilaçların Avrupa ya da Amerika'dan geldiğini, oldukça pahalı olan ilaçları hiçbir özel sigortanın karşılamadığını söylüyor.

"AIDS ilaçları normalde eczaneden aldığımız ilaçlarla karşılaştırılamayacak pahalılıkta. Maddi durumu yerinde olan bir insan bile tedavisini kendi cebinden karşılayamaz".

Türkiye'de test fiyatları ise daha hesaplı.

Anonim yapılan testlerin sonuçları kimseye duyurulmuyor, sadece sayısal kayıt tutuluyor.

Eraksoy, Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre Türkiye'de HIV pozitif 2 bin civarında insan olduğunu, ancak "Türkiye gibi test yaptırma oranlarının düşük olduğu ülkelerde bu sayının 10'la çarpılması gerektiğini" söylüyor.

Türkiye'de AIDS konusunda bilinçlendirme programları da maalesef çok yetersiz.

Mevcut programlar AIDS'le Savaşım Derneği gibi, gönüllü organizasyonlar tarafından yürütülüyor.

Ancak, bu organizasyonlarda çalışanlar aynı zamanda başka işleri olan gönüllüler olduğu için profesyonel ve devamlı projeler oluşturulamıyor.

Eraksoy, "Eğitim programlarını yürütmek için profesyonel eğitim kadroları oluşturulmalı, istihdam edilen eğitimcilerin sadece bu konuya odaklanmalı" diyor.

Eraksoy'un "Ucu bırakılırsa yayılma potansiyeli fazla ve bedelleri ağır" diye nitelediği AIDS konusuna devletin yaklaşımı da maalesef "hastalığı öncelikli sağlık sorunu olarak görmemek üzerine kurulu".

"Devletin ilgisizliğini sağlık sorunlarına ayrılan kaynakların azlığı çerçevesinde anlamak mümkün, ancak gene de duyarsızlık çok tehlikeli ve mazur görülmemeli".

Asya'da acil önlem gerekli

Hindistan artık Güney Afrika Cumhuriyeti'nden sonra en fazla AIDS/HIV vakasının göründüğü ülke. Her dört yeni vakadan biri Asya'da görülüyor ve epidemik Çin'in bütün bölgelerine yayılmış durumda.

Piot Reuters'a yaptığı açıklamada, Asya'da AIDS patlamasına yol açabilecek çok fazla risk faktörünün bir arada bulunduğuna işaret etti.

Piot'a göre başlıca risk faktörleri prezervatif kullanımının yaygın olmaması, HIV testi yaptırma konusunda yaşanan zorluklar, kadın-erkek eşitsizliği ve uyuşturucu kullanımı.

Eğer AIDS vakalarındaki artış bugünkü gibi devam ederse önümüzdeki beş yıl içinde Asya ve Pasifik ülkelerinde 12 milyon yeni vaka görülecek. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'nün yaptığı açıklamaya göre ise bölgede her gün 3 bin 500 kişi HIV taşıyıcısı oluyor.

AIDS vakalarını önlemeye yönelik programların önündeki en büyük engellerden biri hastalıkla ilgili önyargılar. Dünyanın bir çok ülkesinde AIDS hala eşcinsel hastalığı olarak görüldüğü için risk altında olan çoğu insan test yaptırmıyor.

Tedavi programlarında yaşanan sorunlar arasında ise kokteyl ilaçların fiyatları ön sıralarda yer alıyor.

Brezilya ve Hindistan gibi ülkeler tedavide kullanılan ilaçların çoğunun jenerik versiyonlarını üretiyor ancak Amerika merkezli ilaç şirketleri patent haklarını iddia ederek ucuz ilaçların satılmasına karşı çıkıyor. (EK/EÜ)
***************

Aşk&Nefret 28.09.2005 00:35:12
Dünyaya neler oluyor?

Amerikan, İngiliz ve Avustralyalı bilimadamları ortak bir raporla dünyanın 10 yıl sonra çevre felaketleri açısından geri dönülemez noktaya geleceğini duyurdu. Çünkü dünya ısınıyor.

Karbondioksit oranı artıyor, okyanuslar ısınıyor, buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, orman yangınları artıyor, buzul tabakaları parçalanıyor, göller küçülüyor, kurak dönemler uzuyor, ırmaklar kuruyor
Kış sıcaklıkları artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonhabar gecikiyor, bitkiler erken çiçek açıyor, göç dönemleri değişiyor, yaşama alanları farklılaşıyor,
kıyı şeritleri erozyona uğruyor, mercan resifleri ağarıyor, kar yığınları azalıyor, bulut ormanları kuruyor, hastalıklar yayılıyor, yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor, dünyaya neler oluyor?

Rapora göre 1960'lardaki kirlenme buzulların yüzde 20'sini eritti. 300 bilimadamının yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre, Kuzey Kutbu'ndaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı. Bugünkü ise 2070'te dünyayı buzulsuz bırakacak, küresel çölleşme olacak, denizler yükselecek.

Dünya küresel ısınma yüzünden 10 yıl içinde geri dönülmez bir noktaya gelecek. Ormanların yok olması sonucu çölleşme yaşanacak, bu tarıma da yansıyacak, deniz seviyesi yükselecek ve dünya salgın hastalıkların pençesine düşecek. Bu felaket senaryoları "korkutucu" fakat "gerçek."

........................

Antarktika'da buz karaborsa!

Güney Kutbu'nun uydu görüntülerini inceleyen bilim adamları, 244 buzulun yüzde 87'sinde erime tespit etti.

Alarm Verildi
ABD'li ve İngiliz bilim adamlarının ortak çalışmaları, Güney Kutbu'ndaki buzulların hızla eridiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, inceledikleri buz kütlelerinin yüzde 87'sinde erime ve küçülme görüldüğünü söylüyor. Bölgedeki değişimi belirlemek için 1940'lardan beri çekilen binlerce fotoğrafı ve 1960'dan bu yana elde edilen uydu görüntüleri inceleyen bilim adamları, 244 buzul kütlesindeki erimeye dikkat çekiyor.

Nedeni Küresel Isınma
Bugünkü sürecin tersine, 1950'lerde buzulların büyüdüğünü açıklayan araştırma ekibine göre; önce Kuzey Kutbu'nda başlayan erime süreci, özellikle son beş yılda Antarktika'yı da etkilemeye başladı. Buzulların erimesine neden olan unsurların başında ise küresel ısınma gösterildi. Yetkililer hava sıcaklığının son 50 yılda iki derece artması dışında, deniz suyundaki değişikliklerin de önemli faktörler arasında olduğunu bildirdi.

*****************

Çok alametler belirdi

Küresel ısınmanın yaratacağı felaket senaryolarına bir yenisi daha eklendi. Gulf Stream sıcak su akıntısının duracağını belirten Amerikalı bilimadamı iki sonuca vardı. Biri, akıntının kesilmesiyle Avrupa buzul çağına girecek. Diğeri denizdeki planktonlar. Bu küçük canlılar yok olursa balıklar ve insanlar dahil beslenme zinciri darbe yiyecek.

Dünya büyük bir hızla sona mı yaklaşıyor? Geçen ayın başında İngiliz bilim dergisi Nature'de yayımlanan bir rapor bütün dünyayı hayrete düşürmüş "En kötü kâbuslarımız gerçek oluyor" dedirtmişti. Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bu rapor küresel ısınmanın etkisiyle dünyanın gelecek 50 yıl içinde yaklaşık 11 derece ısınacağını ortaya koymuştu. İşte Nature dergisi bu raporun ardından felaketin yanıbaşımızda yani Avrupa'da gerçekleşeceğini söyleyen ikinci bir raporu daha okuyucularıyla paylaştı. Amerika'nın Oregon Eyalet Üniversitesi'nden Andreas Schmittner, İngiliz bilimadamlarının vardığı bulguları da dikkate alarak inanılmaz bir araştırmaya imza attı. Schmitter, 11 derecelik bu inanılmaz sıcaklık değişiminin de etkisiyle Kuzey Kutbu'ndaki buzulların eriyeceğini ve eriyen buzların Kuzey Avrupa'nın daha ılıman bir iklime sahip olmasını sağlayan Gulf Stream Sıcak Su Akıntısı'nın (Kuzey Atlantik Akıntısı) durmasına sebep olabileceğini söyledi. En korkunç felaket senaryolarında yer alabilecek bu bulgu yani Gulf Stream'in tamamen durması dünyayı geri dönülmez bir yola sokabilir. Dünyanın kuzey yarıküresinin yeni bir buz devrine girmesine sebep olabilir. Gulf Stream, Meksika Körfezi'nden Atlantik Okyanusu'nu geçerek Kuzey Avrupa'ya ulaşıyor. Ve başta İngiltere, İrlanda, Fransa'nın kuzey bölümü, Belçika, Hollanda ve Almanya'nın iklimlerinin ılımanlaşmasını sağlıyor. Gulf Stream olmadan bu ülkelerin tamamı konumları gereği dondurucu havayla ve çok sert kışlarla karşı karşıya kalacak.

BESLENME ZİNCİRİ FELAKETİ
Schmitter'in araştırması başka bir detayı da ortaya koydu. Gulf Stream'in etkisiyle okyanus boyunca taşınan planktonlar (Suyun hareketiyle pasif olarak sürüklenen küçük canlılar) yani beslenme zincirinin ilk halkaları yok olmuş olacak. Ve başta bu planktonlarla beslenen balıklar olmak üzere bütün beslenme halkası zarar görecek. "Planktonların yok olması ölümcül bir zarar verecektir" diyen Schmitter bilgisayar programında Gulf Stream'in yok olmasının ardından planktonların 500 yılda yok olmasını inceledi. Bu süre zarfında planktonların yüzde 80'lik bölümü yok olacak. Taşıma bandı yüklenmiş torbalar gibi akıntıyla aktarılan bu canlıların yok olması da onlarla beslenen canlıların besinsiz kalmasına sebep olacak. Bu da besin zincirinin önemli halkası insanları etkileyecek.

*****************

Aral Gölü hızla çöle dönüyor

Bir zamanlar dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral, Asya'nın ortasında bir bataklık ve çöl haline geldi. Küresel ısınma nedeniyle kuraklaşan bölgede yer alan Aral, iki ayrı küçük göle dönümüş durumda. Kazakistan ve Özbekistan sınırındaki Aral'ın suları 40 yıla yakın bir süre boyunca içeriye çekildi. Bir zamanlar liman ve tersanelerin bulunduğu merkezler ise şimdi gemi mezarlığına döndü. Orta Asya'nın en önemli çevresel problemi haline gelen ve bunun yanında pek çok ekonomik soruna da neden olan Aral Gölü, Pamir Dağları'ndan gelen Siri Derya ve Amu Derya nehirlerinin sularının birikmesi ile oluşmuştu. 1960 yıllana dek dünyanın büyük gölleri arasında yer alan Aral gölündeki su seviyesi 2002 yılında 4 metre kadar düştü. Uzmanlar, sürecin devam etmesi halinde Aral Gölü'nün 2015 yılında tamamen kuruyacağını ileri sürdü.

******************

Avrupa yakında 'Sahra' olacak

Küresel ısınma ve neden olduğu iklim değişiklikleri Avrupa'yı tehdit ediyor. Hava sıcaklıklarının her geçen gün arttığına dikkat çeken bilim adamları Avrupa'nın çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Portekiz'deki Lizbon Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdüren Maria Carol, ortaya çıkan tehlikeye dikkat çekerek "Herkes daha çok su istiyor. Yüzme havuzları, golf sahaları, bahçeler için" diye konuşuyor. Portekiz hükümeti ülkedeki kuraklık tehlikesine dikkat çekiyor. İspanya'da halk nehir ve deniz kıyılarına göç ediyor. Aşırı sıcaklardan Avrupa tarımı da kötü etkileniyor. Verimli ve sulak ekilebilir tarım arazisi her geçen yıl azalıyor. Bu da başta yiyecek fiyatları olmak üzere aynı zamanda işsizlik oranlarının artmasına sebep oluyor.

*******************

'Avrupa çöl olacak'

Newsweek dergisinin haberine göre, 60 yıl içinde Avrupa'da kuraklık sonucu çöller oluşacak.



Bu gidişin dönüşü yok

Dünyanın dört bir yanındaki bilim adamları farklı sahalardaki araştırmalarında hep aynı sonuca vardılar. Her geçen yıl biraz daha "sıcak"layacağız. Artık tartıştıkları şey bu ısınmanın sonunun nereye varacağı.

* İspanya'da dekarlarca alanı küle çeviren yangınlar, eriyen buzullar...

* Hindistan'da can alan seller, Çin'i kasıp kavuran kasırgalar...

* Hepsi de dönülmez yolda birer kilometre taşı...

Küresel ısınmanın etkisiyle dünyada meydana gelebilecek farklı senaryolar sayısız kez gazetelerde yer aldı. Bazı senaryolarda sera etkisiyle Kutup Çağı'na geri dönüleceği, bazı senaryolarda da tam tersine sıcaklık dalgasının gittikçe daha da etkili olabileceği iddia edildi. Başını İngiliz bilim adamlarının çektiği bir grup ise iklim değişikliklerinin özellikle Avrupa'yı etkisi altına alacağını ve Avrupa'da havaların gittikçe ısınmasıyla neredeyse Akdeniz iklimini andıran bir iklimin oluşacağını söylemişti. İşte İngilizler'in bu düşüncesini destekleyen fakatonlar kadar iyimser olmayan bir inceleme, Amerika'nın saygın haber dergilerinden Newsweek'in son sayısında yer aldı. Dergide yer alan habere göre küresel ısınma; etkisini gelecek 60 yıl içinde çok ağır şekilde hissettirecek. Ve bunun sonucunda Avrupa kıtası başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde kuraklıklar meydana gelecek. Özellikle de Avrupa'da yükselen sıcaklıklarla ortaya çıkacak kuraklık çöl ve benzeri oluşumlara yol açacak.

AVRUPA ÇÖL MÜ OLACAK?
Eric Pape tarafından kaleme alınan habere göre yaklaşan bu tehlike üzerine Avrupa Uzay Ajansı "Çöl İzleme Projesi" isimli bir proje başlattı. Proje tarafından toplanan ilk verilere göre şimdiden Avrupa'nın Akdeniz kıyısında300 bin kilometrekarelik bir alan yani İngiltere'nin toplam yüz ölçümünden daha büyük bir alan kuraklıkla hatta çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu toprağın daha az verimli olması ve Avrupa topraklarında gittikçe daha az ekili ve dikili alan kalması demek. Hava ısınırken, toprak daha az yağış alacak, ürün yetişmeyen verimsiz topraklar Avrupa'yı saracak. Dergi Fransa'da onlarca yaşlının öldüğü 2003 yazını hatırlatırken, bu dönemde 35 dereceyi bulan sıcaklıklarla gelecek yıllarda daha çok karşılaşmaya hazırlanılması gerektiğini vurguluyor. Fransız meteoroloji uzmanları 35 dereceleri bulan sıcak gün sayısının gelecek dönemde 5 ila 10 kat daha fazla olacağını söylüyor.

Pentagon da araştırıyor

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon hazırladığı bir raporda, insanoğlunu 2020 yılından itibaren büyük iklim felaketlerinin beklediğini öngörmüştü. Savunma Danışmanı Andrew Marshall başkanlığında hazırlanan raporda "Küresel ısınmanın yol açacağı iklim değişiklikleri, Avrupa'daki kıyı kentlerini sulara gömecek, İngiltere Sibirya soğukları yaşayacak" denmişti. İngiliz bilim adamlarından oluşan "Today in Science" isimli grup ise kuraklıktan çok küresel ısınmanın etkisiyle okyanus akıntılarında yavaşlamalar olacağını ve bunun Avrupa'nın Buzul Çağı'na girmesine sebep olabileceğini belirtmişti. Akıntıların yavaş hareketi ile sıcak su sirkülasyonunun yavaşlayacağını söyleyen bilim adamları Kuzey Buz Denizi ve Atlas Okyanusu'ndaki soğuk su sirkülasyonun ağırlık kazanacağını iklimin değişeceğini iddia etmişlerdi.


****************
Büyük erime

"Bizler artık iklimi belirleyen süreç üzerinde etkili olabilen jeolojik unsurlarız" George Philander.

Dünya ısınıyor, hem de hızla. Peki bizler bu ısınmanın ne kadarından sorumluyuz?

Şu anda Alaska'dan And Dağları'nın karlı zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar geçtiğimiz yüzyıldan bu yana Dünya genelinde 0,6 C arttı ancak en soğuk, en uzak noktalar çok daha fazla ısındı. Sonuçlar pek de iç açıcı değil. Buzullar eriyor, nehirler kuruyor, kıyılar erozyona uğruyor ve yakınlarda yaşayan toplulukları tehdit ediyor.

Yüzlerce yıldır ormanları kesiyor; kömür, petrol ve benzin yakarak bitkilerle okyanusların soğurabileceğinden çok daha büyük bir hızla karbon dioksit ve ısıyı tutan diğer gazları atmosfere salıyoruz. Atmosferdeki karbon dioksit düzeyi bugün, yüz binlerce yıl önce olduğundan çok daha yüksek. İklim uzmanlarından George Philander, "Bizler artık iklimi belirleyen süreç üzerinde etkili olabilen jeolojik unsurlarız" diyor.

Bazı şüpheciler, "Hemen karar vermeyin" diyor. İklim kararsızlığıyla ünlüdür. Bin yıl önce Avrupa ılımandı ve İngiltere'de şaraplık üzümler yetişiyordu; 400 yıl öncesine gelindiğinde ise iklim değişmiş, hava serinlemiş ve Thames belirli aralıklarla donmaya başlamıştı. Şu andaki ısınma da doğanın kaprisi, geçici bir durum olamaz mı? Uzmanlar, "Bundan çok da emin olmayın" diyor. Kuşkusuz, izleyen sayfalarda okuyacağınız ısınma belirtilerinin bazıları iklimin doğal ritmiyle açıklanabilir. Ancak gezegen genelinde ateşi yükselten bir diğer etken daha var.

IPCC (BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli), yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 5,5 C'lik bir sıcaklık artışı öngörüyor. Ancak ısınma aşamalı olmayabilir. Ve bazı uzmanlar günümüzdeki sıcaklık artışının yıkıcı bir iklimsel sendelemeyi hızlandırabileceği konusunda kaygılı.

IPCC, iklim sisteminin nasıl işlediğini ve insan etkinliklerinin bunu nasıl değiştirdiğini anlamamızı sağlayan daha güçlü kanıtları içeren üçüncü değerlendirme raporunu 2001 yılında yayınladı. Bu değerlendirmeye göre, "son 50 yılda gözlenen ısınmanın büyük bölümünün insan etkinliklerine bağlanabileceği konusunda yeni ve daha güçlü kanıtlar" vardır.

Raporda ayrıca, küresel ısınmanın daha önce düşünülenden daha hızlı ve şiddetli gerçekleştiği saptaması da yer almaktadır. Ve iklim modellemeleri, yanardağ ve güneş patlamaları gibi doğal iklim güçlerinin tüm bu ısınmayı açıklayamadığını gösteriyor.

IPCC, iklim değişiminin şu anda yaşandığına ilişkin şu kanıtları gösteriyor:
* 1990 yılı bilinen en sıcak onyıl, 1998 ise en sıcak yıl olmuştur (Not: BM Dünya Meteoroloji Örgütü'ne (WMO) göre, 1998 kaydedilmiş en sıcak yıl olmaya devam ederken, 2002 en sıcak ikinci yıl olarak 2001'i de geride bıraktı).
* Ortalama küresel yüzey sıcaklığı arttıkça, kar örtüsü ve buz alanları da azalmıştır.
* Ortalama küresel deniz düzeyi yükselmiştir ve okyanuslar ısınmaktadır.
* Bölgesel iklim değişiklikleri, özellikle de sıcaklık artışı, şimdiye kadar birçok fiziksel ve biyolojik sistemi etkilemiştir. Bu etkiler şunları içermektedir:
- Buzulların küçülmesi,
- Permafrost tabakasının çözülmesi,
- Nehir ve göllerdeki buz tabakalarının daha geç oluşması ve daha erken erimesi,
- Orta-yüksek düzeydeki büyüme mevsimlerinin uzaması,
- Bitki ve hayvanların yaşam alanlarında değişiklikler,
- Bazı bitki ve hayvan popülasyonlarında azalma,
- Ağaçların erken çiçeklenmesi, böceklerin erken ortaya çıkması, kuşların erken yumurtlaması
* Akdeniz bölgesi de tehlikeli iklim değişimi etkilerine karşı savunmasız durumdadır.

İklim değişimi; besin üretimi, içme suyu kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma için bir tehdittir. Deniz düzeyinin yükselmesi, aşırı doğa olayları ve çölleşme, özellikle yoksul ülkelerde yaşayan milyonlarca insan için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Bugün ekonomik zorluklar yaşayan Akdeniz ülkeleri, büyük ölçekli, yıkıcı iklim felaketlerinin, yüksek ve önceden kestirilemeyecek maliyetleriyle başa çıkmak açısından da en az beceriye sahip ülkelerdir.

Isınmanın nedeni; son yüzyılda ciddi bir artış gösterdiği belirtilen küresel ısınmanın en önemli nedeni, seragazlarının (GHG) sanayileşmeyle birlikte insanoğlunun faaliyetleri sonucu atmosfer içindeki emisyonlarının çok önemli oranlarda artmasıdır.

İklim değişikliğine neden olan başlıca altı tane seragazı vardır. Bunların içinde en önemlisi CO2 gazıdır ve toplam seragazı miktarı içindeki payı % 80 civarındadır. Diğer seragazları ise büyüklük sırasına göre Metan (CH4), Azotoksit (N2O), Hidroflorokarbon (HFC), Perflorokarbon (PFC) ve KükürtHekzaFlorid (SF6) olarak sıralanabilir.

Seragazları içinde en önemlisi olan CO2 gazı salımı, çok önemli oranda ekonominin her sektöründe kullanılan fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz) yakılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle enerji politikaları ve çevre ilişkisi, seragazı salımlarının azatlımı açısından büyük önem arzetmektedir.

*****************

Sibirya kıyamet alameti mi?

Dünyanın dört bir yanından gelen küresel ısınma haberlerine bir yenisi eklendi. 11 bin yıllık buzulun erimesi endişe yarattı.

Sibirya'da Fransa ve Almanya'nın yüzölçümü genişliğindeki bataklık buzullarının da küresel ısınmaya yenik düştüğü ve erimeye başladığı bildirildi. Gezegenin bu 11 bin yıllık maziye sahip, en geniş donmuş bölgesi; oluştuğundan beri ilk kez eriyerek suya dönüşüyor. Bilim adamlarına göre bu bölge erirken açığa çıkan milyarlarca ton metan gazı atmosferde birikecek ve karbondioksitten 20 kat daha zararlı bu kütle, yeryüzünde sera gazı etkisi yaratabilecek.

OK YAYDAN ÇIKTI
İngiliz New Scientist dergisine göre, buzulların erimesi geri dönüşü olmayan bir süreç. Ve Sibirya, yeryüzünün her köşesinden çok daha fazla ısınıyor. Geçen 40 yıl içinde Sibirya'da sıcaklık ortalama 3 derece arttı. Oxford Üniversitesi'nden Judith Marquand, "Bu gelişmeden kaygı duyduğunu" belirtti. İklim uzmanları da olayı, "Bu tür doğal sistemler bozulmaya başladığında, ok yaydan çıkmış demektir. Hiçbir fren bunu durduramaz" diye yorumladılar.

Aşk&Nefret 28.09.2005 00:37:46
******************

Alaska halk plajı!

Küresel ısınma, ABD'nin Kuzey Kutbu'na en yakın noktası Alaska'yı da etkiledi. Kar, buz görüntüleri yerini bikiniyle güneşlenen insanlara bıraktı.

Hava 28 derece
Yüzyıllar önce Alaska'da denize girmek bir hayaldi. Ama küresel ısınma sayesinde artık, buzulların yanında denize girilebiliyor. Çarşamba günü bölgedeki hava sıcaklığının 28 derece olduğu belirtildi. Aynı gün Amerika Ulusal Hava Tahmini Servisi şefi Ted Fathauer şaşkınlığını, "Bu bir gerçek; meteorolojik bir şaka değil" diyerek dile getirdi.

Buzullar eriyor
Bilim adamları sera gazlarının küresel ısınma üzerinde etkili olduğunu, gazların etkisiyle her geçen gün dünyanın daha da ısındığını belirtiyor. Örnek olarak, son 10 yılda Alaska'nın buzul bölgelerinde meydana gelen erime gösteriliyor. Fakat bu durumdan Alaska'yı ziyaret eden turistler hiç yakınmıyor; kimi denize giriyor, kimi güneşleniyor.


***************

Tehditin boyutları

WWF tarafından yapılan araştırmaya göre, küresel ısınma bu yüzyılın sonunda bitki ve hayvan habitatının üçte birini tehdit ediyor. Nadir görünen türler ve bölünmüş ekosistemler şimdiden kirlilik ve ormanların yok edilmesinden dolayı tehdit altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

1990'lar geçen yüzyılın en sıcak yıllarıydı. Küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanusun derinliklerine, Ekvator'dan kutuplara kadar hissediliyor. Küresel ısınmanın etkileri gezegenin her yanında görülüyor, milyonlarca insanı sel, kuraklık ve susuzlukla karşı karşıya bırakıyor.

Avustralya'da 2002 yılında yaşanan şiddetli kuraklığın ana nedeni küresel ısınmaydı. Kuzey Pasifik'te somon popülasyonunda, bölgedeki sıcaklığın normalden 6 derece artması yüzünden büyük düşüş görüldü.

Kalifornia kıyılarında yüzlerce deniz kuşunun, denizlerin ısınması yüzünden besin kıtlığı yaşamalarının sonucunda, öldüğü görüldü. Okyanuslardaki ısının artmasıyla mercan kayalıklarının büyük zararlar gördüğü belirlendi.

Avustralya'daki Great Barrier Reef, sürdürülebilir olmayan balıkçılık yöntemleri, yapılaşma ve iklim değişikliği yüzünden çok yakında kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Şikago, Atina ve Yeni Delhi gibi şehirlerde ölüm çanları artarak çaldı, sıcak hava dalgalarından bunaldılar. Yükselen deniz seviyesi Pasifik adaları ve Hint Okyanusu'ndaki adaların çoğunu tehdit ediyor.

Büyük kasırgalar, seller, kuraklık ve sıtma gibi hastalık salgınları bizi bekliyor. Küresel ısınma, çevre felaketlerin etkilenen mültecilerin zorunlu göçleri yüzünden bölgesel çatışmalar yaşanabilir. Küresel ısınma yüzünden dünya ormanların ve hayvan türlerinin üçte biri tehdit altında.

Türkiye'de hava 3-3.6 derece ısınacak
Bilimadamları sadece 11 Avrupa ülkesinde 2001 yılında 80 kişinin seller yüzünden hayatını kaybettiğini belirtirken, sıcak dalgasından geçtiğimiz yıl 20 bin kişinin öldüğüne dikkat çekiyor. Son 5 bin yıldır Avrupa'daki buzulların şu an en alçak durumunda olduğuna da dikkat çeken Avrupalı bilimadamları, bu yaşanan ani iklim değişikliklerinin 600 bin kişiyi etkilediğini ve sadece geçen yıl 18.5 milyar dolarlık zarara yol açtığını kaydetti. Bilimdamlarının çıkardığı haritaya göre; Türkiye'de 3 ila 3.6 derece oranında ısınacak. Özellikle güneyde artış daha fazla görünüyor.

Grönland'da orman varmış
ABD'nin saygın üniversitelerden Colorado Üniversitesi Prof Dr. James White başkanlığında yürütülen Greenland Ice Core Project çerçevesinde yapılan araştırmalar, Grönland'ın da eskiden "ormanlık bir alan" olduğunu ortaya çıkardı. White ve ekibinin adayı kaplayan buzullar üstünde yaptığı araştırma, tam "3 kilometre" derinlikte sonuç verdi. Ekip elde edilen sonuçlar içinde çam tipi iğneli ağaçlarınkine benzeyen dikensi yaprakların, buğdaya benzeyen bitkilerin ve otların olduğunu tespit etti. 2003 yılı yazında 3085 metre derinlikte bir kayaya ulaştı ve araştırmalarını o derinlikte devam ettirmeye karar verdi. Yapılan özel işlemler sayesinde de son 123 bin yıldır adada meydana gelen değişiklikleri tespit edebildiler.


*****************

Kuzey Kutbu'nda buzul kalmayacak

Kuzey Kutbu'nun uydudan çekilen fotoğraflarını inceleyen bilimadamları erimenin hızlandığını ve 100 yıl içinde buzulların eriyeceğini açıkladı.

Yüzde 9'u kayboldu
Küresel ısınma dünyamız üzerindeki etkisini en çok Kuzey Kutbu'nda hissettiriyor. Kuzey Kutbu'nun uydudan çekilen fotoğraflarını inceleyen bilimadamları, buzullardaki erimenin hızlandığını ve 100 yıl içinde buzulların tamamının eriyeceğini açıkladı. NASA'nın uydu aracılığıyla çektiği son fotoğraflarda, Kuzey Kutbu'ndaki buzulların 1979'dan bu yana yüzde 9'unun eridiği tespit edildi.

Deniz seviyesi yükselecek
Norveç'te açıklanan araştırma sonuçlarına göre 100 yıl içinde kuzeyde hiç buzul kalmayacak. Hazırlanan 1800 sayfalık raporda küresel iklim değişikliği ile birlikte felaket getiren seller yaşanacağı açıklandı. Bilimadamları, küresel ısınmanın neden olduğu buzul erimeleri ile okyanuslardaki su miktarının artacağını, bunun sonucunda da deniz seviyesine yakın bölgelerin sular altında kalacağını belirtti.

Isınma Buzulları Neden Etkiliyor?
Küresel ısınmanın buzullar üzerinde etki göstermesinin nedeni buzların beyaz olması. Beyaz renk güneş ışınlarını yansıtıyor. Yansıyan ışınlar daha koyu renkte olan okyanus ve karalar tarafından emiliyor. Bu da okyanus sularının daha çok ısınmasına sebep oluyor. Isınan okyanus suları buzulları eritiyor. Kısacası buzullar direkt güneş enerjisi ile değil suların ısınmasıyla eriyor.


*******************

Yarından sonra'sı korkutuyor

Ortaya atılan son senaryolar akla 2004 yılına damgasını vuran "The Day After Tomorrow" (Yarından Sonra) isimli bilimkurgu filmini getiriyor. Filmde sera gazlarının etkisiyle dünya küresel ısınma konusunda çaresiz kalıyor. Hortumlar, fırtınalar, depremler, medcezir dalgaları ve seller dünyayı tehdit ediyor. Yeni bir buzul devri dünyanın kapısındadır. Bilimadamlarının açıkladığı gibi filmde, Gulf Stream'in buzullardaki erime yüzünden soğumasıyla, Kuzey Yarımküre hızlı bir soğuma sürecine giriyor. Yüz milyonlarca insan yaşamını yitiriyor.


********************

2050 felaket yılı ilan edildi

Almanya Potsdam İklim Enstitüsü'ne göre yüzyılın sonunda sıcaklığın artmasıyla göçler başlayacak. İklim mültecileri ortaya çıkacak.
2050: Sular yükselince verimsiz topraklardan kaçanların sayısı 150 milyonu bulacak. Akdeniz'de orman yangını ve zararlı böcek istilası olacak.
2070: Açlık ve susuzluk yüzünden ciddi sağlık problemleri ortaya çıkacak. Kuzey Buz Denizi yok olacak. Hayvan türleri azalacak.




Felakete adım adım

Dünya küresel ısınmayla birlikte ortaya çıkan felaket senaryolarını konuşuyor. Başlıkta eriyen buzullar; ayrıntılarda ise açlık, susuzluk ve iklim mültecileri var.

İngiltere'nin güney batısındaki Exeter kentinde düzenlenen ve üç günden bu yana süren Tehlikeli İklim Değişikliğini Önleme Konferansı'nda bu güne kadar küresel ısınmanın dünyanın fiziki yapısı üzerinde meydana getireceği değişiklikleri, yaptıkları araştırmalar ışığında ortaya koyan bilim adamları, olaya bir de "insanlık" açısından baktılar. Almanya'da bulunan Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü'ne bağlı bilim adamlarının araştırma sonuçlarının açıklandığı dünkü oturumda, dünyanın küresel felakete her yıl biraz daha yaklaştığı ortaya vurgulandı. İklim evrimi konusunda hükümetlerarası uzmanlar grubunun da başkanı olan Rajendra Pachauri, yüzyıl sonuna kadar sıcaklığın 15 yıl öncesine oranla 5.8 dereceye kadar artabileceğini anlattı.

İÇME SUYU SIKINTISI ÇEKİLECEK

Otuz ülkeden 100'den fazla bilim adamının katıldığı toplantıda aynı dönemde küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan kuraklık ve içme suyu sıkıntısının yeryüzünün tüm bölgelerini etkileyeceğini kaydeden Potsdam'lı bilim adamları, şimdiden bu bölgelerdeki insanların yılda adam başına bin metreküp suyu bile zor bulduklarına dikkat çektiler. Bu kuraklığı paylaşan insan sayısının 1.4 milyarı bulduğuna işaret ettiler. İşte Potsdam'lı bilim adamlarının hazırladığı küresel felaket takvimi:
2030: Küresel ısınma ilk olarak Avustralya'daki bazıtropik ormanları ve Güney Afrika'daki bitki örtüsünü etkisi altına almaya başlayacak. Bazı gelişmekte olan ülkelerde ise yiyecek üretiminde azalmalar görülecek. Su sıkıntısı problemleri baş gösterecek. Dünya ülkeleri oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecek.

FELAKETİN TARİHSEL DÖKÜMÜ

2050: Küresel ısınmanın verdiği zarar daha ciddi boyutlara ulaşacak. 2050 yılına kadar yaklaşık 10 milyon kişi "iklim mültecisi" durumuna düşecek. Suların yükselmesi ile verimsiz ve kurak hale gelen topraklardan kaçan insan sayısı 150 milyona ulaşacak. Hindistan'da sular altında kalacak yerlerden ayrılmak zorunda kalacak insanların sayısı en az 30 milyonu bulacak. Buzulların erimesiyle kutup ayılarının nesli yok olacak. Akdeniz bölgesindeki ülkelerde daha çok orman yangını olacak ve zararlı böcekler ortaya çıkacak. Amazonlar da küresel ısınmadan payına düşeni alacak. Açlık yüzünden nüfus azalacak.
2070: Açlık ve susuzluk yüzünden çok ciddi sağlık sorunları ortaya çıkacak. Kuzey Buz Denizi diye bir şey kalmayacak. Hayvan türleri küresel ısınmaya paralel olarak önemli ölçüde azalacak. 2.8 milyar insan küresel ısınmanın sonuçlarından ötürü ortaya çıkacak bu sorunlarla boğuşurken zamansız can verecek.
**********************************

Havada karbon alarmı

SEDAT SUNA - DİHA

Avrupa Küresel İklim Eylem Koordinatörü Jonathan Neale, daha önceleri 50 yıl içinde oluşan karbon kirlenmesinin günümüzde birkaç yılda gerçekleştiğine dikkat çekerek, acil önlem çağrısında bulundu.


3 Aralık tarihinde dünya genelinde yapılması planlanan 'küresel iklim değişikliğini' protesto eylemi öncesi İstanbul, bu alandaki önemli bir aktivisti konuk etti. Küresel iklim eylemcisi olarak tanınan Jonathan Neale, Sera gazlarının artmasının en büyük nedenlerinden birinin karbondioksit gazı olduğunu belirtti. Neale, bunu önlemeye yönelik olarak hazırlanan ve ABD'nin imzalamaya yanaşmadığı Kyoto Sözleşmesi'ni de yetersiz buldu.

Karbondioksitin havaya karıştıktan sonra temizlenmesi en zor gazlardan biri olduğuna dikkat çeken Neale, 'Geçtiğimiz 50 yıl içinde oluşan karbon kirlenmesi artık günümüzde birkaç yıl içinde olmaktadır. Diğer bir etki daha var: Bilim insanlarının şanssız sürprizler adını verdiği veya ani iklim değişiklikleri denilen olaylar da, iklim değişimine etki eden büyük faktörlerden biridir. Bu etkenleri biliyoruz; günümüzde bunun bir örneği de Katrina kasırgasıdır.'

Son büyük değişiklik

Dünyadaki son büyük iklim değişikliğinin 10 bin 660 yıl önce, 3 yıl içinde gerçekleştiğini öne süren Neale, 'Yeni büyük iklim değişikliği önümüzdeki yıl içinde mi, 20 yıl sonra mı, 50 yıl sonra mı ya da gelecek hafta mı gerçekleşecek, bunu bilmiyoruz' dedi. Bunun için bir an önce havaya karbon vermeye son verilmesi gerektiğini söyleyen İklim Eylem Koordinatörü Jonathan Neale, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: 'Bilim insanları şu konuda hemfikir ki; havaya verdiğimiz karbon gazını yüzde 70-80 oranında düşürmemiz gerekmektedir. Buna karşılık bir yandan dünyanın nüfusu artarken, diğer yandan Hindistan, Çin ve bu gibi ülkeler gün geçtikçe sanayileşiyor. Sanayileşmiş ülkelerde ise karbon oranı yüzde 90'lara varan bir hızla yayılıyor.'

Karbon salımını engellemeye dönük yapılması gerekenlere de değinen Neale, bunu başarabilecek teknolojinin bulunduğunu, ancak maliyetinin yüksek olduğu gerekçesiyle yanaşılmadığını öne sürdü.

Karbon binalardan yayılıyor

Neale, havaya verilen karbon gazının yarısından fazlasının ev, ofis ve binalardan yayıldığını söyledi. Bu konuda hükümetleri uyaran Neale, şunları söyledi: 'Ciddi bir uygulama ile bu bina, ev ve ofislerin izolasyonunun yapılması, yine karbon salımını engelleyebilir. Bu işlem dünyada bulunan milyonlarca inşaat işçisine de istihdam sağlayacaktır.

Binaları izole etmek, demir yolları, değirmenler yapmak yeni istihdamları alanları demektir.

Önemli olan, bunların hepsini sadece bir ülkede ya da şehirde değil, her yerde yapmaktır. Bunu yapacak para ve insan mevcuttur.' İSTANBUL
******************************
Kömür ocağında göçük: 2 ölü, 1 yaralı

Zonguldak’ta kaçak işletildiği iddia edilen kömür ocağındaki meydana gelen göçükte 2 işçi öldü, 1 işçi yaralandı.

Gelik Beldesi’nde henüz sahibi belirlenmeyen kömür ocağında, tavan kısmındaki toprak kayması sonucu göçük meydana geldi.
Göçükte Serkan Bayram (20) ve Serkan Güney (23) öldü, Selim Türkmendal (36) yaralandı.
*************************
Caretta Carettalar sahillere küstü

Dalyan’dan Hatay Samandağ’a kadar uzanan sahil şeridinde belirli alanlara yumurtalayan Caretta Carettaların sayısında bu yıl geçen yıllara oranla ciddi bir düşüş gözlendi.

Bu yıl Türkiye kıyılarına yumurta bırakan Caretta Caretta sayısının yüzde 50 oranında azaldığı saptandı. Çevreciler, Carettaların yumurtalarını bıraktığı sahillerde ciddi bozulmalar yaşandığına dikkat çekiyorlar.

Türkiye, nesilleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Caretta Carettaların önemli yumurtalama alanlarının başında geliyor. Dalyan’dan Hatay Samandağ’a kadar uzanan sahil şeridinde belirli alanlara yumurtalayan Caretta sayısında bu yıl geçen yıllara oranla ciddi bir düşüş gözlendi. Yapılan araştırmalara göre yumurtalamaya gelen caretta sayısı yarı yarıya azaldı.


Balıkçı ağlarına takılarak yaşamını yitiren kaplumbağaların yanı sıra çevre kirliliği, sahillerdeki yoğunluğun her geçen yıl biraz daha artması carettaların sayısının azalmanın başlıca nedenleri arasında sayılıyor.

Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yakup Kaska, önceki yıllara göre yüzde 50’lere varan azalmalar gözlendiğini dile getirdi.

2005 sezonunun son yuvadan çıkan son yavruların denize ulaşmasıyla kapanmış olduğunu belirten Kaska, “2005 yazı, Akdeniz deniz kaplumbağaları açısından maalesef çok parlak bir sezon olmadı. Yuva sayılarında önceki yıllara göre yüzde 50’lere varan azalmalar gözlendi. Batıdaki Dalyan-Dalaman kumsalından doğudaki Hatay Samandağ’a kadar aynı özellik gözlendi. Deniz kaplumbağaları, 2-3 yılda bir yuva yaptığı için bu senenin az yuva yapan dişilerin ziyaret ettiği bir sezon olduğunu ümit ediyoruz. Bu azalmanın ikinci bir sebebi de olabilir: Bazı durumlarda dişi deniz kaplumbağaları balıkçı ağlarına takılarak ölmektedir. Dolayısıyla bir dişinin ölmesi tek kumsalda 3-5 yuvanın azalmasına, 10 dişinin ölmesi 30-40 yuvanın azalmasına yol açıyor” dedi.

‘BİLİMSEL ÇALIŞMALAR YAPILAMADI’
Bu yıl özellikle Özel Çevre Koruma Kurumu alanlarında yani Fethiye, Dalyan, Belek ve Göksu kumsallarındaki koruma projesi ihaleyle verildiği için bir inşaat şirketi tarafından koruma çalışmaları yürütüldüğüne dikkat çeken Kaska, “Bu nedenle, gerçek bilimsel çalışmalar çok ayrıntılı bir şekilde yapılamadı. Yıllardan beri 9 Eylül Üniversitesi’nin ve diğer üniversitelerin katkılarıyla bu kumsallarda yürüttüğümüz çalışmaları kesintiye uğratmak durumunda kaldık. Önümüzdeki yıllarda, yerel sivil kuruluşu örgütleri ve yaptıkları albümden elde edecekleri gelirin bir kısmını bize aktaracak olan Grup Doğayla Barış katkılarıyla koruma çalışmalarına sponsor olacaklar. Bu katkılarla ve sivil toplum kuruluşlarının katılımlarıyla yine eskiden olduğu gibi gönüllülerin ve üniversitemizin bilimsel çalışmaları doğrultusunda koruma çalışmalarını sürdürebilmeyi ümit ediyoruz” dedi.

‘İNŞAAT ŞİRKETLERİ ARADAN ÇEKİLSİN’
2005 sezonu koruma çalışmalarını değerlendiren Fethiye Doğayı Koruma Derneği Başkanı Yüksel Topçu da, “Koruma sezonunu tamamladık. Bu sezonun bir değerlendirmesini yaparsak; burada Çevre Bakanlığı tarafından bir ihale açıldı. Bu ihaleyi bir inşaat şirketi kazandı ve burada üniversitemizle birlikte koruma çalışması yaptı. Şu anda burada sivil toplum örgütleri ve yerli gönüllüleri var. Bu tip ihalelerin çok yanlış olduğuna ve yapılmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu işi ehline bırakmak gerekiyor. Bu da yıllardır bu koruma çalışmasını yapan üniversitelerimizdir. Fethiye Doğayı Koruma Derneği olarak 10 yıldan fazla süredir bu çalışmalara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çevre Bakanlığına bir çağrım var: Lütfen bu işi ehline bırakın. Bu işte deneyimli olan üniversitelerimize bırakın. Bu işi şimdiye kadar birlikte ve çok güzel bir şekilde yaptık. Şimdiden sonra da yaparız. İnşaat şirketlerini aradan çıkarın” diye konuştu.

Caretta Caretta kaplumbağalarını koruma çalışmaları çerçevesinde Çalış bölgesiyle Yanıklar’da görev yapan üniversite öğrencilerine küçük bir katkıda bulunmak istediklerini bildiren Fethiye Doğayı Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Budak, “Esnaf arkadaşlarımızla birlikte öğrencilerin sabah kahvaltılarını, öğle ve akşam yemeklerini karşılamaya çalıştık. Çevre Koruma Kurumu, büyük paralar yerine bize manevi destek versin. Burada, inşaat firmalarından çok daha iyi iş yaparız. Yerel yönetimle birlikte sahilde birkaç düzenleme yapmamız, geceleri şezlong ve şemsiyeleri toparlamamız bile bu bölgedeki kaplumbağa yuvalarının sayısını arttıracaktır” dedi.


ntvmsnbc
********************************
Avustralya'da milyonlarca hayvan katledilecek!

Avustralya Parlamentosu biyo-çeşitliliğin korunabilmesi iddiasıyla milyonlarca vahşi deve, at, eşek, domuz, kedi ve tilkiyi yok etme hazırlığında.

Avustralya parlamentosu tarafından hazırlanan ve Kasım'da milletvekillerine sunulacak rapora göre, 200 yılı aşkın bir zaman önce Avrupalı göçmenler tarafından kıtaya sokulan bu ''egzotik'' türler, tarım ve çevre için tehdit oluşturuyor ve ortadan kaldırılmalı.
Kıtada, bu göçmen hayvanları ortadan kaldıracak yırtıcı hayvanların az olması ve gelişimleri için büyük alanlar bulunmasının, bu türlerin sayısında patlama olmasına yol açtığı iddia edilen raporda, bu hayvanların yerel türlerin yaşam alanlarını tahrip ettikleri ve hastalık yaydıkları da ileri sürüldü.
Avustralya Çevre Bakanlığı'nın verilerine göre, kıtada, önceleri evcil hayvan olarak getirilen, ancak sonra yabanıl hale gelen, 500 bin deve, 300 bin at, 5 milyon eşek, 23 milyon domuz ile sayısız kedi ve
tilki bulunuyor.
Meclise yakında sunulacak komisyon raporu, bu hayvanların itlafını ya da zehirlenmesini öneriyor.
Dünya Yabanıl Yaşamı Koruma Fonu'nun (WWF) Avustralya şubesi de bu hayvanların ortadan kaldırılmasının gerekliliğini kabul ederek, ''bu
ülkeye ait olmayan bu vahşi hayvanların, gelişlerinden bu yana çevreye yıkıcı bir etkileri olduğunu'' iddia etti. Avustralya parlamento komisyonunca hazırlanan rapora göre, bu hayvanların tarıma bir yılda verdiği zarar 547 milyon Avustralya Doları'nı buluyor.

aa
*****************************
ABD'yi vurması muhtemel yeni kasırgalar yolda

Rita kasırgasının ardından rahat bir nefes alan ABD’yi, yakında bir veya iki kasırganın daha vurabileceği uyarısı yapıldı.

Amerikan Ulusal Kasırga Merkezi’nin (NHC) Başkanı Max Mayfield, Ekim ayı ortası veya sonuna kadar sürecek yoğun kasırga sezonu boyunca başka tropik fırtına ya da kasırganın olmayacağını düşünmenin mantıksız olacağını, bir veya iki büyük kasırganın ABD’yi vurabileceğini belirtti.
Mayfield, önemli olanın kasırgaların sayısı değil, aralarından kaç tanesinin karayı ve yerleşim yerlerini vuracağı olduğunu söyleyerek, "Kimse bu kasırgaların nereyi ve ne zaman vuracağını bilemez" dedi. Amerika’da 1 Haziran’da başlayan ve 30 Kasım’da sona erecek kasırga sezonu, bu yıl çok yoğun geçiyor. New Orleans ve civarındaki eyaletlerin özellikle kıyı kesimlerini vuran Katrina’nın ardından Nate, Maria, Ophelia ve Philippe tropik fırtınaları oluşmuş, bunlar Atlas Okyanusu’nun kuzeyindeki soğuk sularda güçlerini yitirerek yok olmuşlardı.
Kasırga sezonunun en yoğun faaliyetinin genellikle Ağustos sonu ve Eylül ortasında yaşanmasına karşın, bu yıl şiddetli kasırgaların Eylül ayı sonunda da devam etmesi dikkati çekiyor. Amerikan Ulusal Kasırga Merkezi’nin 19’ten beri her yıl hazırladığı resmi kasırga listesine göre, Rita’dan sonra sırasıyla Stan, Tammy, Vince ve Wilma tropik fırtınaları bölgeyi etkileyecek.

aa
***********************
Katil grip kapıda mı? Ya da nerede?
27.09.2005 00:50 - Bu haber 19.742 kişi, Mynet Haber bugün 603.088 kişi tarafından okundu
Yurdum insanı geçmiş yıllarda kışa girerken "Bu kış komünizm gelecek" diye korkutulurdu. Rusya parçalandı, komünizm tehlikesi ortadan kalktı, ama tehdit devam ediyor. Korkutma artık "Bu kış katil grip kapıda" şekline dönüştü. İnsanımızın her sorunu halledilmiş, hiçbir derdi kalmamış da, bir tek kışa girerken rahatlık batmasın diye korkutulması eksik kalmış sanki. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Mynet okurları için grip'i yazdı.

Gazetelerdeki manşetleri okuyunca, kapıyı hafifçe aralayıp etrafı kolaçan etmeden adım atmaya ürküyor insan. Sanki, başınızı dışarı uzatır uzatmaz birisi üzerinize çullanacak, boğazınızı sıkacak, bıçaklayacak, keserle saldıracak... korkusuna giriyorsunuz ister istemez.

YILLIK OLAĞAN SALGINLAR

Gribin her yıl kış aylarında salgınlarla ortaya çıkan bir hastalık olduğu doğrudur ve bu yıl da bir grip salgını olacaktır. Bu, Allah' ın emri olan "yıllık olağan salgınlar" çoğu zaman sadece bir kasabayı, bir şehri veya bir ülkeyi ilgilendirir, tüm dünyaya yayılmaz.

Yani, salgın oldu diye herkesin gribe yakalanması, hastalanması, yatak döşek yatması gerekmez. 3-6 hafta kadar süren bu olağan salgınlarda toplumun ancak %1-5' i hastalanır. Ama, bu tür salgınları küçümsemek de doğru değildir, çünkü gribin bu tip salgınları her yıl tüm dünyada 3-5 milyon insanın ciddi şekilde hastalanmasına ve 250.000-500.000' inin de ölmelerine yol açar.

DÜNYA ÇAPINDA SALGIN

Katil grip kapıda sloganıyla lanse edilen ve gerçekten de tüm dünyayı etkileyebilecek olan salgınlar ise pandemi adıyla bilinir. Pandemilerin, geçmişte olduğu gibi milyonlarca insanın ölümüne neden olma ihtimalleri yüksektir. Meselâ, dünyamızın yaşadığı en büyük pandemi olan ve İspanyol Gribi adıyla bilinen salgın 1918 yılında 40 milyondan fazla insanın ölümüne yol açmıştır. 1957 ve 1968 yılındaki salgınlarda da 1' er milyon insan yaşamını yitirmiştir.

Depremlerin ne zaman olacağı tam bilinemediği gibi, pandemilerin ne zaman ortaya çıkacağı da önceden söylenemez, sadece tahmin edilebilir. Burada, işin iyi tarafı pandemilerin ancak 20-30 yılda bir görülmesi, kötü tarafı ise bu sürenin, maalesef ki çoktan dolmuş olmasıdır. Yani, bir pandemi sürpriz olmayacaktır ve bu nedenle de, bilim adamları kaç senedir "katil grip bu yıl kapıda" beyanatları vermektedirler, çünkü bugünün şartlarındaki bir pandemi milyonlarca insanın hastalanması ve ölmesi demektir.

Sade vatandaşın ise böyle bir pandemi olmaması için dua etmekten başka yapabileceği bir şey yoktur.

KOD ADI: H5N1

Pandeminin nedeni, o güne kadar insanlarda hastalık yapmamış olan, dolayısıyla insanların bağışıklığının olmadığı yeni bir grip virüsünün ortaya çıkmasıdır.

Dünya Sağlık Örgütü pandeminin, kod adı H5N1 olan kuş gribi virüsünün insanlara bulaşması ve yayılmasıyla olacağını tahmin etmektedir. Asya' ya göçmen kuşlarla geldiği düşünülen H5N1 virüsü başta tavuk, ördek olmak üzere kümes hayvanlarına bulaşmış ve bu yıl içinde milyonlarcasının ölümüne yol açmıştır.

H5N1 virüsünün yapacağı salgının insanlara kuşlardan değil de hayvanlardan, özellikle de insanlarla iç içe yaşayan domuzlardan bulaşacak virüslerle olacağı öngörülmektedir. Çünkü, domuzlarda hem insan ve hem de kuş virüsleri beraber barınabilmektedirler. Domuzların hücrelerinde insan ve kuş virüslerinin DNA'larının karışmasıyla ortaya çıkacak olan ve insanların hiçbirinin bağışık olmadığı, insanlar arasında kolayca yayılabilecek bu yepyeni virüs bu yılki pandeminin etkeni olabilecektir.

Yazı: ahmetrasimk@mynet.com

www.mynet.com

Aşk&Nefret 28.09.2005 09:31:00


Sayfa: [ 1 ]